Sulama alanlarında arazi düzenlenmesine dair tarım reformu kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun (s.s.:566)
Diyarbakır Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 72. Birleşim · 5. yasama yılı · 2 Mart 2011 · 1.378 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Mehdi Eker (AK Parti), 2 Mart 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SULAMA ALANLARINDA ARAZİ DÜZENLENMESİNE DAİR TARIM REFORMU KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN (S.S.:566)); konuşma 1.378 kelime.
Mehmet Mehdi Eker (AK Parti, Diyarbakır). “Sulama alanlarında arazi düzenlenmesine dair tarım reformu kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun (s.s.:566)”. TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim tutanağı, 2 Mart 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-mehdi-eker-23-2011-03-02-sulama-alanlarinda-arazi-duzenlenmesine-dair-tarim-reformu-kanununda-d (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır)Sayın Başkan, yüce Meclisin değerli üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Çanakkale Milletvekili Sayın Ahmet Küçük’ün gündem dışı yaptığı konuşmayla ilgili huzurlarınızdayım.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son haftalarda kamuoyunun gündeminde, özellikle çiftçilerimizin gündeminde süt fiyatları var. 2009-2010 yıllarında bizim aldığımız tedbirlerle tabii süt fiyatları belli bir düzeyde kaldı. 2010 yılı ortalaması süt fiyatlarında 85 kuruş, litre başına.
AHMET KÜÇÜK (Çanakkale)İki aylık Sayın Bakanım o, iki aylık, ocak-şubat ayı.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla)İşte, bu 2011 yılı içerisinde tabii gerek mevsimin etkisi gerek üretimin artması sebebiyle bir düşüş gözleniyor fiyatlarda. Biz de takip ediyoruz ve bunun üretici aleyhine dönüşmemesi için, süt fiyatlarının düşmemesi için de birtakım tedbirler aldık. Ben bu tedbirleri sizlere arz etmek istiyorum yani bigâne kalmadık, bigâne kalmıyoruz, aksine, Hükûmet olarak tedbir alıyoruz, bunları uyguluyoruz, hayata geçiriyoruz ve takip ediyoruz.
2009 yılında başlattığımız, sanayicinin ihtiyacı olan süt tozunun piyasadan çekilmesi suretiyle, taze sütün piyasadan çekilmesi suretiyle fiyatın düşmesini engelleme çabamız etkili oldu. 2009 yılında 5 bin ton süt tozu çektik piyasadan, 2010 yılında 11 bin ton süt tozu çektik ve bunun için ödeme yaptık. 2011 yılında bu gelişmelerle birlikte, yani tekrar fiyat düşüklüğü olma ihtimaline karşı da bu defa Türkiye'nin bir yıl içerisinde ihtiyaç hissettiği, sanayicinin ihtiyaç hissettiği ve kullandığı toplam 18 bin ton süt tozunun tamamını, hepsini destekleyeceğimizi deklare ettik şubat ayı içerisinde. Bu, piyasadan 180 bin ton taze sütün çekilmesi demek ki buna…
AHMET KÜÇÜK (Çanakkale)Çekersiniz Sayın Bakanım!
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla)İlave bir şey daha var. Dur, hepsi bundan ibaret değil.
AHMET KÜÇÜK (Çanakkale)2 milyon ton çekmeniz lazım.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla)Artı, 20 bin ton süt tozu için de pazarlama desteği kararı aldık, onu da deklare ettik, o da uygulamaya giriyor; toplamda 38 bin ton yapar ve 380 bin ton taze sütün piyasadan çekilmesi demektir; bu, tabii fiyatların düşmesinin önüne bir önemli engel olur, etki olur diye düşünüyoruz.
Bununla da kalmadık ilave bir şey daha getirdik 2011 yılı için. Süte, inek sütüne verdiğimiz prim desteğini yüzde 50 artışla litre başına 4 kuruştan 6 kuruşa çıkardık, bu da üreticiye vereceğimiz ilave bir destek.
Koyun ve keçi sütünde ise 10 kuruştu bildiğiniz gibi bizim ödediğimiz prim desteği, onu da 15 kuruşa çıkardık, orada da yüzde 50 bir artış meydana getirdik.
Ve yeni bir uygulama daha yaptık, önceden toplanırdı icmaller ve yıl sonunda ödenirdi, hatta bazen sarkardı prim ödemeleri, şimdi yıl içerisinde süt primlerini ödüyoruz, her üç ayda bir toplanan icmallerin karşılığı neyse ödüyoruz.
