İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 70. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

23 nisan ulusal egemenlik haftası hk.

Mehmet Kemal Ağar

Elazığ Milletvekili · Dyp

Genel Kurul, 70. Birleşim · 1. yasama yılı · 23 Nisan 2003 · 1.089 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Kemal Ağar (Dyp), 23 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK HAFTASI HK.); konuşma 1.089 kelime.

Mehmet Kemal Ağar (Dyp, Elazığ). “23 nisan ulusal egemenlik haftası hk”. TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim tutanağı, 23 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-kemal-agar-22-2003-04-23-23-nisan-ulusal-egemenlik-haftasi-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

DOĞRU YOL PARTİSİ GENEL BAŞKANI MEHMET KEMAL AĞAR (Elazığ)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama başlarken, sizleri ve temsilcisi olduğumuz Yüce Milletimizi en içten dileklerimle selamlıyor, saygılar sunuyorum.

Bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 83 üncü kuruluş yıldönümünü kutluyoruz, millet egemenliğine dayalı bir rejim kurmanın heyecanı ve anlamını, seksenüç yıl sonra tekrar yaşıyoruz. Sevgiyle kucakladığımız çocuklarımız başta olmak üzere, bütün milletimize kutlu olsun.

"Türkiye Büyük Millet Meclisi benim en büyük eserimdir" diyerek, bu demokrasi mabedini en veciz biçimde tanımlayan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, O'nun silah ve hizmet arkadaşlarını, cumhuriyetimizi kuran Büyük Millet Meclisinin bütün üyelerini, bu anlamlı günde, saygıyla ve rahmetle anıyoruz.

Bugünü, dünya çocuklarının da bir bayramı olarak sevinçle kutluyoruz. Sadece Türk çocuklarına değil, bütün dünya çocuklarına, barış içinde, adil, insanca yaşanabilir bir dünya hediye etmek, Türk Milletinin şiarıdır, öyle olmalıdır.

Türk Milletinin ve dünya milletlerinin tüm çocuklarının, bağımsız ve hür yaşama yolunda millet egemenliğinin vazgeçilmez kıymetini asla unutmamaları gerektiğini, bu önemli günde de hatırlatıyoruz.

Kimsenin şüphesi olmasın ki, Türk Milleti, bu mutlu günü, ebediyete kadar unutmayacak, şerefle, şanla ve ibretle anacaktır. Türk Milletinin karşılaştığı sorunlar ne kadar çok ve ağır olursa olsun, dünyanın içinde bulunduğu şartlar ne olursa olsun, millî hâkimiyet günü unutulmayacak ve millî hafızamızda diri kalacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, egemenlik, şüphesiz ki, onu açıklayacak, ifade edecek bir iradenin varlığını gerektirir. Millet, bir bütün olarak kendisine özgü iradeye sahiptir. Egemenlik, millî iradede ifadesini bulur ve millet tarafından seçilen temsilciler vasıtasıyla kullanılır.

Günümüz demokrasilerinde iktidarın tek meşru kaynağı millettir. Millet, egemenliğin tek meşru kaynağıdır ve sahibidir.

Devlet kurumu, toplum hayatı için son derece önemlidir. Devleti de oluşturanın millet olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. Bu yüzden, temsilcileri, ne derece önemli, hatta vazgeçilmez olursa olsun, asıl vazgeçilmez olan millettir; devletin sahibi de millettir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bu milletin eseridir. Dünyada hiçbir devletin kuruluşunda, milletin izleri bu kadar net değildir. Türkiye Cumhuriyeti Devletini, milletin ortak iradesi kurmuştur; bu nedenle, Türkiye Cumhuriyetinin tarihi inşa eden ve ebedî geleceğimizin de vazgeçilmez şartlarını oluşturan ilke ve değerlere azamî saygıyı ve özeni göstermek, herkesten önce, Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevidir. Türkiye Büyük Millet Meclisinin birinci sorumluluğu, cumhuriyetimizi, demokrasimizi ve milletimizin huzurunu koruyup geliştirmektir.

Bugün, ülkemizin muhtaç olduğu temel husus, anayasal demokrasimizin ve cumhuriyetimizin yüksek değer ve ilkelerinin birlikte korunmasıdır. Bu değer ve ilkeler, millî kimliğimizin vazgeçilmez unsurlarıdır, millî birlik ve beraberliğimizin de güvenceleridir.

İktidarıyla muhalefetiyle, tüm kurumlarıyla ve toplumun, Türkiye'nin geleceğinden sorumlu insanlar olarak, bu değerlere ve ilkelere herkesin gereken özeni göstermesinin şart olduğuna inanıyoruz.

Bu anlayışla bazı hususlara değinmek istiyorum. Hükümetler, devleti işletmek ve anayasal kurumlar arasındaki koordinasyonu, uyumu gözetmekle görevlidirler. Hükümet olmanın temel vasfı ve şartı da budur. Devlet makamları, kriz yaratma yeri değil, varsa kriz yönetme veya çözme makamları olması gerekir. İktidarlar, sürekli gerginlik yaratan müesseseler değildir; milletimizin huzura ihtiyacı vardır, rahatlığa ihtiyacı vardır ve geleceğine güvenle bakmaya ihtiyacı vardır.

Laik, demokratik rejimimizin anayasal zeminde ve hukukun üstünlüğü ilkesi ışığında güçlü kılınmasının ve her türlü tehdide karşı korunmasının birinci sorumluluğu, ülkeyi yönetmekle görevli siyasî iktidarındır. Siyasî iktidarların meşruiyeti, milletin iradesinden kaynaklanır. Dolayısıyla, siyasal iktidarlar, milletten aldıkları meşruiyeti, o meşruiyetin yaşama alanı olan anayasal zemini her türlü tehdide karşı layıkıyla koruyabildikleri sürece sürdürebilirler. Millet, kendisini yönetenleri daha güçlü, daha müreffeh ve daha huzurlu kılabilmeleri amacıyla seçer. Bu itibarla, zihinlerde bir meşruiyet sorunu gündeme geldiği takdirde, ülkenin istikrar ve huzuru, bozulma tehlikesiyle karşı karşıya kalır.

Herkesi, demokratik rejimimizin ve cumhuriyetimizin bu Meclisin tarihinde, kökeninde ve ruhunda yaşayan muhteşem uyumunu korumak konusunda özenli ve dikkatli olmaya davet ediyorum. Milletimizin gerçek beklentisi budur. 23 Nisan etkinliklerini, doğrudan milletimizin etkinlikleri olarak görüyoruz. Hangi mevkide olursak olalım, bu etkinlikler hiç kimsenin tekelinde değil, milletimizindir.

Biz, buraya millet iradesiyle geldik ve milletin iradesiyle görevlendirilmiş Türkiye Büyük Millet Meclisinin üyeleriyiz. Millet iradesinin üstünlüğünü, laik, demokratik cumhuriyetin ilke ve değerlerini kıskançlıkla savunma konusunda görevliyiz ve sorumluyuz. Geçmişte, bu uğurda büyük bedeller ödenmiş ve bu bedelleri ödemede benim partimin temsil ettiği misyon daima ön saflarda olmuş ve buna rağmen de bu değerleri savunmaktan bir an bile geri durmamıştır. Demokrasimize, cumhuriyetimize ve milletimizin müşterek manevî değerlerine daima birlikte sahip çıkan, bunları koruyan bir büyük siyasî misyonun bugünkü temsilcileri olarak diyoruz ki: Cumhuriyetimizin temel nitelikleri ile milletimizin temel değerleri arasında hiçbir ayrılık, tezat ve kavga yoktur. Millî birlik ve beraberliğimizin güvencesi de, her şeyden önce, tüm bu değerler zemininde yükselen demokrasimizdir.

Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; Gazi Mustafa Kemal Atatürk, işte bu inanç ve uzak görüşlülükle, bu bayramı çocuklarımıza armağan etmiştir. Bu anlayışla, yeni ve zor bir yüzyılın önümüze açıldığı bu tarihsel dönemeçte, çocuklarımıza, geçmişte birbirimizle yaşadığımız bütün kavgaların bizim kavgalarımız, bu kavgalardaki tüm kayıpların bizim kayıplarımız, tüm acıların bizim acılarımız olduğunu öğretelim. Bu topraklarda yaşanan tüm meselelerin, tıpkı 23 Nisan 1920'de bu Meclisin kuruluşunda ortaya çıkan meseleyi ortak sahiplenme duygusu gibi, hepimizin meselesi olduğunu öğretelim.

Türkiye Büyük Millet Meclisine, Kuvayı Milliye Meclisi de diyebilirsiniz, devleti kuran Meclis de; her iki tanım da çok yakışmaktadır. Millî mücadelede, milletin iradesinin üstünlüğüne inanan Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşları, savaşın ancak milletle kazanılacağının şuurunda olduklarından, Yüce Meclisin kuruluşuna giden çalışmaları başlattılar. Milletle birlikte el ele veren Kurtuluş Savaşımızın önderleri, 23 Nisan 1920 günü, binbir yokluk, umutsuzluk, binbir belayla kuşatılmış Ankara bozkırlarında toplanan inanmış insanlar, hem milletin kaderini hem de dünya tarihinin akışını değiştirmek gibi bir şerefli göreve soyundular.

Bu Meclise, poturuyla, şalvarıyla, çarığıyla, hatta yalınayak, ruh halleri birbirine benzemez insanlar, yurdun dört köşesinden akıp geldiler. Bu kentte, iç dünyaları ve kafa yapıları da en az dış görünüşleri kadar farklı insanları Ankara'ya toplayan bir tek ortak duygu vardı; hâkimiyeti millî, istiklali tam; yani, millî egemenlik ve tam bağımsızlık.

Milletimizin, tarih sahnesine çıktığı günden beri asla taviz vermediği ve asla kaybetmediği millî egemenlik ve tam bağımsızlık kavramının mukaddes mi mukaddes ocağı, yine bu bozkırın ortasında yükselen mütevazı mı mütevazı Türkiye Büyük Millet Meclisi oldu. Millete dayanan, meşruiyetini milletten alan bu Meclis, arkasındaki Kuvayı Milliye ruhuna, milletin ruhuna dayanarak millî mücadeleyi başarıyla yürütmüş ve kazanmıştır. Savaşı kazanan, Millet Meclisinin orduları ve milletin ta kendisiydi.

Geçen seksenüç yıl içerisinde, millî devletimizi kurarak, fukaralıktan, cahillikten, yoksulluktan, çaresizlikten kurtulma yolunda, hür, mutlu, zengin, güçlü, imar ve inşa edilmiş, demokrat, büyük Türkiye'yi kurma yolunda önemli mesafeler alınmıştır. Demokrasimizi daha da geliştirme, standardını yükseltme gayretleri kesintisiz sürecektir. Bireysel hak ve özgürlükler anayasal güvence altına alınmadan, tam ve gerçek demokrasiden söz edebilmemiz mümkün değildir. Bundan sonra yapılması gereken, demokrasimizi geliştirmek için gerekli değişiklikleri gerçekleştirmek ve bunları kanunlarımıza yansıtmaktır.

21 inci Yüzyıl, hem yeni fırsatlar, imkânlar hem de yeni sorunlar ve riskleri beraberinde getirmiştir. Biz, içerisinde yaşadığımız bu yüzyılın fırsatlarını da, risklerini de, tartışmak ve değerlendirmek durumundayız. Bugün, millî devlet ve millî hâkimiyet prensibinin sorgulandığı olaylar ve süreçler de yaşanıyor. Küreselleşmeyle birlikte, millî devletlerin varlıkları tartışılmaktadır. Millî egemenlik alanının daralmasının, bugün, çağın...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

3 konuşma daha · 23 Nisan 2003

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook