Kooperatifler kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.496)
Bitlis Milletvekili · Barış ve Demokrasi Partisi
Genel Kurul, 107. Birleşim · 4. yasama yılı · 26 Mayıs 2010 · 1.407 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Nezir Karabaş (Barış ve Demokrasi Partisi), 26 Mayıs 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KOOPERATİFLER KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.496)); konuşma 1.407 kelime.
Mehmet Nezir Karabaş (Barış ve Demokrasi Partisi, Bitlis). “Kooperatifler kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.496)”. TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim tutanağı, 26 Mayıs 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-nezir-karabas-23-2010-05-26-kooperatifler-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde-kararnamelerde-d (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
BDP GRUBU ADINA MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kooperatifler Kanunu’nda yapılacak bazı değişikliklerle ilgili tasarı üzerinde BDP Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Zonguldak’ta yaşanan maden kazasında yaşamını yitiren işçilerimize Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı diliyorum.
Yine, değerli milletvekilleri, dün akşam saatlerinde, Van’ın Özalp ilçesinde, Mustafa Muğlalı Kışlası 2. Hudut Tabur Komutanlığına ait sınırlarda bir patlama yaşandı. 1 çocuğumuz yaşamını yitirdi, 5 çocuk da yaralı, 2 tanesi ağır durumda. Defalarca, bölgede askerî birliklerin, yine diğer güvenlik birimlerinin bulundukları alanın, atış poligonlarının, bunların mühimmatlarının ve bazen güvenlik nedeniyle bu güvenlik birimlerinin çevresine döşenen mayınların yüzlerce çocuğumuzun, insanımızın ölümüne neden olduğunu, bu konuda bir an önce tedbir alınması gerektiğini dile getirdik, araştırma önergesi, araştırma komisyonu oluşturulup detaylı bir şekilde bu sorunların tespit edilmesini istedik ama maalesef bugüne kadar bir gelişme sağlanmış değil.
Tabii, bir şeyi de belirtmek istiyorum, basına yansıdı, herhâlde Sayın İçişleri Bakanı, Savunma Bakanı, Hükûmet yetkilileri ve her parti grubundan milletvekilleri izlemiştir: Özalp Belediye Başkanı, Mustafa Muğlalı Kışlası’ndaki poligonda yapılan talimlerden dolayı çevrede bulunan evlerin birçoğunun duvarında ve çatısında mermilerin, şarapnellerin izleri olduğunu, birçok zaman bu mermilerin normal vatandaşların, sivil vatandaşların yaşadığı evlere isabet ettiğini belirtiyor.
Bu kadar vahim bir durumun olduğu bir ülkede, başta Savunma Bakanı ve İçişleri Bakanı olmak üzere, tüm Meclis, siyasi parti grupları harekete geçer ve bir an önce bu durumu araştırarak nasıl tedbirler alınması gerektiği yönünde kararlar alır. Türkiye’de de umarız bu olayda ve bu olayın sonrasında bu konuda bir duyarlılık gelişir.
Değerli milletvekilleri, tabii, Kooperatifler Yasası’nda yapılan bazı değişiklikleri tartışıyoruz. Onun için, önce kooperatifçiliğe, kooperatifçiliğin dünyadaki önemine ve gelişimine, Türkiye’de kooperatifçiliğe, devletin, hükûmetlerin, siyasi partilerin bugüne kadar bu konudaki yaklaşımlarına kısaca değinmek gerekiyor.
Kooperatifler işçinin, köylünün, çiftçinin, küçük esnaf ve sanatkârın, tüketimde, üretimde ve konutta, yerleşebileceği, yaşayabileceği bir mekân oluşturmada dünyada önemli bir işlev görmüştür. Kooperatifler, aynı zamanda bir ülkede ezilenlerin, kendi başlarına sorunlarını çözemeyenlerin, üreten çiftçinin, küçük sanatkârın, yine işçilerin güçlerini birleştirerek, tabii sosyal devlet gereği, 1800’lü yıllardan başlayarak Avrupa’da, ardından dünyada gelişen, ülkemizde de Anayasa’mızın başlangıç ilkesine koyduğumuz ve birçok Anayasa ve yasa maddesinde belirttiğimiz sosyal devlet olmanın gereği, devletin de destekleriyle yürüyen bir yapıdır. Kooperatifler, gelir dağılımındaki adaletsizliği dengeleyen, ekonomik anlamda en altta bulunan grupların, kesimlerin, sınıfların güçlerini birleştirerek ekonomik ihtiyaçlarının, sosyal yaşam ihtiyaçlarının üstesinden geldiği kurumlardır. Kooperatifler, çiftçinin, küçük zanaatkârın tekelleşmeye, tekellere, tröstlere karşı güçlerini birleştirdikleri ve oluşturdukları kooperatif yapısıyla ürettikleri malları piyasada en iyi şekilde satma koşulları yakaladıkları, tüketimde de ihtiyaçları olan tüketim ihtiyaçlarının en kaliteli ve ucuz şekilde karışlanmasını sağladıkları kurumlardır.
Onun için, eğer bir ülkede devlet, sosyal devlet olduğunu iddia ediyorsa, kooperatifçiliği önemsemeli, yasalarında, mevzuatında gerekli düzenlemeleri yapmalı ve kooperatiflerin etkin bir şekilde gelişmesi, güçlenmesi ve misyonlarını yerine getirebilmesi için her türlü çabanın, desteğin olması gerekiyor fakat Türkiye’ye baktığımızda, kooperatifler, ağırlıklı olarak yapı kooperatifleri, tarım kredi kooperatifleri, tüketim kooperatifleri ve yine küçük esnafın, zanaatkârın oluşturdukları kooperatiflerdir.
Bugün, bu tasarıda getirilmesi istenilen değişiklikler de Sanayi ve Ticaret Bakanlığına bağlı olan yapı kooperatiflerinin Bayındırlık Bakanlığına bağlanmasıyla ilgilidir. Şimdi, bu konuda, kooperatifçiliğin gelişmesi, sorunlarının çözümlenmesi ve yine kooperatiflerin denetlenerek faaliyetlerini etkin bir şekilde yerine getirmesi için ne durumda olduğu, nasıl çalışmalar yaptığı yönünde de değerlendirmeler yapmamız gerekiyor çünkü kooperatifler, demokratik bir şekilde işleyen, üye sayısı ve sermayesi konusunda sınırları olmayan, bir taraftan üye kesimlere önemli avantajlar sağlıyorken, eğer ciddi bir yasal altyapı, mevzuat oluşmazsa, ciddi bir denetim gerçekleşmezse, belli kesimler kooperatiflerde yerleşerek, yönetimlerde ciddi bir şekilde denetim sağlayarak, vatandaşın daha iyi yaşam koşulları, daha ucuz tüketim, malını daha iyi pazarlaması yerine, geniş kesimlerin katkıları ve verdikleri destekle oluşan kooperatifleri bir rant alanına çevirme zemini vardır. Nitekim, Türkiye'de hem yapı kooperatiflerinde hem tarım kredi kooperatiflerinde hem de tüketim kooperatiflerinde bunun yüzlerce, binlerce örneği vardır. Bu kooperatiflerin birçoğunda, vatandaşın yapı kooperatiflerinde ev sahibi olması için, üretim kooperatiflerinde malını, ürettiği malını daha iyi pazarlaması için, tüketim kooperatiflerinde katkı yapıp, para yatırıp daha iyi tüketim koşullarına sahip olması için oluşturulan fonların nasıl çarçur edildiğini, birileri tarafından çalındığını çok iyi biliyoruz. Bunun bu şekilde olmasının nedeni, bu tür sorunların birçoğu, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ve birçok kanunda gereğinden fazla mevzuat ve yasa varken, devletin, yetkili bakanlığın, bakanlıkların denetim görevini yapmadığından kaynaklanıyor.
Şimdi -belki biraz oturmuş- hem küçük sanayinin hem tarım üretiminin hem de yapılaşmanın güçlü geliştiği bazı illerde, oturmuş, kooperatifleri denetleyen sanayi ve ticaret il müdürlükleri var ama Türkiye'nin geneline, Türkiye'deki illerin çoğuna baktığımız zaman, kooperatiflerin kuruluşunu sağlayan, onlara destek sunması gereken, denetleyen ve yaptığı faaliyetinin sonuçlanması için görev üstlenmiş olan sanayi ve ticaret il müdürlükleri, birkaç tane personelin ve sürekli değişen veya vekâleten atanan müdürlerin denetiminde yürümektedir.
Ben ilimden, biraz da kooperatifçilik yaptığım için, yapı kooperatifçiliği yaptığım, bir işi de sonuçlandırdığım için örnek vermek istiyorum. Bitlis Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğünde, uzun yıllardır, vekâleten atanan veya oraya geçici atanıp ardından başka bir kente, istediği kente tayini yapılan müdürler var ve yine, her müdür gelip gittikten sonra, orada vekâleten göreve bakan bir memur var, onun dışında, uzun süredir tüm kooperatif faaliyetlerini yürüten, denetleyen, denetlemekle görevli olan 3 tane memur var ve bu memurlar da zaten, süresi içinde kooperatiflerin işlemlerini, kongrelerini kâğıt üzerinde, resmî olarak yapmayı gerçekleştirme gibi bir görevin dışında herhangi bir görev ifa edemiyorlar veya etmeleri zaten mümkün değil. Genelde, birçok ilde kooperatiflerin durumu ve devletin kooperatiflere yaklaşımı budur.
Devletin kooperatiflerin önünü açan, destek sunan ve denetleyen, kurulduktan sonra da amacını gerçekleştirmek için her türlü proje başta olmak üzere, her türlü desteği sunması gerekiyorken, yasal formaliteleri yerine getirme, kongreleri zamanında yapma, ne kendilerinin ne de kooperatif sahiplerinin, yöneticilerinin, üyelerinin yasal sorunlarla karşılaşmaması için çaba gösterebiliyorlar çünkü kooperatifler bir taraftan denetlenmiyorken devlet, bakanlık bu kadar sıradan yaklaşıyorken herhangi bir evrakta, kongre tarihinde veya herhangi bir işlemin zamanında yerine getirilmemesinden kaynaklı birçok zaman kooperatiflere davalar açılmakta, bu davalar yıllarca sürmekte. Devlet hiçbir katkı sunmuyorken, yasal mevzuat ve formalitelerden kaynaklı, birçok zaman kooperatifleri, yöneticilerini, üyelerini mahkeme kapılarında süründürmektedir.
Değerli milletvekilleri, Türkiye’de, özellikle yapı kooperatifleri 1960’lı, 70’li yıllarda konut ihtiyacını, başta işçilerin, orta kesimin olmak üzere konut ihtiyaçlarının önemli kısmını üstlenen ve bazı eksiklere, sorunlara rağmen, 1980’lere kadar başarıyla gelen kooperatiflerdir ancak 12 Eylül döneminde, 12 Eylül askerî darbesi tüm alanlarda olduğu gibi kooperatifçiliğe de önemli bir darbe vurdu çünkü 12 Eylül darbesi, toplumun -başta siyasal kesimler, başta mali kesimler olmak üzere- örgütlü olan, insanların bir araya gelip sorunlarını örgütlü bir şekilde çözmesine vesile olan, öyle amacı olan tüm kurumlarına yönelik bir darbeydi ve 12 Eylül darbesi kooperatifçiliğe de önemli bir darbe vurdu ve 12 Eylülden günümüze kadar da bir taraftan hem dünyada da revaçta olan, Türkiye’de de 12 Eylül ve Özal hükûmetleriyle birlikte yaşama geçen neoliberal politikalarla kooperatifçilik -belki tarımda ve tüketimde, bazı alanların dışında- neredeyse gündelik yaşamımızdan, devletin, hükûmetin âdeta gündeminden çıkarıldı ve bugüne kadar geldi.
Şimdi, yapı kooperatiflerinin hangi bakanlığa bağlı olmasından daha çok bizler kooperatifçiliğe, tüm alanlarda kooperatifçiliğe yeni bir bakışı, yeni bir düzen getirmeyi, birçok yasada ve birçok mevzuatta birbirleriyle tezat, birçok zaman sorun yaratan bir yapı yerine kooperatifçiliğin tüm sorunlarını içeren geniş, günümüz Türkiye’sine, ihtiyaçlarına ve Avrupa Birliğine uyum çerçevesinde de bir düzenleme yapıp yapmama sorunudur. Yoksa, bu kadar sıkıntı varken, kooperatifçiliğe bu mantıkla bir yaklaşım varken, kooperatifçiliği ciddiye almama, sorunlarını çözmeme, geliştirmeme gibi bir anlayış varken ve yine şu anda, sanayi ve ticaret il müdürlüklerinde kooperatifçiliği denetlemekle görevli olan alanlarda yeterli sayıda ne teknik eleman ne personel varken, mevcut yapı kooperatiflerini Sanayi Bakanlığından Bayındırlık Bakanlığına devrettiğimiz zaman, Bayındırlık Bakanlığının yetkisine verdiğimiz zaman, hiçbir sorunu çözmüş olmayız. Ancak geçici, belki, kooperatifçilerin, özellikle yapı kooperatifçilerinin beklentisi olan, isteği olan, sürekli dile getirdikleri geçici bir çözüm bulmuş oluruz.
Yine, daha önceki hatipler dile getirdiler, zaten şu anda mevcut yapıda bir sürü eksiklik, teknik anlamda, idari anlamda, mevzuat anlamında birçok eksiklik varken, bu konuda bir adım atıp sorunları çözecek ciddi tedbirler almadan, bir anda, yapı kooperatiflerini Bayındırlık Bakanlığının denetimine alarak ve oradaki çözümü de şu anda Sanayi Bakanlığına bağlı sanayi ve ticaret il müdürlüklerinde görevli olan personeli geçici olarak Bayındırlıkta çalıştırarak hiçbir çözümü elde edemeyiz. Sorunları çözme yerine kısa vadede ve orta vadede tekrar birçok sorunun yaşandığı mevcut, zaten sıkıntılı olan, birçok zaman kooperatiflerin bu sıkıntılardan dolayı mahkeme kapılarında ve davalık oldukları ortamı biraz daha karmaşıklaştırıp dava sayısını biraz daha fazla artırmış oluruz ve taraf bakanlıkların sayısını da artırmış oluruz, başka da bir çözüm getirmiş olmayız.
Zaten 12 Eylülden sonra, özellikle TOKİ’nin faaliyete geçmesinden sonra, yapı kooperatiflerine neredeyse ihtiyaç duyulmadı veya zaten bu iş TOKİ eliyle yapılarak kooperatiflerin neredeyse çalışmaları engellendi. Geçmişte kooperatiflere, özellikle yapı kooperatiflerine sağlanan kaynakla, destekle, düşük faizle kolay bir şekilde kooperatifler kuruluyorken, bu dönem bu tür avantajların hepsi kalktığı için, yine hiçbir avantajı yokken, birçok mevzuat, yasa, belge ve sonuçta açılan davalarla yapı kooperatiflerinin birçoğu zaten kendilerini feshettiler.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
33 konuşma daha · 26 Mayıs 2010