Bağımsız yargı sorunlarının araştırılması amacıyla verilen araştırma önergesi hakkında
İstanbul Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 6. Birleşim · 2. yasama yılı · 12 Ekim 2011 · 787 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Doğan Kubat (AK Parti), 12 Ekim 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAĞIMSIZ YARGI SORUNLARININ ARAŞTIRILMASI AMACIYLA VERİLEN ARAŞTIRMA ÖNERGESİ HAKKINDA); konuşma 787 kelime.
Mehmet Doğan Kubat (AK Parti, İstanbul). “Bağımsız yargı sorunlarının araştırılması amacıyla verilen araştırma önergesi hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim tutanağı, 12 Ekim 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-dogan-kubat-24-2011-10-12-bagimsiz-yargi-sorunlarinin-arastirilmasi-amaciyla-verilen-arastirma-o (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul)Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; sözlerimin başında hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanlığının Meclis gündeminde değişiklik yapılmasına dair önerisi aleyhinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum.
BDP’nin gündeme alınmasını arzu ettiği teklif, bağımsız yargı sorunlarının araştırılması, bu konuda yürütülecek çalışmaların ve alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırma komisyonu kurulması talebidir Tüzük’ün 98, 104 ve 105’inci maddeleri gereğince.
Öncelikle, Anayasa’nın 98’inci maddesinde Meclis araştırmasının hangi konuda yapılabileceğine dair emredici hükmü var; müsaadenizle onu arz etmek isterim.
98’inci maddenin üçüncü fıkrasına göre “Meclis araştırması, belli bir konuda bilgi edinilmek için yapılan incelemeden ibarettir.” İç Tüzük’ün 104 ve 105’inci maddeleri de bu araştırmanın usul ve esaslarını göstermektedir.
Değerli arkadaşlarım, Anayasa’nın 6’ncı maddesinde, egemenliğin kayıtsız ve şartsız Türk milletine ait olduğu belirtilmiş, yine egemenliğin yetkili organları eliyle kullanılacağı hükme bağlanmıştır.
Anayasa’nın 7, 8 ve 9’uncu maddelerinde de egemenliği kullanma yetkisini haiz olan bu organlar düzenlenmiştir ve bunlardan 9’uncu maddede yargı yetkisinin Türk milleti adına bağımsız yargı, bağımsız mahkemelerce kullanılacağı hükme bağlanmıştır.
Anayasa’nın 138 ve devamı maddelerinde de yargıyla ilgili düzenlemeler yapılmıştır. Mahkemelerin kuruluş esasları, kararlarındaki uyacakları usuller, kararlara karşı kanun yolları -olağan ve olağanüstü olmak üzere- ve bunları inceleyecek üst yargı mercileri, detaylı biçimde, burada düzenlenmiştir.
Dolayısıyla “yargı bağımsızlığı” denildiği zaman, Anayasa’yı yine okumak lazım. 138’inci maddede yargı bağımsızlığından bizim anladığımız şudur: “Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.
Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.”
SIRRI SAKIK (Muş)İçişleri Bakanına sor onu!
MEHMET DOĞAN KUBAT (Devamla)Değerli milletvekilleri, bu kürsü herkese açık. Medeni, özgür biçimde, buradan… Benim fikirlerimi beğenme zorunda da değil kimse ama bunun aksini düşünenlere de bu kürsü zaten açık. Sayın Başkanımız da toleransıyla söz veriyor herkese.
Dolayısıyla -devam etmek istiyorum- değerli arkadaşlar, yargı bağımsızlığı, hâkimin sadece dıştan gelen müdahalelere yani herhangi bir organın -bu yasama da olabilir veya devlet dairesinin veya bir kişinin- emir, talimatına karşı bağımsızlığı değil, idari yönden de yani onun özlük hakları yönünden de, kendi görev suçlarıyla ilgili denetim yetkisi yönünden de bağımsız kılmasını zorunlu kılar.
İşte bu esastan hareketle 2010 yılında yapılan, 5982 sayılı Kanun’la Anayasa’da yapılan değişiklik, gerçekten cumhuriyet tarihinde yargı bağımsızlığı konusunda yapılmış en kapsamlı değişikliktir. Burada biraz önce saydığım değişiklikle, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun, bunların, yargı mekanizmasının asli unsuru olan hâkim ve savcıların gerek özlük, atama, tayin, terfi, nakil, görevden uzaklaştırma gibi konularda daha önce idari mercilere yani Adalet Bakanlığına çoğu zaman ait olan yetkileri, tamamen demokratik bir seçim süreciyle de desteklenen 22 kişilik bir kurula, yine hâkim ve savcıların oluşturduğu bir demokratik kurula tevdi edilmiştir. Bu, onlar açısından da bağımsızlık adına önemli bir güvence teşkil etmektedir.
Yine değerli arkadaşlarım, hâkim ve savcıların haklarında vuku bulan şikâyetler üzerine inceleme ve denetim yetkisi, araştırma yetkisi daha önce Adalet Bakanlığına bağlı teftiş kurulunca müfettişler eliyle gerçekleştirilmekteydi. Elbette, siyasi otoriteye doğrudan bağlı, onun emir ve talimatı altında olan böyle bir kurulun belki siyasi saiklerle hareket etmesi düşünülebilir idi ama Anayasa’da yapılan bu değişiklikten sonra bu yetki tamamen HSYK’ya verilmiştir. Bu da hâkim ve savcıların görevlerini yaparken tarafsız ve bağımsız biçimde hareket etmeleri adına önemli bir güvence olduğu kanaatindeyim.
Ülkemizde yargı kararlarından herkesin memnun olduğu söylenemez. Çünkü her davanın iki tarafı vardır, birini memnun etseniz, öbürü elbette memnun olmayacaktır ama önemli olan bu hukuk uygulamalarından, mahkeme kararlarından, adli işlemlerden memnun olmayan vatandaşların hak arama özgürlüğünü kullanıp kullanamadığına bakmak lazım. Yine, Anayasa elbette bu konuda -36’ncı maddesi- bir güvence getirmiş olmakla birlikte, daha önce vatandaşlarımızın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yaptığı başvuruların çokluğu da Meclisin malumudur. Bu konuda Türkiye’de de bu yol açılmış, Anayasa Mahkemesine, anayasal şikâyet dediğimiz bireysel başvuru hakkı getirilmiştir. Yani, hukuk uygulamalarından mağdur olduğunu iddia veya beyan eden kimselerin önünde olağan yargı yolları açık olmakla birlikte, olağanüstü bir yargı yolu olarak da yine hak arama özgürlüğü çerçevesinde 148’inci maddede bu bireysel başvuru hakkı getirilmiştir.
Kurulun denetim yetkisi dışında kalan ve yargı göreviyle ilgili olmayan adalet hizmetlerinin denetimindeyse Adalet Bakanlığı yetkili kılınmıştır; örneğin, cezaevleri, noterler, yine Adalet Bakanlığının icra daireleri, bunların denetimi Adalet Bakanlığına bağlı Teftiş Kurulu marifetiyle yapılacaktır.
Değerli dostlar, yargı bağımsızlığı, hâkim ve savcıların dışa karşı bağımsız olması yanında kendilerine karşı da bağımsız olmasını zorunlu kılar. Yani, hâkimin, mahkemenin inancından veya ideolojisinden doğan farklılaşmayı işine bulaştırmamasını da zorunlu kılar. İşte bu HSYK’da öngörülen özerk bağımsız yapı, bu, hâkimin ve mahkemenin kendisine karşı olan bağımsızlığını da güvence altına almayı hedefleyen bir düzenleme olmuştur.
Bu çerçevede, Sayın BDP Grubu tarafından verilen bu önerinin, hâkimleri ve mahkemeleri ve bunların yargısal nitelikteki işlemlerini politik alanın sorgulamasına maruz bırakacak siyasi bir komisyonun kurulmasının Anayasa’nın 6, 9, 138 ve 159’uncu maddelerine aykırı olduğu kanaatiyle aleyhte oy kullanacağımı belirtir, hepinize saygılar sunarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
36 konuşma daha · 12 Ekim 2011