İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 137. BİRLEŞİM · SALI

Terörle mücadele kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı ve benzer mahiyetteki kanun teklifleri (s.s.:526)

Mehmet Akif Hamzaçebi

Trabzon Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 137. Birleşim · 4. yasama yılı · 20 Temmuz 2010 · 1.005 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Akif Hamzaçebi (CHP), 20 Temmuz 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 137. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TERÖRLE MÜCADELE KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI VE BENZER MAHİYETTEKİ KANUN TEKLİFLERİ (S.S.:526)); konuşma 1.005 kelime.

Mehmet Akif Hamzaçebi (CHP, Trabzon). “Terörle mücadele kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı ve benzer mahiyetteki kanun teklifleri (s.s.:526)”. TBMM Genel Kurulu, 137. Birleşim tutanağı, 20 Temmuz 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-akif-hamzacebi-23-2010-07-20-terorle-mucadele-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dai (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun vermiş olduğu çay sektörünün, çay üreticilerinin sorunlarının araştırılmasına yönelik önergenin lehinde söz aldım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Doğu Karadeniz Bölgesi’nin iki temel tarımsal ürünü vardır: Bunlardan birisi çaydır, diğeri fındıktır. Bugün, çayı, burada, konuşuyoruz ama zaman izin verirse belki bir miktar da fındığa değinmek isteyeceğim.

Biraz önce Sayın Tarım Bakanını burada dinledik. Hemen her gün Mecliste yapılan konuşmalara veya soru önergelerine verdiği cevapta tarım sektörüne AKP hükûmetlerinin vermiş olduğu olağanüstü destekten söz ediyor. Doğrusu, tabii, tek yanlı bir konuşma olunca Sayın Tarım Bakanının konuşması, oturduğumuz yerden onun konuşmalarını düzeltme veya ona katkı verme imkânı bulunmuyor.

“Tarım sektörüne verilen destekler.” deyince ben bütçe rakamlarını anlarım değerli arkadaşlar, bütçe dışında herhangi bir sözü ben geçerli kabul etmem. 2010 yılı bütçesi, yani Sayın Tarım Bakanının imzası bulunan 2010 yılı bütçesinde tarım sektörüne verilen desteklerin toplamı, verilmesi öngörülen -verilip verilmeyeceğini de bilmiyoruz- toplam 5,6 milyar TL’dir. Bu rakam 2007 yılı rakamına eşittir. 2007 yılı rakamı da 5,5 milyar TL’dir, hatta 5 milyar 555 milyon TL’dir, yani aynı rakam. Bırakın oransal olarak artmayı bir kenara, 2007 yılı rakamını 2010 yılında Hükûmet ancak yakalayacak.

Şimdi, böyle bir tabloda, çay olsun, fındık olsun, diğer tarımsal ürünler olsun, hayvancılık olsun, Hükûmetin “Ben tarıma iyi destek veriyorum. Tarımda, tarım üretiminde rekorları zorluyoruz, rekorlar kırıyoruz.” açıklamalarının bir geçerliliği olabilir mi? Olmaz.

Çaya gelirsek: Çay Doğu Karadeniz Bölgesi’nde toplam 209 bin üretici aileyi ilgilendirmektedir ve Türkiye çay üretiminde dünya 5’incisidir, Avrupa’ya da en yakın çay üreticisi olan ülke Türkiye’dir. Çok önemli avantajları vardır.

1,1 milyon tonluk, bir miktar bunun üzerinde seyreden bir yaş çay üretimi vardır Türkiye'nin. Aşağı yukarı bunun yüzde 55-56’sını ÇAYKUR alır, yüzde 44-45’ini de özel sektör satın alır. 210 bin ton civarında, bunu bir miktar aşan bir kuru çay üretimi söz konusudur. Yine bunun yüzde 55-56’sını ÇAYKUR üretir, 44-45’ini de özel sektör üretir. 90 bin hektar alanda Türkiye çay üretimi yapmaktadır, bunun 77 bin hektarı kayıtlıdır, tahminen 13 bin hektarı da kayıt dışıdır.

Çay fiyatına gelirsek -temel belirleyici olan unsurlardan birisi odur- çay fiyatı 88,5 kuruştur kiloda, 11,5 kuruş da destekleme primi vardır, toplam 1 TL’dir fiyat, aşağı yukarı 1 TL’dir, bir önceki yıl fiyatıyla ve destekleme primiyle kıyaslarsak, yüzde 10 civarında bir artış söz konusudur.

Şimdi, 204 bin çay işletmecisi, çay üreticisi var dedik. Bunu Türkiye'de çay üretimi yapılan alana oranladığımızda, bir işletmenin, bir üreticinin ortalama 4-4,5 dekarlık bir çay üretim alanı olduğu ortaya çıkar. Ee, bu miktardan yılda elde edilen çay miktarı 4,8 tondur. 4,8 ton çay elde edilir bu kadar alandan.

Şimdi, bunu fiyatla çarparsak, aile başına bölersek, aşağı yukarı aile başına aylık 400 TL gibi bir çay geliri düşer. Rakam budur. Bu rakam, Türk-İş’in, Türkiye İstatistik Kurumunun yayınladığı rakamlarla kıyaslandığında neredeyse açlık sınırına yakın bir rakamdır.

