10 aralık insan hakları günü hk
Sivas Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 26. Birleşim · 3. yasama yılı · 4 Aralık 2008 · 663 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Malik Ecder Özdemir (CHP), 4 Aralık 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 26. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 10 ARALIK İNSAN HAKLARI GÜNÜ HK); konuşma 663 kelime.
Malik Ecder Özdemir (CHP, Sivas). “10 aralık insan hakları günü hk”. TBMM Genel Kurulu, 26. Birleşim tutanağı, 4 Aralık 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/malik-ecder-ozdemir-23-2008-12-04-10-aralik-insan-haklari-gunu-hk (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas)Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Değerli arkadaşlarım, bilindiği gibi, Avrupa, büyük bedeller ödeyerek bugünkü medeniyet seviyesine, laiklik anlayışına, demokrasiye, insan hak ve özgürlüklerine kavuşabilmiştir. Yüz yıl süren din ve mezhep kavgaları Avrupa’yı kan gölüne çevirmişken o tarihlerde, yani 13’üncü yüzyılda, Anadolu’da, bizim topraklarımızda, Mevlânâ’nın, Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin, Yunus Emre’nin “önce insan” diyen “Benim Kâbe’m insandır, kim olursan ol yine de gel.” diyen hoşgörü ve insan sevgisi hâkimdi. Ne yazık ki ilerleyen tarihte Anadolu olarak biz de bazı bedeller ödedik. Giderek koyu bir taassuba bürünen mollaların, kadıların fetvalarıyla, “Enel Hak” diyen Hallacı Mansur’un, Nesimi’nin derisi yüzülmüş, Pir Sultan Abdal bunun için idam sehpasına gönderilmiştir.
Değerli arkadaşlarım, ülkemizde insan hak ve özgürlükleri, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde cumhuriyet devrimleriyle ancak hayata geçirilebilmiştir. İnsanımız, padişahın kulu, tebaası olmaktan çıkarılmış, yurttaşlık seviyesine ulaştırılmış, başta kadın-erkek eşitliği olmak üzere en temel hak ve özgürlüklere cumhuriyetle birlikte kavuşmuşuzdur. İnsan hak ve özgürlükleri ancak demokrasilerde mümkündür. Demokrasinin de olmazsa olmaz ön koşulu laikliktir. Bu nedenle, böyle anlamlı bir günde, herkesi temel hak ve özgürlüklerimizin teminatı olan laik demokratik cumhuriyete ve cumhuriyetin değerlerine sahip çıkmaya bir kere daha davet ediyorum.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; ülkemizde insan hak ve ihlalleri giderek artmaktadır. Daha dün, İstanbul’un göbeğinde, bir kadın, sahte polis kimliğine, kıyafetine bürünmüş eşkıyalar tarafından, şehir eşkıyaları tarafından dağa kaldırılmış, günlerce tecavüze uğramıştır. Bu olaydan sonra İstanbul Emniyet Müdürünün bir açıklaması var: “Vatandaşımız duyarsız, polise kimlik sorsun.” diyor.
Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; polise kimlik soran vatandaşlarımızın akıbetini gazetelerden ve televizyonlardan izliyoruz. Daha on-on beş gün önce Moda Parkı’nda ailesiyle otururken polise kimlik soran avukat Muammer Öz “Önce siz kimliğinizi çıkarın.” deyince kaburgaları çatladı, burnu ve kolu kırıldı. Bu tür olayları günlük gazetelerden ve televizyonlardan izliyoruz. Gün geçmiyor ki sokakta polisin arkadan ateş etmesiyle öldürülen yurttaş sayısı olmasın. İnsan hakları konusunda, gerçekten, giderek karnemiz kararmaktadır.
Sayın Başkanım ifade ettiler -bu kısacık sürede belki çok şey söylemek mümkün değil- İnsan Hakları Komisyonu üyeleri olarak -Sayın Başkanımın da bilgilerinde- çeşitli cezaevlerini gezdik. Sincan, Edirne, Tekirdağ F Tipi Cezaevlerini gezdik, Metris ve Bandırma Cezaevlerini gezdik. Bu konuda raporlar düzenledik, bu raporları Hükûmete, ilgili bakana ilettik. Ancak ne yazık ki bu konularda en ufak bir ilerleme söz konusu olmadı.
Örneğin, Sayın Bakan burada olsaydı sormak istiyordum: Kendi iktidarları döneminde çıkarılan 45/1 no.lu genelge var. Hiçbir F tipi cezaevinde siyasi hükümlüler bu haktan faydalanamıyorlar değerli arkadaşlarım. Ya bu genelgeyi çıkarmayın ya da çıkardığınız genelgenin arkasında durun. Bütün cezaevlerinde kapasitenin 2 katı mahkûm barındırılmaktadır. En son, arkadaşlarımızla birlikte ziyaret ettiğimiz Bandırma Cezaevinde insanlar üst üste, kucak kucağa yatıyor vaziyetteler ve yine cezaevlerinde keyfî uygulamalar devam ediyor. Sabah ve akşam yapılan sayımlarda hiçbir yasal gerekçesi olmaksızın mahkûmlar tek sıra askerî disipline tabi tutuluyor. Buna uymayan, karşı çıkan mahkûmlar da işkence ve kötü muameleye maruz kalıyorlar ve yine günde 3 YTL’lik üç öğün iaşe bedeliyle mahkûm ve tutuklular insan gibi beslenememektedir.
Yine gazetelerden, televizyonlardan ibretle izliyoruz değerli arkadaşlarım. Yani İnsan Hakları Günü’nde genel, rutin şeyler söylemek yerine ülkede yaşanan sorunlara Türkiye Büyük Millet Meclisi çözüm ve çare üretmek zorundadır. Cezaevi ziyaretlerinde cezaevinde yatan mahkûm ve tutukluların yakınları üst araması yapılırken kötü muameleye, zaman zaman cinsel tacize varan muameleye tabi tutuluyorlar ve yine, en son gittiğimiz Metris Cezaevinde şikâyet etti mahkûmlar. Cezaevine ilk girişte üst araması gerekçesiyle yapılan yoklamada, aramada, üzülerek ifade ediyorum, insanlar iç çamaşırları dâhil soyunduruluyor ve makat kontrolü yapılıyor. Hangi çağda yaşıyoruz değerli arkadaşlarım? Bundan daha büyük insan onurunu kırıcı bir hareket olabilir mi?
Şimdi, “Polisteki, güvenlik güçlerindeki bu keyfîlik nereden kaynaklanıyor?” derseniz ben açıkça şunu söylemek istiyorum: Eğer Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir milletvekili kalkıp “Ben seve seve insan öldürürüm.” diyebiliyorsa, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, Türkiye Cumhuriyeti’nde Başbakan pompalı tüfekle sokaktaki insanlara ateş eden adamı savunmak adına “Elbette benim vatandaşım kendini koruyacak.” diyorsa orada keyfîlik almış başını gidiyor demektir, orada insan haklarından söz etmenin olanağı yoktur.
Söylenecek çok fazla söz var, yapılması gereken çok işimiz var ama her şeye rağmen bu Dünya İnsan Hakları Günü’nün 60’ıncı yıl dönümünü ben de grubum Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ve şahsım adına kutluyor, saygılar sunuyorum Sayın Başkanım.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
64 konuşma daha · 4 Aralık 2008