İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 6. BİRLEŞİM · SALI

Irak savaşının turizm sektörüne ilişkin (6/260,263,270)

Erkan Mumcu

Isparta Milletvekili ·

Genel Kurul, 6. Birleşim · 2. yasama yılı · 14 Ekim 2003 · 767 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Erkan Mumcu, 14 Ekim 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: IRAK SAVAŞININ TURİZM SEKTÖRÜNE İLİŞKİN (6/260,263,270)); konuşma 767 kelime.

Erkan Mumcu (Isparta). “Irak savaşının turizm sektörüne ilişkin (6/260,263,270)”. TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim tutanağı, 14 Ekim 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erkan-mumcu-22-2003-10-14-irak-savasinin-turizm-sektorune-iliskin-6-260-263-270 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ERKAN MUMCU (Isparta)Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Yüce Meclisin değerli üyeleri, Muğla Milletvekilimiz Sayın Fahrettin Üstün'ün Sayın Başbakandan sormuş oldukları soruya yanıt vermek üzere huzurlarınızda bulunuyorum. Bu vesileyle, Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Tabiî, sorunun yöneltildiği tarih, anladığım kadarıyla, Irak savaşıyla ilgili gelişmelerin henüz çok net bir şekilde ortaya çıkmadığı ve savaşın muhtemel etkilerinin neler olabileceğine dönük spekülasyonların yapılmakta olduğu bir dönemdi. Aradan geçen zaman, tabiî ki, bu soruyu daha açık ve anlaşılabilir bir biçimde yanıtlamış oldu; ancak, elimizdeki istatistiklerle, bu dönem nasıl gerçekleşti, kısaca bir bilgiyi Heyetinize sunmakta ve Sayın Milletvekilimize Meclis kürsüsünden ifade etmekte yarar görüyorum.

Böyle bir beklenti vardı. Yani, Irak Savaşının, özellikle Türkiye'nin turist kabul ettiği pazar ülkelerdeki seyahat motivasyonunu aşağıya çekmesi, insanların seyahat kararlarını ertelemeleri ya da iptal etmeleri, dolayısıyla, genel olarak seyahat piyasasının daralması, seyahat pazarının daralması ve Türkiye'nin de bundan zarar göreceğine dair çok kuvvetli beklentiler ve öngörüler vardı. Hatta, 1991 krizinde, 1991'de yaşanmış, Körfez Savaşına bağlı krize paralel olarak, ondan daha ağır sonuçlarıyla turizm ekonomisinin bir krize girebileceğine dönük beklentiler ifade edilmekte idi. Ancak, memnuniyetle ifade etmeliyim ki, bir yandan, Türkiye'nin, savaşın doğrudan tarafları arasında yer almamış olması, diğer yandan, operasyonların çok uzun sürmemesi ve öngörülebilir bir durumun ortaya çıkması, beklendiği kadar karamsar bir tablonun gerçekleşmemesiyle sonuçlandı. Ancak, yine de, seyahat endüstrisi, daha çok orta ve uzun vadeli planlara dayalı olarak kendi çalışmalarını yürüttüğü, pazarlamasını yaptığı için, diyebilirim ki, pazar ülkelerde çok ciddî bir daralma meydana geldi.

Buna ilişkin kesin istatistikler, yılın sonuna ulaşılmamış olduğu için henüz ortaya çıkmış değil. Ancak, gayriresmî rakamların bize bildirdiğine göre, sözgelimi, en önemli pazar ülkelerden bir tanesi olan Almanya'daki daralma, bir önceki yıla göre yüzde 18 düzeyindedir. Yine, İngiltere'nin ve merkezî Avrupa ülkelerinin daraldığı, yani, turist ihracında daralmış oldukları gözükmektedir. Özellikle Akdeniz çanağı içinde rakip ülkelerin, rakip destinasyonlar konumunda olduğumuz ülkelerin rakamlarına baktığımızda da, savaşın sonuçlarının, beklendiğinden farklı olarak, çok farklı olarak, bizden çok onları olumsuz etkilediği gözükmektedir. Sözgelimi, İspanya'nın rakamlarının bir önceki yıla göre eksi 35'ler düzeyinde olduğunu, Yunanistan'ın bu rakamları açıklamaktan imtina ettiğini, ama, oradaki rakamların da en az bir önceki yıla göre eksi 30 düzeyinde olduğu bilgileri bize ulaşmaktadır.

Türkiye, bu dönemi de, başlarda bir kayıpla karşılamıştır; haziran ayının sonuna kadar Irak savaşının etkileri görülmüş ve eksi 18'lere, hatta, bazı aylar itibariyle, eksi 26'ya kadar ulaşan, ama ilk 6 ay ortalamasında eksi 18'e ulaşan bir tablo gerçekleşmiştir. Mart ayı rakamları eksi 26 düzeyinde, nisan ayı rakamları eksi 21 düzeyinde, haziran ayı rakamları eksi 13 düzeyinde gerçekleşmiş iken, temmuz, ağustos ve eylül aylarında meydana gelen toparlanmayla, bu ayların dezavantajı da geride bırakılarak, totalde artı rakamlara ulaşılmış durumdadır.

Yani, bu yılın gerçekleşen istatistiklerine göre, Türkiye, tarihinin en iyi turist sayılarına ulaşmış durumdadır. Son dört yıl içinde sürekli büyüme halinde olan Türk turizmi, bu yıl da büyümesini sürdürmüştür. 2001 rakamları -dokuz aylık toplam itibariyle ifade ediyorum- 9 634 000 iken, 2002 rakamları 10 612 000 ve 2003 dokuz aylık toplam rakamları, 10 902 000 adet olarak gerçekleşmiştir.

Dolayısıyla, bu, bugüne kadar yaptığımız, gerçekleştirdiğimiz en iyi rakamdır. Kalan ekim, kasım ve aralık aylarının da, temmuz, ağustos, eylül aylarının trendine uygun olarak ciddî bir büyümeyle kapanacağını ve yıl sonu rakamlarının, bir önceki yıla göre artı 5 ile artı 8 aralığında bir yerde gerçekleşmesi öngörülmektedir. Hemen hemen tüm rakip ülkelerin yüzde 10 ile yüzde 35 aralığında küçülmüş oldukları, pazar ülkelerde ortalama yüzde 20 düzeyinde bir daralmanın gerçekleşmiş olduğu dikkate alınacak olursa, bu yıl, Türk turizmi için gerçekten bir mucize yılı olmuştur. Bu, doğrusunu isterseniz, başlangıçta ifade edilseydi, çok cesur bir ifade olarak karşılanacak bir şeydi; ama, bugün gerçekleşmiş bir sonuç olarak sizlere arz ediyorum.

Peki, bu nasıl oldu derseniz; bunda, hem Bakanlığın hem sektörün geçmiş yıllardan kalan deneyimleri son derece etkili olmuştur. O kadar çok kriz yaşadık ki (1991 Irak krizi, arkasından 1999 krizi, 1994'te yaşadığımız ekonomik krize bağlı yansımalar ve 11 Eylül krizi) Türk turizmi krizlere karşı bir bağışıklık kazandı, daha doğrusu, kriz yönetimi konusunda bir beceri kazandı. Küçük bir örnek sunmak istiyorum: Mesela, daha önceki yıllarda şu yapılırdı; çok eski yıllarda, bütçe ödenekleri geç ulaştığı için, tanıtma projeleri, daha çok, bütçe ödeneklerinin kullanılabilir hale geldiği; ama, piyasalar için çok da bir anlam ifade etmediği sürelerde gerçekleşirdi -bBiz, bunu, daha sonra, daha rasyonel, daha pozitif bir düzeye getirdik- ancak fiks medya planlarına bağlı kalınırdı. Mesela, bu dönem, Irak krizine bağlı iletişimin son derece yoğun olduğu, yani kamuoyunun, dolayısıyla hedef kitlenin savaş ve savaşa bağlı olumsuzluklara odaklandığı bir süreçte reklam yapmadık. Bütün medya bağlantılarımızı kapattık, reklam harcamalarını tamamen kestik. Adına "testimonial" dediğimiz, daha çok Türkiye'nin güvenilirliğini kanıtlayan birtakım PR yöntemlerine ve reklam yöntemlerine başvurduk. Yani, Türkiye'ye seyahat eden insanların deneylerinden ilgili ülke kamuoylarını yararlandırmaya, haber yapmaya çalıştık ve çok başarılı sonuçlar aldık.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

21 konuşma daha · 14 Ekim 2003

21 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook