Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.486)
Kahramanmaraş Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 80. Birleşim · 4. yasama yılı · 31 Mart 2010 · 979 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Akif Paksoy (MHP), 31 Mart 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNUN İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.486)); konuşma 979 kelime.
Mehmet Akif Paksoy (MHP, Kahramanmaraş). “Yükseköğretim kurumları teşkilatı kanunun ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.486)”. TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim tutanağı, 31 Mart 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-akif-paksoy-23-2010-03-31-yuksekogretim-kurumlari-teskilati-kanunun-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukm-2 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF PAKSOY (Kahramanmaraş)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 486 sıra sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi grubum ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.
Kıymetli arkadaşlar, ülkemizde bir genç nüfus var. Bu nüfusun büyük bir bölümünün maalesef yükseköğrenim talebi karşılanamıyor, hatta birtakım saiklerin de etkisiyle önemli oranda çocuğumuz yurt dışındaki üniversitelere gidiyor. Bu sebepten, hepimiz üniversite açılmasına taraftarız ancak sizin Hükûmetiniz üniversite açma işini lise veya ilköğretim okulu açılmasına dönüştürdü. Burada bana göre tek bir gayeniz var, seçim meydanlarında “Biz, şu kadar üniversite açtık.” diyerek kamuoyunu yanıltıyorsunuz. Hâlihazırda ülkemizde 94’ü devlet 45’i vakıf olmak üzere toplam 139 üniversite var. Hepimiz çok iyi biliyoruz ki bu üniversitelerin çok azı beklentilere cevap verecek düzeyde. Üniversitelerimizin büyük çoğunluğunun öğretim üyesi ihtiyacı had safhada, yeni açılanların ise öğretim üyesi ihtiyacının yanında, fiziki donanımları ya yetersiz veya hiç yok denecek düzeyde. Birçok üniversitemiz “tabela üniversitesi” durumuna düştü. Bizlerin, mevcut üniversitelerimizin sorunlarını çözmemiz, gerekli destekleri vermemiz gerekirken, siz Hükûmet olarak bu sorunları bir kördüğüme dönüştürüyorsunuz. Öğretim üyesi yok, bina ve gerekli donanımları yok, personeli yok, hülasa, yok, yok. Ancak siz “Göç yolda düzelir.” mantığıyla ve tamamen siyasi istismar konusu yapmak için yeni üniversite açmaya hızla devam ediyorsunuz. Bunun daha ötesi var.
Ülkemizin birinci sorunu işsizlik. Bugün, resmî rakamlara göre işsizlik yüzde 13’ler düzeyinde, hepimiz biliyoruz ki gerçek rakamlar ise bunun çok üzerinde. İstihdamımızın yarısı kayıt dışı. Siz bu konuda gerekli yapısal tedbirleri almıyorsunuz, onun yerine hızla üniversite açmaya çalışıyorsunuz. Acaba, bu kürsüden çıkıp, açtığınız üniversitelerin işsizliği önleyebileceğini söyleyebilir misiniz veya tam aksine, mevcut işsizlere yeni diplomalı işsizler ordusu mu ilave edeceksiniz? Esas cevaplanması gereken soru budur. Yeni üniversiteler, yeni diplomalı işsizler ordusu mu oluşturacaktır?
Kıymetli arkadaşlar, birçok kanun tasarısında yaptığınız yöntemi bu tasarıda da yaptınız. Tasarının komisyonlarda yeterince incelenip tartışılmasına fırsat vermiyorsunuz. Akşamdan sabaha, sayısal çoğunluğunuza güvenerek istediğiniz tasarı ve teklifleri Genel Kurula getiriyor ve yasalaştırıyorsunuz. Bakın, komisyonlarda, hem bizim arkadaşlarımızın hem de diğer muhalefet partisine mensup milletvekillerinin son derece makul ve olumlu önerilerini dikkate almadınız. Komisyon üyeleri, Yükseköğretim Kurulunun yaptığı çalışma ve değerlendirmelerle ilgili hiçbir hususun kendileri ile paylaşılmadığını ifade ediyorlar. Yükseköğretim Kurulu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin üyelerini hangi saiklerle bilgilendirmekten imtina ediyor? Buradan şu anlaşılıyor: YÖK, AKP Hükûmetinin bir alt birimi gibi hareket ediyor. YÖK’ün, katsayı maddesinde ne kadar başarılı olduğunu tüm Türkiye kamuoyu gördü. A, B, C planları devreye sokuldu, insanların ümitleri istismar edildi ve nihayetinde, sorun neredeyse başlandığı noktaya getirilerek bir kördüğüm hâline dönüştürüldükten sonra ortada bırakıldı. Sizse sürekli olarak işinize gelmeyen konularda suçu başkalarına atma huyunuzdan bir türlü vazgeçmediniz. Ancak, hayalî umut tacirliği yaparak mağdur ettiğiniz çocuklarımızın vebalini nasıl vereceksiniz, doğrusu merak ediyorum.
