2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas.(türkiye bilimsel ve tek. araş. kurumu bşk., türkiye bilimler akademesi, gümrük müsteşarlığı, ihracatı geliştirme etüd merkezi, ııı. tur.)
İstanbul Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 33. Birleşim · 4. yasama yılı · 16 Aralık 2005 · 2.806 kelime · yaklaşık 14 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Ali Şahin (AK Parti), 16 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KAN.TAS.(TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEK. ARAŞ. KURUMU BŞK., TÜRKİYE BİLİMLER AKADEMESİ, GÜMRÜK MÜSTEŞARLIĞI, İHRACATI GELİŞTİRME ETÜD MERKEZİ, III. TUR.)); konuşma 2.806 kelime.
Mehmet Ali Şahin (AK Parti, İstanbul). “2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas.(türkiye bilimsel ve tek. araş. kurumu bşk., türkiye bilimler akademesi, gümrük müsteşarlığı, ihracatı geliştirme etüd merkezi, ııı. tur.)”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 16 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-sahin-22-2005-12-16-2006-merkezi-yonetim-butce-kan-tas-turkiye-bilimsel-ve-tek-aras-kur (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul)Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinize saygılar sunuyorum.
Bu turda, bilindiği gibi, TÜBİTAK, Türkiye Bilimler Akademisi Başkanlığı, Gümrük Müsteşarlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığı ve İhracatı Geliştirme Etüd Merkezinin bütçelerini görüşüyoruz. Bu bütçeler üzerinde söz alan, gerek İktidar Partimize mensup gerekse muhalefet partilerine mensup arkadaşlarımız değerli düşüncelerini ortaya koydular; seviyeli, yol gösterici yaklaşımlarda bulundular, öneriler ortaya koydular; her birine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bu önerilerden, bu değerlendirmelerden, gerek Hükümet olarak biz gerekse burada, kurumlarımızın üst düzey yöneticileri, kuşkusuz ki, istifade edeceğiz.
Ben, şu anda bütçelerini görüşmekte olduğumuz kurumlarımızın bütçeleriyle ilgili, Hükümet adına, kısa ve özet halinde bir değerlendirme yapmak istiyorum. Bütçesiyle ilgili düşüncelerimi arz edeceğim ilk kuruluşumuz TÜBİTAK, yani, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu.
Değerli arkadaşlarım, birçok bakanlığımız, kuruluşumuz var; bunların tamama yakını ülkemiz insanının var olan sorunlarını çözmek, onların yaşam kalitesini yükseltmektir. Zaten, biz de, iktidar-muhalefet olarak ve bu partilere mensup insanlar olarak insanımızın yaşam kalitesini yükseltmek için ve ülkemizin rekabet gücünü artırmak için siyaset yapıyoruz ve halkımıza hizmet için buradayız. Bu alanda başarılı olmak, kuşkusuz ki, çok çalışarak, çağdaş gelişmeleri takip ederek olacaktır; ancak, bu hedefleri yakalamada TÜBİTAK ve TÜBİTAK'ın görevleri o kadar önemli ki; yani, insanımızın yaşam kalitesini eğer yükseltmek istiyorsak, rekabet gücünü ülkenin artırmak istiyorsak, yapmamız gereken şeylerin başında, bilim ve teknolojiye her zamankinden daha çok önem vermemiz gerekir. Ar-ge çalışmalarına, özellikle araştırma ve geliştirme çalışmalarına bütçemizden daha fazla kaynak ayırmak zorundayız; bilim insanı sayısını artırmak zorundayız ve bilim insanlarımızın niteliklerini daha da güçlendirmek, daha da yükseltmek zorundayız. Sanayiyle işbirliği yaparak bilim ve teknolojiyi ürüne dönüştürmek zorundayız. İşte, TÜBİTAK, bu tür hedefleri yakalamak için kurulmuş Türkiye'nin en önemli kurumlarından biridir; onun bütçesini bu turda ilk ele almam da, herhalde, bu açıdan, isabet teşkil etmektedir.
Değerli arkadaşlarım, 8 anaişler çerçevesinde çalışmalar yapıyor TÜBİTAK. Ayrıca, Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulunun da sekreteryası işini yürütüyor. Biz, Hükümet olarak, göreve geldiğimiz günden beri, TÜBİTAK'ın çalışmalarına ve hedeflerini yakalamasına büyük önem verdik. Bunun için, bütçesini artırmayı, hatta diğer kurumlardan daha fazla artırmayı ve özellikle araştırma geliştirme çalışmalarına daha fazla kaynak ayırmayı hep önde tuttuk. Hükümet olarak, bu desteğimizin boşa gitmediğini görmenin mutluluğu içerisindeyiz.
Özellikle, şu anda Meclisimizde, Genel Kurulumuzda TÜBİTAK'ı temsilen bulunan TÜBİTAK Başkanvekili Prof. Dr. Sayın Nükhet Yetiş'e, Bilim Kurulu üyelerine ve TÜBİTAK'ın değerli mensuplarına gerçekten teşekkür ediyorum; çünkü, ayırmış olduğumuz bu bütçeyi, ar-ge çalışmaları için ayırmış olduğumuz o kaynakları yerli yerine kullanmak için yoğun bir çaba sarf ediyorlar.
Özellikle 2005 yılında başlattıkları iki ayrı programdan sizlere kısaca bahsetmek istiyorum. Biraz önce de ifade etmiştim, bilim insanı sayımızı artırmak ve onların kalitelerini daha da yükseltmek zorundayız demiştim. Örneğin, bu sene üniversite giriş sınavında ilk 5 000'e girmiş olan ve daha önceden belirlenmiş alanları tercih eden öğrencilerden seçimler yaparak, bunlara 250 YTL, yani, 250 000 000 Türk Lirası karşılıksız burs verme kararını aldılar. Bu, kendisini iyi yetiştirmiş ve üniversite giriş sınavında da ilk 5 000'in arasına girmiş olan öğrencilerimize ileride başarılı birer bilim insanı olmaları konusunda başlatmış oldukları bir destektir. Bu destek, ileride de devam edecektir, almış oldukları karara göre; master yapsalar da, doktora yapsalar da bu ekonomik destek devam edecektir.
Ben, bunu fevkalade önemsiyorum. Hatta, bundan iki gün önce, yine TÜBİTAK'ta, ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarımızda, okullarımızda okuyan öğrencilerimiz arasında da kimya, matematik, fizik, biyoloji gibi alanlarda yarışmalar yapmışlar; onların ödül törenine gitmiştim. Böylece, çocuklarımızın şimdiden bilimsel buluş konusunda kendilerini yönlendirmeleri için, TÜBİTAK, öncülük görevini yapıyor, daha ilköğretim sıralarına kadar bu heyecanı indiriyor, liselerimize kadar indiriyor. Oradaki çocuklarımızın heyecanını yaşadım, hâlâ o heyecanı yaşıyorum. Eğer, biz bu heyecanı biraz daha artırabilirsek, ben inanıyorum ki, önümüzdeki yıllarda, gerçekten, dünyada ses getiren bilim adamları bizden de çıkacaktır. İşte, TÜBİTAK böylesine önemli bir görevi yerine getiriyor.
Ayrıca, yine, TÜBİTAK, bu yıl, önemli bir projeyi -ki, geçtiğimiz yıl başlamıştı- sanayie ar-ge destek programı; yani, sanayi kuruluşlarımız var; ancak, onlar, çağdaş bilim dünyası onların uğraş alanında hangi noktalara gelmiş, bunları bilmeye, hatta onların ötesine geçecek araştırma ve geliştirme yapmaya ihtiyaçları var. İşte, TÜBİTAK, bu alanda da sanayi kuruluşlarıyla işbirliği yapıyor. Hatta bunu yaparken, yine, bu sene, Dış Ticaret Müsteşarlığıyla işbirliği yaptı. Böylece, hem sanayi kesiminin ar-ge harcamalarına katkı sağlamış oldu hem de sanayi kesiminde teknoloji geliştiren ve buna bağlı olarak ticarî başarı sağlayan firmaların artmasına neden oldu. Sadece 2005 yılında, bunun için, 150 000 000 Yeni Türk Lirası, yani, 150 trilyon Lira gibi bir kaynağı seferber etti. Bu, Türk sanayiinin gelişmesi için de önemli bir ivmedir, önemli adımdır ve özellikle bu sene 150 trilyon Türk Liralık, yani, 150 000 000 Yeni Türk Liralık bu kaynak, geçtiğimiz yılların toplamının 3 mislinden fazladır. Böylece, TÜBİTAK hem bilim insanı sayımızı artırmak hem de Türkiye'de sanayiinin bilimle işbirliği yaparak gelişmesini temin etme bakımından ciddî adımlar atıyor. O bakımdan, kendilerine, bir kez daha, teşekkür etmeyi görev biliyorum.
Ayrıca, tabiî, bilim dünyasına yayıncılık alanında da hizmetleri var. Bilim Teknik ve Bilim Çocuk, Popüler Bilim Dergileri -ki, aylık ortalama toplam net baskıları 75 000 adet civarındadır- bu alanda da ilgili olan herkese hizmet etmeye devam ediyorlar.
TÜBİTAK'ımızın bütçesi 2006 yılında 768 378 000 Yeni Türk Lirasına yükseltilmiştir. Ekonomik imkânlarımız elverdiğince, tabiî ki, bu oran daha da artacaktır.
Ben, 2006 yılı bütçesinin TÜBİTAK'ımıza hayırlı olmasını ve başarılı hizmetlerinin artarak devamını diliyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar, Türkiye Bilimler Akademisinin bütçesi de biliyorsunuz, artık, müstakil olarak değerlendiriliyor 5018 sayılı Yasa gereği. Gerek Sayın Arıoğlu, gerekse Sayın Türkoğlu -ikisi de birer bilim adamadır- Türkiye Bilimler Akademisi, yani, TÜBA niçin vardır, niçin kurulmuştur, ne yapar; bu soruların cevabını burada gayet veciz cümlelerle ifade ettiler. Ben de aynı şeyleri tekrar etmek istemiyorum.
Kuşkusuz, Türkiye Bilimler Akademisi önemli görevler ifa ediyor. Bütçesi de 2006 yılı için 4 451 000 Yeni Türk Lirasıdır. Bu kurumumuza da çalışmalarında başarılar diliyoruz.
Şimdi önemli bir müsteşarlığımıza geldim; o da, Dış Ticaret Müsteşarlığı. Hemen şunu ifade edeyim, gerek dışticaretten gerekse gümrüklerden sorumlu Devlet Bakanı arkadaşımız Kürşad Tüzmen Bey, Dünya Ticaret Örgütünün bir toplantısı nedeniyle yurt dışında, Hongkong'da bulunuyor; o bakımdan, bütçe görüşmeleri esnasında burada hazır bulunamadı. Ben de bir Bakan arkadaşı olarak onun bütçesini burada takip ediyorum ve sorumlu olduğu alanlarla ilgili sizlerle bazı tespitleri paylaşmak istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, siyasî istikrarla birlikte doğru ekonomi yöntemi, ülkemize, yıllardır özlemini duyduğu ekonomik istikrar ortamını da sağlamıştır; bu sayede, Türkiye ekonomisi, son birkaç yılda geçtiğimiz dönemde yaşadığı krizleri telafi etmekte başarılı olmuştur. Enflasyonla mücadele programında, malî disiplinde, özelleştirme alanında, yatırım hamlelerinde ve dışticaret performansında gelinen nokta bu başarının somut örneklerini teşkil etmektedir. Güçlü iç ve dış talep sürmekte, yeni sanayi yatırımlarının ve piyasa açılımlarının temelleri atılmaktadır. Daha önceden öngördüğümüz yüzde 5'lik büyüme hedefinin de tutacağı, artık, şimdiden belli olmuştur.
Değerli arkadaşlarım, ihracatçı birlikleri kayıt rakamlarına göre, ihracatımız 1 Ocak 2005-15 Aralık 2005 döneminde, 2004 yılının aynı dönemine göre yüzde 15 oranında artarak, 69,6 milyar dolara yükselmiştir. Böylece, 15 Aralık tarihi itibariyle son oniki aylık ihracat rakamı, ekonomik program hedefi olan 71 milyar doları geride bırakarak 73 milyar dolar düzeyinde gerçekleşmesi beklenmektedir.
Devlet İstatistik Enstitüsü verilerine göre 2005 yılının ocak-ekim döneminde ithalat, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 21 oranında artarak 95 milyar dolar olmuştur. 2005 yılının ilk on ayında yüzde 11,7'lik bir bölümün tüketim malları ithalatından oluştuğu, yüzde 88'lik kısmınsa yatırım ve aramalı ithalatından oluştuğu görülmektedir. Değerli arkadaşlarım, büyümekte ve ihraç etmekte olan bir ülkede bu gelişme -sanırım- şaşırtıcı bir sonuç olarak algılanmamalıdır.
Şimdi, muhalefet partilerimize mensup değerli arkadaşlarımız burada düşüncelerini açıklarlarken, şu değerlendirmelerde bulundular; özellikle Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili arkadaşımız Sayın Keleş "cari işlemler açığı artmaktadır" dedi. Kuşkusuz, bizim gibi ekonomik problemleri olan, bu problemleri aşmak için yoğun bir çalışma içerisinde olan ülkelerde cari açığın olmasını biraz doğal karşılamak gerekir; çünkü, kalkınmakta olan ülkelerin hepsinin en temel sorunlarından bir tanesi, bu cari açık gerçeğidir. Ancak, önemli olan sanıyorum şudur: Cari açığın finanse edilip edilemeyeceği gerçeğidir. Evet, böyle bir açık var; yani, sattığınız var, aldığınız var; ama, dışarıdan aldığınız sattığınızdan daha fazla, işte, bu aradaki fark cari açık. Peki, bunu Türkiye şu anda finanse edebiliyor mu; önemli olan budur. Tabiî ki, önemli olan bu açığı kapatmaktır; ama, şu anda içinde bulunduğumuz konjonktürde, acaba, bunu finanse edebiliyor muyuz. Cari işlemler açığı, 2005 yılı sonunda 22 milyar dolar seviyesine ulaşacaktır; biraz önce söyledim; ancak, son bir yılda, 32,3 milyar dolar Türkiye'ye sermaye girişi olmuştur. Bu miktarın 3,4 milyar doları doğrudan yabancı sermaye, 11,1 milyar doları portföy yatırımları, 12,2 milyar doları şirketlerin sağladığı kaynaklardan oluşmaktadır. Bu 32,3 milyar dolarlık sermayenin 22 milyar dolarıyla cari açık finanse edilmiştir; 10,3 milyar dolarlık bir bölüm de döviz rezervine ilave edilmiştir. Kuşkusuz, aldığımız ile sattığımızın eş olması tercih edilir; hatta, aldığımızdan daha fazla satacak bir noktaya gelelim; ama, bu, birden bire olacak bir şey değildir.
Değerli arkadaşlarım, ithalattaki artışın diğer önemli bir nedeni de, hammadde fiyatlarındaki artışlardır. Sadece petrol ve doğalgazdaki fiyat artışının ithalata getirdiği yük 10 milyar doları aşmaktadır. Bu, bizim dışımızda cereyan ediyor; tüm ülkeler bundan etkilenmişlerdir. Genel ithalat artışı yüzde 21 iken, petrol ürünlerindeki artış yüzde 45'tir. Bunu, son yıllarda dünya petrol fiyatlarındaki artışın Türk ekonomisine yansıması olarak değerlendirmek durumundayız. Tabiî ki, diğer yandan, antidamping, korunma ve gözetim önlemlerini de ilgili bakanlığımız ve müsteşarlıklarımız ihmal etmemektedir; bu alanda da tedbirler alınmaktadır.
Şimdi, Sayın Haşim Oral Bey, tabiî, Denizlili olması dolayısıyla ve Denizli'nin de bir tekstil merkezi olması dolayısıyla burada değerlendirmeler yaptı. Kendisine değerlendirmeleri için, kuşkusuz ki, teşekkür ediyorum. Ancak, bazı hatalı bilgiler verdiler; bu bilgileri düzeltmek durumundayım. Denizli İlinde, tekstilcilerimizin çok zor durumda olduğunu, işçi çıkardıklarını, 10 000 civarında çalışanın bu ekonomik krizler nedeniyle işinden olduğunu ve dolayısıyla, ihracatlarının düştüğünü filan ifade ettiler.
MEHMET KARTAL (Van)KDV'yi yüzde 8'e düşürecektiniz…
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla)Değerli arkadaşlar, Denizli İlinin 2004 yılı ocak-eylül döneminde 849 000 000 dolar olarak gerçekleşen ihracatı, 2005 yılının aynı döneminde yüzde 19 artış kaydederek 1 milyar doları geçmiştir. Yani, 2005 yılını 2004'le kıyasladığımızda, ihracatta yüzde 19 oranında bir artış var. Sayın Oral, tam aksi "düşüş var" diyor; ama, bunlar, bizim elimizdeki, resmî kurumlarımızın gerçek rakamlarıdır ve bu yüzde 19'luk artış, Türkiye genel ihracat artışının da üzerindedir arkadaşlar. Yani, ihracatta bir artış yakalıyoruz biz, genel oranda; ama, bunun da üzerindedir.
Sayın Oral bir şey daha söylediler; "10 000 kişi işinden oldu…" Şöyle bir bakıyorum, elimde resmî veriler var; 2002 Eylül ayında sigortalı çalışan sayısı 106 126, 2003'te 120 838, 2004'te 124 611. Sayın Oral'ın dediği olsaydı, bu 124 611'in 114 611 olması gerekirdi, değil mi?! İşte, şu anda, en son rakam 134 120. Yani, söylediğinin tam aksidir, azalmamış artmıştır. O nedenle, yani, evet, seçmene selam kabilinden burada konuşma yapılabilir, ben buna saygı duyuyorum; ama, rakamları da çarpıtmayalım. Elimdeki rakamlar, Sosyal Sigortalar Denizli İl Müdürlüğünün rakamlarıdır. O bakımdan, böyle, işte, ortada yangın var, yanıyoruz, yıkılıyoruz gibi birtakım yaklaşımlarla gerçekleri örtmek mümkün değildir diye düşünüyorum.
MEHMET KARTAL (Van)Başbakan KDV oranını yüzde 8'e düşüreceğini söylemişti…
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla)Değerli arkadaşlar, ihracatımızda son yıllarda hızlı bir artış trendinin yakalanmasında ve pazar bağımlılığının azaltılmasında Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından geliştirilen ve birbiri ardına uygulamaya konulan bölgesel ticareti geliştirme stratejilerinin payının büyük olduğunu da bu arada ifade etmek istiyorum.
Bu çerçevede, 2000 yılında uygulamaya konulan “Komşu ve Çevre Ülkeler Stratejisi”, 2003 yılından bu yana uygulanan “Afrika Ülkeleri Stratejisi” ve 2006 yılı başından itibaren uygulamaya konulmak üzere hazırlıkları sürdürülen “Amerika Ülkeleri Stratejisi ile Pazar Çeşitlendirme Politikaları” somut hale gelmiştir. Söz konusu bölgesel stratejiler kapsamında şimdiye kadar alınan sonuçlar oldukça başarılıdır; nitekim, komşu ve çevre ülkelere olan ihracatımız, 2000 yılında 6,9 milyar dolar iken, 2004 yılında 18,9 milyar dolara yükselmiştir. Yani, Hükümetimiz döneminde -şunu ifade etmek istiyorum- komşu ülkelerle alışverişimiz, ihracatımız önemli ölçüde artmıştır. Bunda, Dış Ticaret Müsteşarlığımızın ve tabiî ki Hükümetimizin almış olduğu önlemlerin ve yapmış olduğu girişimlerin payı büyüktür. 2005 yılının on aylık döneminde de, genel ihracatımız yüzde 16,8 oranında artış gösterirken, komşu ve çevre ülkelere ihracatımızdaki artış yüzde 29,4 oranındadır. Asıl dikkat çekici olan nokta, bu ülkelerle, 2000 yılında 19,9 milyar düzeyinde geçekleşen ticaret hacminin, 2004 yılında 44,9 milyar dolara ulaşmış olmasıdır. Hükümetimizin, ihracattaki en önemli dikkat çeken yönlerinden biri, komşu ülkelerle ticarette sağlamış olduğu büyük artıştır.
Öte yandan, Türk müteahhitlik firmaları, bugüne kadar, komşu ve çevre ülkelerde 60,6 milyar dolar düzeyinde proje üstlenmişlerdir. 2003 yılında, söz konusu bölgede üstlenilen proje tutarı 3,1 milyar dolar düzeyinde gerçekleşirken, 2004 yılında üstlenen proje tutarı yaklaşık 5 milyar dolara yükselmiştir. İfade ettiğim bütün rakamlar, bir başarının açık göstergesidir.
Değerli arkadaşlarım, dünya pazarlarında rekabet gücümüzün daha da artırılarak girilen pazarlarda kalıcı bir yer edinilebilmesi için yürütülen diğer bir önemli çalışma ise, ihracat stratejik planıdır. 2004 yılı başında uygulamaya konulan ihracat stratejik planıdır. 2004 yılı başında uygulamaya konulan ihracat stratejik planı 2004-2006 ile sürdürülmektedir. İhracat artışını sağlayacak ihracat yapısının oluşturulması ve ihracatımızın yapısal sorunlarına kalıcı çözümler üretmeye yönelik sistematik çalışmaların tek bir çatı altında toplanması hedeflenmiştir.
Bu çerçevede, 2005 yılının geride bıraktığımız ilk onbir ayında Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından yürürlüğe konulan faaliyet ve projelerden birkaçına değinmek istiyorum:
Marka yaratma ve tutundurma faaliyetleri, diğer bir deyişle kaliteli, yenilikçi ve özgün Türk tasarımlarının ve markalarının dünya pazarlarına egemen olması çabalarının etkinliğini artırmak üzere proaktif çalışmalar.
Diğeri, tekstil ve konfeksiyon sektöründe KOBİ'lerin yer alacağı kümeler oluşturmak ve kümelere hizmet vermek üzere bir moda enstitüsü. 53 ülkeden 938 ülke temsilcisi ülkemize getirilmiş ve 212 uluslararası fuara millî düzeyde iştirak edilerek bir performans ortaya konmuştur.
Türk ihraç ürünlerinin tanıtımının yapılması amacıyla yurtdışı zincir mağazalara yönelik bir program başlatılmıştır.
Hedef pazarlara giriş eylem planları hazırlanması hızlandırılmış ve ilk etapta Çin Halk Cumhuriyeti pazarına giriş eylem planı uygulamaya konmuştur.
Kamuda ilk e-imza uygulaması olan Dahilde İşleme Rejimi Otomasyon Projesi tamamlanarak 1 Ağustos 2005 tarihinde uygulamaya başlanmıştır.
İpekyolu Türk İhraç Ürünleri Fuarı Organizasyonu düzenlenmesi. 24 Nisan - 31 Mayıs 2005 tarihleri arasında gerçekleştirilen bu anılan fuar, 10 560 kilometrelik tren güzergâhı üzerinde yer alan İran, Türkmenistan, Tacikistan ve Kazakistan'ı kapsamıştır.
İhracatımıza sağlanan destekleri genel bütçe içerisinde yer alan Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonuna tahsis edilen ödenek oluşturmaktadır. 2005 yılı için Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonuna genel bütçeden 217 000 000 dolar, yani, 350 000 000 Yeni Türk Lirası tahsis edilmiştir. Bu önemli bir rakamdır.
Değerli arkadaşlarım, ihracatımıza en uygun koşullarda ve uzun vadeli kredi temini, ihracatçılarımıza en uygun koşullarda ve en uzun vadeli kredi temini, ihracat risklerine karşı sigorta ve garanti programları vasıtasıyla yol desteği sağlamaya çalışıyoruz.
Son ikibuçuk yıl zarfında, Eximbank kredilerinin ihracatçımıza maliyeti yaklaşık 38 puan azalmıştır. Programlara ilişkin son derece etkin reformlara gidilmiş, bürokrasi azaltılmış, işlemler hızlandırılmıştır. Bu yılın ilk onbir aylık döneminde Eximbank tarafından ihracatçıya sağlanan toplam kredi desteği 7 milyar dolardır. Bu miktarın 3,8 milyar doları, sigortalanan sevkıyat tutarıdır.
Aynı dönemde, yüzde 70'i KOBİ niteliğindeki firmalar olmak üzere, piyasadaki en düşük vadeli faiz haddinden ve en uygun koşullarda toplam 1,5 milyar YTL'lik kısa vadeli kredi kullandırılmıştır; 2005 yılı itibariyle hedeflenen toplam destek oranının yüzde 90'ına ulaşılmış bulunmaktadır.
Değerli arkadaşlarım, uluslararası ticarette çetinleşen rekabet şartlarına paralel olarak, Türk Eximbank'ın daha çağdaş ve proaktif bir yasal yapıya kavuşturulması çalışmaları da büyük bir hızla sürdürülmüş ve nihaî aşamaya gelmiş bulunmaktadır.
Avrupa Birliği, toplam ihracatımızda yüzde 52'lik ve toplam ithalatımızda yüzde 42'lik payla ülkemizin en önemli ticarî ortağı durumundadır. Avrupa Birliğiyle kurulan gümrük birliği, Türkiye'nin dışticaret rejimini yeniden yapılandırmakla kalmamış, Avrupa Birliğiyle geleneksel olarak sürdürülen ticarî ilişkilerin geliştirilmesi ve üçüncü ülkelerle yapılan ticaretin düzenlenmesi bakımından da önemli sonuçlar doğurmuştur.
Doğrudan yabancı yatırımı çekmek ve dışa açılma politikaları uygulamak isteyen gelişme yolundaki ülkeler için takip edilen önemli yollardan biri olan ve ülkemizde ilk uygulaması 1988 yılında başlayan serbest bölgeler, önemli bir yatırım ve istihdam alanıdır. Halihazırda, ülkemizde, 21 adet serbest bölge faaliyettedir. Bu serbest bölgelerden yapılan dışticaretin hacmi, yılın ilk dokuz aylık döneminde 17 milyar dolara ulaşmıştır.
Dış Ticaret Müsteşarlığının 2006 yılı bütçesi toplam 84,6 milyon Yeni Türk Lirası olup, bunun 56,3 milyon Yeni Türk Lirası personel giderlerine ve diğer kalemlere ayrılmıştır.
Değerli arkadaşlarım, Dış Ticaret Müsteşarlığı, tüm bu faaliyetlerini, 7 genel müdürlük, 3 danışma ve denetim birimi, 4 yardımcı birim, 21 serbest bölge müdürlüğü, 8 dışticarette standardizasyon bölge müdürlüğü, 59 ülkede 83 ticaret müşavirliğiyle sürdürmektedir.
Hükümet olarak, dışticaret politikalarını belirlerken ve uygularken, amacımız, ülkemiz insanının hayat standardına katkıda bulunmaktır, yılların içe kapanıklığını, son yıllardaki atılımlarıyla üzerinden atan Türk insanına, en büyük desteğimiz, her şeyden önce, öngörülebilir, şeffaf, tutarlı ve sorumlu bir idare sunmak olmuştur. Asıl başarı, özgüveniyle yurtdışı pazarlarda var olmasını bilen müteşebbislerimize aittir. Kısacası, bütçe imkânları ne olursa olsun, bizim, kendimize, insanımıza ve ülkemizin geleceğine olan güvencimiz tamdır.
Ben, Dış Ticaret Müsteşarlığımızın bütçesinin de, bu kısa ve özet değerlendirme ışığında, hayırlı olmasını diliyorum ve tüm Dış Ticaret çalışanlarına, 2006 yılında da başarılar diliyorum.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, önüme bir not geldi, onu söylemeden geçemeyeceğim.
Biraz önce, Sayın Oral "Sayın Başbakan 8 defa Denizli'ye geldi; ama, 8 kuruşluk faydası olmadı" demişti. Tabiî, ona…
MEHMET KARTAL (Van)KDV'yi de yüzde 8 düşüreceğini söylemişti.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla)…bir cevap vermem lazım. Biz ne yapmışız şimdi Denizli'ye.
MUSTAFA GAZALCI (Denizli)Notu kim göndermiş Sayın Bakan?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla)Şimdi, bir defa, 125 kilometrelik Denizli-Aydın duble yolu bitti. Denizli-Çardak, 60 kilometre -ki, bu havaalanı yoludur aynı zamanda- bitti.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin)Başbakan gitmese yapılmayacak mıydı acaba?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla)Kuşkusuz ki, o Başbakanın başında bulunduğu hükümet bunları yapıyor.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
43 konuşma daha · 16 Aralık 2005