İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 78. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

İskan kanununa bir ek madde eklenmesine dair kanun teklifi (s.s.:1315)

Mahmut Uğur Çetin

Niğde Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 78. Birleşim · 5. yasama yılı · 21 Mart 2007 · 663 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mahmut Uğur Çetin (AK Parti), 21 Mart 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İSKAN KANUNUNA BİR EK MADDE EKLENMESİNE DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.:1315)); konuşma 663 kelime.

Mahmut Uğur Çetin (AK Parti, Niğde). “İskan kanununa bir ek madde eklenmesine dair kanun teklifi (s.s.:1315)”. TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim tutanağı, 21 Mart 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mahmut-ugur-cetin-22-2007-03-21-iskan-kanununa-bir-ek-madde-eklenmesine-dair-kanun-teklifi-s-s-1315 (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c150/b078/tbmm221500780512.pdf

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

MAHMUT UĞUR ÇETİN (Niğde)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; (2/824) esas numaralı Giresun Milletvekili Nurettin Canikli ve 14 Milletvekilinin, 2510 Sayılı İskân Kanununa Bir Ek Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi üzerinde şahsım üzerine söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

19-20 Nisan 2005 tarihinde KİT Komisyonunun Değerli Başkanı Nurettin Canikli'nin Başkanlığında, KİT Komisyonu üyeleri olarak, Ceylânpınar Tarım İşletmeleri Tesislerinde yapmış olduğumuz incelemelerdeki göçerlerle ilgili tespitlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Biraz önce de ifade edildiği gibi Ceylânpınar Tarım İşletmeleri 1943 yılında kurulmuş olup 1 milyon 761 bin 343 dekarla TİGEM'in toplam arazi varlığının yüzde 47'sini ve en büyük kısmını oluşturmaktadır. TİGEM arazileri içerisinde ayrı ayrı 28 göçer yerleşim biriminin olduğu söylenmektedir.

Bizler KİT Komisyonu üyeleri olarak bu yerleşim birimlerinin büyük bir kısmında incelemelerde bulunduk. Buralarda, her ne kadar 20/10/2004 tarihinde yapılan sayımda 273 aile ve yaklaşık 2 bin kişilik bir nüfusun yaşadığı belirtilse de bu rakamların, 400'e yakın aile ve yaklaşık da 4 ila 5 bin arasında vatandaşımızın yaşadığını oradaki edindiğimiz bilgilerle müşahede ettik.

Gerçekten, Ceylânpınar Tarım İşletmesi sınırları içerisinde -adına yaşamak denirse- yaşayan vatandaşlarımızın durumu, 21'inci yüzyıl Türkiye'sine hiç de yakışmayan, çok vahim bir durum arz etmektedir. Derme çatma, tek katlı, tek odalı mekânlarda, bazılarının yapay mağaralarda, bazılarının kara çadırlarda, bazılarının da hayvanlarıyla birlikte aynı mekânlarda yaşadıklarını gözlerimizle gördük. Tabii, son derece ilkel ve insan sağlığını en acımasızca tehdit eden ortamlarda yaşam mücadelesi vermeleri bizi ayrıca üzdü. Çocukların, hastaların ve yaşlıların durumu daha da vahimdi. Bu yerleşim birimlerinde yol, su, elektrik, sağlık hizmetleri, telefon gibi insan yaşamı için gerekli olan unsurların veya olmazsa olmaz olan unsurların hiçbirisi mevcut değildi. Kısaca, bu vatandaşlarımız, medeniyetin tüm nimetlerinden mahrum bir şekilde şu anda yaşamlarını idame ettirmeye çalışmaktadırlar. Yaşamlarını da genellikle, kısmen tarım ve büyük bir çoğunlukla da bu vatandaşlarımız hayvancılıkla idame ettirmektedirler, geçimlerini hayvancılıkla sağlamaktadırlar. Tabii ki, doğal olarak, geçimini hayvancılıkla sağlayan bu insanlarımızın, hayvansal ürünlerinin de elektriğin ve özellikle suyun olmadığı bir mekânda, üretmiş oldukları hayvansal ürünlerin, süt ürünlerinin, daha doğrusu yoğurdun, peynirin, sütün ve yağın, insan sağlıyla nasıl bağdaştığını ve hangi ortamlarda üretildiğini ve ne şekilde tüketildiğini de müşahede edersek, durumun vahameti daha da artmaktadır.

Göçer olarak adlandırılmalarına rağmen, genellikle, TİGEM arazileri içinde bu insanlar yerleşik bir biçimde yaşamaktadırlar ve bu insanların bize o günkü verilen rakamlar itibarıyla yaklaşık 33 bin küçükbaş ve 400 büyükbaş hayvan sayısına sahip olduğu belirtilmekteydi. Yalnız, bazı aylarda bu, özellikle küçükbaş hayvan sayısının 100 bine yaklaştığı göçerler tarafından bize ifade edildi.

Göçerlerin işletme arazisine getirmiş oldukları bu yaklaşık 100 bin başlık küçükbaş ve 400-500 başlık büyükbaş hayvan tabii ki işletme arazisine haddinden fazla zarar da vermekte ve arazinin kuruluşuna veya amacına yönelik birtakım işletme faaliyetlerini de dolayısıyla aksattığına da gözlerimizle şahit olduk.

Tabii, göçerlere ait bu hayvanlar, veteriner kontrolünden uzak olmaları, koruyucu aşı ve tedavilerinin yapılmaması nedeniyle çeşitli hastalıklar taşımakta ve bu hastalıkları da kendileriyle aynı merayı paylaşmak zorunda olan işletmenin damızlık sürülerine de doğal olarak bulaştırmak gibi bir tehdit unsuru oluşturmaktadırlar, damızlık hayvan yetiştiriciliğini de dolayısıyla olumsuz yönde etkilemektedirler.

Tabii ki, TİGEM, burada, sertifikalı tohum yetiştiriciliği yapmaktadır. Bu alanda da TİGEM'in faaliyetleri aksamaktadır. Tabii ki, TİGEM'in asli görevlerine vermiş olduğu zararlardan dolayı da bu soruna bir an önce çözüm bulunması gerekliliği durumun vahametini daha da artırmaktadır.

Biraz önceki değerli konuşmacıların bugünkü çıkartacağımız kanunla ilgili birtakım eleştirileri oldu, ama, özellikle Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunun 1995 yılından beri gündeme getirdiği ve sürekli olarak göçerlerin işgalci konumda yaşadığı bir biçimde arazide yaşadıklarını, yarattıkları sorunları, işletme faaliyetlerine vermiş oldukları zararları bütün raporlarında belirtmektedirler; fakat, bugüne kadar, maalesef, hem göçerlerin hem de TİGEM'in bu kanayan yarasına çözüm aşamasında olumlu bir yaklaşım içerisinde bulunulmamıştır. Hatta TİGEM tarafından idari ve hukuki yollara başvurulmuş, bu alanda seksen dört adet müdahalenin men'i kararı çıkmasına rağmen, bölgenin özelliklerinden dolayı da bu kararlar bugüne kadar uygulanamamıştır; ama, gerçekten bugün çıkartacağımız bu kanunla, 2510 sayılı İskân Kanunu'na ekleyeceğimiz 36'ncı maddeyle bu sorun büyük bir ölçüde çözülecektir. Hem TİGEM'in sorununu çözmüş oluyoruz hem de göçerlerin sorunlarına, inşallah, çare bulmuş oluyoruz.

Ben, bugün 2510 sayılı İskân Kanunu'na ekleyeceğimiz 36'ncı maddenin sorunun çözümüne vesile olmasını diliyorum ve hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

25 konuşma daha · 21 Mart 2007

25 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook