Orta doğu'daki son gelişmeler ve gazza olayları hakkında
Malatya Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 54. Birleşim · 3. yasama yılı · 5 Şubat 2009 · 562 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Şahin (AK Parti), 5 Şubat 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ORTA DOĞU'DAKİ SON GELİŞMELER VE GAZZA OLAYLARI HAKKINDA); konuşma 562 kelime.
Mehmet Şahin (AK Parti, Malatya). “Orta doğu'daki son gelişmeler ve gazza olayları hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 54. Birleşim tutanağı, 5 Şubat 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sahin-23-2009-02-05-orta-dogu-daki-son-gelismeler-ve-gazza-olaylari-hakkinda (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET ŞAHİN (Malatya)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Parlamentolararası Birlik çatısı altında bulunan Orta Doğu Komisyonu üyesi olmam hasebiyle söz almış bulunuyorum. Hepinizi hürmetle selamlıyorum.
Öncelikle dünya medyasında ön plana çıkmış bir gerçeği dikkatlerinize sunmak istiyorum. Bugün, Türkiye'nin ruhu, Türkiye'nin asil duruşu, Davos zirvesiyle beraber sadece Orta Doğu’nun değil, Avustralya’dan Amerika’ya kadar bütün dünyanın gündemine oturmuştur. Davos’ta Türkiye, dünyanın en büyük trajedisine son vermek amacıyla, haksızlık karşısında hakikatin sözcüsü olan Sayın Başbakanımız çok net ve çok açık bir şekilde, dünya medyası önünde “Kral çıplak.” demiştir. Çıplak kralın masadaki o çaresizliğini milyonlarla beraber sanırım hepiniz gördünüz ve ibretle seyrettiniz. Evet, kelimenin tam anlamıyla dış politikamız açısından tarihî olan bu hadise bütün dünyayı, Canberra’dan Atina’ya kadar gururlandırdı ve heyecanlandırdı. Böylece, yeryüzüne musallat olan, insanlığın vicdanını kanatan ve korku salan o musibetli büyü âdeta bozuldu, zulmü kendisi için bir hak gören kibir ve gurur yerlerde süründü. Katledilen masum çocuklar için, işgal edilen mazlum ülkeler için yüreği yanan herkes, dünyanın her tarafında, işte diplomasi, iste siyaset ve işte irade bu dediler. Evet, Davos Zirvesi, bizim için Başbakanımızın çıkışıyla dış politikamız açısından yeni bir milat, yeni bir dönüm noktası oldu. Eminim, bundan sonra herkes ama herkes, bu sahneyi bütün diplomatik görüşmelerde hatırlayacaktır. Burada Başbakanımızın yaptığı, diplomatik görüşmelerde artık dünya liderlerine ne vicdanın ne de aklın vestiyere bırakılmayacağını göstermek olmuştur. Hepimiz, bu şereften, iktidarımızla muhalefetimizle bu onurdan hissemize düşeni almak zorundayız.
Bu meseleyi iç politikaya malzeme yapma iddiasıysa tamamen içi boş bir iddiadır. Çünkü bu olay, sadece milletimizin değil, bütün insanlığın gözü önünde cereyan etmiş ve bütün insanlığın ortak vicdanı bu olayı alkışlamıştır.
Eğer ben bir AK PARTİ Milletvekili olmasaydım, başka bir partinin milletvekili olsaydım, yine aynı hissiyatla çıkar, bu onuru bu şerefli kürsüde dile getirirdim çünkü bu kürsü milletin kürsüsü ve bugün onurlanan da milletimizin onurudur.
Başbakanımız, Türkiye Cumhuriyeti devletini ve milletini temsilen, herkese ve her şeye rağmen kim yaparsa yapsın ve kime yapılırsa yapılsın, zulme, yalana, haksızlığa en gür sesle “Hayır” demiştir. Milletimizin asaletine yakışan onurlu tavır da budur. Bu tavrı anlamayanlar, “eyvah” deyip dizlerini dövenler, kısa zaman sonra Peres özür dileyince, Ban Ki Moon telefon edince ve bütün dünya bu asil çıkışı alkışlayınca ve Başbakanımıza, “Orta Doğu barışı için sizin liderliğinize ihtiyacımız var.” denince zannediyorum mahcup olmuşlardır en azından. Çünkü biz, dünden bugüne, bugünden yarına hiçbir zaman zulmün yanında yer almadık, her zaman barışın, her zaman hoşgörünün ve her zaman diyaloğun yanında yer aldık, her zaman ülkesinden sürülenlere kucak açtık ve haksız yere bir cana kıymanın bütün canlara ve bütün canlılara kıymak olduğuna inandık.
Biz “Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim/Onu dindirmek için çifte yerim, kamçı yerim/Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım.” diyen istiklal şairimizin telkin ettiği asil ruha sahip bir milletiz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun.
MEHMET ŞAHİN (Devamla)Evet, hiç kuşkusuz Türkiye bugün dünyadaki itibarının en üst noktasına gelmiştir. Bugün bu tavrın bir ayrı önemi de yeniden mazlum milletlere büyük bir ümit, yeniden büyük bir örnek teşkil etmiş olmasıdır.
Antisemitizm iddialarına gelince: Değerli arkadaşlar, tarih şahittir ki bu tertemiz alın asla ve asla bu lekeyi kabul etmez. Bizim milletimizde böyle bir şey yoktur ve olmamıştır. Bugün hepiniz ve hepimiz biliyoruz ki Orta Doğu, Filistin sorunu aslında İsrail sorunudur. İsrail’in barışa evet dediği an, gerek Orta Doğu’da gerek dünyada barışın sağlanması mümkündür. Türkiye olarak barışın sağlanmasının ve kalıcı barışın temininin mümkün olduğunu kavrıyor ve bütün imkânlarımızı bu konuda seferber ediyoruz ve dünyanın takdirini topluyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
50 konuşma daha · 5 Şubat 2009