Küçük ve orta ölçekli sanayi geliştirme ve destekleme idaresi başkanlığı kurulması hakkında (s.s.330) kosgeb
Bitlis Milletvekili ·
Genel Kurul, 74. Birleşim · 3. yasama yılı · 8 Nisan 2009 · 1.451 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Nezir Karabaş, 8 Nisan 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ SANAYİ GELİŞTİRME VE DESTEKLEME İDARESİ BAŞKANLIĞI KURULMASI HAKKINDA (S.S.330) KOSGEB); konuşma 1.451 kelime.
Mehmet Nezir Karabaş (Bitlis). “Küçük ve orta ölçekli sanayi geliştirme ve destekleme idaresi başkanlığı kurulması hakkında (s.s.330) kosgeb”. TBMM Genel Kurulu, 74. Birleşim tutanağı, 8 Nisan 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-nezir-karabas-23-2009-04-08-kucuk-ve-orta-olcekli-sanayi-gelistirme-ve-destekleme-idaresi-baskanli (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
DTP GRUBU ADINA MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; KOSGEB’in kurulması hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair tasarı üzerine söz almış bulunmaktayım. Demokratik Toplum Partisi Grubu adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Evet, dile getirildi, zaten Türkiye'de bu kanun 1990 yılında çıkarıldı ancak 2000’li yıllardan bu yana KOSGEB’in kapsamının genişletilmesi yönünde hem ilgili KOBİ’lerden, kurumlardan hem de Mecliste çeşitli siyasi partilerden talep olmasına rağmen bu yasa bugün karşımıza getirildi. Geciktirilmiş bir yasa, bugüne kadar bu konuda düzenleme yapılması gerekiyordu.
Yasanın kapsamının genişletilmesi ve sanayi dışındaki KOBİ’lere de KOSGEB tarafından destek sunulması tüm grupların, bizlerin de destek sunduğu bir değişiklik ancak bu konuda bugüne kadarki uygulamalar ve özellikle krizin etkisiyle de bundan sonra yapılması gerekenlerle ilgili, parti olarak, grup olarak söyleyeceklerimiz var.
Şimdi, şunu herkes teslim ediyor ki KOBİ’lerin işlevi, sermayenin tabana yayılması, gelir adaletinde eşitlik sağlanması, gelir bölüşümünün adil olması, bölgeler arası farklılıkların, bölgeler arası dengesizliklerin giderilmesi konusunda, KOBİ’ler her ülkede olduğu gibi Türkiye’de de en önemli kurumlardır. Eğer KOBİ’ler gerçek misyonuna ulaşırsa, KOBİ’lere doğru şekilde destek verilip, doğru şekilde yönlendirilirse Türkiye’de had safhaya gelmiş gelir bölüşümü, sermayenin dağılımı ve yine had safhada olan bölgeler arası dengesizlik ve adaletsizlik büyük oranda giderilir.
Şimdi, bugüne kadar, bu konuda, özellikle kredi verilmesiyle ilgili -ki KOSGEB sadece sanayi alanındaki kuruluşlara, KOBİ’lere destek sunuyordu- benzer anlamda merkezî hükûmetin yaptığı destekler, verdiği krediler de genelde -bunun- sektörler ve bölgeler dikkate alınmadığı yönündedir. Şimdi, KOSGEB’in mevcut durumuyla da dar olan tüm üretim alanları, üretim şirketlerinde çalışan KOBİ’leri kapsamayan krediler bile sadece gelişmiş belli alanlarla sınırlı kalmıştır. Ha, yasa çıkarıldığı zaman veya karar verildiği zaman, bunun özellikle bölgeler arasındaki eşitsizliği giderme, özellikle dengeyi sağlama, özellikle KOBİ’lerin geri kalmış alanlarda gelişmesini sağlama anlamında teorik söylemlere rağmen bu konuda ciddi düzenlemeler yapılmadığı için, KOSGEB kredileri genelde zaten diğer alanlarda belli olanaklara sahip olan, belli gelişmişlik düzeyinde olan bölgelerle sınırlı kalmıştır. Onun için, bir taraftan bu yasa getiriliyorken, düzenleme yapılıyorken, diğer taraftan KOBİ desteklerinin tüm alanlara, özellikle az gelişmiş alanlara yaygınlaştırılması ve bu alanların geliştirilmesi yönünde de bir çabanın olması gerekiyor. Bunun için de, KOSGEB’in çalışma biçiminin, KOSGEB’in personel yapısının, KOSGEB’in kadrosunun genişletilmesi gerekiyor.
Siz, bugün Doğu, Güneydoğu, İç Anadolu, Karadeniz gibi bazı bölgelere, illere gittiğiniz zaman, buradaki küçük işletmelerin, KOBİ’lerin bu tür çalışmaları yapma, oradaki hem devlet kurumlarının hem bugüne kadar var olan kurumların o tür esnafa, KOBİ’lere destek verme koşullarının, o alandaki kurumlarının asgari düzeyde olduğunu, hatta birçok yerde olmadığını görürsünüz. Onun için, hem bir taraftan kriz varken KOSGEB’in hedef kitlesinin geliştirilmesi hedeflenmişken, öne konulmuşken mutlaka KOSGEB’ten, KOSGEB kredilerinden, desteğinden yararlanacak kesimlere, KOBİ’lere proje sunacak, destek sunacak, onların kredi almasını sağlama veya o koşulları yerine getirme anlamında önünü açacak bazı düzenlemelerin de yapılması gerekiyor. Bu gerçekleşmediği zaman, birçok kesim, mevcut yasadan yararlanma koşulları olmasına rağmen, teknik nedenlerle veya orada kurumsallaşmanın gerçekleşmemesi nedeniyle bu kredilere ulaşamayacaktır.
İşin en önemli diğer tarafı ise bugüne kadar birçok alanda olduğu gibi, maalesef KOSGEB kredilerinin verilmesinde de siyasi tercihlerin öne çıkmış olması Türkiye’de her alanda, Türkiye’de her kredilendirmede olduğu gibi KOSGEB kredilerinde de maalesef siz, bürokratik engelleri aşabilmek veya bu krediye ulaşmak için koşullarınız elveriyor olsa bile ya iktidara, belli mercilerde bulunanlara yakın olacaksınız veya onlara yakın insanlar üzerinden bu yerlere ulaşmayı hedefleyeceksiniz, yakalayacaksınız. Bu olmadığı zaman, birçok zaman yasal hakkınız olan, bir diğerinin koşulunu taşımanıza rağmen, onun yararlandığı olanaklardan yararlanamıyorsunuz. Özellikle bölgede -burada her parti grubunun bölge milletvekilleri bunu iyi bilir- mevcut bu kurumların başında bulunanların birçoğu veya bu kurumlar tümüyle siyasi saiklere göre, kişinin ideolojik, siyasal durumuna göre tavır almakta, birçok zaman yasal şartları yerine getirse bile engellerle karşılanmaktadır. Geçmişle kıyasladığımız zaman belki kırmızı çizgi, belki üzerini kırmızı kalemle çizme yok çünkü geçmişte yasa dışı olmasına rağmen bu yapılıyordu ama şimdi çeşitli gerekçelerle, çeşitli sıradan sorunlar çıkarılarak özellikle küçük işletmelerin, küçük ve orta işletmelerin, KOBİ’lerin bu tür olanaklara ulaşmasının yolu hâlâ kapalıdır maalesef. Onun için, bu konuda bu yasal düzenlemeyle birlikte:
1) Teknik anlamda, proje anlamında, ulaşabilirlik konusunda mutlaka bir çalışma yapılmalı. Bu tür kredilerin, KOSGEB’in genişletilen olanaklarının herkese ulaşması ve herkesin yararlanması yönünde bir çabanın olması gerekiyor.
2) Mutlaka, bu tür desteklerden, hangi alanda, bu yasa çerçevesinde yararlanabiliyorsa yararlansın kişiler, siyasi düşüncesine, partisine, kimliğine bakılmaksızın bu olanaklara ulaşmanın yolunun açılması gerekiyor. Maalesef, şu anda Türkiye’de, birçok alanda, küçük ve orta işletmelerin önündeki en büyük engel budur.
Bugün özellikle bölgede, Doğu ve Güneydoğu’da, İç Anadolu’da, küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin bu kredilerden, destekten yararlanmasında bazı olanakların veya avantajlı durumların yaratılması gerekiyor. Özellikle yasada dile getirilen birçok belgenin düzenlenmesi konusunda oradaki kurumlarda belli bir veri de yok, belli bir düzenleme de yok. İşte, siz, İzmir’de, Bursa’da, İstanbul’da, Ankara’da, zaten çeşitli odaların, esnafın, ticaret adamının kendi oluşturduğu kurumların, danışmanlık şirketlerinin olanaklarıyla birçok şeye ulaşabiliyorsunuz, ilişkileri sağlayabiliyorsunuz ama birçok yerde de Türkiye'nin birçok bölgesinde, birçok ilinde de insanlar zaten bu tür olanaklara ulaşamıyor. Devlet de devletin kurumları da bu konuda belli bir düzenlemeyi, kendi sorumluluklarında olan çalışmayı ve verileri toplamış değildir. Bunları sağlamadan, bu konuda ciddi adımlar atılmadan, zihniyet anlamında bir değişiklik olmadan kâğıt üzerindeki yasal değişiklikler maalesef bir sonuç getirmiyor.
Şimdi, birçok arkadaş bunu bilir veya isteseniz bu verilere ulaşabilirsiniz. KOSGEB’in şimdiye kadarki tabanı, sanayi alanında çalışma yürüten küçük ve orta boy işletmelerdir. KOSGEB’in kredilerinden yararlanan şirketlerin dağılımına bir bakalım: Yüzde 90’ın üzerinde Türkiye'nin üç ilindedir. KOSGEB’in bu olanaklarından birçok ilde yararlanan tek bir işletme yoktur. Ha, bazı illerde zaten işletme yoktur, onu ayrı tutuyoruz da… Fakat birçok ilde bu alanda, küçük ve orta boy sanayi alanında, mevcut yasada sanayi alanında çalışan küçük ve orta boy işletmeler olmasına rağmen KOSGEB’in bu olanaklarından, kredilerinden hiçbir şekilde yararlanmamışlardır.
Eğer siz bu yasayı çıkarırken veya bir yasal düzenleme yaparken gerçekten Türkiye’de mevcut sorunları çözme, herkese ulaşma, bu kredilerin yerine hak ettiği kişiye veya yatırımın geliştirilmesi gereken bölgeye ulaşma, sonuç alma amacındaysanız ona göre bir düzenleme yapmanız gerekiyor. Fakat eğer bir yasayı düzenlerken sırf Avrupa Birliği uyum yasalarına uysun diye düzenliyorsanız veya “Ben çıkardım, kim buna ulaşabilirse, kim bu konuda belli olanaklara sahipse veya kim bu ilişkileri sağlayabiliyorsa o yararlansın.” diyorsanız o zaman zaten çıkarma amacından sapmış olursunuz. Çünkü şunu iyi biliyoruz ki birçok kesim bu tür olanaklara ve kredilere ulaşamıyor, birçok kesimin önü bu anlamda tıkalı veya birçok kesim zaten bunun koşullarını ve zeminini oluşturmuş değil.
Özellikle yasa tasarısında, yasa değişiklik tasarısında ısrarla belirtiliyor: “Avrupa Birliği uyum yasalarıyla uyumlaştırma, ona uyma.” Fakat şunu iyi biliyoruz ki Avrupa’da bu alanda çıkarılan yasaların çoğunluğu dezavantajlı kesimlere, dezavantajlı bölgelere öncelik tanımadır. Ancak Türkiye’de çıkarılan, bu anlamda çıkarılan yasalar ve sunulan desteklerde tümüyle toptancı bir yaklaşım öne çıkarılıyor. Dezavantajlı bölgelere, dezavantajlı kesimlere ulaşma gibi bir hedef yok. Tam tersine, zaten hem sosyal hem toplumsal hem siyasal hem ideolojik olarak Türkiye’de belli bir yapılanma da olduğu için, esas ulaşılması gereken kesimler veya bölgeler veya kuruluşlar bu olanaklardan yararlanmanın dışında tutuluyor. Onun için biz bu yasanın, KOSGEB’in kapsamının geliştirilmesini doğru buluyoruz, bunun kapsamının geliştirilmesini önemli buluyoruz ancak bu düzenleme yapılırken, bu düzenlemelerle birlikte zaten mevcut durumda dar bir kapsamda çalışma yürütüyorken, sadece sanayi kesimine kredi ve destek sunuyorken, birçok eksikliği, birçok olumsuzluğu, birçok kadro yetersizliğini taşıyorken, bunun kapsamının bu kadar genişletildikten sonra bu konuda yasa tasarısında hiçbir düzenleme olmadan bu nasıl gerçekleştirilecek onu merak ediyoruz. Onun için şu kaygıyı da taşıyoruz: Türkiye’de şimdiye kadar birçok yasa tasarısı buradan, getirildi, geçti. Birçoğunda işte o yasayı geçiriyor olmak, Avrupa Birliği müktesebatıyla uyumlu hâle getirmek veya toplumun belli bir kesiminin talebi olan ve bastırılan bir şeyi kâğıt üzerinde Meclisten geçirmiş olmak gibi algılanır. Onun için bu konuda, mutlaka bu yasa tasarısında tartışılması, düzenleme yapılması gerekiyordu ancak bundan sonra mutlaka bu konuda KOSGEB’in mevcut yapısı, personel yapısı, teknik kapasitesi ve genişletilen bu çerçeveyle birlikte toplumun tüm kesimlerine ve hak eden kesimlere ulaşma anlamında bir hazırlığın şimdiden başlatılması gerekiyor.
Bu, özellikle bu kriz döneminde daha önemli. Normal bir zamanda özellikle çeşitli kredilerden yararlanma koşulları sağlamasa bile piyasada özel ilişkileriyle bankadan kredi alarak bireysel veya ferdî kredilerle KOBİ’ler, küçük ve orta boy işletmeler sorunlarını çözebilirdi ama bu kriz ortamında, krediye ulaşmanın çok zor olduğu bir ortamda eğer gerçekten bu yasa sonuçta küçük ve orta boy işletmeleri ayakta tutmaya yönelikse, başta Bakanlığın, Hükûmetin ve tüm yetkili kurumların, kuruluşların bu konuda ciddi bir çaba içinde olması gerekiyor çünkü hiçbir işletmenin Türkiye’de hiçbir bölgedeki bu konudaki sanayicinin veya orta ve küçük boy işletmenin özellikle bu aşamada ve gittikçe derinleşen krizde verilen bu desteklerin dışında krediye ulaşması, ayakta durması mümkün değil. Bu anlamda ciddi bir düzenlemenin ve bu yasa genişletiliyorken bu konuda ciddi bir çalışmanın, çabanın olması gerekiyor ve bu kredilerin, KOSGEB, bu genişletilmiş hâlinden sonra, kesinlikle, kredi verdiği kişiye hiçbir şekilde siyasal yapısı, mevcut bulunduğu siyasi parti, düşüncesi, dili, yaşadığı bölge kesinlikle gözetilmeden destek sunulması gerekiyor çünkü bu konuda en büyük sıkıntı da bugüne kadar Türkiye’de bu alanda yaşanıyor. Şimdiden, bu konuda, başta Bakanlığın, Hükûmetin ve tüm kurum, kuruluşların duyarlı davranacağını umuyoruz.
Bu yasanın küçük ve orta boy işletmelere bu kriz döneminde bir ilaç olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (DTP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
24 konuşma daha · 8 Nisan 2009