İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 107. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Devlet mezarlığı dışında defnedilen bazı devlet büyüklerinin mezarları hakkında (s.s.59)

Mehmet Fehmi Uyanık

Diyarbakır Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 107. Birleşim · 1. yasama yılı · 16 Temmuz 2003 · 1.324 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Fehmi Uyanık (AK Parti), 16 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DEVLET MEZARLIĞI DIŞINDA DEFNEDİLEN BAZI DEVLET BÜYÜKLERİNİN MEZARLARI HAKKINDA (S.S.59)); konuşma 1.324 kelime.

Mehmet Fehmi Uyanık (AK Parti, Diyarbakır). “Devlet mezarlığı dışında defnedilen bazı devlet büyüklerinin mezarları hakkında (s.s.59)”. TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim tutanağı, 16 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-fehmi-uyanik-22-2003-07-16-devlet-mezarligi-disinda-defnedilen-bazi-devlet-buyuklerinin-mezarlari (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET FEHMİ UYANIK (Diyarbakır)Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Konu fevkalade cazip olmasına rağmen, gecenin bu geç saatinde daha fazla zamanınızı almak istemiyorum. Devlet Mezarlığı Dışında Defnedilen Bazı Devlet Büyüklerinin Mezarları Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde Grubum adına söz almış buluyorum.

Tabiî, devlet büyüklerimiz söz konusu olunca, elbette, ilkönce Aziz Atatürkümüz hatıra gelir. Huzurlarınızda, Aziz Atatürkümüz'ün aziz hatırası önünde hürmetle eğiliyorum. (Alkışlar) Tabiî, yalnız laf edebiyatı yaparak Atatürkçü olmak elbette mümkün değil. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Ben, muhalefet partisinin çok değerli milletvekillerine de teşekkür ediyorum; lütfettiler, bu saate kadar beklediler. Onlara özellikle saygılarımı arz ediyorum.

Tabiî, Aziz Atatürk deyince, birçok vecizesi var, saymakla bitmeyecek kadar vecizesi var; fakat, müsaadenizle, şu anda hatırıma gelen bir iki vecizesi üzerinde durmayı uygun buluyorum. Aziz Atatürk, muasır medeniyetler seviyesini bize işaret etmiş, hedef olarak göstermiştir.

Değerli arkadaşlarım, benim üslubum gerginlik yaratmak değildir, ben daima gerginlikten kaçan bir insanım. Yalnız, Aziz Atatürk'ün bize gösterdiği hedef, muasır devletler seviyesi. Bize gösterdiği bu hedefi, biz hem "Atatürkçüyüz" diyeceğiz hem de "Atatürk'ün izindeyiz" diyeceğiz...

Tabiî, ben bu konuşmalarımdan, çok değerli Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlarımı tenzih ediyorum. Benim hitabım başkalarınadır. Çünkü, elimde bir kitap var, kitapçık daha doğrusu. Benim maksadım, bu kitapçığı izah etmeye çalışmak.

Aziz Atatürk bize diyor ki: "Muasır medeniyetler seviyesine getireceksiniz Türkiye'yi." Benim elimdeki kitapçık "Avrupa Birliği üyeliği, Atatürkçülüğün sonudur" diyor. Değerli arkadaşlar, hem biz Atatürkçü olacağız hem Aziz Atatürk bize bir hedef göstermiş olacak, Batı medeniyetini, daha doğrusu, muasır medeniyet seviyesini gösterecek ve 200 yıldan beri, Gülhane Hattı Hümayunundan beri, Mustafa Reşit Paşanın kaleme aldığı Tanzimat Fermanından beri biz Batıya dönük olacağız; ama, tutup kitap neşredeceğiz, kitapçık neşredeceğiz ve "Avrupa Birliği üyeliği, Atatürkçülüğün sonudur" diyeceğiz! Doğrusu, fevkalade üzücü olmakla beraber, fevkalade vahim bir zihniyet.

Bu kitapçığı neşreden, maalesef, üzüntüyle ifade ediyorum, Ankara Ticaret Odamız, hükmî şahsiyeti olan bir kuruluşumuz. Yani, bir şahıs tek başına bu kitabı kompoze etmemiş, kaleme almamıştır.

MUHARREM İNCE (Yalova)Baba, maddeye gel, maddeye!..

MEHMET FEHMİ UYANIK (Devamla)Maddeye geleceğim; müsaade ederseniz, Aziz Atatürk'ün hatırasına bir iki şey söylemek istiyorum. (AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

Değerli arkadaşlar, birkaç gün evvel televizyonda izledim -herhalde sizler de izlemişsinizdir- İngiltere Kraliçesinin doğum yıldönümüne, Türkiye'den, yalnız ve yalnız, Ankaramızın Sanayi Odası Başkanı davet edilmiştir.

Şimdi, elbette ki, demokrasiden yana tavır koyan Türkiyemizde güdümlü demokrasinin karşısında tavır takınan bir insanın, İngiltere Kraliçesinin doğum yıldönümü münasebetiyle davet edilmesi kadar tabiî bir şey olamaz. Bu, bizim için bir gurur kaynağı; ama, gönül isterdi ki, Ticaret Odamız da, böyle, güdümlü demokrasiden yana tavır koymaktan ziyade, Avrupa Birliğinden yana bir tavır koysun ve biz de, Türkiye olarak, 70 000 000, Avrupa Birliğine dahil edilmek suretiyle, Avrupa'nın hukuk normlarına, Avrupa'nın ekonomik normlarına, Avrupa'nın sosyal yaşantısına adım atabilelim. Bu yolda çaba sarf etmesi gerekirken, kitapçığın başlığı, adı "Avrupa Birliği Üyeliği Atatürkçülüğün Sonudur." Avrupa Birliğine girmek, nasıl olur da Atatürkçülüğün sonu olur! Atatürk ki, söylediği şey şu: "Hürriyet ve istiklal benim karakterimdir." (AK Parti sıralarından gülüşmeler, alkışlar)

Arkadaşlar, teşekkür ederim, sağ olun. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Şimdi, müsaade ederseniz, Aziz Atatürkümüzün hatırasına saygımdan dolayı, onun bir vecizesini daha söylemek istiyorum. Aziz Atatürk demiştir ki: "Hâkimiyet, bilakaydüşart milletindir." (AK Parti sıralarından alkışlar) Muhalefetimizle, iktidarımızla hepimiz Aziz Atatürkümüzün yolundayız; bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Atatürk, büyük adamdır; yani, Atatürk'e büyük adam değildir demek mümkün değildir. (AK Parti sıralarından alkışlar) Aziz Atatürk, bir askerî dehadır, dâhi bir devlet adamıdır ve her şeyden evvel, Türkiye Cumhuriyetinin banisidir, kurucusudur. Huzurunda tekrar saygıyla eğiliyorum.

Şimdi, bizim, bu vecizeyi "hâkimiyet, bilakaydüşart milletindir" diye yazmamız gerekirken... Bilmiyorum, herhalde, bu sıraları yapan geçmiş Meclis Başkanımız Doktor Mustafa Kalemli'nin eseridir. Aziz Atatürk'ün orijinal vecizelerini bozmaya, ilaveler yapmaya veya vecize içinde bulunan kelimeleri değiştirmeye hiç kimsenin hiçbir yetkisi, hiçbir hakkı yoktur. Efendim, bu öztürkçe meselesi değildir. Aziz Atatürk'ün orijinali neyse, biz ona riayet edeceğiz; biz Atatürk'ü kendimize uydurmayacağız, biz Atatürk'e uyacağız. (Alkışlar)

Değerli milletvekilleri, yine, devletimizin büyüklerinden olan, tarihî bir şahsiyetimiz merhum İsmet Paşadan bir anekdot nakletmek istiyorum, bizim devletimizin büyüklerinden biri olması hasebiyle. İsmet Paşanın şöyle bir iki cümlesi hatırımda şu anda: "Bu memlekette namuslu insanlar, namussuzlar kadar cesaret sahibi olmadığı sürece (Bravo sesleri, alkışlar) bu memleketin tek adım ileri gitmesi mümkün değildir." 70 000 000'un günahı, vebali, eğer namuslu olduğu halde namussuzlar kadar cesaret gösteremiyorsa, o namuslularımızın boynunadır.

İsmet Paşamızın hatırasına binaen bu hususu da böylece ifade ettikten sonra, müsaade ederseniz, esas konumuz -ismi de çok uzun olduğu için hatırımda tutamadım, tasarının başlığından okuyorum- Devlet Mezarlığı Dışında Defnedilen Bazı Devlet Büyüklerinin Mezarları Hakkında Kanun Tasarısı... Esas bu olduğu için, kanun kapsamı dışında kalan birçok devlet adamımız ve bu meyanda, metinde adı geçen rahmetli Adnan Menderes, rahmetli Fatin Rüştü Zorlu ve rahmetli Hasan Polatkan...(AK Parti sıralarından alkışlar)

Ben, şahsen, barajın ne olduğunu rahmetli Menderes iktidara geldikten sonra gördüm; barajın ne olduğunu o zamana kadar bilmiyordum. Ben, yalnız patika yolu biliyordum; büyük çaplı, standarda uygun yolu tanımıyordum, bilmiyordum; rahmetli Menderes zamanında ben standarda uygun bu yolları gördüm. Ben, rahmetli Menderes zamanında elektriği gördüm; yüksek gerilimi taşıyan devasa elektrik direklerini -bugün belki pek göze çarpmıyor; ama, 1950'lerde bizim için çok büyük şeylerdi bunlar- ben rahmetli Menderes zamanında gördüm, şahit oldum. Ben limanın ne olduğunu bilmiyordum; liman yapımını ilk defa rahmetli Menderes zamanında gördüm, öğrendim. Elbette ki daha evvel de insan hakları vardı; ama, demokratik anlamda, tamamıyla demokratik anlamda insan haklarını ben, rahmetli Menderes zamanında yaşadım. Kendi nefsim itibariyle söylüyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Rahmetli Menderes "yeter söz milletindir" demiştir ve iktidara gelmiştir 14 Mayıs 1950'de. Rahmetli Menderes, altyapımızda, sosyal altyapımızda ve sanayimizde bir çığır açarken, dışpolitikamızın da eksiklerini görmüş ve ona göre tertibat almıştır. Ne enteresandır ki -ben kendi kendime düşünüyorum- yeryüzünde 200'e yakın devlet vardır, ülke vardır -coğrafik durumu gözümün önünden geçiriyorum, hayal ediyorum- hiçbir ülke, yeryüzündeki hiçbir ülke, 360 derece, komşularıyla gergin yaşamamaktadır. Bu, çok yanlış bir dışpolitikaydı, Türkiye'nin hayrına bir politika değildi. İnsanın ömrü kısadır, 60-70; hele Türkiyemizde... Bu 60-70 yılı geçirirken, benim stres içerisinde bu ömrümü geçirmemem, en azından, vatandaşlık hakkımdır. 360 dereceden bütün komşularla gergin yaşamak fevkalade vahim bir durumdur. Ne yapmıştır rahmetli Menderes? Rahmetli Menderes şunu yapmıştır: Doğuda Bağdat Paktını kurmuştur. Bağdat Paktı kapsamında, Irak, İran, Pakistan ve Türkiye vardı. Rahmetli Menderes, doğuda bu Bağdat Paktını kurarken, doğudaki sınırlarımızı tahkim etmiş, en azından, bir saldırmazlık paktı haline getirmiştir; bu paktı kurmuştur.

Rahmetli Menderes, yalnız doğu komşularımızla pakt kurmakla kalmamış, aynı zamanda batıdaki komşularımızla da aynı şeyi yapmıştır; Balkan Paktını kurmuştur. Balkan Paktı, hatırladığım kadarıyla, Yunanistan, Yugoslavya -eğer, hatırlamıyorsam, affınıza sığınıyorum- ve Türkiye'yi kapsıyordu.

ALGAN HACALOĞLU (İstanbul)Balkan Paktı 1937 yılında...

MEHMET FEHMİ UYANIK (Devamla)Evet efendim, doğru söylüyorsunuz; teşekkür ediyorum.

Ve Balkan Paktını kurmakla da batı sınırlarımızı tahkim etmiş, batıdaki komşularımızla iyi geçinme politikasını getirmiştir gündeme.

Yani, şunu söylemek istiyorum: Rahmetli Menderes'i, ben, burada hürmetle, saygıyla anarken, sebepsiz olarak sırf fantezik bir iki cümle kullanayım diye söylemiyorum. Rahmetli Menderes, hem Türkiye'deki altyapıyı tamamlamış hem demokratik bir platformun yaratılmasına yardımcı olmuş, bu rüzgârın esmesine yardımcı olmuş hem de o güne kadar yanlış olan, hatalı olan, komşularıyla çepeçevre üçyüzaltmış derece gergin bir hayat yaşayan Türkiyemizi de dışpolitika bakımından rahata kavuşturmuştur. Demin bahsettiğim Bağdat Paktının, adı bilahara, CENTO olmuş ve şimdi de galiba gayrifaaldir. Gönül isterdi ki, bu kadar faydalı olan bir pakt uzun ömürlü olsaydı ve bugün de tatbikatta olsaydı; ki, Ortadoğu ülkelerinde, en azından, bu huzursuzluğu rahatlıkla absörbe edecek bir pakt idi; gönül onu arzu ediyor, keşke, bugüne kadar devam etseydi. Aynı şekilde, batıdaki devletlerle Balkan Paktının da bugüne kadar devam etmesini istiyordum ben, arzu ediyordum. Bu, bir istek meselesi; bu, bir zaruret meselesi.

Bu devlet büyüklerimiz hakkında birkaç cümleyi söyledikten sonra, Devlet Mezarlığı Dışında Defnedilen Bazı Devlet Büyüklerinin Mezarları Hakkında Kanun Tasarısının kapsamına, rahmetli Menderes, rahmetli Fatin Rüştü Zorlu ve rahmetli, çok değerli Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ın da alınması için, ben, rahmetli Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'dan bahsetme ihtiyacını duydum. Temennim odur ki, siz de lütfederseniz, diğer devlet mezarlıkları gibi, devlet mezarlığı dışında olan bu mezarların da devlet yardımından istifade edebilmesi için, bakımının yapılabilmesi için bu kanun kapsamına alınmasını Yüce Meclisin huzuruna arz ediyor ve vaktin hayli ilerlemiş olmasını göz önünde bulundurarak sözlerime burada son verirken, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

34 konuşma daha · 16 Temmuz 2003

34 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook