Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)
Bitlis Milletvekili ·
Genel Kurul, 91. Birleşim · 2. yasama yılı · 16 Nisan 2008 · 764 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Nezir Karabaş, 16 Nisan 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.119)); konuşma 764 kelime.
Mehmet Nezir Karabaş (Bitlis). “Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)”. TBMM Genel Kurulu, 91. Birleşim tutanağı, 16 Nisan 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-nezir-karabas-23-2008-04-16-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-k (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Tasarısı’nın altıncı bölümü üzerinde Demokratik Toplum Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, üç haftadır Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Tasarısı üzerinde tartışmalar yürütüyoruz. Ben, bu kanunu ve benzeri diğer kanunları değiştirirken veya yeni bir kanun çıkarırken sadece bu Meclis döneminde değil, on yıllardır, Türkiye’de hükûmetlerin, Türkiye’de iktidarların ve birçok zaman muhalefette bulunan siyasi partilerin hangi ihtiyaçlardan kaynaklı kanun değişikliği veya yeni kanun çıkardığı üzerinde biraz durmak istiyorum.
Sayın milletvekilleri, hepinizin bildiği gibi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana oluşan yapı, devletin, devleti yönetenlerin esas olduğu, birlik-bütünlüğün esas olduğu; sınıfsız, tabakasız, grupsuz bir millet olduğumuz şeklinde değerlendirmeler ve sloganlarla gelmişiz ve toplumun değişik kesimlerinin, değişik grupların, değişik sınıfların talepleri doğrultusunda değişiklik yapma, o doğrultuda bu Meclisi çalıştırma yerine, biz, ya devletin birliğini-bütünlüğünü sürdürme adı altında belli kesimlerin çıkarları veya içeride ve dışarıda ağırlığı olan, gücü olanların baskısı doğrultusunda yasalar çıkarmışız.
Şimdi, meclisinde sınıfların, grupların, tabakaların, yine inançların, kültürlerin kabul edilmediği; tek millet, tek toplum, tek devlet ve yine, sınıflar anlamında, sınıfların, tabakaların kabul edilmediği bir meclisten çok sağlıklı, toplumun değişik kesimlerinin beklentisini yerine getirecek yasalar çıkarmak mümkün müdür?
Bugün, bu yasayı tartışırken, bu yasa Meclise indirildiği zaman, Sayın Bakan ve diğer Hükûmet yetkilileri birçok sendika, sivil toplum örgütleriyle bir araya geldiklerini, mutabakat sağladıklarını ve bu yasayı öyle getirdiklerini söylediler. Ancak bu yasa, öncelikle IMF’nin talebi doğrultusunda bir an önce çıkarılmak amacıyla Meclise getirilmiş; ikincisi, sermaye çevreleri ve onların odaları ve sendikaları dışında hiçbir kesimin onayını almamıştır.
Şimdi, hiçbir işçi sendikası, hiçbir kamu emekçisi sendikası, hiçbir çalışanlara ait oda veya sendika, bugüne kadar çıkıp kendi üyesine, tabanına, yeni sosyal güvenlik yasası geldi, biz ona destek veriyoruz, geçmişteki haklarınızı koruyor ve artı, şu iyileştirmeleri getiriyor diyebildi mi? Nitekim, en son, işçi sendikalarından Hak-İş ve TÜRK-İŞ bu yasağa karşı eylem yapmayacağını açıklamasına rağmen, bu yasanın birçok maddesinin, çalışanların haklarını, şimdiye kadar elde ettikleri kazanımları geriye götürdüklerini ancak biz Mecliste siyasi partilerle ve hükûmetlerle ilişkilenerek işçinin, memurun, çalışanların haklarını geriye götüren bu yasa maddelerinin düzeltilmesi yönünde çaba sarf edeceğiz dediler.
Sayın milletvekilleri, şimdi, bu yasa çıkarılırken, şu söyleniyor işte bize: “Türkiye’nin gelecek elli yılını dikkate alarak, Türkiye’nin mevcut ihtiyaçlarını dikkate alarak ve tüm kesimlerin çıkarlarını koruyan ve geliştiren bir yasa çıkardık” diyor. Şimdi, peki, bu toplumun çoğunluğu, çalışanların, emekçilerin çoğunluğu zaten örgütlü değil. Kamu emekçilerinin, birçoğu, yasal anlamda sendika kurma hakları yok.
Diğer taraftan, kamuda ve bazı yerli ve uluslararası büyük sanayi işletmelerinde çalışan işçilerin dışında işçinin çoğunluğu örgütlü değil, çiftçi hiç örgütlü değil, yine küçük esnaf örgütlü değil ve bu yasa tüm bu kesimleri ilgilendiriyor. Bu kesimlerin geniş mutabakatı alınmadan, örgütlü olanların örgütlü olan sendikaları ve odalarıyla görüşülmeden bu yasa getirilmişken hangi mutabakattan bahsediliyor? Eğer gerçekten çalışanlara, toplumun geniş kesimlerine bu yasa geleceklerini güvence altına alınıp çıkar sağlıyorsa neden Hükûmet bu yasayı toplumda, toplumun önünde, meydanlarda tartışma yerine bir an önce komisyonlardan geçirip buraya getirdi? Neden sendikacılarla ve çalışan kesimlerin temsilcileriyle, sokağa dökülüp iki saatlik iş bırakma eyleminden sonra görüşüldü? Eğer gerçekten söylenenler doğru olsaydı eğer iddialar doğru olsaydı bu Hükûmet hem bugün hem gelecekte halkın, çalışanların lehine yaptığı bu düzenlemeleri halka götürüp bir taraftan onu kabul ettirirdi, onun düşüncesini alırdı, bir taraftan da propagandasını yapardı.
Ancak bu yasanın getiriliş biçimine de baktığımız zaman aslında, Bakanın da, Başbakanın da, diğer Hükûmet yetkililerinin ve iktidar partisi milletvekillerinin de buna inanmadıklarını görüyoruz. Eğer gerçekten bu yasanın çok önemli olduğunu söyledikleri doğru olsaydı, eğer gerçekten buna inansalardı, bu yasa çıkıncaya kadar 340 kişilik AK Parti Grubunun en azından, zorunlu olarak görev nedeniyle dışarıda bulunanların dışında, sürekli 200-300 tanesinin burada olması gerekirdi. Çünkü bu yasa -karar verilmiş, Hükûmet, bakanlıklar karar vermiş, IMF’yle anlaşılmış, tarih bırakılmış- bu süre içinde çıkarılacak. Onun için, AK Parti Grubunun milletvekillerinin bu salonda olması, düşüncelerini, muhalefetin dile getirdiği gibi düşüncelerini dile getirmesi de bir şeyi değiştirmeyecek. Buna inanmadıkları için bu konuda bir çaba da sarf etmiyorlar.
Şimdi, bu yasaya baktığımız zaman Türkiye’nin esas sorunu olan kayıt dışılıkla ilgili aslında bazı maddelerde getirilen, Bakanın da biraz önce ifade ettiği, işte birkaç asgari ücret tutarındaki cezanın dışında, çok detaylı, kayıt dışını ortadan kaldıracak bir düzenleme de yok. Burada, daha çok kurumun kendisine ait olan sigorta primini mümkün olduğunca tahsil etme ve devletin maliyesinin, çalışanlar için, ücretliler için hazineden bir yardım yapmasını engellemeye yöneliktir. Onun dışında bu yasada çok önemli değişiklikler yok. Tam tersine, birçok alanda da geriye giden sadece primi tahsil etmeye yönelik bir uygulamadır bu yasa.
Şimdi, kayıt dışılıkla ilgili bir düzenleme yapmayan, kayıt dışılığı kayıt altına almayı hedeflemeyen hiçbir Hükûmet, hiçbir Türkiye Büyük Millet Meclisinde bulunan bir siyasi parti, Türkiye’de eşitliği, Türkiye’de…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
64 konuşma daha · 16 Nisan 2008