Şimdi, bir yandan Tarım Bakanı tarım sektöründe pembe tablolar çiziyor, öbür tarafta çay üreticisi almış olduğu gelirle hayatını idame ettirmekte zorluk çekiyor. Girdi fiyatlarındaki artışa baktığımızda, gübre fiyatındaki artışa baktığımızda, çay fiyatında bu yıl meydana gelen yüzde 10’luk artışın bir anlam ifade etmediği ortaya çıkacaktır. Gübre fiyatlarında son iki yıllık artışı lütfen Sayın Tarım Bakanı dikkate alsın, bir değerlendirme yapsın.

Yine, destekleme priminde yaşanan bir sorun vardır. Destekleme priminde yaşanan sorun, çay üreticisi bugüne kadar ne kadar çay üretmiş ve bunu satmış ise bu miktar üzerinden destekleme primi alırken, şimdi yapılan bir uygulamayla 2 tonla sınırlandırılmıştır. Evet, bazı özel sektör firmalarının kötü uygulamaları nedeniyle belki buna gidilmek zorunda kalındığını Hükûmet açıklayacaktır, ama bunun önlemi çay üreticisinin cezalandırılmasına neden olmamalıdır. O nedenle, bu önlem gözden geçirilmelidir.

Bir de Ulusal Çay Konseyi vardır değerli arkadaşlar, çay sektörünün sorunlarına çözüm üretecek, üreticinin sorunlarını Parlamentoya, Hükûmete taşıyacak. Ulusal Çay Konseyinin Başkanlığını bir değerli AKP milletvekili yürütmektedir. Ama öte taraftan, Ulusal Çay Konseyinin yapmış olduğu uygulamalara baktığımızda, üreticinin aleyhine sonuç verecek, Türkiye’deki çay üretiminin aleyhine sonuç verecek düzenlemelere imza attığını görüyoruz.

Tarım Bakanlığı, 2008 yılında Siyah Çay Kodeksi Tebliği’ni yayınladı. Bu konuyu daha önce de Parlamento kürsüsünden sizlerin, vatandaşlarımın dikkatine sundum, bir kez daha sunmakta yarar görüyorum. Siyah Çay Kodeksi Tebliği’nde sektörün talebi Konsey tarafından Bakanlığa iletilmemiştir, sahiplenilmemiştir, tam tersine bir tutum sergilenmiştir. Sektör şunu istemiştir: Bir çay paketinin üzerinde, o paketin içindeki çayın menşeinin ne olduğunu gösteren bir ibare, bir açıklama yer alsın. Yani “Bu çayın yüzde 15’i ithaldir, yüzde 85’i Karadeniz çayıdır.” Gayet güzel, doğru bir öneri. Ama her ne olduysa, Resmî Gazete’ye gidene kadar bu ibare oradan çıktı, bunun zorunlu olmasından vazgeçildi. Bunu bu kürsüden sordum. Sayın Tarım Bakanına Plan ve Bütçe Komisyonunda sordum. Soru önergeleri verdim. Ben bugüne kadar bunun cevabını alabilmiş değilim.

Şimdi, Tarım Bakanı hangi hakla acaba çıkıp da “Tarım sektöründe atılımlar yaptık.” diyebilmektedir?

Bu vesileyle, Tarım Bakanına fındık konusunda şunları da sormak isterim, Parlamentonun bilgisine, yüce Meclisin bilgisine sunmak isterim bu konuyu:

Sayın Tarım Bakanı fındık üreticisinin 2004 yılında meydana gelen don afetinden kaynaklanan alacağını bugüne kadar ödememiştir, ödememekte ısrar etmektedir. 2004 yılındaki don afetinden dolayı Karadenizli fındık üreticisinin Hükûmetten 169 milyon TL alacağı vardır. 169 milyon TL alacağı Hükûmet ödemiyor.

Şunu ifade edeyim: Bunun adı gasptır değerli arkadaşlar. Bu sözüm çok ağır bir kelime. Hükûmet normal olarak vatandaşın alacağını gasbetmez. Buna bence Sayın Tarım Bakanının, Hükûmetin, ilgililerin itiraz etmesi gerekir ama maalesef benim bu iddiam karşısında “Hayır, bu bir gasp değildir. Biz bunu ödeyeceğiz. Bu bizim borcumuzdur.” diyebilecek bir Hükûmet yetkilisi çıkmamaktadır. İşte kürsü burada; bekliyorum.

Yine bugün rakamları teyit ettim, 169 milyon TL’lik alacak 2004 yılından beri durmaktadır. Sayın Tarım Bakanı 2009 yılı bütçesine bir hüküm koymuştu. “Bu yıl ne ödedik ödedik, kalanı bizi ilgilendirmez.” anlamında bir hüküm. Yani bunun halk tabiriyle ifadesi üstüne yatmaktır. Yani “169 milyon TL’nin üstüne yattım.” demek istiyor Hükûmet, 2009 yılı Bütçe Kanunu’yla.

Tabii ki, denilecektir ki “Efendim, bütçe kanunları yıllıktır, o yılla ilgilidir.” Ben de öyle anlıyorum, 2010 yılında bunun ödenmesi mümkün. Burada bu rakamın ödeneceğini ifade ederlerse, sadece mutluluğumu ifade ederim, teşekkürlerimi ifade ederim, fındık üreticisi adına.

Değerli milletvekilleri, fındık, Türkiye'nin dünyada söz sahibi olduğu bir tarımsal üründür. Dünya üretiminin yaklaşık yüzde 75-80’i Türkiye’de gerçekleştirilir. Yine, Türkiye, fındık üretiminin yüzde 75-80’ini ihraç eder. Bu ihracattan 2 milyar dolara kadar gelir elde ettiği yıllar vardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

80 konuşma daha · 20 Temmuz 2010

80 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook