Kooperatifler kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.496)
Bursa Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 107. Birleşim · 4. yasama yılı · 26 Mayıs 2010 · 907 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
İsmet Büyükataman (MHP), 26 Mayıs 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KOOPERATİFLER KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.496)); konuşma 907 kelime.
İsmet Büyükataman (MHP, Bursa). “Kooperatifler kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.496)”. TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim tutanağı, 26 Mayıs 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ismet-buyukataman-23-2010-05-26-kooperatifler-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde-kararnamelerde-d (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MHP GRUBU ADINA İSMET BÜYÜKATAMAN (Bursa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 496 Sıra Sayılı Kooperatifler Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 1’inci maddesi üzerine, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle heyetinizi en derin saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, kooperatifçilik “Birlikten kuvvet doğar” atasözümüzde de belirtildiği gibi bir güç odağı ve iktisadi faaliyetler için bir birlik aracıdır. Ülkemizde bulunan kooperatiflerin büyük bölümünü konut yapı kooperatifleri oluşturmaktadır. Özellikle bazı konut yapı kooperatiflerinde yaşanan başarısızlıklar ve suistimallerden ötürü denetim problemi sıklıkla gündeme gelmekte, kamuoyunda bu kuruluşların denetimsiz örgütler olduğu izlenimine yol açılmaktadır. Bu durum, kooperatiflere bakış açısını olumsuz etkilemekte ve kooperatifçilikte ciddi bir imaj sorunu oluşturmaktadır. Zira konut yapı kooperatifleri, ortakların ekonomik olarak katkısının en fazla olduğu kooperatiflerdir. Ülkemizdeki birçok kooperatif türünde sermaye payı dışında ortağın önemli bir katkısı olmaz iken, konut yapı kooperatiflerinde arsa ve inşaat maliyetleri için ortaklardan yapılan tahsilatlar çok büyük meblağlara ulaşabilmektedir. Dolayısıyla, bu durum, yaşanabilecek mağduriyetlerin derecesini ve ortağa olan maliyeti artırmaktadır. Kısmi düzenlemeler yerine, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ve bu konuyla ilintili yasalar toptan düzenlenmelidir. İşini hakkıyla yapan dürüst müteahhitlerle bu konuyu suistimal edenler ayırt edilmelidir. Kooperatiflerin başarısızlığında cezai müeyyideler ağırlaştırılmalı, mektupla veya vekâletle oy kullanma kaldırılmalı, kooperatifçilik disipline edilmeli, iç ve dış denetim sistemleri baştan sona revize edilmeli, her türlü mevzuat uluslararası normlara ve ülkemiz ihtiyaçları ile bugüne dek yaşanan ve bilinen sorunlara çözüm getirecek biçimde geliştirilmelidir.
Bu sorunların sadece yapı kooperatiflerinin bağlı olduğu bakanlığı değiştirerek çözümlenmesi mümkün değildir. Bu değişiklik, iki yıldır çalışması devam eden ve bakanlıklar arası eşgüdümün sağlandığı söylenen Kooperatifçilik Strateji Belgesi ve Eylem Planı’na da uygun değildir. Türkiye ekonomisi ve kamu yönetimi hem küreselleşme hem de AB uyumu gibi nedenlerle yeniden yapılanmaktadır. 2000’li yılların hizmet gerekleri bakımından hemen her sektörde bu dönüşümler tamamlandığı hâlde, kooperatiflere yönelik hukuki altyapının yenilenmesi, örgütlenmesi gibi kamu hizmetleri oldukça gecikmiştir. Türkiye kooperatifçiliği de kabuk değiştirmekte ve değiştirmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Şimdiye kadar yürütülen ve “KİT türü kooperatifçilik” diyebileceğimiz kooperatifçilikten dünyadaki ve AB’deki örneklerine benzer, çok özel ayrıcalıkları olmayan ancak diğer girişimlerle eşitliği bozmadan, kamu düzeni ve kamu yararı gerektirdikçe desteklenen, düzenleme, denetim ve denetleme hizmetleri bakımından eşit ve adil gelişme imkânı sağlanan, özel girişimlere dayalı bir kooperatifçiliğe geçilmesi gerekmektedir.
Değerli milletvekilleri, konut yapı kooperatifleri dayanışma ve iş birliği içinde konut ihtiyacını karşılamak üzere kurulmuştur. Konut yapı kooperatiflerini oluşturan ekonomik gruplar daha çok orta ve alt gelir grup seviyesine sahip kişilerdir. Yüzde 68’lik bir payla ülkemizdeki en yaygın kooperatif türü olarak karşımıza çıkan konut yapı kooperatifleri konut sektörü içerisinde önemli bir yere sahiptirler.
Bu kooperatiflerin konut üretimindeki payı inşaat sektörünün ekonomi içindeki payına, toplu konut, arsa ve kredi desteğine, sosyoekonomik şartların elverişliliğine bağlı olarak yıllar içerisinde değişiklik göstermiştir. Toplu konut kredisi ve arsa desteğinin verildiği yıllarda sektör içindeki payları yüzde 36’lara çıkan konut kooperatifleri, 2000’li yıllara kadar ortalama yüzde 20’lik paylarıyla bu önemini korumuş, TOKİ uygulamalarının da olumsuz etkisiyle 2003 yılında yüzde 10’a, 2005 yılında yüzde 7’ye düşmüş, 2006 yılında göreceli bir artışla yüzde 8’e yükselmiş, 2008 yılında ise yüzde 6 seviyesine kadar gerilemiştir.
Konut kooperatiflerinin Bayındırlık Bakanlığına devri, konut kooperatifleri ve ortaklarının hiçbir sorununun çözümüne katkı sağlayamayacağı gibi, yetişmiş personeli olmadığı için denetimlerin istenilen ölçüde veya hiç gerçekleşmemesi sonucunu doğuracak, ana sözleşmenin incelenmesi ve onayı, genel kurul toplantısında temsilci bulundurulması, kooperatiflerin ve üst kuruluşların işlem, hesap ve varlıklarının müfettiş ile kooperatif kontrolörlerine denetlendirilmesinden de mahrum bırakabilecektir.
TOKİ’nin kentsel alanlara ve konut üretimine kamu kaynaklarını kullanarak el koyması haksız rekabete sebep olmuştur. TOKİ konut sektöründe tekel hâline gelmiştir. TOKİ’yle rekabet edemeyen diğer konut üreticilerinin faaliyetleri durma noktasına gelmiştir.
Kooperatifler bugüne kadar 1,5 milyondan fazla konut üretimi gerçekleştirerek konut ihtiyacının karşılanmasında en büyük katkıyı sağlamıştır. Ancak, AKP Hükûmetinin TOKİ eliyle yapsatçılığa girişmesiyle birlikte, kooperatiflere geçmiş dönemde verilen toplu konut kredisi ve artı, arsa desteği kesilmiş, vergi ve harçlarla ilgili muafiyetleri kaldırılmıştır. Bu, kooperatifçilikte ciddi bir gerilemeye sebep olmuştur. Sonuçta kredi ve arsa desteğiyle kooperatiflerce ihtiyaç olan yerlerde konut üretilebilecekken, bu gerçekleşmemiş, sektör yerinde saymıştır.
Değerli milletvekilleri, konut ve inşaat sektörü ekonominin lokomotifidir. Hükûmet, konut ve arsa sektöründeki tekelini kaldırmalı, yapsatçılıktan vazgeçmeli, kooperatiflerin konut üretimini desteklemelidir. Kooperatifler, ihtiyaç bulunan kentlerde küçük tasarruflarını bir araya getirerek maliyetine kendi konutunu üretenlerin işletmeleridir. Kooperatiflerin en etkin olmaları gereken dönemler, bugün olduğu gibi ekonomik kriz dönemleridir. Özel sektörün etkinliği, gerek sermaye gerekse lüks konut alıcısının az olması nedeniyle sınırlıdır. Oysa, kooperatifler, ihtiyacı olan kesimin devletin arsa ve düşük faizli kredi desteğiyle kendi konutunu yapmasını sağlamaktadır. Bu girişimler, doğrudan istihdam oluşturmanın yanı sıra müteahhitlik sektörünün, imalat sanayisinin, küçük ve orta ölçekli işletmelerin, hizmet sektörünün gelişmesini sağlayacaktır.
Tasarının gerekçesi, yapı kooperatiflerinin imar mevzuatına aykırı uygulamalar yapması ve bunun da sağlıklı yapılaşma ve şehircilik ilke ve esasları bakımından problemlere sebep olmasıdır. Bakanlık değişikliği için öne sürülen bu gerekçe, sadece yetkili idarelerin acizliklerini ortaya koymaktadır. Yapı kooperatiflerinin tüm iş ve eylemleri mevzuata uygun olmak durumundadır. Aksi hâlde, ne inşaat ruhsatı alabilirler ne de iskân ruhsatı.
Gerçek şudur ki yapı üreten kooperatif kalmamıştır. AKP hükûmetlerinin 2002 yılından beri uyguladığı programlarda kooperatiflere yer verilmemiş, geçmiş hükûmetler dönemlerinde verilen teşvik ve vergi muafiyetleri kaldırılmış, kooperatifçilik bitirilmiştir. Şimdi, tükenmek üzere olan kooperatiflerin, yapıcı bir düzenleme olmadan, bir bakanlıktan alınıp diğerine verilmesinin hiçbir önemi bulunmamaktadır.
2002 yılından bu yana Bayındırlık ve İskân Bakanlığının görevlerinin büyük bir kısmı elinden alınmıştır. Görülmektedir ki tasarıyla amaçlanan, Bakanlığa yeni görev alanları oluşturmaktır ancak bu yapılmak istenirken birçok konu da çözüme kavuşmuş olmayacaktır çünkü sağlıklı bir kooperatifçilik yapısına kavuşmak için, bugün, ülkemizde, kooperatifler mevzuatının uygulanmasında öncelikle çok başlılığın ortadan kaldırılması gerekmektedir. Kanun’un bazı hususlarda idari düzenlemelere izin verecek esnekliğe kavuşturulması ve yargı süreciyle ilgili olarak, ihtisas mahkemeleri …
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
33 konuşma daha · 26 Mayıs 2010