Irak savaşının turizm sektörüne ilişkin (6/260,263,270)
İstanbul Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 6. Birleşim · 2. yasama yılı · 14 Ekim 2003 · 1.104 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Ali Şahin (AK Parti), 14 Ekim 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: IRAK SAVAŞININ TURİZM SEKTÖRÜNE İLİŞKİN (6/260,263,270)); konuşma 1.104 kelime.
Mehmet Ali Şahin (AK Parti, İstanbul). “Irak savaşının turizm sektörüne ilişkin (6/260,263,270)”. TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim tutanağı, 14 Ekim 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-sahin-22-2003-10-14-irak-savasinin-turizm-sektorune-iliskin-6-260-263-270 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul)Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; üç sayın milletvekili arkadaşımızdan, birinin Sayın Başbakana, birinin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanına, bir diğerinin de Millî Eğitim Bakanına yöneltmiş olduğu sözlü soruları kısaca cevaplandırmak için huzurunuzdayım; bu vesileyle, yeniden, Genel Kurulu saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Birinci soru, mart ayında verilmiş ve Sayın Başbakana yöneltilmiş olan bir soru; muhtemel Irak savaşının Türk turizmine etkisinin ne olabileceği soruluyor. Ayrıca "bu sektöre savaş tazminatı ödemeyi düşünüyor musunuz" diye sorulmuş olan bir sözlü soru. Bu soruyla ilgili daha teferruatlı bir cevabı, biraz sonra, başka bir sözlü soruyu cevaplandırmak için huzurunuza çıkacak olan Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Erkan Mumcu cevaplandıracaktır. O bakımdan, izin verirseniz, mükerrer olmasın diye, bu soruyla ilgili cevabı, Sayın Erkan Mumcu'nun cevaplandırmasına ertelemek istiyorum.
Hemen arkasından, ikinci soruyu yani Adana Milletvekili Sayın Atilla Başoğlu'nun, Adana İli ve çevresindeki yeraltı kaynaklarıyla ilgili sormuş olduğu soruyu cevaplandırmaya çalışacağım. Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanımız bir çalışma dolayısıyla, şu anda, İstanbul'da bulunduğu için, onun bakanlığıyla ilgili bu soruyu bendeniz cevaplandıracağım.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, Adana İlinde, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığına bağlı Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğünce hazırlanan, Adana İli maden kaynakları şunlardır: Alüminyum, asbest, bakır, kurşun, çinko, demir, fosfat, grafit, krom, kum, çakıl, kuvars, kuvarsit ve manganezdir. Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından, illere göre hazırlanan maden ruhsatları listesinde, Adana İlinde, arama ruhsatları, 133 maden, 100 mermer; önişletme ruhsatları, 46 maden, 11 mermer ve işletme ruhsatları 83 maden, 9 mermer olmak üzere genel toplam 382'dir. Ancak, Maden İşleri Genel Müdürlüğüne hemen her gün yapılan başvurular dikkate alındığında, bu sayılar, her gün de değişmektedir. Bunu da, ayrıca, bilgilerinize arz etmek istiyorum.
Değerli milletvekilleri, ülkemizde madencilik sektörünün, başta metalürji ve kimya sektörü olmak üzere diğer sanayi dallarıyla olan entegrasyonu istenilen düzeyde değildir. Genellikle madencilik, cevherin yeraltından çıkarılıp, işlenmeden, çıkarıldığı gibi satılması şeklinde algılanmaktadır. Buna karşın, kalkınmış ülkelerde, madencilik, metalürji, kimya, enerji, inşaat ve hatta, makine imalat sanayiiyle bir bütün olarak değerlendirilmektedir. Madencilik sektörü ile diğer sektörler arasındaki entegrasyon mutlaka sağlanmalıdır, sağlanacaktır.
Bu çerçevede, Adana İli madencilik açısından önemli bir potansiyele sahiptir. Özellikle metalik hammaddeler bakımından çok zengin yataklara sahip olmasına rağmen, sektörde yerini alamamıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülecek olan 3213 sayılı Maden Kanunundaki değişiklikler gerçekleştirildiğinde yöre madenciliğinin gelişmesine ivme kazandıracağı düşünülmektedir.
Değerli milletvekilleri, ayrıca, MTA Genel Müdürlüğü tarafından yeni kaynakların bulunması amacına yönelik olarak Adana İlimizi de kapsayan arama ve araştırma projeleri uygulamasına devam edilmektedir. Bu çalışmalara örnek olarak, Doğu Torosların jeodinamik evrimi ve metalojenezi ve Mersin-Adana-Pozantı polimetal aramaları örnek olarak gösterilebilir.
Adana depremi sonrasında Ceyhan Soysallı'da ortaya çıkan petrol konusunda derhal girişimde bulunulmuştur. Saha, Petrol İşleri Genel Müdürlüğünce petrollü alan ilan edilmiş, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının talebi üzerine, 20 Nisan 1999 tarihinden geçerli olmak üzere Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına işletme ruhsatı verilmiştir.
Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Genel Müdürlüğü, sürdürdüğü arama faaliyetleri sonucunda sızıntının bulunduğu alanda belirlediği Soysallı-1 kuyusunu 7 Eylül 2000-12 Ekim 2000 tarihleri arasında kazmış, kuyu, 1 890 metre derinlikte kuru kuyu olarak bitirilmiştir. Daha sonra saha, Petrol Kanunu gereği, 1 yıl içinde ekonomik ölçüde üretim yapılamaması nedeniyle feshedilme zorunluluğunun ortaya çıkmasıyla terk edilmiş ve bitişik alan, 3 769 ve 3 770 no'lu ruhsatlara arama alanı olarak ilave edilmiştir. Söz konusu ruhsatların tamamı Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Genel Müdürlüğüne ait olup, bölgede kara ve deniz alanlarındaki diğer ruhsatları için bir başka yabancı şirketle yapılan ortaklık anlaşmasının dışında tutulmuştur.
Herhangi bir yerde deprem gibi doğa olayları sonucunda sızıntıların ortaya çıkması, hemen orada petrolün varlığının işareti değildir; çok uzaktan bir fay boyunca gelmiş de olabilir şeklinde değerlendirilmektedir. Nitekim, kazılan Soysallı-1 kuyusunda ekonomik bir bulguya rastlanmamıştır.
Adana İlini kapsayan sahalarda, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının 3 adet olmak üzere, toplam 37 adet arama ruhsatnamesiyle petrol arama faaliyetlerine devam edilmektedir.
Adana yöresinde tek petrol keşfi 1960 yılında Mobil şirketi tarafından Bulgur Dağı sahasında gerçekleştirilmiştir. Halen günlük üretimi ortalama 40 varil olup, Mobil şirketi, sahayı 1994 yılında Alaattin-Ersan Ortaklığına satmıştır. Bunun dışında ekonomik bir petrol veya doğalgaz bulgusuna henüz rastlanmamıştır.
Adana yöresi, üzerinde özellikle durulan bölgelerimizden birisidir. Açılacak olan İncirlik-1 kuyusunun çalışmalarımıza daha fazla ışık tutacağı, yönlendirici olacağı inancındayız.
Bu cümlelerle, değerli arkadaşımız Sayın Başoğlu'nun Enerji Bakanına tevcih etmiş olduğu sorularla ilgili kısa cevabı bilgilerinize arz etmiş oldum.
Şimdi, hemen arkasından üçüncü soruyu cevaplandırıyorum.
Ankara Milletvekili Ayşe Gülsün Bilgehan arkadaşımız, karnelere reklam alınıp alınmamasıyla ilgili bir soru yöneltmişti. Millî Eğitim Bakanlığımızın bu soruya ait hazırlamış olduğu cevabı bilgilerinize arz ediyorum. Bu arada, Sayın Millî Eğitim Bakanımızın da bir açılış vesilesiyle İstanbul'da olduğunu, o nedenle huzurunuzda benim bulunduğumu hatırlatmak istiyorum.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, 27 Mart 1983 tarih ve 18117 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2866 sayılı Öğrencilerle İlgili Bazı Basılı Evrakın Millî Eğitim Bakanlığınca Hazırlanması, Bastırılması ve Satılması Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinde "resmî ve özel ilköğretim okulu, lise ve dengi okullar ile yaygın eğitim kurumlarında kullanılan öğrenci dosyası, kimlik kartı, karnesi, sınıf geçme ve diploma defterleri ile diploma, başarı belgeleri ve benzeri belgelerin bastırılması ve satılması hakkı, Millî Eğitim Bakanlığına aittir. Millî Eğitim Bakanlığı, bu hakkını Millî Eğitim Bakanlığı Vakfına devredebilir" hükmü yer almaktadır. Demek ki, yirmi yıldır Türkiye'de, hâlâ, yürürlükte olan bir kanun maddesini size arz etmiş oldum.
Millî Eğitim Bakanlığı, bu hakkını Millî Eğitim Vakfına devretmiştir. Ayrıca, anılan kanunun 5 inci maddesi hükmüne göre, söz konusu belgelerin, Millî Eğitim Bakanlığı veya Millî Eğitim Vakfı dışında kalan kurumlarca basılması ve satılması da yasaklanmıştır. Bu nedenle, 2866 sayılı Kanun hükmü gereği, bilgisayardan çıktı şeklinde karne düzenlenmesi mümkün görülmemektedir. Değerli milletvekili arkadaşımız böyle bir soru yöneltmişti; Millî Eğitim Bakanlığından almış olduğumuz cevapta ve demin ifade etmiş olduğum yasada bilgisayardan çıktı şeklinde karne düzenlenmesinin mümkün olmadığı ifade edilmektedir.
Diğer taraftan, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununda yer alan, millî eğitimin genel amaç ve ilkelerine aykırı olmamak üzere, resmî ve özel ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında kullanılan öğrenci karnelerine, gerektiğinde koparılabilecek biçimde bir yaprak eklenerek, bu yaprağa, eğitime katkı sağlamak amacıyla reklam alınması, Talim ve Terbiye Kurulunca uygun görülmüştür. Geçmişte alınmış olan bir karardan bahsediyorum. Ancak, alınacak reklamların, Türkçenin yapısına, yazım kurallarına uygun olması, eğitim-öğretime, toplumun ortak değerlerine, genel ahlak kurallarına, genel sağlığa ve dengeli beslenme alışkanlığına aykırı unsurları taşımaması, ayrıca, yazılı ve görsel anlatımının, öğrencilerin psikolojik ve fiziksel gelişmelerine uygun olması gerekli görülmektedir.
Ayrıca, değerli arkadaşlarım, 6 Ocak 2003 tarih ve 105 sayılı yazıyla Millî Eğitim Vakfı Genel Müdürlüğünden, reklam almaya ilişkin usul ve esasların belirlenmesi, gelirinin hangi oranlarda ve nerelere aktarılacağına ilişkin protokol ile idarî ve teknik şartnamelerin hazırlanması, alınacak reklamların yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda değerlendirilmek üzere vakıf bünyesinde bakanlık ilgili daire temsilcilerinin katılımı ile değerlendirme komisyonu kurulması hususunda gereğinin yapılması istenilmiştir. Millî Eğitim Bakanlığı da şu anda, bu doğrultuda, bu yasa ve genelgeler doğrultusunda bu konuda işlem yapmaktadır.
Değerli arkadaşımızın sorularıyla ilgili vereceğim cevap, özetle bu şekildedir. Diğer soruların cevaplandırılması için tekrar huzurunuza çıkacağım.
Genel Kurulu, tekrar, saygıyla selamlıyorum efendim. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
21 konuşma daha · 14 Ekim 2003