2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı Maddeleri münasebetiyle
Batman Milletvekili · Halkların Demokratik Partisi
Genel Kurul, 44. Birleşim · 3. yasama yılı · 21 Aralık 2017 · 332 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Ali Aslan (Halkların Demokratik Partisi), 21 Aralık 2017 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı Maddeleri münasebetiyle); konuşma 332 kelime.
Mehmet Ali Aslan (Halkların Demokratik Partisi, Batman). “2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı Maddeleri münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim tutanağı, 21 Aralık 2017. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-aslan-26-2017-12-21-2018-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-ile-2016-yili-merkezi (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=65313
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)MEHMET ALİ ASLAN (Batman)Sayın Başkan, Sayın Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Tabii, sayın hatibin iki dakikası kalmıştı, herhâlde onları da alabiliriz.
Tabii, az önce sayın milletvekilimiz de Sayın Selahattin Demirtaş’la ilgili Anayasa Mahkemesi kararını açıkladı. Gerçekten hak, hukuk, adalet namına iç acıtıcı ve kabul edilemez bir karardır.
Öncelikle şunu söyleyeyim, her zaman da söylüyorum: lütfen, kendi yurttaşlarınızı, kendi insanlarınızı -özelde Türkiye'de, genelde dünyadaki Müslüman devletler, kendi insanınızı- dışarıda adalet aramak zorunda bırakmayınız. Sizler 28 Şubatta… Sizler derken bizler de mağdurduk. Ben üniversite okudum o dönemde, başörtüsü eylemlerinden dolayı benim uyarı, kınama, disiplin cezalarım var. Nasıl ki o dönemde Sayın Abdullah Gül’ün eşi AİHM’e başvurmak zorunda bırakılmışsa ve bu, o zamanki Hükûmetin Türkiye'ye yaşattığı bir ayıp ise bugün de siz aynı durumdasınız. Lütfen, şöyle bir nefsî muhasebe yapalım ya.
Bakınız, Allah’ın yüz ismi, kimi yerlerde, cevşende bin ismi var; her bir isimden bir fiil meydana gelmiştir. “Adl” ismi ve “Hak” isminden de adalet ve mahkemeler tereşşuh etmiştir, neşet etmiştir. Kusura bakmayın, Allahuteala o “Adl” isminin gereği, adalet isminin gereği olarak adalet ismine yapılan adaletsizlikleri, Hak adına yapılan haksızlıkları kabul etmeyecektir. Yargıçlar, hâkimler, savcılar; elinde yetki olan her insan, öncelikle bilsin ki kurumlardan, partilerden, devletlerden evvel Allah’ın o isimlerine karşı sorumludur. Nasıl ki âlimlerin Allah’ın “Alim” ismine karşı bir sorumluluğu varsa, kendilerine bahşedilen o ilmin zekâtını insanlara vermekle mükelleflerse işte o “adalet” isminin çalışanları da Allah’ın “Adl” ismini kaim kılmak için adil davranmak zorundadır. Yoksa gördüğünüz gibi bizim bu iç çatışmalarımızdan ve şu anda var olan ama birbirimize düşmemizden dolayı parçalanan o sinerjiden dolayı ABD de İsrail de sadece Kudüs kutsalımıza değil, Allah korusun, günün birinde Mekke’ye de girmeye çalışacaklardır. Ama biz esas tehlikeyi görmüyoruz, bizden farklı düşünen insanlara elimizdeki yetkiyi, iktidarı kullanıyoruz. Bu kabul edilemez.
İstişareye gelelim, istişareyi de anlatacağım. Bakın, geçen yıl -dinletebilirim- 20 Ağustosta Mavi Marmara anlaşması Mecliste oylanırken, kabul edilirken orada şu tehlikeye dikkat çektim, dedim ki: “Bakın, burada Kudüs başkent olarak sunulmak isteniyor, zemini hazırlanıyor. Lütfen buna dikkat edelim.” Ama dinleyen kim? (Hatibin cep telefonundan bir ses kaydı dinletmesi)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
209 konuşma daha · 21 Aralık 2017