İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 22. BİRLEŞİM · SALI

Ensar öğüt'ün, diyanet işleri başkanlığı bütçesinden farklı inanç gruplarına ödenek ayrılıp ayrılmadığına ilişkin sorusu

Mehmet Aydın

İzmir Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 22. Birleşim · 2. yasama yılı · 2 Aralık 2003 · 771 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Aydın (AK Parti), 2 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ENSAR ÖĞÜT'ÜN, DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI BÜTÇESİNDEN FARKLI İNANÇ GRUPLARINA ÖDENEK AYRILIP AYRILMADIĞINA İLİŞKİN SORUSU); konuşma 771 kelime.

Mehmet Aydın (AK Parti, İzmir). “Ensar öğüt'ün, diyanet işleri başkanlığı bütçesinden farklı inanç gruplarına ödenek ayrılıp ayrılmadığına ilişkin sorusu”. TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim tutanağı, 2 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-aydin-22-2003-12-02-ensar-ogut-un-diyanet-isleri-baskanligi-butcesinden-farkli-inanc-grup (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 4721 sayılı Türk Medenî Kanununda "kamu vakfı" terimi veya konsepti açıkça tarif edilmemekle ve bir ayırıma gidilmemekle birlikte, genellikle, kamuoyunda "yeni kamu vakıfları" olarak adlandırılan vakıflar, kamu çalışanları tarafından ve çok kere de üst düzey bürokratlarca kurulan Türk Medenî Kanununa tâbi vakıflardır. Yine, hepinizin bildiği gibi, bu vakıflar, bir anlamda, bizim klasik diyebileceğimiz geleneksel vakıflara benziyor; ama, önemli ölçüde her iki vakıf arasında -yani, bizim, Selçuklu, Osmanlı döneminden beri aşina olduğumuz vakıflarla bu yeni kamu vakıfları arasında- önemli farklılıkların olduğunu da biliyoruz.

Türk idarî yapısının özelliğinden kaynaklanan sınırlamalardan kurtulma, kamu hizmetlerini yeterli, yaygın ve kaliteli olarak topluma sunabilme, bu nedenle ihtiyaç duyulan kaynak sorununu aşabilme ve kolay harcama yapabilme imkânlarına kavuşmak için, kamu yöneticileri, vakıflardan, vakıf anlayışından yararlanma yoluna gitmişler; toplumumuzun geleneğinde ve zaten kamu vicdanında özel bir yeri olan, özünde yardımlaşma duygusu, niyet ve faaliyeti bulunan vakıf kurumunun benzerlerini kamu kurum ve kuruluşlarının bünyesinde oluşturmaya başlamışlar; böylece, kısıtlı bütçe imkânlarıyla yapamadıkları kamu hizmetlerinin en azından bir kısmını yapmaya çalışmışlardır.

Bakanlıklar, belediyeler, valilikler, üniversiteler, hastaneler, meslek odaları, eğitim kurumları ve diğer kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde kurulan vakıfların sayısı zamanla hızlı bir şekilde artmış; bu vakıfların idare organları genellikle kurum içindeki belli makamlara atanan bürokratların katılımıyla oluşturulmuş; vakıf başkanlığıysa, yine, genellikle, kurumun en üst düzey yöneticisi tarafından yürütülmüştür. Bu şekilde, üst düzey yöneticilerin değişmesiyle vakıf yöneticilerinin de değişmesi temin edilerek, kurum ile vakıf arasında uyum sağlanmak ve vakıf yönetiminin zafiyete düşmesi engellenmek istenmiştir. Birkısım vakıflarda ise, dönemin üst düzey yöneticileri ismen yer almış, görevleri sona ermesine rağmen, kamu kaynaklarının kullanımıyla kurulan ve gelişen vakıftaki görevlerini devam ettirmişler ve bu vakıflar da, bu bakımdan, bazen, kamudan ve kamu yararından koparılmış ve birtakım şahsî hizmetlere alet edilen vakıflar haline de dönüşmüşlerdir; hepsi değil, bir kısmı.

Kamu kurum ve kuruluşları bünyelerinde kurulan vakıfların yöneticilerinin aynı zamanda üst düzey bürokrat olması kurum ile vakıf arasında bir tür uyum sağlarken, bir yandan da -vakfın- kamu gücünün kullanılmasının yolunu açmıştır. Kamu vakfı olarak adlandırılan ve halen 608 adet olan bu vakıfların kahir ekseriyetinde genel olarak aşağıdaki özellikler gözlemlenmektedir:

Kamu kurum ve kuruluşlarının çok kere ismini taşımaktadırlar; hizmet binaları ve müştemilatı kullanılmak suretiyle faaliyet göstermektedirler; kamunun araç ve gereci genellikle kullanılmaktadır; kamunun sunduğu hizmetlerle ilgili olarak gerçek ve tüzelkişilerden ücret, bağış, katkı payı ve benzeri adlar altında karşılık almaktadırlar; kamu kurum ve kuruluşları bu vakıflardan ihalesiz ve ilansız mal ve hizmet satın almaktadırlar. Yine, kamuda çalışanlar çok kere görev unvanlarını kullanarak vakıflarda da görev almakta ve görevlerine devam etmektedirler. Kamu görevlileri, vakıftaki görevleri dolayısıyla ücret, huzur hakkı ve benzeri yararlar sağlamaktadırlar. Kamu görevlileri, yardım toplama ve bağış kabul etme hizmetlerinde de, yine, çalışmaktadırlar. Kamu kurum ve kuruluşları bütçelerinden bu vakıflara önemli ölçüde kaynak aktarılmaktadır.

Yayımlanan tebliğ ve genelgelere, yapılan denetimlere rağmen, kamu kurumları bünyesindeki bu vakıfların, vatandaşların şikâyetine yol açan çeşitli uygulamalarının olduğunu hepimiz biliyoruz. Özellikle de kamu kurumlarından kaynak aktarılma konusu, uzun zamandan beri şikâyete konu olmaktadır. Bu nedenle, yapılacak düzenlemenin en üst hukukî norm olan kanun olarak yapılanmasının, şikâyet ve sorunlara yol açan uygulamalara son vermek açısından etkili olacağı düşünülerek bir kanun tasarısının hazırlandığını ve bunun, Türkiye Büyük Millet Meclisine verildiğini yine biliyorsunuz.

Yeni gelen bu tasarı hakkında da birkaç cümleyle bilgi vermek istiyorum. Dernek ve vakıflar, kamu kurum ve kuruluşlarının ismini bundan böyle -eğer yasalaşma gerçekleşirse- alamayacaklar; hizmet binalarını ve müştemilatını kullanarak faaliyet gösteremeyecekler; kamu araç ve gereçlerini kullanamayacaklar; kamunun sunduğu hizmetlerle ilgili olarak gerçek ve tüzelkişilerden ücret, bağış, katkı payı ve benzeri adlar altında herhangi bir karşılık alamayacaklar; kamu kurum ve kuruluşları bu vakıflardan ihalesiz ve ilansız mal ve hizmet satın alma cihetine gidemeyecekler; kamu görevlileri, dernek ve vakıf organlarında görev unvanlarını kullanarak vazife alamayacaklar; yine, kamu görevlileri vakıf ve derneklerdeki görevleri dolayısıyla herhangi bir ücret, huzur hakkı vesaire alamayacaklar; yardım toplama, bağış ve kabul hizmetlerinde de çalışamayacaklar, çalıştırılamayacaklardır. Ayrıca, kamu kurum ve kuruluşları bütçesinden bu vakıflara kaynak aktarılması uygulamasına da kesinlikle son verilecektir.

Tasarı, ayrıca, yukarıdaki şartlara uymayanlarla ilgili birtakım cezalar da öngörmektedir. Kanuna aykırı hareket eden kamu görevlileri ile yöneticileri, üç aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılabilecekler, kanuna aykırı hareket eden dernek ve vakıf yöneticileri görevlerinden alınabilecek, kanuna aykırı işlemleri tespit edilen dernek ve vakıflar hemen kapatılacak, mal varlıkları ilgili kurumlara devredilecektir.

Bugün, yukarıda özelliklerini saydığım kamu vakıflarının sayısı 608 adettir -daha önce söyledim- bunlardan bir kısmı, 80 civarında vakıf hâlâ bugüne kadar istenilen bilgileri gönderememişlerdir. Dolayısıyla, bazı vakıflarda ciddî birtakım sorunların olduğunu biliyoruz ve biz Hükümet olarak, bu bakımdan, bir Meclis araştırmasının yerinde olacağını ve çalışmalarımızda, ayrıca, bunun yarar sağlayacağını da tahmin ve ümit ediyoruz. Bu bakımdan da önergenin lehinde oy vereceğimizi veya öyle bir düşüncede olduğumuzu ifade etmek istiyor; Sayın Başkanı ve siz değerli milletvekillerini, tekrar, saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

23 konuşma daha · 2 Aralık 2003

23 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook