Ermeni soykırımı iddialarına karşı gerçeklerin ortaya çıkarılması konusunda (8/19-20)
Elazığ Milletvekili · Dyp
Genel Kurul, 83. Birleşim · 3. yasama yılı · 13 Nisan 2005 · 613 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Kemal Ağar (Dyp), 13 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ERMENİ SOYKIRIMI İDDİALARINA KARŞI GERÇEKLERİN ORTAYA ÇIKARILMASI KONUSUNDA (8/19-20)); konuşma 613 kelime.
Mehmet Kemal Ağar (Dyp, Elazığ). “Ermeni soykırımı iddialarına karşı gerçeklerin ortaya çıkarılması konusunda (8/19-20)”. TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim tutanağı, 13 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-kemal-agar-22-2005-04-13-ermeni-soykirimi-iddialarina-karsi-gerceklerin-ortaya-cikarilmasi-konu (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET KEMAL AĞAR (Elazığ)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; çok teşekkür ediyorum.
Önemli bir konu görüşüldü. Çok kısaca bazı görüşlerimi ifade etmeden evvel, geçtiğimiz gün Norveç'te meydana gelen olaya kısaca bir değinmek istiyorum.
Sayın Başbakanın seyahatinde yapılan hareketi şiddetle kınadığımızı ifade ediyorum. Geçtiğimiz günlerde, aynı ülkenin büyükelçisinin fotoğraflarda şirin gözükmeyen davranışlarıyla ortaya çıkan, her ülkenin kendi ülkesine misafir gelen devlet ve hükümet başkanlarını koruma, bir zarar gelmemesi konusunda azamî hassasiyeti göstermekte ortaya konulan zafiyetin de bir tesadüf olduğunu düşünmek istiyorum.
Türkiye, gerçekten, dünyada hiçbir devletin başaramadığını, milletiyle beraber başaran, PKK terör örgütü mensuplarını, terörün en ziyadesiyle yoğun olduğu bölgelerde yaşayan Kürt asıllı vatandaşlarından tecrit etmek suretiyle, kendi milletinin bir başarısı olarak tescil ettiği önemli bir sonuçtur. Bu sonuçla birlikte bu tür ayrılıkçı faaliyetlerin asla başarıya ulaşamayacağı millet eliyle tescil edilmiştir.
Hal böyle iken, dıştan destekli birtakım siyaset amaçlı gibi görünen, Türkiye'nin kuruluş konseptini, kuruluş felsefesini tartıştıracak bazı girişimlerin de hiçbir şekilde kabul göremeyeceği açık bir gerçektir.
Kurulduğundan bu yana, insanlar arasında, Anayasayla güvence altına alınmış, vatandaşlık bağlarıyla ülkeye sımsıkı bağlı olan insanların ayırım gözetilmediği, götürülen hizmette, uygulamalarda bazı eksikliklerin olabileceğini tabiî karşılamak lazım, her ülkenin hayatında bunlar var. Bunların da süratle giderilmesinin, her cumhuriyet hükümetinin temel görevlerinden olduğundan hareketle, bunlara karşı da net tavrımızı ifade ediyoruz ve burada ortaya çıkan saldırgan, yakışmayan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin manevî şahsiyetine, ülkemize yönelik, Başbakanın şahsına yönelik, şahsıyla ortaya çıkan, bu davranışları şiddetle, nefretle kınadığımızı Meclisin huzurunda ifade etmek istiyorum. (Alkışlar)
İkincisi, bu konuyla ilgili olarak, önce olumluları söyleyeyim. Anamuhalefet Partimizin çalışmalarını saygıyla karşılıyoruz; emek sarf etmişlerdir, önemli bilimadamları getirmişlerdir. Meclis çatısı altında gerçekten faydalı çalışmalar yapılmıştır ve mesele de bir yere doğru götürülmeye çalışılmaktadır.
Çok kısaca söylemek gerekiyor; konuşmacılar çok detaylarıyla anlattılar, kendilerine teşekkürlerimizi, şükranlarımızı ifade ediyorum. Tarih, bize, bu coğrafyada yaşayan unsurların, ne hesap yapacaklarsa, bu coğrafyanın aslî unsurlarına yapmalarının doğru olacağını, bu coğrafyanın dışındaki güçlere dayanarak yapılacak bütün hesapların, gerçeklerle örtüşmeyeceği için bir sonuç vermeyeceği gibi bir temel gerçeği hepimize öğretmiştir. Dolayısıyla, bu çerçeve içerisinde hareket etmeyen hiçbir hareketin başarıya ulaşabilmesinin söz konusu olmadığı ortadadır. Çok net, bir konuşmacımız -şu an hatırlayamadım- ifade etti; merhum Gökalp'in söylediği gibi, tam bir mukateledir. Savaş devamında kendi ülkesinin millî güvenliğine, toprak bütünlüğüne ve ulusal menfaatlarına yönelik, üçüncü ülkelerle anlaşmak suretiyle isyan çıkaran bazı unsurlara alınan hukukî çerçevede tedbirler vardır. Uygulamalardaki aşırılığın olup olmaması tartışılabilir; ama, sonuç olarak, meşru temele dayalı, hukukî temele dayalı. Tam tersine, sonucunda ortaya çıkan Nemrut Mustafa Divanının -gayri hukukî bir mahkeme- tarihin çeşitli dönemlerinde görüldüğü gibi, emirle hareket eden bir mahkeme olduğu bellidir.
Ayrıca, tabiî ki, Ermeni vatandaşlarımızı tecrit de etmek lazım bu konudan. Bütün bu mücadele sürerken Birinci Cihan Harbi sırasında, harp bölgesinin dışında 10 mutasarrıflık, 14 vilayet çerçevesi dışındaki bütün her yerdeki Ermeni vatandaşlarımız can güvenliği içinde olmuştur. Hatta, bir örnek de belki vermek lazım. Devri Osmanînin Hilali Ahmer Cemiyetinin İkinci Başkanı Berç Keresteciyan, Millî Mücadelede, şahsî servetiyle, büyük ölçüde silahı millî kuvvetlere intikal ettirmiştir ve bundan sonra da, Mustafa Kemal Paşa, hemen cumhuriyetin akabinde kendisine Türker soyadını vermiştir. Böyle de tarihe geçmiş Ermeni vatandaşlarımız vardır.
Şimdi, hoşgörünüze sığınarak son bir konudaki analizimi söylemek istiyorum. Britanya Avam Kamarası ve Lortlar Kamarasına yönelik mektubu büyük bir memnuniyetle gördük. Ancak, burada gördüğümüz bir şey oldu hiç bu Mecliste rastlamadığımız şekilde. Hadi İktidar Partimizin bu tür davranışlarına alıştık; kendilerinin dışındaki siyasî güçleri yok farz eden, onlarla diyalog kurmamayı bir usul ittihaz eden anlayışına. İnşallah, ileride milletimizin takdiriyle farklı gelişen seçim sonuçlarında onu kavramaya başlayacaklardır; ama, seksen senelik bir büyük siyasî tecrübesi olan Anamuhalefet Partimizin, milyonların oyu olan partileri ve genel başkanlarını yok farz etmelerini üzüntüyle karşıladığımızı ifade ediyorum. İnşallah, bu üzüntümüzü, milletimiz, gelecek seçimlerde telafi edecektir. Biz, buna rağmen -tabiî, ülkemiz için yararlıdır- her iki metni de imzaladık.
Saygılar sunuyorum Sayın Başkan. (Bağımsızlar sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
33 konuşma daha · 13 Nisan 2005