633 sayılı diyanet işleri başkanlığının kuruluş ve görevleri hk.kan.(ss . 870 )
Yozgat Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 90. Birleşim · 3. yasama yılı · 27 Nisan 2005 · 506 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Çiçek (AK Parti), 27 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 633 SAYILI DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞININ KURULUŞ VE GÖREVLERİ HK.KAN.(SS . 870 )); konuşma 506 kelime.
Mehmet Çiçek (AK Parti, Yozgat). “633 sayılı diyanet işleri başkanlığının kuruluş ve görevleri hk.kan.(ss . 870 )”. TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim tutanağı, 27 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-cicek-22-2005-04-27-633-sayili-diyanet-isleri-baskanliginin-kurulus-ve-gorevleri-hk-kan-s-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET ÇİÇEK (Yozgat)Sayın Başkanım, çok teşekkür ediyorum bana bu fırsatı verdiğiniz için.
Saygıdeğer arkadaşlarım, yıllardır beraberiz. Ben, prensip olarak, bu kürsüye çıkarken, konuşulan her sözün, söylenen her şeyin, hatta tavır, davranış, gülümsemelerin bile zapta geçtiğini ve tarihe geçtiğini bilen, idrak eden, bu konuda hassasiyet gösteren bir arkadaşınızım. Elimde metin olmadan ve metne bağlı kalmadan konuşma yapmamayı alışkanlık haline getirdim, bu konuşmamda da buna riayet ettim.
Konuştuğum metin elimde, Sayın Kumkumoğlu'nun ifade ettiği şey ile benim söylediğim şeyler arasında zerre kadar alakanın olmadığını, kastımın katiyen o olmadığını ifade ediyorum.
Biraz önce, benden önce konuşan Sayın Grup Başkanvekilimiz Kemal Anadol Beyin de belirttiği gibi, üzerinde konuştuğumuz teşkilat, Diyanet İşleri Başkanlığı Teşkilatı, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda kanı, teri, gözyaşı, elemeği olan ve Atatürk, İnönü ve benzeri, cumhuriyetimizin kurulmasında gözyaşı dökmüş, emek vermiş, kan dökmüş insanlarla el ele vererek bu cumhuriyeti kurmuş insanların teşkilatı. Kendisine teşekkür ediyorum, kullandıkları ifadelere, bu teşkilatta yirmisekiz yıl çalışmış bir arkadaşınız olarak.
Atatürk'ü en iyi bilmek için, cumhuriyetin kuruluşunu en iyi bilmek için Nutuk'u çok iyi okumak lazım. Ne hikmettir ki, en az okunan eserlerden birisi Nutuktur. Atatürk, Samsun'a ayak bastığında, İstiklal Savaşının başlaması ve bitimiyle ilgili ifadelerde, Nutukta, o eski metinde, Yalova'daki metinde, ikinci ciltte aynen şöyle diyor: "Havza Müftüsünü, Amasya Müftüsünü, Sivas ve Erzurum Müftülerini, Denizli Müftüsü Ahmet Hulusi Efendiyi, İzmir Müftüsü Rahmetullah Efendiyi ve Ankara Müftüsü Rifat Börekçi'yi, bu millet şükranla yad edecektir; çünkü, onlar olmasaydı İstiklal Savaşının bu şekilde kitlelere mal olup gerçekleşmesi mümkün olmayabilirdi." O insanlar kadirşinas insanlar. Rifat Börekçi Hoca Efendiye, Atatürk, biraz önce Musa Uzunkaya arkadaşımın belirttiği gibi, makam arabalarından birisini vermiş. Devlet protokolünde, Diyanet İşleri Başkanlığının bugünkü gibi sırası 73 üncü, 74 üncü sıra değil. Dahası var, Rifat Börekçi, Keçiören'deki bağını satmış, Ankara esnafından topladığı paralarla bugünkü Cumhurbaşkanlığının bulunduğu yeri satın almış ve Atatürk'e vermiş. Atatürk de ona, Diyanet İşleri Başkanları ebediyen Cumhurbaşkanının yanında ikamet etsin diye lojman vermiş, Cumhurbaşkanlığımızın şu anda bulunduğu mekânda Rifat Börekçi Hocayı ağırlamış. Bu münasebetler böyle kurulmuş, böyle devam etmiş, etmeli.
İmam-hatip liselerinin ilk açıcısı Cumhuriyet Halk Partisi, İnönü. O müesseseler o mükemmellikte, o tarzda devam etmeli; bizim maksadımız bu. "Dini, dinî müesseseleri kim önbahçe, arkabahçe yapmaya çalışıyorsa, istismar ediyorsa, hem dine hem Diyanet İşleri Başkanlığına -ben bunu vurguladım- hem de ülkemize zarar veriyor" dedim.
Şimdi, gelelim Sayın Kumkumoğlu'nun ifadesine. Bakın, diyorum ki: "Ülkemizde, hiçbir kimsenin, Anayasanın ona verdiği yetki ve görevin dışında misyon yüklenerek -misyon yüklenerek- ortaya çıkması düşünülemez. Ne gariptir ki, Türkiye'de gündem oluşturmak istendiğinde, ilk alınmak istenen konu din ve dinî değerlerimizdir. Günah keçisi yapılmak istenen kurum ve kuruluşlar ise, Diyanet Teşkilatı ve onun müntesipleridir." Bunu kastederken, bir tarafı, bir cemaati, bir camiayı kastetmiyorum. Bunu, şu veya bu şekilde istismar etmeye çalışan, şu veya bu camiadan olan herkesi kastediyorum ve arkasından, başörtüsü, imam-hatip lisesi, cami, Kur'an kursu gibi konular...
"Bu bağlamda, Anayasamız -bakın, tekrar ediyorum; Anayasamız- diğer kurumların yetkilerini belirlediği gibi, Anayasa Mahkemesinin de görevlerini, yetkilerini belirlemiş ve sınırlamıştır. Hiç kimse ve hiçbir kurum, ülkemiz insanını Allah'la kul arasına sıkıştırmamalıdır. İnsanlarımız, bir taraftan Allah'a ibadet maksadıyla uygulamalarda bulunmak isterken, önüne farklı engeller konulmamalıdır."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
54 konuşma daha · 27 Nisan 2005