Kamu ihale kanunu ile kamu ihale sözleşmesi kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.253)
Bitlis Milletvekili ·
Genel Kurul, 20. Birleşim · 3. yasama yılı · 20 Kasım 2008 · 956 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Nezir Karabaş, 20 Kasım 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 20. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU İHALE KANUNU İLE KAMU İHALE SÖZLEŞMESİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.253)); konuşma 956 kelime.
Mehmet Nezir Karabaş (Bitlis). “Kamu ihale kanunu ile kamu ihale sözleşmesi kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.253)”. TBMM Genel Kurulu, 20. Birleşim tutanağı, 20 Kasım 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-nezir-karabas-23-2008-11-20-kamu-ihale-kanunu-ile-kamu-ihale-sozlesmesi-kanununda-degisiklik-yapil (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
DTP GRUBU ADINA MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Kamu İhale Kanunu ile Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’yla ilgili tasarı üzerine Demokratik Toplum Partisi adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, şimdi, Kamu İhale Yasası’nı görüşüyoruz ancak Kamu İhale Yasası, cumhuriyetin kuruluşundan bu yana tüm hükûmetler döneminde, tek parti döneminden tutalım, bugüne kadar her hükûmetin gündeminde olmuş, her hükûmet, her iktidar seçim öncesinde halka verdiği en büyük, en önemli sözlerden biri Kamu İhale Yasası’nın şeffaflaştırılacağı, kamu ihalelerinin herkese eşit mesafede ve kamunun yararı gözetilerek yapılacağı üzerinde başlamıştır.
Aslında, bir ülkede kamu ihale yasaları, kamu ihale sözleşmeleri, bir yerde o ülkenin demokratik yapısının, o ülkede demokrasinin ne kadar geçerli olduğunun da göstergesidir çünkü -daha önceki hatipler dile getirdi- bugün, her ülkede mevcut işleyen sistem, ekonominin işleyişi, kamunun devlet, ülke işleyişindeki yeri ne olursa olsun, yüzde 10’un üzerinde, Türkiye’de de yüzde 20’lere varan, yani ülke gelirlerinin yüzde 20’sine varan bir kamu ihale miktarı var. Şimdi, eğer tüm ülke gelirlerinin yüzde 20’sini bulan tutardaki ihale yasaları, kamunun yaptığı ihaleler sağlıklı yapılmayacaksa, eğer bu herkese eşit mesafede, şeffaf ve sonuçta kamunun, hazinenin yararını gözetmeyecekse, o ülkede diğer anlamda işleyişin, demokratik işleyişin, diğer alanlardaki özgürlüklerin de eşit olması mümkün değildi çünkü siz devlet olarak gücü elinizde tutuyorsunuz ve bu gücü iktidar olarak elinizde tutuyorsunuz ve bu gücü istediğinize paylaştırıyorsunuz. Nitekim dile getirildi, AKP İktidarından bu yana, 2002 yılından bu yana, bir, iki, beş, on ve fazlası, Kamu İhale Kanunu ve kamu ihale sözleşmeleriyle ilgili çeşitli dönemlerde değişiklik yapıldı. Tabii, arkadaşlar dile getirdiler yani AKP dönemindeki uygulamalar, değişiklikler… Bu bugünün tartışması değil, daha önceki iktidarlara da baktığımız zaman her iktidar ilk geldiğinde, göreve başladığında mevcut yasaları, kamu ihale kanunlarını, kamu ihale sözleşmelerini gözden geçirip “Ben bunu, başta partim, parti çevrem ve iktidarımı sürdürme adına nasıl yararlanabilirim? Bu sözleşmeler, mevcut yasalar bana ne sağlıyor? Bu konuda kendime yönelik ne tür düzenlemeler yapabilirim?..” Bunlar tüm iktidarların en önemli göstergelerinden biri olmuş.
Nitekim bugün Türkiye’nin seksen bir iline, halkın hangi kesimine gidersek gidelim, Kamu İhale Kanunu, ihaleler, devletin, kamunun yaptığı ihaleler söz konusu olduğunda toplumun tüm kesimlerinde, gencinden yaşlısına, esnafından iş adamına, köylüsünden kentlisine kadar insanların kafasından geçen “ihaleci” ve herkesin kafasında oluşan da “devletle iş birliği içinde çıkar elde eden kişiler” olmuş. Yani bugün müteahhit denildiği zaman, işte ülkemizde son dönemde gelişmeler, inşaattaki gelişmeler, insanların kendi adına yaptığı taahhüt işleri, özel firmaların yaptığı taahhüt işlerinin dışında devletin, kamunun yaptığı bir ihale ve bu ihalelerle ilgili kişiler söz konusu olduğunda sadece bu dönemde değil her dönemde insanların aklına gelen, kamunun çıkarlarını kendi çıkarları doğrultusunda çalma, soyma, içini boşaltma şeklinde algılanmıştır. Biz onun için diyoruz ki… Bu bugünün meselesi değil, ancak AKP İktidarı farklı iddialarla geldi. Bu halka yaşamın tüm alanlarında demokratik, eşit, hakkın, hukukun, adaletin olduğu bir düzeni yaratacağı, bir Türkiye yaratacağı iddiasıyla geldi. Onun için, diğer tüm alanlarda olduğu gibi Kamu İhale Kanunu ve kamu ihale yasalarında da yapacağı her değişikliği, bu söylemiyle ne kadar iddialı olduğu şeklinde değerlendirmek gerekiyor. Yoksa, biz, Türkiye’de, ihale kanunlarında Türkiye’de kamu yararını ihalelerle kendi çıkarına kullanmayı AKP’yle başlatmıyoruz bazıları gibi, ancak AKP’nin iddiaları farklı. Tüm bu işleyişi tersine çevireceğini söylemiştir, halka bu iddialarda bulunmuş, bu iddialarla oy almıştır.
Şimdi, bir kamu ihale kanunu yapılıyor. Önümüzde, 29 Mart 2009’da seçim var. Şimdi, bu ihale kanununa baktığımız zaman, başta mühendis odaları olmak üzere diğer çevreler, bu yasanın, yerel seçimde çıkar sağlama, yerel seçimde ihaleleri istediğine verip seçimi bu anlamda etkileme üzerine kurulduğunu söylüyor. Yine bugün başta Parlamento olmak üzere tüm parti grupları ve dışarıda Türkiye Mimarlar Mühendisler Odaları Birliği ve bağlı tüm odalar ve diğer çevreler, bu ihale kanunuyla ihalelerin daha az şeffaf olacağını, idarelerin ve kamuda ihaleleri yapanların istediklerine istediği ihaleyi verebileceğini söylüyor. Yasayı da incelediğimizde bunlar görülüyor.
Peki, AKP İktidarı kendisiyle ilgili konuşulduğunda “AKP değil, AK.” diyor, her konuştuğunda, en üstte başta Sayın Başbakandan en alttaki yetkiliye kadar “Hak, hukuk, adalet” diyor.
Peki, bir yasa çıkarıyorsunuz. Bu yasa Türkiye ekonomisini ilgilendiriyor. Bu yasa Türkiye’deki vatandaşların tümünü ilgilendiriyor. Kamu İhale Yasası sadece ihaleye girenleri, o ihalede ihaleyi almak isteyenleri ilgilendirmiyor, Türkiye’deki 70 milyon vatandaşı ilgilendiriyor. Siz böyle bir yasayı çıkardığınızda, Mecliste komisyonlarda bunu yeterince tartışmıyorsunuz, muhalefetin söylemlerini ve önerilerini dikkate almıyorsunuz. Türkiye’de bu işle uğraşan, ticaret yapan, müteahhitlik yapan çevreleri çok dikkate almıyorsunuz. En önemlisi, bu işin eğitimini görmüş, başta yapım işleri olmak üzere ihalelerin tüm aşamasında en etkili olan mühendisleri, onların kurumlarını, odalarını dikkate almıyorsunuz. Peki, böyle bir yasayı tüm bu memnuniyetsizliklere rağmen çıkardıktan sonra “Biz, işte, şeffaflaşma, ihalelerin daha hızlı gitmesi, ihalelerin daha erken sonuçlandırılması için yapıyoruz.” dediğiniz söylemi kim dikkate alacak?
Avrupa Birliğiyle uyum söyleniyor, tasarının birçok yerinde geçiyor. Avrupa Birliğinin geçmişten bu yana kadar ve 2002’den de bu yana kadar AKP İktidarına en çok yönelttiği eleştiri ve en çok dile getirdiği talep, kamu ihalelerinde şeffaflaşmadır. Devletin hazine gelirlerini kamu ihaleleriyle yaparken şeffaflığı sağlamasıdır ama bu yasaya baktığımız zaman, kimisinde ihaleleri erken sonuçlandırma, işte şikâyetlerle ihalenin sürüncemede kalmasını engelleme iddialarıyla bu yasada birçok kurumun, başta Kamu İhale Kurumu olmak üzere birçok denetleyici kurumun etkisi azaltılıyor, eli daraltılıyor…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Karabaş, devam edin.
MEHMET NEZİR KARABAŞ (Devamla)…birçok kesime de, ihaleyi yapan kurumlara da rahatlık sağlanıyor. Şimdi, ihaleyi yapan tüm kurumlar ve özellikle belediyeler bu yasaya göre istediğine ihale verecek, istediği ihaleyi iptal edecek. Artı, başta ihaleye girenler olmak üzere kamuoyunun ihaleleri denetlemesini de sınırlayan birçok yasa maddesi getirilmiştir.
Bu konuda birçok önerge verildi, bundan sonra da verilecek önergeler var. Ancak şu iddiayı doğru görüyoruz: AKP’nin diğer bazı yasalarda, buraya getirilen kanunlarda bazen muhalefetten verilen önergeler doğrultusunda değişiklikler yapmasına rağmen bu İhale Kanunu’nda ısrarla değişiklik yapmamasının en büyük nedeni bize göre kamu yerlerini seçimde yakınlarına peşkeş çekmektir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MEHMET NEZİR KARABAŞ (Devamla)Bu yasa tasarısının ne AKP’ye ne de Türkiye’ye getireceği bir şey yoktur.
Hepinize saygılar sunuyorum. (DTP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
45 konuşma daha · 20 Kasım 2008