Bakın, Komisyondaki arkadaşlarımız, muhalefet şerhlerinde bir hususun altını çizmişler. Ülkemizde mühendislik eğitimi veren programlarda öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı, Avrupa ortalamasının 2 katından fazla. Siz, bu açığı, öğretim üyesi yetiştirmek yerine üniversite açarak mı kapatmaya çalışıyorsunuz? Böyle, akşamdan sabaha üniversite açmaya devam ederseniz, öğretim kalitesinin, uzun vadede bütün branşlarda, özellikle mühendislik hizmetlerinin niteliğini daha da olumsuz etkileyeceği kaçınılmaz olacaktır. Bu üniversitelerin açılmasına izin verilirken, maalesef, ülke gerçeklerinin, iş ve istihdam imkânlarının hiçbir şekilde araştırılmadığını ve göz önünde bulundurulmadığını görüyoruz. Daha da vahimi, geleceğe yönelik bir hedef ve planlamanın yapılmadığını anlıyoruz. Mesela, mevcut üniversitelerin eğitim fakültesinden mezun olan binlerce işsiz öğretmen adayının bulunması sebebiyle, bu tasarıyla kurulması planlanan yeni eğitim fakültelerinin açılmasına gerek olmadığı yönünde, arkadaşlarımız kanun teklifine Komisyonda muhalefet şerhi koymuştur. Şimdi, siz bilmiyor musunuz, binlerce öğretmen adayı atanamadıkları için eylem yapıyorlar. Siz bu binlere yeni binler eklemek için, yeni üniversitelere yeni bölümler ilave ediyorsunuz. Maksat, dostlar alışverişte görsün. Bence bunun başka bir izah tarzı yok.
Kıymetli arkadaşlar, sizlere üniversitelerimizin mevcut durumuyla ilgili bir iki hususu da hatırlatmak istiyorum. Mevcut durumda bile bazı fakültelerimizin öğrenci kontenjanları maalesef açık kalmakta, dolmamaktadır. Mesela, seçim bölgem Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesinin fizik bölümünün ikinci öğretimine 1 öğrenci gelmiş, ek kontenjandan ise bu sayı ancak 4’e ulaşabilmiştir. Bu bölümün normal olarak kontenjanı 50 kişidir.
Diğer yandan, öğretim üyesi temini önemli bir sorundur. Eğitim fakültelerine hoca bulunamamaktadır. Öğretim üyelerinin ücretleri bakımından iller arasında farklılıklar olduğundan, özellikle Kahramanmaraş gibi büyük illerimizde öğretim üyesi açığı oluşmaktadır. Ayrıca, vakıf üniversitelerinin sayısının çoğalması, bu üniversitelerin imkânlarının devlet üniversitelerine nazaran daha iyi durumda olması sebebiyle devlet üniversitelerinden vakıf üniversitelerine büyük oranda geçişler yaşanmaktadır.
Başka bir husus, üniversitelerimize mevcut bütçe imkânları içinde yeterli ödeneğin verilmemesidir. Yeni kurulan birçok üniversitemizin hâlen temeli dahi atılamamıştır. Bu temel işi sizlere bir şey hatırlatıyor mu bilmiyorum ama mevcut durumda bu üniversitelerimizin adı var, kendileri yok durumdadır.
1992 yılında kurulan Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesinin 1996 yılında açılan Tıp Fakültesinin hâlâ kadro sorunu çözülememiştir. Sebep ne? Sebep, Sayın Rektörün yandaş olmaması. Rektör devletin rektörü, varsa bir haksızlığı, hukuksuzluğu, gereğini yaparsınız. Ancak, sırf Rektörü kendinize yandaş görmediğinizden dolayı Kahramanmaraş Tıp Fakültesinin kadrosunu İktidarınız süresince vermediniz. Kahramanmaraş AKP’ye 8 milletvekilinin 6’sını verdi, bir önceki dönem 7 tanesini verdi ancak, iş hizmet almaya gelince ancak nasihat alabildi.
Kıymetli arkadaşlar, vakıf üniversitelerinin bir bölümünü mahfuz tutarsak, bu üniversitelerin de asli amacının dışına çıktığı, ticari maksat ve mantıkla kurulduğu kanaati kamuoyunca yaygındır. Bu kaygılardan dolayı vakıf üniversitelerinin diğer bir çoğunluğu kendilerinden beklenen performansı gösterememiş, kontenjanlarının büyük bir bölümü boş kalmıştır çünkü bu üniversitelerin birçoğunun ne yeterli akademik kadrosu ne de yeterli fiziki bir mekânı mevcuttur, üstelik öğrenim ücretleri Türkiye standartlarına göre çok yüksektir.
Şimdi, bir işe başlanırken öncelikle planlama yapılır, artıları eksileri analiz edilir ve buna göre nihai karar verilir. Sizin açılan yeni üniversitelere yönelik bir insan gücü planlamanız yok, öğretim üyesi ihtiyacını nasıl karşılayacağınıza dair bir öngörünüz yok. Üniversite açma konusunda gelen bütün talepleri kabul ediyorsunuz. Yeni üniversitelerin önceden ilan edilen bir takvim ve gelişme planı ile ileri bir tarihte üniversite statüsü kazanma hedefi çerçevesinde kurulmaları faydalı olacaktır. Bu üniversitelere belirlenen süreç içinde yeterli mali kaynak aktarılarak ve gelişmiş üniversitelerimizden gönüllü rotasyon esasına göre öğretim üyesi desteği verilerek yeterli altyapı ve eleman düzeyine erişmeleri sağlanabilir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
65 konuşma daha · 31 Mart 2010