Kamu mali yönetimi ve kontrol kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnameler hakkında (s.s.269)
Sivas Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 132. Birleşim · 2. yasama yılı · 17 Temmuz 2008 · 1.902 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Mustafa Açıkalın (AK Parti), 17 Temmuz 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 132. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU MALİ YÖNETİMİ VE KONTROL KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELER HAKKINDA (S.S.269)); konuşma 1.902 kelime.
Mehmet Mustafa Açıkalın (AK Parti, Sivas). “Kamu mali yönetimi ve kontrol kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnameler hakkında (s.s.269)”. TBMM Genel Kurulu, 132. Birleşim tutanağı, 17 Temmuz 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-mustafa-acikalin-23-2008-07-17-kamu-mali-yonetimi-ve-kontrol-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kamu Mali Yönetimi ve Denetimi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Tasarısı üzerinde Adalet ve Kalkınma Partisi adına görüşlerimi açıklamak üzere söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bu kanun, bilindiği üzere, birçok kanunu bünyesinde bulunduran bir torba yasadır. Zaman zaman bu tür yasalar, kamu kaynaklarının daha etkin, verimli kullanılması, yeni kaynak ihtiyacı, uygulamalarda ortaya çıkan düzenleme gereği ve ihtiyaçların gerektirdiği düzenlemeler, aynı şekilde kamu personel özlük haklarına ilişkin düzenlemeleri içeren bir yasadır.
Bu yasa, on maddesiyle Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nu ilgilendirmekte, yedi maddesi TOKİ’nin işletmesini yaptığı, yönetimini yaptığı Toplu Konut Kanunu; iki maddesi İmar Kanunu, iki maddesi Millî Piyango İdaresinin Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanun’u, üç maddesi 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmazların Değerlendirilmesi Hakkındaki Kanun’u, iki maddesi Millî Eğitim Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun’u, yine iki maddesi Ceza Muhakemesi Kanunu, İl Özel İdaresi Kanunu, Mahalli İdare Birlikleri Kanunu, Telgraf ve Telefon Kanunu, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu, Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve diğer kanunları ilgilendiren, kırk dokuz maddeden ibaret asıl ve geçici maddeleri bulunan bir kanundur.
Birinci olarak, Kamu Yönetimi Kanunu’ndan önce en çok maddeyi ilgilendiren Toplu Konut Kanunu ile başlamak icap ederse, bilindiği üzere, TOKİ, kuruluşu itibarıyla daha eskiye dayansa da son beş yıl içerisinde gerçekleştirdiği projelerle gerçekten başarılı bir idare örneği vermiştir. TOKİ’nin yürüttüğü projelerin bir kısmı sosyal projelerdir, bir kısmı da kaynak yaratmaya yönelik projelerdir.
Rakamlar olarak baktığımızda, TOKİ’nin, bugüne kadar gerçekleştirdiği konut projelerinden 316 bin adetten 267 bin adedi sosyal konut projesidir. TOKİ bu projeleri gerçekleştirirken doğrudan ve dolaylı olarak 800 bin istihdam yaratmıştır. TOKİ’nin sosyal konut projeleri elbette bir şekliyle maliyetin altında sübvanse edilen projelerdir. TOKİ, bunun dışında, bu beş yıllık süre zarfında 395 okul -ki aşağı yukarı 12 bin derslik demektir- 404 spor salonu, 35 kütüphane, 311 ticaret merkezi, 28 hastane, 73 sağlık ocağı, yurt, pansiyon, sevgi evi, engelsiz yaşam ve cami gibi birtakım önemli projeleri de gerçekleştirmiştir.
TOKİ’nin sosyal konut projelerinin kaynağı, bilindiği üzere, biraz önce ifade ettiğim gibi, kaynak yaratan projelerdir birinci olarak. İkinci olarak da serbest piyasa koşullarında gerçekleştirdiği inşaat faaliyetinde birtakım elde ettiği imkânlardır. Bu kanun da bunlardan bir kısmını düzenleyen maddeler ihtiva etmektedir.
Bundan önce, ifade etmek gerekirse, TOKİ’nin, mevcut imar planına ilişkin 7’nci maddede düzenleme yapılmaktadır. Şunu hemen ifade etmek icap ederse, TOKİ’nin imar planı yapma yetkisi mutlak bir yetki değildir, sadece mülkiyeti kendisine ait bulunan arsa ve arazilerde imar planı yapma yetkisi vardır. İkinci olarak gecekondu dönüşüm bölgelerinde imar planı yapma yetkisi vardır. Ki gecekondu dönüşüm bölgelerinin ilanı kendi prosedürüne, kendi özel kanununa tabidir. Aynı şekilde valilikçe ilan edilen toplu konut alanlarında imar planı yapma yetkisi bulunmaktadır. Dolayısıyla TOKİ belediyeler gibi geniş bir alan üzerinde imar planı yapma yetkisine sahip değildir.
İkinci olarak: TOKİ’nin yaptığı bu plan mutlak bir plan yetkisi değildir. Yaptığı planları, plan yaptığı bölgenin içinde bulunduğu belediyeye göre, büyükşehir belediyesine veya belediyelere veya valiliklere onay için göndermektedir. Dolayısıyla, bu gönderdiği makamlar bu planları ya tam tasdik ederek veya tadil ederek onaylamaktadır. Ancak üç ay içerisinde bu planlar bu makamlar tarafından onaylanmadığı takdirde, TOKİ’nin bunu resen onaylama yetkisi bulunmaktadır.
Tatbikata baktığımızda, TOKİ, bu yetkisini son derece az kullanmıştır. Önemli ölçüde planlar, yine, plan bütünlüğü içerisinde genel plan yetkisine sahip olan belediyeler tarafından veya Bayındırlık Bakanlığı tarafından yapılmıştır. Bilindiği üzere, bu genel plan yetkisine sahip kurumlar dışında, istisnai olarak, başlıca hem TOKİ’nin hem de Özelleştirme İdaresinin plan yapma yetkisi bulunmaktadır.
Bu kanunla yine TOKİ’ye verilmekte olan bir yetki veya bir imtiyaz diyelim, TOKİ’nin, gayrimenkullerini satarken yapacağı satış sözleşmeleri veya satış vaadi sözleşmeleri resmî şekil şartından muaf tutulmuştur. Bunun anlamı da bu sözleşmelerin noter tarafından yapılması mecburiyeti bulunmamaktadır.
TOKİ, biraz önce ifade ettiğim gibi, konut dışında birtakım sosyal projeler de gerçekleştirmektedir. Bu kanunun bir maddesiyle bu projeleri gerçekleştirirken bir prosedür vazedilmektedir. Bu da ilgili bakanın talebi hâlinde, proje bütünlüğü içerisinde kamu hizmetinin gerektirdiği bina, okul, hastane ve yol ihtiyaçları TOKİ tarafından gerçekleştirilecektir. Esasen, yapılmakta olan bu inşaat kanuni bir dayanağa kavuşturulmaktadır.
TOKİ’ye, bu kanun, 10’uncu maddesiyle yeni bir görev vermektedir. O da depremde dönüşüm projelerini gerçekleştirmektir. Bu da bir sosyal projedir, sübvanse edilen bir projedir. Bilindiği üzere, ülkemiz önemli bir deprem kuşağında bulunmaktadır. Belediyelerin yaptığı bu hizmet yanında, TOKİ’nin de böyle bir hizmet üstlenmesi gereği bulunmaktadır.
Bu kanunla, yine, TOKİ’ye verilen diğer bir imtiyaz veya düzenleme, onunla alakalı yapılmış bulunan bir düzenleme, afetzede konutları yapmış bulunmaktadır. TOKİ, bundan doğan alacaklarını hazine arsalarıyla takas, mahsup etmek suretiyle, alacak ve borç mahsubunu sonuçlandırmaktadır. Bu da, merkezî yönetim bütçesinin gelir ve gider kalemleriyle ilgilendirilmemektedir. Bu da yine afetzede konutları da TOKİ’ye yük getiren projelerden bir tanesidir.
Dolayısıyla, genel olarak baktığımızda, TOKİ’nin imar plan yetkisi mutlak bir yetki değildir. TOKİ’nin serbest piyasa düzeni içerisinde faaliyette bulunduğu inşaat sektöründe, serbest piyasa koşullarını bozar gibi gözüken birtakım hak ve imtiyazları, esasen, gerçekleştirdiği ve sübvanse ettiği projelerle birlikte dikkate alındığında, çok da piyasayı bozucu bir nitelik taşımamaktadır.
Kanunun yaptığı diğer bir düzenleme, ülkemiz mobil telekom, telekomünikasyon alanında önemli bir gelişme kaydetmiştir. Şimdi özelleştirme kapsamında üçüncü nesil mobil telekomünikasyon hizmetlerinin ihalesi bulunmaktadır. Mevcut GSM operatörleri elde ettikleri hasılattan yüzde 15 hazine payı ödemektedirler. Bundan sonra yapılacak üçüncü nesil ihalelerde de elde edilecek hasılattan, bu işi kazanan, lisans sahibi olacak firmaların hasılatlarında yüzde 15 ödenmesine ilişkin olarak 406 Sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu’nda değişiklik yapılmaktadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanunun getirdiği önemli bir değişiklik İmar Kanunu’na ilişkindir. Biraz önce ifade ettiğim gibi, TOKİ dışında imar planı yetkisi Özelleştirme İdaresine verilmiştir. Yine, bu kanunla, daha önce mevcut bulunan Özelleştirme İdaresinin imar planı yapma yetkisine ilişkin birtakım düzenlemeler yapılmaktadır.
Burada, Özelleştirme İdaresi İmar Kanunu’nun askı ve ilan sürelerine bağlı olmadan, aynı şekilde özel birtakım mevzuatlara tabi olmadan imar planları yapabilecek, aynı şekilde mahkeme kararlarının gereklerini yerine getirmek üzere yapacağı imar değişiklikleri de bu madde çerçevesinde yerine getirilecektir.
Yine, TOKİ’yi ilgilendiren, Millî Eğitim Bakanlığıyla ilgili olarak yapılmış bulunan bir düzenleme: TOKİ, okul ve eğitim yerleşkelerinde Millî Eğitim Bakanlığıyla yapacağı protokol çerçevesinde hazineye ait arsalar üzerinde veya Millî Eğitim Bakanlığına konulacak ödenekler çerçevesinde Millî Eğitim Bakanlığına derslikler yapacaktır.
Millî Eğitim Bakanlığına kaynak yaratan diğer bir düzenleme: Bilindiği üzere, Millî Eğitim Bakanlığına tahsisli hazine arazilerinin -okul olarak kullanılan arazilerin- yine bu Bakanlık tarafından uygun görülenleri, tahsisi Maliye Bakanlığı tarafından kaldırılmak ve satışı Özelleştirme İdaresi tarafından gerçekleştirilmek ve satıştan elde edilen gelirler yine ilgili bakanlığın bütçesine ödenek konmak suretiyle okul yapımında kullanılabilecektir.
Bilindiği üzere, Millî Eğitim Bakanlığı beş yıl içerisinde 100 bin adetten fazla derslik inşa etmiştir. Dolayısıyla eğitime bu derece önem ve ağırlık veren bir idarenin icraatının birtakım arsa rantlarına feda ediliyor olarak gösterilmesi gerçekten kayda değer üzülecek bir konudur.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; eğitim alanında bu kanunla getirilen önemli düzenlemelerden bir tanesi: Bilindiği üzere, ilk defa, İktidarımız döneminde özürlülerin destek eğitimine ilişkin düzenleme yapılmış, bunların özel okullarda veya özel rehabilitasyon merkezlerinde destek eğitimi almaları imkânı sağlanmıştır. Düzenleme yapıldığından bugüne kadar 1.700’e yakın özel eğitim merkezinde aşağı yukarı 190 bin öğrenci destek eğitimi almıştır.
Burada yapılan düzenlemeyle, özürlülük oranı asgari yüzde 20 olan özürlülerin, yine kanunda sayılan özre sahip özürlülerin destek eğitimi almaları, eğitim programlarıyla sınırlı olmak üzere Maliye Bakanlığı bütçesine konularak ödenekten karşılanacaktır. Ancak, maalesef, her şeyde olduğu gibi bu eğitim sırasında da birtakım suiistimaller olmuştur. Buna ilişkin olarak da bu yasada müeyyide getirilmiş, usulsüzlüğü tespit edilenlerden tahsil ettikleri paranın 2 katı cezai olarak geri alınması imkânı sağlanmıştır.
Kaynak yaratmaya ilişkin olarak -bütçe disiplinini de bozduğu söylenen düzenleme- diğer önemli düzenleme: TCDD İşletmesine ait limanların özelleştirilmesinden elde edilen gelirlerin iki büyük yatırımcı kuruluş olan Karayolları ve ikinci büyük yatırımcı kuruluş olan da DSİ’ye ilişkin birtakım yatırımların finansmanında kullanılmasıdır.
Bu kanunun yürürlük tarihinden önce özelleştirilmiş bulunan liman gelirlerinden -ki bunlar, özelleştirilmiş olan limanlar Derince’dir, Samsun’dur, İzmir’dir, Bandırma’dır- elde edilmiş olan ve özel hesaplarda bekleyen gelirlerin yüzde 60’ı Karayollarına, yüzde 40’ı da Demiryolları İşletmesine, bu işletmelerin, kara yolu ve demir yolu yapım, bakım, onarım ve inşasında kullanılmak, aynı zamanda bu inşaatın gerektirdiği istimlak alanlarında kullanılmak üzere tahsis edilmektedir.
Şunu ifade etmek icap ederse: Bu, bütçe disiplini içerisinde gerçekleştirilecektir. Zira, bu harcamalar her hâlükârda bu idarelerin yatırım programlarıyla ilişkilendirilmektedir. Yani yatırım programında yer almayan herhangi bir harcama alanı için bu kaynaktan herhangi bir harcama yapılmayacaktır.
Burada yapılmakta olan önemli bir düzenleme: Bilindiği üzere hazinenin özel mülkiyetinde bulunan veya devletin hüküm ve tasarrufu altındaki arsa ve arazilerde irtifak hakkı kurulmuştur veya kullanma izni verilmiştir. Buralardaki tesislerden elde edilecek kullanma izni bedeli karşılığı veya irtifak hakkı bedeli karşılığı olarak elde edilen gelire ilave olarak hasılatın yüzde 1’i nispetinde ayrıca hazineye pay ödenmesi öngörülmüştür. Bu, genel orandır. Bundan ayrı olarak, binde 1 nispeti, birtakım işletmeler için ve yatırımlar için öngörülmüştür. Aynı şekilde, bu alanlarda yapılacak yatırım ve tesislerden bazıları için de bir teşvik mahiyetinde istisna ve muafiyet getirilmiştir.
Binde 1 oranında alınacak hasılat payı, bu alanlarda yapılacak tarım, hayvancılık, sanayi yatırımları ve tersane yatırımları içindir. Aynı şekilde, bu alanlarda yapılacak yatırımlardan herhangi bir bedel alınmasını öngörmeyen sahalar ise dernek ve vakıfların eğitim amaçlı yatırımlarıdır, spor amaçlı yatırımlarıdır; aynı şekilde, bu sahalarda yapılacak yükseköğretim kurumlarına ilişkin yatırımlardır. Ayrıca, bu alanlarda yapılacak özelleştirme uygulamalarından da herhangi bir pay alınmayacaktır.
Değerli milletvekilleri, 4706 sayılı Kanun’da yapılan diğer bir düzenleme yine hazine payına ilişkindir. Bilindiği üzere, yine hazinenin özel mülkiyetinde veya devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve ancak liman yapılmak üzere tahsis edilmiş bulunan sahalardaki irtifak hakkı veya kullanma izinlerinden yüzde 1 oranında pay alınacaktır. Ancak bu payın yüzde 1’e indirilebilmesi için birtakım şartlar vardır. Bunlar, dört ay içinde müracaat edilecektir; daha önce mevcut borçları varsa, mali yükümlülükleri varsa onları yerine getirecektir; dava açmışsa bu davadan her hâlükârda feragat edecektir ve rayiç bedel üzerinden de yeni sözleşme yapılacaktır.
Burada bir istisna, bilindiği üzere, kendi alanları önünde dolgu iskele yapmak suretiyle, boru hattı yapmak suretiyle üçüncü şahıslara işletmeye veren veya üçüncü şahıslardan, liman elleçlemelerinde de imkân sağlayan üçüncü kişilere hizmet veren kuruluşlardan bu hasılat karşılığı elde edilecek pay oranı yüzde 15 olarak belirlenmiştir.
Diğer bir iyileştirme bu hazine mülkleriyle alakalı olarak, burada yapılmış bulunan tesislerin süreleriyle alakalıdır. Yine hazinenin mülkiyetinde olan yerlerde veya kıyıdaki devletin hüküm tasarrufu altındaki yerlerde yapılmış bulunan tersane, yat limanı, iskele, rıhtım, boru hattında daha önce süresi ne olursa olsun başlangıç süresi kırk dokuz yıl olarak kabul edilmiş olacaktır. Dolayısıyla farklı sürelere verilmiş bulunan bu tesisler arasında bir eşitlik sağlanmış olmaktadır. Bu da aynı zamanda, yani kırk dokuz yıldan daha aşağı sözleşme süresi verilmiş olan işletmeciler ve yatırımcılar açısından bir iyileştirmedir.
Kamu idarelerine tahsis edilmiş olan hazine arazileri, özellikle Devlet Hava Meydanları İşletmesine tahsis edilmiş olanlar veya fiilen bu idare tarafından kullanılmakta olanlar, herhangi bir hukuki veya fiilî engel bulunmadığı takdirde Devlet Hava Meydanları İşletmesine terk edilecektir. Bunlardan hazine adına tescil edilmemiş olanlar varsa özel mevzuatı gereği veya orman arazisi olması itibarıyla, öncelikle tabii hazine arazisi, hazine adına tescil edilecek, daha sonra Devlet Hava Meydanlarına devredilecektir bedelsiz olarak. Bunun amacı Devlet Hava Meydanları İşletmesinin işlettiği limanlarda birtakım kamu idareleri veya üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirilen işgaller sebebiyle çıkan davalarda mülkiyetin DHMİ’ye ait olmaması sebebiyle, yargıda, bu idarenin karşılaştığı birtakım soruları çözmektir.
Aynı şekilde, bu idarenin ödemediği ecrimisiller de bugüne kadar terkin edilecektir, ancak ödenmiş bulunanlar herhangi bir şekilde iade konusu olmayacaktır.
Hazinenin arazilerinin devredildiği diğer iki büyük yatırımcı kuruluş Karayolları ve Devlet Su İşleridir. Bu da kanunun, biraz önce ifade ettiğim gibi, kaynak yaratmaya yönelik düzenlemelerinden bir tanesidir. Bu düzenlemeye göre, Karayollarına tahsis edilen veya Karayollarının kullanımında bulunan hazine arazilerinin satış geliri, yol inşası, bakım-onarım veya bu inşaya yönelik kamulaştırma hizmetlerinde kullanılmak üzere Karayollarına tahsis edilecektir. Aynı şekilde bu yatırım ve bu harcama da bu idarelerin yatırım programlarıyla ilişkilendirilecektir.
Diğer bir düzenleme, yine hazine arazilerinin satış gelirlerinin…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
31 konuşma daha · 17 Temmuz 2008