İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 46. BİRLEŞİM · SALI

Tokat milletvekili reşat doğru'nun, (6/142,166), izmir milletvekili ahmet kenan tanrıkulu'nun, (6/254) sanayi ve ticaret bakanından sözlü soru önergeleri ve sanayi ve ticaret bakanı mehmet zafer çağlayan'ın cevabı

Mehmet Zafer Çağlayan

Ankara Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 46. Birleşim · 2. yasama yılı · 8 Ocak 2008 · 1.473 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Zafer Çağlayan (AK Parti), 8 Ocak 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TOKAT MİLLETVEKİLİ REŞAT DOĞRU'NUN, (6/142,166), İZMİR MİLLETVEKİLİ AHMET KENAN TANRIKULU'NUN, (6/254) SANAYİ VE TİCARET BAKANINDAN SÖZLÜ SORU ÖNERGELERİ VE SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN'IN CEVABI); konuşma 1.473 kelime.

Mehmet Zafer Çağlayan (AK Parti, Ankara). “Tokat milletvekili reşat doğru'nun, (6/142,166), izmir milletvekili ahmet kenan tanrıkulu'nun, (6/254) sanayi ve ticaret bakanından sözlü soru önergeleri ve sanayi ve ticaret bakanı mehmet zafer çağlayan'ın cevabı”. TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim tutanağı, 8 Ocak 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-zafer-caglayan-23-2008-01-08-tokat-milletvekili-resat-dogru-nun-6-142-166-izmir-milletvekili-ah (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; madem Sayın Susam aradan bir soru sordu, onun sorusuna cevap vererek başlayayım.

Efendim, biraz evvelki konuşmamda da vardı, şu anda, Büyük Mağazalar Kanunu diye değerlendirdiğimiz kanun, bütün kesimlerin görüşleri alınmıştır; aslında yılbaşından önce bitirecektik, Bakanlar Kuruluna, Başbakanlığa gönderilecekti, ancak iki tane kuruluşumuz yıl sonu itibarıyla işlerinin çok olduğunu ifade ettiler ve dün itibarıyla Bakanlığımıza gelerek onlar da görüşlerini verdiler, önümüzdeki günlerde, ocak ayı içinde belirlenen takvim içinde Sayın Başbakanlığımıza, Bakanlar Kuruluna, Büyük Millet Meclisine sevk edilmek üzere düzenleyici etki analiziyle beraber gönderilecektir.

Tekrar ifade ediyorum: Bunu yaparken mümkün olduğunca geniş uzlaşma, geniş mutabakat arayışı içindeyiz. Son gelmiş olduğumuz noktada, bütün tarafları bizzat ben toplayarak arkadaşlarımızla beraber görüşeceğiz ve mümkün olan en fazla uzlaşmayı sağlayarak böyle bir kanunun çıkmasını sağlamaya çalışacağız.

Diğer taraftan, Sayın Doğru’ya, evet, biraz evvel rakamlardan… Sayın Doğru, bu rakamlar devletin resmî rakamları. Yani, bunlar, Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonunun, Bakanlığıma bağlı 1 milyon 800 bine yakın esnafın, esnaf e-veri tabanında bulunan rakamlardır. Yani, bu rakamları, ben, tabii, başkası istiyor diye değiştiremem. Dolayısıyla, şu an için ortada bulunan rakamları ben size verdim. Evet, doğrudur…

Şunu çok net bilmek lazım. Gerek esnaf noktasında gerek bakkallar noktasında, 2005’ten sonra yaşanan o kapanıyor gözükenlerin birçoğu, mevcut bakkal eski görevini bırakıyor, bir başkası çocuğuna devrediyor, bir diğeri bir başkasına devrediyor. Oysa, bunu getirip, tabii, bakkalı kapandı-açıldı şeklinde değerlendirirsek, yanlış bir noktaya geliriz. Ancak, devletin resmî verileri, resmî rakamları bunlardır.

Diğer taraftan, sicil affıyla ilgili konuya tekrar dönmek istiyorum. Evet, sicil affı 2001’de ortaya çıkan, o geçmiş yıllardaki ekonomik ihmallerin getirmiş olduğu, biraz evvel konuşmamda söyledim, “Kim ne verirse ben 5 fazlasını veririm.” diyen zihniyetin, yıllar öncesinde ekonomik birikenlerin ve sıkıntıların ortaya çıkartmış olduğu bir sıkıntıydı ve o tarihte, birçok esnaf, sanayici, sanatkâr, tüccar, ister istemez çekleri, senetleri protestoyla karşı karşıya kaldı.

Evet, böyle bir şeyin çıkartılması o dönemde doğruydu. O tarihte Türkiye'de 181 milyar dolarlık bir gayrisafi millî hasıla vardı. Bugün Türkiye'nin gayrisafi millî hasılası -biraz evvel de bahsettim- 2007 sonu itibarıyla 490 milyar dolara yakın bir rakamdır. Yani, şu geçen beş yıllık süre içinde Türkiye, mevcut gayri safi millî hasılasına 308 milyar dolarlık bir gayri safi millî hasıla daha eklemiştir. Böyle bir ortamda, tabii ki, sanayi ve ticaret kesimleri büyümüştür. Bu büyürken, bu arada tabii ki çekler karşılıksız çıkacaktır, senetler protesto olacaktır, mevsimsel etkiler vardır, dönemsel etkiler vardır, firmaların kendi içinde bulunduğu yönetim problemleri vardır; birçok problem vardır. Ancak, şükürler olsun, bugün Türkiye’de artık “ekonomik kriz” kelimesini, biraz evvel söylediğiniz gibi, kullanmamak üzere çöpe atmış durumdayız. Rakamlar en azından ortada. Bugün Türkiye’nin gelmiş olduğu seviye ortada. Bugün Türkiye… Biraz evvel de bahsettim, otomotiv sektöründe 21 milyar dolarlık ihracatı gerçekleştiren bir ülkeden bahsediyoruz. Yani, unutmayalım ki, beş yıl öncesinde toplam ihracat zaten 36 milyar dolar seviyesindeydi. Bugün sadece otomotiv sektöründe 21 milyar dolar ve katma değeri Türkiye’de olan bir sektör ve ihracattan bahsediyoruz.

Diğer taraftan, biraz evvel bahsettiğiniz için söylemek istiyorum, cari açık, dış açık konusunda, bakın, dış açığı olan birçok ülke vardır. Cari açık konusunda, ben de Başkanken hep aynı şeyi söylerdim. Cari açık, evet, üzerinde önemle durulması gereken, özenle takip edilmesi gereken bir olgudur. Ancak, önemli olan cari açığın finansman kalitesidir, cari açığın nasıl finanse edildiğidir. Cari açığın Türkiye’nin başına bela olduğu dönemlerde Türkiye’nin borç yükü oldukça fazlaydı ve Türkiye’nin cari açığının çok fazla yüksek olduğu dönemlerde Türkiye’ye dışarıdan gelen döviz veya yabancı sermaye yoktu. Ama, bugün, Türkiye, şükürler olsun, sadece 2007 yılında 20 milyar dolarlık doğrudan yabancı sermaye ülkesine getirmiştir ve cari açıkta bir problem yaşanmayışının temel nedeni de dışarıdan gelen yabancı doğrudan yatırım dediğimiz, yani, bir ülkede yatırıma, üretime dönen bu doğrudan yatırımlardır ve buradaki finansman kalitesidir.

Bunu söylerken bir şeyin de altını çizmek lazım: Yine, yirmi yedi yıl sanayicilik yapmış… Ben sanayiciliği kitaptan öğrenmedim. Sanayiciliği bizzat yaşayarak öğrendim ve sekiz yaşımdan beri –elli yaşındayım- kırk iki yıldır hem çalıştım hem okudum. Organize sanayi bölgelerinde benim on yedi senem geçti. Dolayısıyla, bunların ne anlama geldiğini çok yakinen bilen, bire bir yaşayan ve bunu iliklerinde hisseden biriyim. Burada bütün hadise şudur: Cari açık konusunda… Türkiye, petrol ve enerji ithalatı yapan bir ülkedir. Ne yapalım, Allah Türkiye’ye petrolü vermemiş. 2002 yılında, petrol ve enerji ithalatına 9 milyar dolar ödeyen bir Türkiye, bugün petrol ve enerjiye 30 milyar doların üzerinde bir bedel ödemektedir. Hiç kimsenin öngörüsü yoktu. Hiç kimsenin hesabında petrolün fiyatının 100 dolar olacağı diye bir öngörüsü yoktu, petrol üreten ülkelerin dâhil. Dolayısıyla bu noktadan baktığımızda, cari açığın temel sebebinin özellikle petrol ve enerji ithalatında yaşanan bu fiyat artışlarından kaynaklandığını çok net çizmemiz lazım.

Buna rağmen tekrar şunu söylüyorum: Evet, cari açık her zaman üzerinde durulması gereken bir olgudur. Ama cari açık yabancı doğrudan yatırımla finanse edildiği müddetçe hiçbir sıkıntı yaratmaz. Nitekim 2007’de oldu ve 2008 yılında da Türkiye’ye gelecek olan yabancı doğrudan yatırımlar aynı şekilde bu işi düzeltecektir.

Diğer yandan, Sayın eski Bakanımın, Sayın Tanrıkulu’nun… Ben aslında sanayi stratejisi, sanayi politikasıyla, tabii bunlarla ilgili üç saat, beş saat -aslında öyle bir imkân, öyle bir zaman yok ama- konuşabilecek bilgiye, imkâna, altyapıya sahibim. Bunu Sayın Bakanım da kendisi zaten bilir. Onun için, burada mümkün olduğunca kısa, özet, bazı kısımları da vakte fazla tecavüz etmemek için daha fazla böyle kısaltarak ve özetleyerek ve bir kısmını da çabuklaştırarak sarf ettim. Zannediyorum ki, bunlar da zaten tutanaklarda da görülecektir. Bundan sonraki, özellikle 2003 yılından başlamış, 2002 yılından başlamış olan yeni sanayileşme stratejisi, yeni sanayi politikası, KOBİ’ler, esnaf ve sanatkârlara verilen tüm argümanlar, tüm çalışmalar zaten bunu göstermiştir ve bugün tekrar söylüyorum: Türkiye, 22 çeyrek arka arkaya büyümüşse, bakın, tekrar Türk özel sektörünün, reel sektör marifetiyle büyümüştür ve bugün Türkiye, 106 milyar dolar ihracatı gerçekleştirirken yüzde 92 sanayi mamullerinden oluşan bir Türkiye’den bahsediyoruz. Bu konuda Türkiye, zaten gerekli istimi almıştır.

Konuşmamın başında da söyledim. Makroekonomik altyapı sağlanmıştır. İyi bir temel inşa edilmiştir. Şimdi bu temelin üzerine yapılacak olan çok mikro reformlarla -mikro derken, küçültmek adına söylemiyorum- ani şoklarla, düzenlemelerle, sosyal güvenlik sistemi, araştırma geliştirmede, vergiyle ilgili yapılacak düzenlemeler, biraz evvel bahsettiğim teşvik politikalarıyla bu sefer sürdürülebilir bir büyümeyi esas alan bir model oluşturma durumundayız.

Diğer taraftan, bu KOBİ’lerle ilgili yapılan çalışmalar başlamıştır, devam ediyor. Başbakanlık geçen dönemde bana göre son derece doğru bir çalışma başlatmıştır. Büyük Millet Meclisine gelecek olan kanunların hepsinin değerlendirme etki analizi yapılması ve bu kanunun faydasının, getirisinin götürüsünün ne olduğu, tarafların, bütün tarafların bu konudaki görüş ve önerilerinin alınması noktasında bir çalışma başlatılmıştır. Bu çerçevede, sadece Bakanlığımla ilgili yirmi üçe yakın düzenleme olacaktır. Büyük Mağazacılık Kanunu, Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu, Bakanlığıma bağlı birçok kuruluşun da kanunlarının yeniden görüşüleceği bir dönemle zaten karşı karşıya geleceğiz. Çünkü Türkiye çok önemli bir değişim ve dönüşüme girmiştir. Türkiye çok önemli bir değişim, dönüşüm oranında, çok kısa süre içinde bütün gereklerini yerine getirecek çalışmalara devam etmektedir. Bu konuda Bakanlığımızın tabii ki, kabiliyeti, kapasitesi, altyapısı, bağlı kuruluşları, ilgili kuruluşları, merkez teşkilatı ve taşra teşkilatı topyekûn bunun altyapısına, bilgilerine sahip ve bunlar yapılırken, biraz evvel de bahsettiğim gibi, gerek Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği gerek TESK (Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu)’imiz diğer taraftan diğer kuruluşlarımız, TÜİK’imiz, DPT’miz, Maliye ve Çalışma Bakanlığımız topyekûn bir çalışma içine girecek.

Yapacağımız çalışmalarda, şunu bilmenizi isterim ki: Bundan sonra yapılacak olan tüm teşvik mekanizmaları, bundan sonra yapılacak tüm düzenlemeler, sonuç-etki analizleri yapılarak düzenlenecektir. Sonucunda, bunun Türkiye'ye ne getirdiğinin ne götürdüğünün çok net şekilde ortaya konması lazım.

Evet, değerli arkadaşlar, Türkiye'nin kaynakları sınırlıdır, Türkiye'nin kaynakları pahalıdır. Bu çerçeveden hareketle, yapılacak olan çalışmaların sonuçlarının en iyi, en doğru şekilde, en rasyonel şekilde alınacağı bir dönemle karşı karşıyayız. Türkiye her sene yeni iş gücüne 600 bin insanını gönderen bir ülkedir, yani bir taraftan mevcut işsizine iş bulacaksınız, diğer taraftan da her sene yeni 600 bin insana iş bulacaksınız ve diğer taraftan da iş gücünün niteliğini ve iş gücünün planlamasını da yapacaksınız. Bunların tamamı bizim sanayi stratejimizin esasını oluşturacak. Hangi sektörler desteklenecek, hangi sektörlere öncelik verilecek, bunlar zaten tespit edilmiş ve belirlenmiştir. Yine söylüyorum: Yüksek katma değer, yüksek teknoloji ve uluslararası yüksek rekabet gücü bizim olmazsa olmazımız olacaktır. Bu temel esaslara dayanan ve verimliliği öngören bir sanayi stratejisi, sanayi politikası bütünlüğü oluşturulacak ve bu noktada daha fazla üretim, daha fazla yatırım, daha fazla istihdam oluşacaktır.

Bu noktadan hareketle, 2013 yılında Hükûmetimizin koymuş olduğu ihracat hedefi 200 milyar dolardır. Ben inanıyorum ki, bu gidişle 200 milyar doları çok daha erken yakalamamız söz konusu olacaktır. Türkiye bugün, yıllar önce dışarıdan ithal ettiği sektörlerde ihraç eder hâle gelmiştir. Şükürler olsun, Türk firmaları, gerçekten -ben bu ülkenin bir ferdi olarak bununla iftihar ediyorum, gurur duyuyorum- bizim firmalarımız artık, yurt dışında, dünyada tanınmış firmaları birer birer satın almaya başlamıştır. Bir çikolata firmamız, dünyanın en tanınmış çikolata firmasını kendi bünyesine katmıştır, hepimiz adına gurur kaynağıdır. Bir firmamız, yıllar önce hepimizin ilk başta tanıdığı bir televizyon, bir radyo markası olan Grundig’i satın almıştır. Bunlar son derece önemli gelişmelerdir. Bunlar, Türk insanının, Türk motivasyonunun ve önümüzdeki dönemde neler yapacağımızın çok net göstergesidir. Bunları biliyoruz, anlıyoruz ve bunlara uygun politikalarımızı yapmaya devam edeceğiz.

Hepinizi tekrar, saygı ve hürmetle selamlıyorum. Sağ olun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

52 konuşma daha · 8 Ocak 2008

52 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook