Çalışma saatleri ve konuları hk.
Hatay Milletvekili ·
Genel Kurul, 108. Birleşim · 4. yasama yılı · 30 Mayıs 2006 · 1.004 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Eraslan, 30 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.); konuşma 1.004 kelime.
Mehmet Eraslan (Hatay). “Çalışma saatleri ve konuları hk”. TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim tutanağı, 30 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-eraslan-22-2006-05-30-calisma-saatleri-ve-konulari-hk (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET ERASLAN (Hatay)Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; öncelikle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
AK Parti Grup önerisinin aleyhinde söz aldığımı öncelikle ifade etmek istiyorum; çünkü, tabiî ki, grup önerisindeki kanun tasarılarının, uluslararası sözleşmelerin, mutlaka, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülmesi gerekir. Ben, bu haftaki çalışmaların ülkemize, milletimize hayırlar getirmesini temenni ederek sözlerime başlarken, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminde milletin gündeminin mutlak surette olması gerektiğini her seferinde vurguluyorum ve milletin gündeminde, ülke sathının gündeminde, şu an, yoksullukların, yasakların ve yolsuzlukların birinci ana madde olarak kendini muhafaza ettiğini tekrar vurguluyorum ve özellikle Türkiye Büyük Millet Meclisinin ve siyasî iktidarın gündeminin de yoksulluklar, yasaklar ve yolsuzluklar olması gerektiğini, buna ilişkin kanun tasarı ve tekliflerinin hazırlanarak Türkiye Büyük Millet Meclisine getirilmesi gerektiğini ve grup önerilerinin veya Danışma Kurulu önerilerinin içerisinde bu tür önemli gündem maddelerinin, milletimizin de beklediği, milletimizin de çözüme kavuşturulması gerektiğine inandığı önemli gündem maddelerinin yeri almasını, gerçekten, millet adına arzu ederken, milletin de bunları arzu ettiğini ifade etmek istiyorum.
Değerli arkadaşlar, yoksulluğa baktığımız zaman -resmî verileri veriyorum- 1 000 000 insanımız, vatandaşımız açlık sınırının altında yaşama mücadelesi vermektedir. Diğer taraftan, 20 000 000 insanımız -yine bunlar resmî rakamlardır- 20 000 000 vatandaşımız, 20 000 000 aziz milletimizin evladı, maalesef, yoksullukla boğuşarak, yaşam mücadelesi, hayat mücadelesi verme gayreti içerisindedir ve şu an, açlık sınırı 730 000 000 iken, maalesef, asgarî ücretin 380 000 000 olması çok düşündürücü ve anlamlıdır. Sanki bu insanlara nasıl yaşarsanız yaşayın, nereden bulursanız bulun şeklinde bir yaklaşım tarzı görmekteyiz.
Diğer taraftan, yoksulluk sınırı, 1 900 000 000 dolaylarında iken, kamu kesiminde çalışan, özellikle, personelimizin hemen hemen yüzde 95'i, yoksulluk sınırının altında ücret alarak, yaşama gayreti, yaşama çabası içerisine girerken, sıkıntılı bir hayat, geleceğinden umutsuzluklarla dolu bir hayat görmektedir.
Değerli arkadaşlar, işsizlik oranı… İşsizlik çok önemli; gençliğimiz, kadınlarımız, geleceğimiz, Türkiye'nin geleceği… İşsizler ordusu, maalesef, Türkiye'yi de, toplumumuzu da tehdit eder konuma gelmiştir ve işsizlik oranı 10,3'ten, 11,9'lar dolaylarına gelmiştir.
Yasaklar aynı şekilde devam etmektedir. Bu ülkede yaşayan insanlar, inandıkları gibi, inançları gibi ve düşündükleri gibi yaşama salahiyetinde olmalıdırlar, yaşama özgürlüğünde olmalıdırlar. Eğer, demokrasiden, insan haklarından, temel özgürlüklerden bahsediyor isek, bu yasaklarla ilgili sorunların, özellikle, İktidar tarafından bir an önce çözülmesi gerektiğini, yine, millet adına söylüyorum.
Başörtüsü meselesi, maalesef, bütün varlığıyla devam etmektedir, başörtüsü yasağı devam etmektedir ve Anayasamıza göre eğitim, temel bir haktır, insan hakkıdır ve eğitim hakkı hiç kimsenin elinden alınmaması vurgulanır iken, maalesef, bu yasaklar dolayısıyla binlerce gencimiz üniversite kapılarında mağdur edilmektedir.
Diğer taraftan, yolsuzluklar, suiistimaller…
Değerli arkadaşlar, bu çok önemli, hepimizi ilgilendiriyor, Türkiye Büyük Millet Meclisini ilgilendiriyor, siyasî partileri ilgilendiriyor, siyasî kurumları ilgilendiriyor, milletvekillerini ilgilendiriyor, her birinizi, hepimizi ilgilendiriyor. Yani, haksız fiil deyip geçmeyin, usulsüzlük deyip geçmeyin, yolsuzluk deyip geçmeyin. Bunlar, günbegün artar iken, günbegün büyür iken, emin olun, hepimiz kan kaybediyoruz, demokrasi kan kaybediyor, devlet kan kaybediyor, siyaset kan kaybediyor, milletle devlet arasındaki uçurum her geçen gün artıyor. Siyaset kurumuyla, Türkiye Büyük Millet Meclisiyle, Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygınlığıyla millet arasındaki mesafe her geçen gün artıyor, makas büyüyüp gidiyor.
Dolayısıyla, özellikle, İktidar Partisinin, 3 Kasım 2002 seçimlerinden önce "yolsuzlukla mücadele, haksız fiillerle, usulsüzlüklerle ilgili mücadele edeceğiz" sözü, AK Partiyi bugün tek başına iktidar etmiştir, iktidar yapmıştır; ama, her geçen gün bu noktadaki kararlılığın yok olduğunu, bu noktadaki kararlılığın yavaşladığını görüyorum.
Değerli arkadaşlar, kendi seçim bölgem olduğu için söylüyorum. Basına da "Ali Dibo düzeni" olarak, "Ali Dibo şirketi" olarak yansıdı ve birtakım haberler ulusal basında yer aldı. Bu ulusal basında yer alan haberlere karşılık, AK Parti yöneticisinin biri çıktı dedi ki: "Elimizde bizim yargı kararı var."
Şimdi değerli arkadaşlar, bu yargı kararı bende de var, bu yargı kararını ben de okudum. Şimdi soruyorum, bu yargı kararı bunların olmadığını mı söylüyor? Yani, bu elimizdeki yargı kararı, bu haksız fiillerin olmadığını mı söylüyor? Bu yargı kararı, rakamların sadece yanlış yazıldığını, rakamlarla ilgili değişikliklerin olduğunu söylüyor. 266 ihale değil de, Hatay'da 5 751 ihalenin olduğunu söylüyor. Ee, peki, 266 ihale 15 tane AKP'li üye tarafından alınmış ise, acaba, diğer AKP'li üyeler tarafından 5751 ihalenin kaçta kaçı alınmış; onu biliyor muyuz? Onu bilmiyoruz; onu sizlerin ve aziz milletimizin takdirlerine sunuyoruz.
Şimdi, bu yargı kararı, değerli arkadaşlar, bahsedilen bu yargı kararı, Sayın Grup Başkanvekili Sadullah Ergin'in kendi el yazısıyla yazdığı ve kendisinin de kabul ettiği bu belgenin, Sadullah Ergin tarafından tanzim edilmediğini mi gösteriyor?! Sayın Ergin, bunu kabul etti, dedi ki: "Evet, bu el yazısını ben yazdım." Şimdi, sizlere soruyorum, keşfi çıkan işleri bana getir ve… Keşfi çıkan işleri bürokrattan isteyip getirdikten sonra, kendi el yazısıyla karşılarına isim yazmanın manası, anlamı nedir; allahaşkına sizlere soruyorum değerli milletvekilleri?!
AHMET YENİ (Samsun)Kömür işlerini anlat, kömür işlerini!..
MEHMET ERASLAN (Devamla)Öyle bir şey yok! İftira atıyorsunuz, iftira atıyorsunuz!
AHMET YENİ (Samsun)Kömüre gel, kömüre!..
MEHMET ERASLAN (Devamla)Bir milletvekili, bir bürokratı niye çağırır ve yapılacak işlerin karşısına isimleri niye yazar?! Haydi, isimleri yazdı, peki 40-50 milyar rakamını niye yazar?! Parayı niye yazar?! Bir milletvekilinin işi midir bu?!
MEHMET KILIÇ (Konya)Kömür işini anlat Mehmet!
MEHMET ERASLAN (Devamla)Ben Mehmet Eraslan'ım, ben milletvekiliyim, benimle ilgili, benim şahsımla ilgili, benim zatımla ilgili elinizde ne bilgi varsa, ne belge varsa, buraya getirin, gününde milletvekilliğinden ben istifa etmeye hazırım; ama, bir milletvekili, kalkıp da buraya para yazamaz, buraya isim yazamaz, bürokratı yanına çağırıp, ihale tanzimi ve ihale taksimatı yapamaz. Bu, Anayasaya aykırıdır, 3069 sayılı Kanuna kesinlikle aykırıdır.
Değerli arkadaşlar, siyasî partiler bu noktada, milletvekilleri bu noktada dikkatli olmalıdırlar ve bunu söyleyen sadece ben değilim. Bakın, bunu sadece ben söylemiyorum. Dün, Hürriyet Gazetesinde Sayın Şükrü Küçükşahin'e gönderilen AK Parti eski il başkanının mektubu var.
BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur)Elin titriyor…
MEHMET ERASLAN (Devamla)Hayır, burada zamanınızı almamak için okumuyorum bunu. AK Parti il başkanının mektubu var ve bu, Sayın Şükrü Küçükşahin'in köşesinde yazıldı. Eğer, merak ediyorsanız, dünkü Hürriyet Gazetesini alın ve okuyun. Yani, bunu söyleyen sadece ben değilim ki!.. Bunu söyleyen il başkanınız. Diğer taraftan, Hatay Milletvekili Fuat Geçen… Fuat Geçen Beyi tanırım, onurlu bir insandır, dürüst bir insandır, namuslu, şerefli bir insandır, yirmiüç yıl boyunca Hatay Özel İdaresinde çalışmış, bürokratik deneyime sahip ve bürokraside, devletine, milletine ve ülkesine hizmet etmiş olan bir insandır. Bu noktada, hassasiyet gösterdi diye…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
21 konuşma daha · 30 Mayıs 2006