23 nisan ulusal egemenlik haftası hk.
Siirt Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 70. Birleşim · 1. yasama yılı · 23 Nisan 2003 · 894 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Recep Tayyip Erdoğan (AK Parti), 23 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK HAFTASI HK.); konuşma 894 kelime.
Recep Tayyip Erdoğan (AK Parti, Siirt). “23 nisan ulusal egemenlik haftası hk”. TBMM Genel Kurulu, 70. Birleşim tutanağı, 23 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-tayyip-erdogan-22-2003-04-23-23-nisan-ulusal-egemenlik-haftasi-hk (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ADALET VE KALKINMA PARTİSİ GENEL BAŞKANI VE MECLİS GRUBU BAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN (Siirt)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bundan 83 yıl önce, Türkiye Büyük Millet Meclisi, milletimizin bağımsız iradesinin yegâne sembolü olarak vücut buldu ve bu büyük şemsiyenin altında kocaman bir çınar büyüdü. Bu çınar, bütün kurumlarıyla Türkiye Cumhuriyeti Devletidir. Kurtuluş Savaşını yöneten Türkiye Büyük Millet Meclisimiz "Gazi" unvanını alan dünyanın ilk ve tek meclisidir. Dolayısıyla, bu çatı altında ülkemize hizmet ettiğimiz için her birimiz tarihin yükünü de omuzlarımızda şerefle taşımalıyız.
Farklılıklarımız, bu çatı altında birlik ve beraberliğimize dönüşür, dirlik ve düzenimize hizmet eder. Zira, bu çatının altında büyük milletimiz var. Kurtuluş Savaşımızın öncüsü ve Cumhuriyetimizin Kurucusu Atatürk, bu Meclis için "en büyük eserim" demiştir. Unutmayalım ki, Atatürk'e dahi "Gazi" unvanını veren Türkiye Büyük Millet Meclisimizdir.
Bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisimizin kuruluşunun, yani, millet iradesinin egemen oluşunun 83 üncü yıldönümünü kutluyoruz ve bugünü, aynı zamanda, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutluyoruz. Bu sevinç gününde milletimizin ve yarınlarımızı emanet edeceğimiz çocuklarımızın bayramını yürekten tebrik ediyorum; yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın, çocuklarımızın ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetindeki kardeşlerimizin bayramlarını da hassaten tebrik ediyorum.
Değerli milletvekilleri, bizler, herkesten çok, hem geçmişimize hem de önümüzdeki ufka bakmak zorundayız. Bütün çaba ve gayretimiz, adaleti gözeterek, geleceğimize güvenle bakmak olmalıdır. Yarınki nesillerin, yarınki Türkiye'nin bizleri de hayırla anması, bu çatı altındaki hizmetlerimize, milletin emanetine layık olmamıza bağlıdır. Bunun için, gözümüzü milletimizden ayırmamak esastır. Ne kadar adalet üretebilir, ülkemizi ne kadar kalkındırabilir, çocuklarımızın yüzünü ne kadar güldürebilirsek, sorumluluğumuz o kadar yerine gelmiş olacaktır. Zira, bu kürsü, milletimizin kürsüsüdür. Burada, sadece milletimizin taleplerine cevap verilmeli, sorunlarına çözüm üretilmelidir. Hem Kurtuluş Savaşını yöneten hem de Türkiye Cumhuriyeti Devletini kuran Türkiye Büyük Millet Meclisimiz sayesinde, dünya milletlerinin en itibarlı ve onurlu üyeleri arasında bulunuyoruz.
20 nci Yüzyılın başlarında Osmanlı İmparatorluğu dağılırken ve o büyük çöküşten tam 26 tane bölük pörçük devlet çıkarken, kendi ayakları üzerinde doğrularak tarih sahnesine çıkabilen yegâne devlet Türkiye Cumhuriyeti Devletidir. Bu gerçek, yaşadığımız günlerde çok daha derin anlam kazanmış bir gerçektir. "Millî hâkimiyet" ilkesinin, Büyük Millet Meclisimizin şahsında, ateş çemberinden geçtiğimiz bir dönemde hayata geçmesinin ne anlama geldiğini, bugünkü dünyada yaşanan olaylara bakarak daha iyi kavrayabiliriz.
1920 şartlarında hazırlanan Anayasanın, devlet-millet kaynaşmasını, vatandaşlık bağı ekseninde temellendirmiş olması da, bugünümüze ve yarınlarımıza ışık tutuyor. Tarihin o zor şartlarında demokratik bir millet tanımlaması yapmak ve hiçbir ayırımcılığa dayanmayan demokratik bir cumhuriyet kurmak, bugünden geriye bakıldığında, önemi ancak kavranabilecek büyük bir başarıdır. Bu zorluğun aşılması sayesinde, büyük milletimiz tarih sahnesinde itibarını koruyabilmiştir.
Şunu da kaydetmek gerekir ki, Türkiye Cumhuriyeti, esnek demokratik yapısı sayesinde dünyadaki demokratik gelişmeleri ve açılımları izleyebilmiş ve özümseyebilmiştir.
Kurtuluş mücadelesiyle birçok devlete öncülük eden Türkiye Cumhuriyeti, bugün de dünyanın büyük bir bölümü için model olarak görülmektedir.
Türkiye Cumhuriyetinin temel dinamiği, kendi değerlerimiz ile dünyanın gelişme seyrini doğru bir senteze kavuşturmuş olmamızdır. Bu noktada, demokrasinin gelişmesi ve hukuk devletinin bütün kurumlarıyla işlemesinde Türkiye Büyük Millet Meclisimiz hayatî bir öneme sahiptir. Zira, Türkiye Büyük Millet Meclisinin esası ve temeli millettir. Bu Meclis, belli bir siyasî çoğunluğun yahut belli bir zümrenin değil, milletimizin iradesini temsil etmektedir. Bu millet, bağımsız devlet sahibi olmanın gerektirdiği aslî kurumları sayesinde, öncelikle kendi hürriyetini ve bağımsızlığını muhafaza etmiştir. Bin yıldan bu yana, bizi millet kılan değerlerimizi harmanlayarak, bütün rüzgârlara karşı iç ve dış barışı korumasını bilmiştir. Bu millet, manevî ve kültürel dinamikleriyle temiz mazisine yaslanarak, bize özgü bir sentez kurmuş, kalıcı bir barış ve bir kültür inşa etmiştir. Bu kültür bir kardeşlik kültürüdür.
Aziz milletimin değerli temsilcileri, tarihin bu noktasında, bu saygın milletin temsilcileri olarak omuzlarımıza büyük sorumluluklar yüklenmiştir. En önemli görevimiz, milletimizin önünü açmak, halkımızın geleceğe güvenle bakmasını sağlamaktır. Eksiksiz ve tam bir demokrasiyi gerçekleştirebilirsek, inanıyorum ki, bu asil milletimiz, tarihî bir sıçrama yapmaya muktedirdir.
Dünyadaki gelişmeler hızlı ve seri karar vermemizi zorunlu kılarken, birçok alanda tarihî gecikmeler yaşadığımızı kabul ediyoruz. Ertelediğimiz sorunları, artık aşmalı ve bir sıçrama gerçekleştirmeliyiz. Allah'ın izni ve milletimizin desteği sayesinde tam bu noktada olduğumuzu düşünüyorum. Az zamana çok iş sığdırmayı şaşmaz bir hedef olarak önümüze koymalı ve asla yaptıklarımızla yetinmeden, ülkemizi layık olduğu itibara kavuşturmalıyız.
Hepimiz, toplumun üretme heyecanına katkıda bulunmalıyız.
Çocuklarımıza armağan edilen bu bayramlar, yarın da daha mutlu bayramlara dönüşsün.
Biz, milletimize sonuna kadar inanıyor ve güveniyoruz. Bu karşılıklı güveni, ülkemiz için bir şahlanışa dönüştürmenin yollarını açmalıyız.
Kurtuluş Savaşı sürerken kurulan bu büyük çatı, hepimize ilham kaynağı olmalı ve milletimizin önünü açmak için ruhlarımızı ateşlemelidir.
Parlamenter sistem üzerine kurulu olan demokrasimizi tam ve eksiksiz olarak işletebilmeliyiz. Unutmayalım ki, millî iradenin tecelligâhı olan Meclisimiz, milletimizin geleceğiyle ilgili olarak son söz sahibidir.
Çözülemeyecek hiçbir sorunumuz yoktur, yeter ki bir bütünlük içinde çözüme odaklanmış olalım. Dikkat buyurunuz; Türk Milleti, varoluş mücadelesiyle devlet, ülke ve vatanını korumaya çalışırken, 1920 Haziranında Çocuk Esirgeme Kurumunun kurulmuş olması, o şartlarda bile nasıl bir gelecek tasavvur edildiğini göstermesi açısından büyük anlamlar taşımaktadır. Evet, o zor şartlarda başarılabilenleri hatırlayarak bugüne ve yarına bakmalıyız.
Demokratik hukuk devletimizin zeminini daha sağlam kılmalıyız.
Milletimizin ve devletimizin menfaatlarının bir olduğunu kabul etmeli ve Türkiye'nin kalkınması için hepimiz katkıda bulunmalıyız. Bu ülkenin çocuklarının gözündeki ışıkla dünyaya bakmalı, bugün ve yarınlarımız için daha çok adalet, barış ve kardeşlik üretmeliyiz.
Bu duygularla, bu bayramı hak eden çocuklarımızın gözlerinden öpüyorum ve Ulusal Egemenlik Bayramını çocuklarımıza armağan eden Meclisimizin ilk Başkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve onun tüm milletvekili arkadaşlarını, o günden bugüne bu Parlamento çatısı altından gelmiş geçmiş bulunan, ebediyete intikal etmiş milletvekillerimizi rahmetle anıyor, yarınların ülkemiz için birlik, beraberlik içerisinde aydınlık olmasını diliyorum.
Saygılarımla. (AK Parti ve Bakanlar Kurulu sıralarından ayakta alkışlar, CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
3 konuşma daha · 23 Nisan 2003