Emniyet teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.869)
Hatay Milletvekili ·
Genel Kurul, 89. Birleşim · 3. yasama yılı · 26 Nisan 2005 · 817 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Eraslan, 26 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: EMNİYET TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.869)); konuşma 817 kelime.
Mehmet Eraslan (Hatay). “Emniyet teşkilatı kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.869)”. TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim tutanağı, 26 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-eraslan-22-2005-04-26-emniyet-teskilati-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET ERASLAN (Hatay)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısıyla ilgili söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Tabiî ki, gelen tasarı, 1 maddelik bir tasarı. Yeni bir düzenleme olmamakla birlikte, 55 inci maddede var olan, uzmanlık, master ve doktora yapan emniyet birimlerinin, Emniyet Teşkilatında çalışan kardeşlerimizin rütbe kıdeminde değerlendirilmemesi, aslında, bilimsel çalışmaya, kendini geliştirmeye yönelik, kendini biraz daha eğitime adamaya, kendini biraz daha olgunlaştırmaya ve kendini biraz daha ileri aşamaya, ileri safhaya götürmeye yönelik azimleri, maalesef kıracak niteliktedir. Bu, konuşmamın başında da dediğim gibi, yeni bir düzenleme değil, öteden beri, önceden beri, kanunun maddesinde var olan, eğitime, öğretime ve bilimsel çalışmaya bir yerde darbe indiren, onları sekteye uğratan bir maddedir.
Tabiî ki, acaba, bilimsel çalışmanın, uzmanlık, mastır ve doktora gibi bilimsel çalışmaların prim yapmadığı, bilimsel çalışmaların işe yaramadığı ve rütbe terfiinde bir müktesebat getirmediği bir ortamda, teşkilatta çalışan emniyet mensupları niye kendini biraz daha geliştirsin, niye kendisi biraz daha kafa yorarak mastır yapsın, uzmanlık yapsın, doktora yapsın. İşe yaramıyorsa bunlar, hiç kimse buna kafasını yormayacaktır ve dolayısıyla bu tür geliştirici ve bilimsel yönü olan, eğitici yönü olan bu tür faaliyetler söz konusu olmayacaktır diye düşünüyorum.
Tabiî ki, diğer kamu kuruluşlarındaki, diğer kamu dairelerindeki personele, işte, uzmanlık yaptığı zaman, doktora yaptığı zaman, mastır yaptığı zaman, kanun gereği onlara bir derece veriliyor, kanun gereği bir derece alıyorlar; ama, Emniyet Teşkilatında çalışan emniyet mensupları bunları yapmış olsalar bile, maalesef, kendilerine bir fayda, bir müktesebat sağlamadığı için, burada haksız bir rekabetten, kurumlararası haksız bir rekabetten söz etmek mümkün oluyor. Mesela, Millî Eğitim Bakanlığı, Devlet Lisan Okulunda eğitim görenlere kademe ilerlemesi veriyor. Onlar da bu haktan istifade edebiliyorlar, kademe ilerlemesi alabiliyorlar; fakat, bu madde emniyet mensuplarının önünde gerçekten çok ciddî bir engel. Daha sağlıklı hizmet görebilmeleri, kendilerini geliştirebilmeleri ve kendi işlerini daha iyi görmeleri, daha iyi motive olmaları noktasında büyük bir engeldir diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlar, konuşmamın başında da dedim ki, kanun 1 madde. Bundan önce gelen kanun da 1 maddeydi. Şimdi hepimiz Türkiye'de 81 ilde Emniyet Teşkilatının ne kadar önemli bir görev üstlendiğini, ne kadar fedakârca çalıştığını, ne kadar ciddî ve görevinin bilinciyle işinin başında olduğunu, gece gündüz çalıştığını, toplumun huzur ve güvenliğiyle ilgili ne kadar fedakârca, ne kadar canını böyle tehlikeye atarcasına gece gündüz çalıştığını biliyoruz. Fakat, gelen 1 maddelik kanun tasarısında, Emniyet Teşkilatının, emniyet mensuplarının sosyal haklarının iyileştirilmesine ilişkin, ekonomik durumlarının iyileştirilmesine ilişkin hiçbir yasama mantığı yoktur. (CHP sıralarından "Bravo" sesleri) Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, biz kapkaçın çoğaldığından, yolsuzluğun çoğaldığından ve gayrimeşru birtakım icraatların çoğaldığından bahsedeceğiz; ama, bir taraftan da, emniyet birimlerinin, emniyet güçlerinin, Emniyet Teşkilatının bunlarla mücadelesine ilişkin davalarında kendilerini güçlendirecek, kendilerini rahatlatacak daha iyi bir çalışma ortamı hazırlamaktan uzak, sosyal haklarını kendilerine teslim edici bir çalışma ortamından uzak bir kanun tasarısıyla karşı karşıya kalacağız.
Sayın İçişleri Bakanımız daha önce demişti ki: "Ben, Bakanlık görevime geldiğim zaman, Emniyet Teşkilatının, emniyet mensuplarının özlük haklarını ve sosyal haklarını iyileştiren bir kanun hazırlamayı arkadaşlarımıza söyledim ve bu çalışma sürüyor."
Yani, ne kadar zor bir çalışmadır ki, ne kadar uzun süren bir çalışmadır ki veya olağanüstü bir zorluğa sahip bir çalışmadır ki, aradan ikibuçuk yıl geçmesine rağmen, emniyet mensuplarının sosyal haklarını ve özlük haklarını iyileştirici niteliği taşıyacak bu çalışma bugüne kadar bitmemiştir. Yani, Sayın Bakanım, kendi bürokratlarınıza, kendi Emniyet Genel Müdürlüğünüzde görev yapan arkadaşlarımıza acaba, ne oldu; ben size zamanında bunu söylemiştim; ama, bugüne kadar bu niye hazırlanmadı, Türkiye Büyük Millet Meclisine neden bugüne kadar inmedi şeklinde bir suali iletirseniz, biz de sizlerden bu noktada bilgilenirsek, biz de mutlu oluruz, ülkede çalışan emniyet mensupları, emniyet birimleri de bu sorunun cevabını sizin aracılığınızla ve sizin vesilenizle almış olurlar diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlar, emniyet mensubu arkadaşımız evine gittiği zaman, acaba, yarın ev kirasını nasıl ödeyeceğim diye düşünmemeli; ben, çocuğumun eğitim parasını nasıl temin edeceğim diye düşünmemeli; ben, su parasını, elektrik parasını, çocuğumun giysi parasını, acaba, nasıl karşılayacağım, kredi kartı taksitimi nasıl ödeyeceğim, nereden borç para bulabilirim ve ucu ucuna nasıl getirebilirim şeklindeki kaygılardan uzak, evinde rahat bir şekilde, başını yastığa koyunca gönül huzuru içerisinde yatmalıdır diye düşünüyorum.
Aslında, sadece Polis Teşkilatı için değil; bakın, Polis Teşkilatında çalışan, Emniyet Teşkilatında çalışan bir personel, emekli olduktan sonra 550 000 000 lira maaş alıyor; fakirlik sınırıyla hemen hemen aynı seviyede. Onun dışında, halihazırda çalışan, emekli olmayan, emniyet birimlerinde çalışan kardeşlerimiz, yoksulluk sınırının altında maaş alıyor ve bu parayla nasıl geçineceğim diye her gece kara kara düşünüp, yatmadan önce bir yarım saat, maalesef, hesap kitap yapmak zorunda kalıyor.
Emniyet Teşkilatının, aslında, sorunlarını bütüncül bir mantıkla düşünmek gerekiyor. Yani, ben, bugün, buraya gelirken, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin polisi, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin emniyet mensubu bu kanunla rahatlayacak, gerek sosyal alanda gerek diğer alanlarda özlük haklarının temini noktasında biraz rahatlayacak, biraz eskisinden daha iyi olacak ve motivasyon almış bir durumda, motive olmuş bir durumda görevine daha bir muhabbetle, daha bir iştiyakla devam edecek bir kanun beklerken tek bir maddelik ve hiçbir şeyi düzeltemeyen, ama, öğlenden beri Türkiye Büyük Millet Meclisinin zamanını alan tek bir maddeyle donatılmış bir kanunla karşı karşıyayız.
Ben...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
39 konuşma daha · 26 Nisan 2005