Banka kartları ve kredi kartları kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı (s.s.:411)
Bitlis Milletvekili ·
Genel Kurul, 109. Birleşim · 3. yasama yılı · 24 Haziran 2009 · 1.678 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Nezir Karabaş, 24 Haziran 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BANKA KARTLARI VE KREDİ KARTLARI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.:411)); konuşma 1.678 kelime.
Mehmet Nezir Karabaş (Bitlis). “Banka kartları ve kredi kartları kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı (s.s.:411)”. TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim tutanağı, 24 Haziran 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-nezir-karabas-23-2009-06-24-banka-kartlari-ve-kredi-kartlari-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkin (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
DTP GRUBU ADINA MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı üzerine Demokratik Toplum Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, 20 milyonun üzerinde kişiyi ilgilendiren, 44 milyon sayısına ulaşmış kredi kartları üzerinde konuşuyoruz bugün. Her kesimden, her yaştan, her meslekten Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını ilgilendiren, Türkiye’de yıllardır intiharlara, aile facialarına neden olan bir konuyu tartışıyoruz. Daha önceki hatipler dile getirdi. Kredi kartlarıyla ilgili bugüne kadar tüm siyasi partilerin kanun teklifleri oldu, araştırma önergeleri verildi. Tabii partimiz adına da kredi kartları faizlerinin indirilmesiyle ilgili 4822 sayılı Kanun ile Değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’a geçici 2’nci madde eklenmesiyle ilgili bir teklif verilmişti ve bu teklif “Kredi kartları faizleri hazine borçlanma faizinin 2 katından fazla olamaz. Bugüne kadar tahakkuk eden borçlar nedeniyle altı ay içinde kredi kartı sahiplerinin başvurması hâlinde faiz oranları yeniden hesaplanır ve bir defaya mahsus olmak üzere on iki taksite bölünür.” şeklinde içeriği olan bir teklifti. Ancak Hükûmet, bugüne kadar, verilen kanun tekliflerine, araştırma önergelerine, 20 milyonun üzerindeki vatandaşı ilgilendiren ve vatandaşın beklenti içinde olmasına rağmen, sessiz kaldı.
Meclisin kapanmasına günler, hatta saatler kala alelacele bu tasarı Komisyona getirildi. Komisyonda muhalefet milletvekilleri, bizler, bu yasanın aciliyetini belirttik. Ancak çıkarılacak bu tasarının, banka kartlarıyla ilgili düzenlemenin önemini ve hassasiyetini de belirterek, tüm bunlara rağmen, aciliyete rağmen sağlıklı bir tasarı ve sağlıklı bir çözüm isteniyorsa bir alt komisyon oluşması ve tatilden sonra hemen, bu konunun, tüm yönleriyle bu sorunun çözümü için alt komisyonun da çalışmaları sonucunda karar verilmesi gerektiğini söyledik ancak Hükûmet bu yasanın aciliyetini gerekçe göstererek bir iki saatlik görüşme sonunda, muhalefet partilerinin kanun tekliflerini, değişiklik önergelerini de dikkate almayarak tasarıyı Komisyondan geçirdi ve bugün de Genel Kurula indirdi.
Şimdi, bir sorundan bahsediyoruz, kredi kartları sorunu ve bu sorunun milyonlarca insanı ilgilendirdiğini söylüyoruz. Peki, eğer ortada bir sorun varsa bu sorunun temelleri, esasları konulur, bunlar tartışılır ve bunların kesin çözümüne kavuşturulması konusunda da yasa çıkarılır. Peki, kredi kartlarına baktığımız zaman temel sorunlar nelerdir? En önemli, hem kredi kartları borçlusunun hem Meclisin hem dışarıya, bugün dünyaya baktığımız zaman, diğer ülkelerin uyguladıkları kredi kartı faizlerine baktığımız zaman en temel sorun kredi kartlarına uygulanan faizdir. Eğer bu Mecliste faizlerle ilgili, faiz miktarıyla ilgili bir tartışma yürütmeyeceksek, eğer bununla ilgili bir çözüm bulmayacaksak bu sorunun çok kısa bir süre sonra, yıllar değil, belki altı ay sonra, tekrar yüksek kredi kartları faizi ve yine kredi kartı borçlusunun bir şekilde asgarisini ödeyerek veya kredi kartını bir borçlanma aracı olarak kullanarak bu sorunla karşılaştığını göreceğiz ve yine karşımıza gelecek.
Yine, en önemli sorunlardan biri asgari ödemedir. Sayın milletvekilleri, hem tasarının gerekçesinde hem şu anda Sayın Babacan yok, Komisyonda kendileri dile getirdi: Vatandaş, kredi kartı borçlusu kredi kartını bir ödeme aracı olarak değil, bir borçlanma aracı olarak kullanıyor. Doğru, herkes buna katılıyor, bizler de katılıyoruz. Peki, biz, kredi kartını bir ödeme aracı olarak kullanmayı, bir borçlanma aracı olmaktan çıkarmayı nasıl sağlayabiliriz? Bu konuda en önemli değişiklik asgari ödemeyle ilgili yapılabilir. Siz, vatandaşa, gidip kredi kartıyla alışveriş yapıp veya nakit çekebilirsin, onun vadesi geldiğinde yüzde 20’sini ödeyip diğerini öteleyebilirsin… Ve yine bankalar her gün, hiçbir sınırlama olmadan televizyonlarda, gazetelerde, gündelik yaşamda reklamlar yapıyor, otuz altı aya varan taksitlendirmelerle kredi kartı sahiplerine, kredi kartı borçlularına alışveriş yapma imkânı tanıyor. Peki, siz bunu, eğer kredi kartını bir gündelik kullanım aracı olarak kullanmak istiyorsanız, bir borçlanma aracı olmaktan çıkarmak istiyorsanız başta yapılması gereken düzenleme asgari tutarla ilgili, asgari ödemeyle ilgili değişiklik yapmaktır.
Şimdi, bankalar, komisyona bu tasarıyı getirirken bankaların çıkarı kadar tüketicinin de, banka kredi kartı borçlusunun da çıkarlarını düşündüklerini söylediler ancak en önemli sorun asgari ödemeyken ve bu konuda asgari ödemeyi ödeyip diğer borçları çeviren milyonlarca insan varken bu tasarıda kredi kartı asgari tutarını yüzde 10’a kadar düşüren bir öneri de vardı. Nitekim, muhalefet partisinin muhalefeti sonucu bu yüzde 20 ile 40 arasına çekilmek üzere değiştirildi. Ancak, biz bunun bir çözüm olmayacağını söylüyoruz. Bankalar, yarın öbür gün, tekrar kredi kartı borçlusunun daha fazla işlem yapmasını ve borçlanmasını sağlamak için bunu asgari düzeyde -her ne kadar yüzde 20 ile 40 arasında tutsanız bile- asgari ödemeyi yüzde 20 civarında tutacaktır. Onun için, en azından bugün, başlangıçta, asgari ödemenin asgari yüzde 40 civarında tutulması gerekiyor ve kademeli olarak da bunun kaldırılması gerekiyor. Eğer kredi kartları bir borçlanma değil ödeme aracıysa asgari ödemeyi süreç içinde kaldırmak gerekiyor.
İnsanlar, cebinde para taşımak yerine kredi kartından alışverişini yapar ve ay başında da gider, parasını öder. Fakat siz, bankalar aracılığıyla, hiçbir denetim koymadan her gün televizyonlarda reklam yapıyorsanız, eğer kaldırım üzerlerinde her vatandaşa, yaşlıya, gence, öğrenciye ve ailenin neredeyse tüm fertlerine -20 milyonun üzerinde kart sahibi var- herkese dağıtıyorsanız, siz bunun bir ödeme aracı olarak işlem görmesini denetleyemezsiniz, siz bunun bir borçlanma aracı olarak vatandaş tarafından kullanılmasını engelleyemezsiniz ve sonuçta, bugün yaşandığı gibi milyonlarca insan mağdur olur ve bu insanlar toplumsal bir kaosla yüz yüze gelir, intiharlara kalkışır ve aile faciaları yaşanır.
Şimdi, yasada en önemli düzenlemelerden biri de kredi kartı ücretidir. Bankalar kredi kartına astronomik, gerçekten vicdansız bir şekilde faiz uyguluyorken, gecikme faizi uyguluyorken, müşteriyle yapılan işlemde, otuzla kırk yedi gün arasında faizsiz hesabında işlem yapan esnaf parasını hesabında tutmak veya peşin çekmek istiyorsa yüzde 2 ile 3 arasında bir faiz uyguluyorken bir de ayrıca kredi kartı veriyorum diye kredi kartı ücreti almasının hiçbir şekilde mantığı yoktur. Bunun tek mantığı şudur ki nitekim Komisyonda bankalar dile getirdi: Milyonlarca vatandaşa kredi kartı dağıtıp kredi kartı, hiç kullanılmıyor olsa bile veya çok az şekilde kullanılıyor olsa bile kredi kartı dağıtımı veya satışı üzerinden bankalara bir kazanç sağlama aracı hâline getirilmek isteniyor. Eğer bankalar verdikleri kredi kartlarının önemli bir kısmının hiç işlem yapılmadan tutulduğunu veya çok cüzi işlemler yapıldığını iddia ediyorlarsa -ki bu doğrudur- o zaman kaldırım üzerlerinde kredi kartı dağıtmak yerine, gerçekten kredi kartına ihtiyaç duyan, bunu bir ödeme aracı olarak kullanan… Bankaların da “Kredi kartını verdim, bir harcama yaptım ama bunu kredi kartı borçlusu kullanmadığı için ben zarara uğruyorum.” demesinin yolu böyle kesilir. Yoksa siz zaten çok astronomik rakamlarla hem kredi kartı kullanıcısına, borçlusuna faiz uyguluyorken, işlem yaptığınız kredi kartı üzerinden esnafa uzun süre parasını bankada tutma veya yüksek faiz uyguluyorken bir de ayrıca “Ben kredi kartı dağıttım, onun için harcamasını da sizden, vatandaştan, kredi kartı borçlusundan alıyorum.” demenin mantığı yoktur. Bu tasarının 1’inci maddesinin ve geçici 6’ncı maddesinin çıkarılması gerekiyor.
Tabii, iktidar adına konuşan Hatip şunu dile getirdi: “Bizler bir taraftan kredi kartı borçlusunu, vatandaşı düşünmek, diğer taraftan da bankaları düşünmek zorundayız.” dedi. Evet, tabii ki bankalarımızı da düşünmek durumundayız ama bizim, çıkardığımız yasalarla, hiçbir denetime tabi tutmadan, vicdan ölçüsüne vurmadan bankaların milyonlarca vatandaştan dünyanın hiçbir yerinde uygulanmayan gecikme faizi, kredi kartı kullanımından kaynaklı kredi kartı bedeli ve benzeri paraları almasının ve kaldırım üzerinde kredi kartı dağıtarak “kredi kartı ücreti” adı altında haksız gelir elde etmesinin de önünü almamız gerekiyor. Buna bankaları koruma adına hiç kimsenin hakkı yoktur. Bankaları koruma adına, vatandaştan hak edilmeyen bir ücretin, bir paranın alınmasına kimsenin hakkı yok.
Bu tasarıdaki en önemli eksikliklerden ve mutlaka çözüm bulunması ve bu Genel Kurulda değiştirilmesi gereken bölümlerden biri şudur: “İhtar çekilmiş veya icra takibi başlatılmış kredi kartı borçluları…” diyoruz. Ve 900 bine yakın bu durumda olan kredi kartı borçlusu var. Ama, bizler de biliyoruz, iktidar partisi de biliyor, bankalar da biliyor, herkes de biliyor ki milyonlarca, kendisine ihtar çekilmemiş, icra takibi başlatılmamış ama aylardır, yıllardır kredi kartının -tek bir kredi kartının değil, kullandığı birçok kredi kartının- sadece asgarisini ödeyerek borcunu çevirenler var.
Peki, bir yasa tasarısı neden getirilir? Komisyona gelecek, iktidar, muhalefet bunun üzerinde konuşacak, tüketici birlikleri gelecek, Genel Kurula inecek bu yasa ve siz bu yasayı çıkaracaksınız bir çözüm için, kesin bir çözüm için. Ha, ne olabilir? Bugün gündemde olmayan, bugün hesaplamadığınız, yarın bir değişiklik olduğu zaman gelir o yasada değişikliğe gidersiniz. Ancak önümüze gelmişken biz yarın, bugün hakkında icra takibi başlatılmış veya ihtar çekilmiş sayının kat be kat üzerine önümüzdeki çok kısa sürede çıkacak aynı kredi kartı borçlusuyla karşılaşacağımızı bile bile burada yasa çıkarıyorken, sadece ihtar çekilmiş olanı veya icra takibi başlatılmış olanı gündeme almak, bu konuda bir değişiklik yapmak “hele bir bakalım, idare edelim, yarın öbür gün düşünürüz.” deme anlamına geliyor ve ne yazık ki tasarının bu şekilde hazırlatılması, bizi Hükûmetin, kredi kartı borçlusunu, 20 milyonun üzerindeki vatandaşı, zor durumda olan milyonlarca kişiyi düşünmediği, bankaları, bankaların taleplerini öne aldığı düşüncesine sevk ediyor. Biz bu tasarıyla böyle düşünmek zorundayız, iktidar partisi böyle düşünmüyor olsa bile. Eğer bugün bu tasarı bu şekilde gelmişse bizim, Tüketiciler Birliğinin, kredi kartı borçlusunun farklı düşünmesi, farklı değerlendirme yapması mümkün değildir.
Şimdi, onun için biz bu tasarı burada tartışılıyorken, bu yasa Genel Kuruldan çıkacaksa mutlaka ihtar çekilmiş ve icra başlatılmış kredi kartı borçlusu dışında kredi kartı borcu bulunan ki nitekim biz bu yasa tasarısının 30/5/2009 tarihinden itibaren uygulanacağını söylüyoruz. O tarihe kadarki kredi kartı borçlularına uygulanacağını söylüyoruz. Onun için, bugün kredi kartı borçlularının tümünün eğer 30/5/2009 tarihinden itibaren alacaksak, o tarihte borcu bulunan herkes ya borcunu ödememiştir veya kredi kartının asgarisini veya bir kısmını ödemiş, diğer borcu kalmıştır. Bu yasa tasarısında tüm kredi kartı borçlularının, eğer isterlerse borçlarını yapılandırmalarını düzenlemeliyiz.
Yine kredi kartı faizlerini mutlaka makul bir seviyeye çekmeliyiz. Sayın Bakan Komisyonda dile getirdi. “Dünyanın her yerinde kredi kartı faizleri mevduat faizlerinden, tüketici kredileri faizlerinden ve diğer benzeri faizlerden farklı olur.” diye dile getirdi; doğrudur, katılıyoruz. Dünyanın her yerinde kredi kartları faizi diğer faizlere göre yüksek olur. Ama dünyanın hiçbir yerinde kredi kartları faizi tüketici kredilerinin 2-3 katı, bankaların Merkez Bankasından kullandığı mevduat kredilerinin 4 katı olmaz. Onun için bir an önce bu konuda Sayın Hasip Kaplan’ın, 4822 sayılı Kanunla Değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Kanunu’nda değişikliği de dikkate alarak “Kredi kartı faizleri hazine borçlanma faizlerinin 2 katından fazla olamaz.” diye bir düzenleme getirilmesi ve kredi kartları faizinin makul, kabul edilebilir, vicdanın kabul edebileceği bir seviyeye çekilmesi gerekiyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun efendim, konuşmanızı tamamlayınız.
MEHMET NEZİR KARABAŞ (Devamla)Teşekkür ederim Başkan.
Sayın milletvekilleri, bankalarımızın da müşterisine, kredi kartı borçlusuna yaptığı her işlemde “Ben nasıl daha fazla para alabilirim, nasıl daha fazla gelir elde edebilirim?” mantığından, çıkarcı mantıktan, neredeyse bazı uygulamalarda tefeci mantığına kadar uzanan bir mantıktan vazgeçmeleri gerekiyor. Yoksa hiç kimsenin, hiç birimizin bankaların işleyişini, yani sıkıntıya girmesini isteme gibi bir talebimiz de bir düşüncemiz de yok diyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DTP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
71 konuşma daha · 24 Haziran 2009