Buzağı desteğini, keza yine sütle yakın ilişkili, onu da yüzde 25 bir artışla 60 liradan 75 liraya çıkardık.
Şimdi, tabii, hayvancılıkla ilgili desteklemelerimiz aslında istikrarlı bir şekilde ve giderek artan bir şekilde devam ediyor.
Şimdi, ben size şöyle bir bilgi arz edeceğim, yani aslında hayvancılık yapan bir vatandaşımızın, bir çiftçimizin kendisine biz ne veriyoruz destek olarak? Bir kere kayıtlı bir sığır sahibiyse, sığır başına 225 lira her yıl bir destek veriyoruz bir hayvan başına. 50 lira ayrıca soy kütüğü farkı veriyoruz, eğer hayvan soy kütüğüne kayıtlıysa 50 lira daha veriyoruz hayvan başına, 275 liraya çıkıyor. Buzağı doğduğunda, suni tohumlamadan 75 lira da buzağı için veriyoruz.
Süte, biraz önce söyledim, litre başına 6 kuruş prim desteği veriyoruz. Yem bitkisi ekerse yemine destek olmak maksadıyla da ortalama dekar başına 80 lira da yem ekiliş desteği veriyoruz; bu, korunga olur, fiğ olur, yonca olur yani bir yem bitkisi ektiğinde. Aşı yaptırırsa hayvanına 25 lira da hayvan başına aşı desteği veriyoruz ve eğer işletmesinde süt sağım ünitesi yoksa süt sağım ünitesi kurduğu takdirde, o masrafının yüzde 50’sini de hibe olarak veriyoruz, ki, şu anda mesela piyasadaki fiyatların düşmesindeki sebeplerden bir tanesi de “sıcak süt” diye tabir edilen sıcak sütün fiyatının düşük olması, sanayici onu emsal gösteriyor, örnek gösteriyor.
Biz, çiftçilerimizin çiftliklerine sağım ünitesi yapmaları, soğutma ünitesi yapmaları, soğuk nakliye araçları almaları yönünü destekliyoruz ve bunu biraz sonra söyleyeceğim, yüzde 50 oranında bunlara hibe destek veriyoruz ayrıca. Amaç ne? Soğutulmuş süt toplansın, muhafaza edilsin ve sanayici o şekilde yapsın ki, o zaman zaten fiyat da kalite de artmış olacak.
Biz, Hükûmet olarak, Bakanlık olarak, bu hayvancılıkla ilgili modernizasyon tesislerine, biraz önce söylediğim gerek süt soğutma gerekse bunların işlenmesi, paketlenmesi tesisleriyle ilgili 123 milyon lira yüzde 50 hibe destek ödedik, 123 trilyon lira. 639 adet hayvancılık tesisi bu şekilde tamamlandı, şu anda faal çalışıyor. Ayrıca 4.724 tane işletmeye süt sağım ünitesi ve sağım tankı alması için yüzde 50 hibe destek verdik, ki, buna 21 milyon lira ödeme yaptık. Yine, 464 tane soğuk hava tesisatlı taşıma aracına 15 milyon lira destek verdik.
Hayvan yemiyle ilgili özellikle makine ve ekipman tesislerine, mesela silaj makinelerine, çayır biçme makinelerine -ki bunlar da binlerce- bunlarla ilgili olarak da yine çok sayıda projeye destek ödedik. Bunlar, hayvancılığı hem modernize etmek hem çiftçimizin bu üretim faaliyetini gerçekleştirirken daha modern, daha sağlıklı, daha hijyenik bir üretim yapması ve maliyetinin düşmesi, maliyet içerisinde de kendisine bir miktar, tabii, katkımızın olması amacıyla verdiğimiz destekler.
Yine, bu yıl içerisinde, bildiğiniz gibi faizsiz kredi uygulaması başlattık hayvancılıkta. Büyükbaş hayvan besiciliği için, 1 milyar 480 milyon lira, 24 binin üzerinde çiftçimiz tarafından 1 milyar 480 milyon lira faizsiz kredi kullanıldı, alındı bu para. Damızlık süt sığırcılığında, 825 milyon lira, 5.290 çiftçimiz aldı, bundan istifade etti. Büyükbaş hayvan yetiştiriciliğinde, 822 milyon lira, 10.550 vatandaşımız, çiftçimiz tarafından kullanıldı. Küçükbaş hayvan yetiştiriciliği için, koyun ve keçi için özellikle, 474 milyon lira faizsiz kredi alındı, 8.620 çiftçimiz bundan istifade etti. Damızlık etçi sığır yetiştiriciliği için de 30 milyon 460 bin lira kredi kullanıldı faizsiz, burada da 54 tane çiftçimiz istifade etti. Toplamda 3 milyar 600 milyon lira, eski parayla 3 katrilyon 600 trilyon lira faizsiz kredi alındı ve 48.644 çiftçi bu kredileri aldı, bundan istifade etti. Bu, 31 Aralık tarihine kadarki süreç içerisinde kullanılan faizsiz kredi.
Şimdi, demin, tabii, ithalattan, vesaireden bahsedildi. Tabii, toplumda bir ihtiyaçtı da, bu ihtiyacın giderilmesi gerekiyordu. Biz, bu ihtiyaç maksadıyla bunu gerçekleştirdik ancak bu durumda, besicimizin zarar görmemesi için de gerek karkas et ithalatından aldığımız gümrük vergisini gerek kasaplık canlı hayvandan aldığımız gümrük vergisini besiciye aktaran bir proje hayata geçirdik, 400 milyon lira civarında bir paket, o da yine bugünlerde devreye giriyor. Hedefimiz, amacımız ne? Amacımız, Türkiye’de yerli üreticinin ürettiği, geliştirdiği, yetiştirdiği hayvanların besisine devam etsin. Bunu kestirip yerine, ahırına hayvan aldığı zaman da hayvan başına ona ortalama 300 lira civarında bir destek ödemesi, nakit destek ödemesi başlattık, o da bugün yarın yayınlanıyor, tebliğ yayınlanıyor, kararnamesi yayınlandı. Uygulama bu şekilde devam ediyor.
Biz, gerek süt hayvancılığının -fiyatların düşmesini engellemek suretiyle aldığımız tedbirler- gerek et hayvancılığının geliştirilmesi yönünde, örneğin toplumda mesela ham besi danası talebi var, ona özellikle şimdi yoğunlaşma var ve üreticinin üretim sistemi içerisinde kalmasını sağlayacak tedbirleri de Hükûmet olarak alıyoruz. Bu sene, 2011 yılı içerisinde hayvancılığa bizim ayırdığımız kaynak 1 milyar 700 milyon lira yani eskinin 1 katrilyon 700 trilyon lirası. Biz hükûmete geldiğimizde -bu kürsüden defalarca söyledim ama önemine binaen bir daha söylemem gerekiyor- 83 milyon liraydı sadece hayvancılığa ayrılan para. O, 83 milyon lira, bugün 1 milyar 700 milyon lira sadece hayvancılık için nakden çiftçiye ödenen üretim desteği, yem için, süt için, büyükbaş hayvan desteği olarak, koyunculuğa verilen destek olarak, küçükbaşa, büyükbaşa verilen destek olarak ödediğimiz para.
Bir hususu daha ifade etmek istiyorum: Biz, tarıma ayırdığımız 6 milyar 244 milyon lira idi, 400 milyon lira daha ilaveyle 6 milyar yaklaşık 700 milyon lira civarında olacak 2011 yılında ve bunun, ocak ayında 530 milyonunu ödedik, şubatın son günlerinde 600 küsurunu ödedik, bu hafta içerisinde 1 milyar 310 milyon lira daha ödeniyor, yine mart ayı içerisinde 1 milyar 300 milyon daha ödeniyor. Yani biz her sene yüzde 90’ın üzerindeki kısmını desteklerimizin haziran ayına kadar bitirmiş oluyoruz. 2010’da da onu yaptık, 2009’da da yaptık; şimdi, 2011 yılında da aynı uygulamayı yapıyoruz, yakından da takip ediyoruz.
Sanayicilerimize özellikle buradan bir kez daha çağrı yapıyorum, serbest piyasada oluşan fiyatlara tabii ki bizim Hükûmet olarak doğrudan müdahale etme imkânımız yok ama sanayicilere her fırsatta bizim söylediğimiz, süt sanayicilerine, bu şekilde, özellikle ilkbaharın başlangıcında süt miktarının artmasıyla birlikte bunu bir fırsat bilip üretici aleyhine bir fiyat düşürme durumuna düşmemelerini, bu yola başvurmamalarını tavsiye ediyoruz. Ama kendimiz de Hükûmet olarak, hem kaynak ayırmak suretiyle hem projeleri hayata geçirmek suretiyle piyasadan taze sütü çekip sütün fiyatının düşmesini engellemeye dönük de çaba içerisindeyiz. Bu projelerimiz de bu çabalarımız da devam edecek.
Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
47 konuşma daha · 2 Mart 2011