İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 57. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)

Mehmet Küçükaşık

Bursa Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 57. Birleşim · 2. yasama yılı · 25 Şubat 2004 · 854 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Küçükaşık (CHP), 25 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)); konuşma 854 kelime.

Mehmet Küçükaşık (CHP, Bursa). “Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)”. TBMM Genel Kurulu, 57. Birleşim tutanağı, 25 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-kucukasik-22-2004-02-25-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Bursa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Metnin geneline baktığımızda, özellikle Anayasada güvence altına alınan idarenin bütünlüğü ve üniter devlet yapısıyla bağdaşmayan bir çizgi sergilediği görülmektedir.

Bakanlıkların taşra teşkilatlarının kaldırılmasının sonucu ortaya çıkacak yetki boşluğu, bu maddede, yetki devriyle, valilik ve kaymakamlıklara bırakılmıştır.

Yönetmelikler hazırlanırken yasalara uygunluk, bir yasa hazırlanırken de Anayasaya uygunluk hukukun temel kuralıdır. Anayasanın 123, 126, 127 nci maddeleri, idarenin bütünlüğünü, yetki genişliği, yetki devri ve idarî vesayeti düzenlemektedir. Özellikle, Anayasanın ilgili maddeleri ortadayken, böylesi bir düzenlemenin yapılması aykırılık içermektedir.

Türkiye Cumhuriyeti devlet yönetimi anlayışı, demokrasiyi, özgürlüğü, insan haklarını savunma yanında, cumhuriyetin değişmez temel ilkelerine bağlılık ve üniter devlet anlayışını içerir.

Merkezî yönetim, devlet yönetiminin her aşamasını düzenleme, yönetim ölçülerini koyma, bunların uygulanışını izleme ve denetleme görevlerini güçlü biçimde yaptığı ölçüde, yerinden yönetimin, üniter devlet yapımızı zedelemesi olanaksızdır.

Merkezî yönetim, düzenleyici, kanun yapıcı ve denetleyicidir. Devletin rutin işlerini, merkezin koyduğu kurallar içerisinde yönetilmek üzere yerel yönetimlere aktaran merkezî yönetim, uygulamaları, dışarıdan ve çok daha etkin bir biçimde izleyebilir ve denetleyebilir. Bu tasarıda olması gereken bunlardı.

Tasarı, görünüşte, yerel yönetimleri tümüyle başıboş bırakır gibi bir izlenim vermektedir. Gerçekte, hükümet, siyasî bir etkileşim ve baskıyla, yerel yönetimleri etkisi altına almak istemektedir. Üniter devlet yapısının bozulmaya çalışılması, beraberinde, federatif yönetim biçimini getirmektedir; Ortaçağ derebeyliklerinde olduğu gibi, yerel yönetimlerin özerkliklerini ilan ederek "bu işlerin patronu benim, burası benim toprağım" anlayışıyla hareket etmesi kaçınılmaz hale gelecektir.

Valilik ve kaymakamlıkların "yerel yönetimlerin güçlendirilmesi" adı altında, devlet içinde devlet yaratılmaya çalışılmaktadır. Tasarı, üniter devlet yapısını ortadan kaldırması dışında, yine Anayasada yer alan ve cumhuriyetin temel ilkelerinden olan sosyal devlet ilkesini de zedelemektedir. Kamu hizmeti kavramının içi boşaltılmaktadır, ortadan kaldırılmaktadır. Bakanlık taşra teşkilatlarının kaldırılması, devletin vatandaşa sağladığı hizmetlerin yerel yönetimler kanalıyla yürütülmesi anlamına gelecektir. Bunun nasıl yapılacağına da, tasarının 10 uncu maddesinde açıkça yer verilmiştir. Yerel yönetimler, kamu hizmetlerini özel sektöre gördürebileceklerdir.

Şimdi, bir taraftan, vatandaşın sırtında yük diyerek, kamu vakıflarını, yaptıkları işlemlerden dolayı topladıkları paraları kaldıracak düzenlemeye gidiliyor, diğer taraftan bu yapılanları anlamsız kılacak, vatandaşın önüne çok daha büyük sorunlar çıkaracak bir düzenleme yapılmaya çalışılıyor. Vatandaş, devletle karşı karşıya geldiği her noktada, işinin yapılabilmesi için para vermesi gerekecektir; yani, kamu kuruluşları şirketleşecek, özel şirketler de kamu kuruluşları haline geleceklerdir.

Neden kamuda yeniden yapılanmaya ihtiyaç duyuyoruz; bu sorunun yanıtı, herhalde, vatandaşı devletten korkar hale getirmek değildir. Hele reform, atanmış kaymakam ve valileri büyük yetkilerle donatarak da yapılamaz.

Bu kadar büyük yetkilerle donatılmış bir valinin atanmış olması, ileride, onun da seçimle işbaşına gelmesini ister istemez doğuracaktır. Özellikle de, daha sonraki aşamalarda, vergi koyma ve yasal düzenleme yapma yetkisinin de il özel idarelerine verilmesi durumunda üniter yapıdan federatif yapıya geçiş kolaylıkla sağlanmış olacaktır.

Maddenin (a) bendinde "taşra teşkilatı, görev ve hizmetin niteliğine, sosyal ve ekonomik şartlara ve nüfus durumuna göre farklı yapıda kurulabilir" denilmekte; aynı maddenin son fıkrasında da "bölge kuruluşları dışındaki taşra teşkilatı, Bakanlar Kurulu kararı ile kurulur" denilmektedir. Bu hüküm, kamu örgütü kavramında kargaşa yaratacak niteliktedir. Her an değişebilecek bir kamu örgütü, yönetimde istikrarı, kazanılan deneyimleri, personelin güven duygusunu altüst edecek, halkın başvurularını ve kamuyla olan ilişkilerini ise zedeleyecektir.

Bakanlıkların taşra teşkilatında, görev ve personel sayısı açısından zaten bir esneklik vardır. Örgütün bulunduğu yere ve koşullara göre yasal sınırlar içerisinde bir esneklik sağlanabilir. Maddenin yönetim etiği açısından sakıncaları bir yana, kamu yönetimi güvenilirliğine çok büyük sakıncalar getirecektir.

Burada, yine, Anayasanın 123 üncü maddesi karşımıza çıkmaktadır. 123 üncü maddede "İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir" denilmektedir. Buna göre, bakanlıkların görevleri ile bu görevleri yürütecek örgütleşmeyi -yani, kuruluşlarını- birbirinden ayırma ve ayrı statüde düzenleme olanağı ise, Anayasaya göre mümkün değildir.

Şimdi, biz, Devlet Su İşleri ve Köy Hizmetleri bölge müdürlüklerini daha önceki yasalarla kaldırmıştık. Şimdi ise, bu tasarıda, tekrar bölge müdürlüklerinin kurulmasını öngörüyoruz; ancak, Köy Hizmetleri il müdürlüğünün, il özel idarelerine bırakılması sakıncalar yaratmayacak mı? Örneğin, devam eden büyük sulama projeleri, köprü projeleri ne olacak? Şu anda, Türkiye, bir yarım kalan projeler mezarlığıdır. Seçilmiş il meclisleri bu projelere ne kadar kaynak ayıracaktır? Siyasî aykırılıklar ne oranda giderilecektir?

Örneğin, şu anda, çok net bir şey söylemek istiyorum. 1998 yılından beri Bursa'nın Mustafakemalpaşa İlçesinin bir köyünde köprü yapılması gerekiyor. Köy Hizmetleri Bursa İl Müdürlüğü projeyi hazırladı, her şeyi yaptı, bölge müdürlüğünden onaylandı, Genel Müdürlükten onaylandı. Bursa'da, şu anda, sadece 1 000 000 000 lira gibi çok büyük bir ödenek ayrıldı! Fakat, bu köprünün projesini çizecek mühendis, ne yazık ki, Bursa İl Müdürlüğünde yok, Bölge Müdürlüğünde yok, sadece Genel Müdürlükte var. Şimdi, söyler misiniz bana allahaşkına, biz bu projeyi kime çizdireceğiz?

ÜNAL KACIR (İstanbul)Özel sektöre çizdireceğiz.

MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Devamla)Özel sektöre...

Evet, siz, yetkiyi yerele devretmiyorsunuz. İşte sorun bu. Siz, bütün kamusal yetkileri özel sektöre devrediyorsunuz.

ÜNAL KACIR (İstanbul)Özel sektör düşman mı?!

MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Devamla)Allah'a şükür, Ünal bey, yine, karşılıklı konuştuk; ne güzel oldu; ama, siz, özel sektöre devrediyorsunuz; yani, sorun bu. Siz, yerel yönetimleri güçlendirmekten bahsetmiyorsunuz; siz, taşeronlaşma yoluyla, devleti özel sektöre devretmeyi düşünüyorsunuz, yabancı sermayeye devretmeyi düşünüyorsunuz. Sizin sorununuz bu zaten; bizim de eleştirdiğimiz bu.

ÜNAL KACIR (İstanbul)Çok geride kaldınız, çok geride.

MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Devamla)Devam ediyorum.

Çok ileriye giderseniz fren yapamayacaksınız, duvarları deleceksiniz; dikkat edin.

RECEP GARİP (Adana)Devlette devamlılık esastır.

MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Devamla)Devlette devamlılık esastır.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

55 konuşma daha · 25 Şubat 2004

55 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook