Temel ceza kanunlarına uyum amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 56)
Antalya Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 46. Birleşim · 2. yasama yılı · 8 Ocak 2008 · 850 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Ali Şahin (AK Parti), 8 Ocak 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TEMEL CEZA KANUNLARINA UYUM AMACIYLA ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 56)); konuşma 850 kelime.
Mehmet Ali Şahin (AK Parti, Antalya). “Temel ceza kanunlarına uyum amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 56)”. TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim tutanağı, 8 Ocak 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ali-sahin-23-2008-01-08-temel-ceza-kanunlarina-uyum-amaciyla-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yap (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya)Sayın Başkanım, çok teşekkür ederim.
Sayın Asil, görüşmekte olduğumuz kanun tasarısında bulunmayan, Türk Ceza Yasası’nın bir maddesiyle ilgili bir soru yönelttiler. Ama, milletvekili arkadaşımıza olan saygım nedeniyle kısaca cevap vermeye çalışacağım.
Sanıyorum bir yılı aşkın bir süredir Türk Ceza Kanunu’nun 301’inci maddesinin ifade özgürlüğü açısından yeniden ele alınması konusu Türkiye’nin gündemindedir. Bu konuda Adalet Bakanlığınca çalışmalar yapıldı. Sivil toplum örgütleri ve özellikle Barolar Birliği, üniversitelerimizin hukuk fakülteleri bu konuyla ilgili değerlendirmelerde bulundular. Özellikle medya dünyasıyla ilgili sivil toplum örgütleri, başta Basın Konseyi olmak üzere, 301’inci maddeyle ilgili gerek dünya örneklerinden hareketle gerekse mukayeseli hukuka dayalı olarak birtakım öneriler getirdiler. Adalet Bakanlığı olarak, bütün bunlar üzerinde bir çalışma yaparak bir metin hazırladık.
Benim dün yapmış olduğum basın toplantısında ifade ettiğim –tabii, Mecliste görüşülecektir- tasarı olarak mı gelsin, teklif olarak mı gelsin konusu gündeme geldiğinde, bunun teklif olarak verilmesinin zamanı iyi kullanma açısından daha uygun olacağı ifade edildi ve şu anda üstünde mutabakat sağlanan bir metin oluştu. Sanıyorum çok kısa sürede de milletvekili arkadaşlarımız tarafından Meclis Başkanlığına verilecek. Tabii ki Meclis Başkanlığına verildikten sonra, artık, konu Türkiye Büyük Millet Meclisinin malı olacaktır, gerek komisyonda gerekse Genel Kurulda bu konudaki teklif enine boyuna tartışılacak ve görüşülecektir.
Hükûmet sözcümüzün dün yapmış olduğu açıklama “Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk edilen kanun tasarıları arasında 301’le ilgili düzenleme yoktur” şeklinde bir açıklamadır. Yoksa, 301’inci maddeyle ilgili, dün Bakanlar Kurulumuzda da bir değerlendirme yapılmıştır. O nedenle, bizim, bakanlar olarak aramızda herhangi bir çelişki, herhangi bir tezat söz konusu değildir.
“Hangi gerekçelere dayandırıyorsunuz?” dedi değerli milletvekili arkadaşım. Bu teklif Türkiye Büyük Millet Meclisine geldiğinde, Komisyonda ve Genel Kurulda görüşülürken hangi gerekçelere dayandırıldığı, zaten, bu kanun teklifi görüşülürken ortaya konacaktır. Şimdi bunun dışında başka bir açıklama yapmayı gereksiz görüyorum.
Sayın Taner, Türk Ceza Kanunu’nun etkin pişmanlığı düzenleyen ve 2005 yılının Haziran ayında yürürlüğe giren 221’inci maddesiyle ilgili bir çalışma olup olmadığını sordular. Şu an itibarıyla Adalet Bakanlığımız böyle bir çalışma içerisinde değildir. Adalet Bakanlığımızın gündeminde Türk Ceza Yasası’nın 221’inci maddesiyle ilgili bir gündem söz konusu değildir. Sayın Başbakanımız, bir soru üzerine “Bu maddeyle ilgili de bir çalışma yapılabilir.” demiştir, “Esnetilebilir.” demiştir. Bu, kendi değerlendirmesidir. Ama, ne Bakanlar Kurulunda ne -biraz önce de ifade ettiğim gibi- Adalet Bakanlığı olarak bu konuda şu an itibarıyla herhangi bir çalışmamız mevcut değildir.
Sayın Çalış’ın bir sorusu var Türkçe kullanımıyla ilgili. Biraz sonra, zannediyorum, bu ilk bölümde, bir kanunda değişiklik yapıyoruz mecburi Türkçe kullanımıyla ilgili. “Bu kanuna aykırılık nedeniyle acaba kaç kişi yargılanmış, kaç kişi ceza almıştır?” diye bir soru yönelttiler yanlış anlamadımsa. Elimde şu anda bu soruya cevap verebilecek bilgi yok. Eğer, kısa sürede, ilgili arkadaşlarımız, bürokrat arkadaşlarımız, ellerinde böyle bir bilgi varsa, bana yetiştirirlerse, bundan sonraki bölümde soru-cevap faslı olacaksa, orada bu sorunun cevabını vermeye çalışacağım.
Sayın Ağyüz’ün “İmarla ilgili de çok ciddi çalışmalara ihtiyacı var Türkiye’nin. Acaba bu konuda Hükûmet olarak bir çalışma yapıp Parlamentoya sevk edecek misiniz?” anlamında bir soru yönelttiklerini tahmin ediyorum. En azından ben öyle anladım. Benim bildiğim, Adalet Bakanlığı olarak veya Adalet Bakanı olarak bildiğim böyle bir çalışma yok, ama, tabii, imar deyince Bayındırlık Bakanlığı öncelikle akla gelir. Bayındırlık Bakanlığının bu konuda bir çalışması olup olmadığını bilmiyorum, Bakanlar Kurulumuzun gündemine de böyle bir çalışma şu an itibarıyla gelmiş değil.
Yine Sayın Ağyüz bir soru daha sordular: “Tasarıda bazı maddeler var ki, burada değişiklik önerilen hususlar çok yakın bir zamanda çıkarılan başka kanunlarla zaten düzeltilmişti.” dediler. Haklılar. Zaten, o nedenle, sanıyorum, 90 civarında da önerge var. Bu hususları düzeltmek için hazırlanmış olan önergelerdir.
Sayın Kaplan güncel bir konuyu gündeme getirdiler. Yılbaşı gecesi Taksim’de yaşanan ve tabii ki, haber kanallarının da çokça gündeme getirdiği ve bu nedenle de, sanıyorum, dış dünyadaki haber kanallarında da gündeme gelen bir konudan rahatsızlığını ifade ettiler. Kendisinin rahatsızlık duymasını anlayışla karşılıyorum, çünkü, seyreden her vicdan sahibi insan da bundan rahatsızlık duymuştur.
Hemen şunu ifade edeyim: Türk Ceza Yasası’nın -kendileri de belirttiler- 105’inci maddesi cinsel tacizle ilgili suçu düzenlemektedir. Kendileri de hukukçudur. Şikâyete bağlı bir suçtur.
HASİP KAPLAN (Şırnak)Birinci fıkrası şikâyete bağlı, ikincisi değil.
ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya)Yani, mağdur veya mağdure herhangi bir kişiden şikâyetçi olmadığı takdirde, cumhuriyet savcısının resen dava açabileceği bir suç değildir. Ama “Bunun düzeltilmesi mümkün mü? Bu tür olaylar kamu vicdanını rahatsız ediyor, acaba yasada yeniden bir düzenleme yapılabilir mi?” dediler. Bu konuyla ilgili Bakanlığımıza çokça müracaat geldi doğrusu. Ben de bunları Kanunlar Genel Müdürlüğümüze gönderdim, “Bunları bir değerlendirin. Gerçekten bir çalışma yapılabilir mi, bir düzenleme yapılabilir mi?" diye; arkadaşlarımızın gündemindedir. Ancak, sırası gelmişken şu kanaatimi de sizlerle paylaşmak isterim: Bu tür, bizim geleneklerimize, kültürümüze, ahlak anlayışımıza uygun olmayan davranışları sadece yasa düzenlemeleriyle önlemeniz mümkün değildir. Dolayısıyla, insan malzememizi iyi yetiştirmek zorundayız. Yani, o saldırıda bulunan, o herkesin gözünün önünde oradaki hanımefendilere yönelik olumsuz davranışlarda bulunan kişiler, gençler bizim ülkemizin gençleridir, gökten zembille düşmediler. Niye bu gençlerimiz bu tür davranışlarda bulunuyorlar? O hâlde, eğitim sistemimizi de yeniden sorgulamamız, bu gençlerin neden bu tür davranışlar içerisinde bulunduğu konusunu sadece yasal düzenlemelerle değil, başka önlemlerle de önlemenin çarelerini bulmamız gerekiyor. Bu, toplumsal bir sorundur aynı zamanda. Demek ki çocuklarımızı, gençlerimizi iyi yetiştirmek ve onları geleceğe iyi hazırlamak mecburiyetindeyiz. Buradan alacağımız böyle bir ders olduğunu da düşünüyorum.
Sayın Başkanım, çok teşekkür ederim.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
52 konuşma daha · 8 Ocak 2008