İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 97. BİRLEŞİM · SALI

Usul hakkında

Mehmet Şandır

Mersin Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 97. Birleşim · 3. yasama yılı · 2 Haziran 2009 · 1.214 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Şandır (MHP), 2 Haziran 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: USUL HAKKINDA); konuşma 1.214 kelime.

Mehmet Şandır (MHP, Mersin). “Usul hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 97. Birleşim tutanağı, 2 Haziran 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sandir-23-2009-06-02-usul-hakkinda (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MEHMET ŞANDIR (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, milletimizin huzurunda yaptığımız şu görüşmenin bence vahametini önce ifade etmemiz lazım. Dört saatten bu yana, hatta üç haftadan bu yana bir kanunun görüşmesinde şeklî noksanlıklardan kaynaklanan gerekçelerle Meclis çalışamıyor. Niye bu noktaya geldiğimizi sorgulamamız lazım.

Değerli milletvekilleri, bakın, maksat anlaşılmıştır. Tecrübelerinden, iyi niyetlerinden şüphe etmediğim değerli grup başkan vekili arkadaşlarımız İç Tüzük’ün şeklî gereğini yerine getiremedikleri, getirmedikleri için -bir ihmal değil, bir boş bulunma dolayısıyla- grup önerilerini görüştüremediler. Şimdi tekriri müzakere önergesini de görüştürememek durumundalar. Çünkü Türkiye bir hukuk devletidir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi hukuk kuran bir müessese olarak öncelikle kendi hukukuna uymak mecburiyetindedir. “Ben yaptım, oldu.”olmaz, burada olmaz bu. Dolayısıyla şeklî noksanlığın sonucu, kanunun görüşülmesine veya gündemin görüşülmesine maalesef geçemiyoruz.

Değerli milletvekilleri, niye bu noktaya geldik? Bakın, bazı arkadaşlarımız haklı olarak diyorlar ki: “Zaman kazanma yollarını zorluyorsunuz, İç Tüzük’ün verdiği hakları suistimal ediyorsunuz.”

Şimdi, eğer ifade edilmeyen bir niyet varsa, o niyetin sorgulamasını yapabilirsiniz. Biz -Milliyetçi Hareket Partisi olarak ifade ediyorum- bu mayın temizleme kanununa muhalefet yapacağımızı bu kanun Genel Kurula geldiği ilk günden bu yana ifade ediyoruz. Sorular soruyoruz, endişelerimizi ifade ediyoruz, muhalefetimizin gerekçelerini tarihî dayanakları, hatta örnekleriyle de ifade ediyoruz. Bu sorularımızı sürekli tekrarlıyoruz. Grup toplantılarında tekrarlıyoruz. Bunu medya tekrarlamaya başladı. Medya her gün yazıyor. Hatta, iktidarı destekleyen gazetelerin değerli köşe yazarları bu soruları soruyor, birtakım istifhamlar ifade edecek beyanlarda da bulunuyor. Kaldı ki, söyledikleri şeyler çok ciddi olmalı ki bugün Sayın Başbakan grup toplantısında gerçekten, bana göre, talihsiz bir konuşma yaptı.

MEHMET NİL HIDIR (Muğla)O sizin kanaatiniz.

MEHMET ŞANDIR (Devamla)Muhalefeti suçlayarak, basını suçlayarak, hatta hakaret ederek uzlaşma zemini oluşturamazsınız.

Sayın Başbakan “Bu kanunu okumadınız.” diyor. Kanunun görüşülmesine geçtiğimizde, okuduğumuzda ne anladığımızı tekrar ifade edeceğiz. Ama eğer bu Genel Kurul çalışacaksa, bu Genel Kurulda iktidar grubu ile muhalefet grubu demokrasinin gereği birlikte çalışacaksa, suçlamaları bu noktaya getirmemek, birbirimizin itirazlarına saygı göstermek ve birbirimizin onurunu da korumak, hukukunu da korumak mecburiyetindeyiz ve buna en çok da Sayın Başbakanın itibar etmesi gerekir diye düşünüyorum.

Dolayısıyla, ifade edilmiş bir muhalefetin icabını yerine getiriyoruz. AKP Grubu bunu bildiği için daha dikkatli olmak mecburiyetindedir, İç Tüzük’ün gereğini yerine getirmek mecburiyetindedir. Bugün Danışma Kuruluna AKP’nin getirdiği öneri, muhalefet partilerine, diğer parti gruplarına Başkanlık tarafından duyurulmadığı için, bu anlamda bir davet yapılmadığı için ve Başkanlık da Cumhuriyet Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve Demokratik Toplum Partisinin talebi üzerine toplanıp onun önerilerini görüştüğü için bugün burada AKP’nin grup önerisini görüşemedik. Sayın Başkan da, Grup Başkan Vekili de önerilerini çektiler. Geçen hafta alınmış Danışma Kurulu kararı üzerine Meclisin çalışmasını istediler, bu bir mecburiyet İç Tüzük’ün gereği.

Şimdi ise yine Sayın Başkan Vekilinin yanlış yönlendirmesiyle Başkanlık Divanı, Meclis Başkan Vekili, Sayın Başkan Vekili bu defa, üstü karalanarak kabul edilmeyen, geçerli kılınmayan -bana göre haksız değil ama bana göre burada söylenmemesi gereken- geçersiz bir önergeyle gelen hususu yani tekriri müzakere talebini Başkan orada gündeme alıp oylatmaya kalktı, bu da İç Tüzük ihlali.

K. KEMAL ANADOL (İzmir)Olmaz, olmaz öyle şey!

MEHMET ŞANDIR (Devamla)Böyle bir şey olmaz. İç Tüzük gayet açık ve net. Buraya tekriri müzakerenin nasıl geleceği ve hangi zamanda görüşüleceği İç Tüzük 89’da çok açık, net yazıyor.

Değerli milletvekilleri, aziz İktidar Partisi Grubunun değerli milletvekilleri; şimdi şu girdiğimiz durumun vahametini birlikte konuşup, milletin huzurunda kendi kendimizi sorgulamamız gerekmiyor mu? Hakkımız var mı buna? Biz muhalefet partisi olarak muhalefet yapacağımızı, bu kanunun yanlış olduğunu, bu kanundan dolayı endişelerimizin olduğunu, bu kanunu okuyunca şöyle anladığımızı ve bu anladığımızdan cevaplandıramadığımız sorularımızın olduğunu her defasında konuşuyoruz. 13 Mayıs 2009’da ben basın toplantısıyla, bu kanunun görüşmelerine başlarken konuştum, ayın 28’inde tekrar basın toplantısıyla konuştum. Biliyorum ki Cumhuriyet Halk Partisi aynı şekilde veya işte kamuoyu bu noktada ayakta; bir konu tartışılıyor.

Tabii, tekrar hatırlatıyorum: Muhalefeti suçlayacağınıza, muhalefete hakaret edeceğinize, basına kızacağınıza bu kürsüye gelin. Sayın Başbakandan istirhamımdır. Gelin bu kürsüye bu kanunu anlatın, bu kanunu niye böyle tanzim ettiğinizi anlatın; millete anlatın, topluma anlatın. Birtakım endişeler ifade ediyor. Bakın, biz “İsrail” falan demiyoruz, “ihanet” de demiyoruz ama iktidar partisi…

RECEP KORAL (İstanbul)Demediniz mi?

MEHMET ŞANDIR (Devamla)Efendim, şunu söyledik…

RECEP KORAL (İstanbul)Arkadaşların söyledi.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) –Hayır, ben demedim.

Bakın, değerli milletvekilleri, sonu ihanete ulaşacak bir düzenlemeyle karşı karşıyayız. Endişelerimizi ifade ediyoruz.

RECEP KORAL (İstanbul)İsrail’den çabuk döndünüz.

MEHMET ŞANDIR (Devamla)Değerli arkadaşlar, İsrail veya Kuveyt veya bir başka ülke. Bakın, tekrar ifade ediyorum: Sonuçta, hazine arazileri, diğer kamu kurumlarına ait arazilerin de dâhil edilebilmesi mümkün bu kanunla. Mayınlı arazilerle beraber, miktarının ne kadar olacağı belli olmayan bir alanda… Değerli arkadaşlar, Ceylânpınar Tarım İşletmesi 1 milyon 710 bin dekar. Burası verilebilir mi bu kanuna göre? Verilebilir. Kanunda var, verilebilir. Bugün “Yok.” diyebilirsiniz, yarın var mıyız? Yarın ne olacağını biliyor muyuz?

RECEP KORAL (İstanbul)Kanun açık, verilmez.

MEHMET ŞANDIR (Devamla)Efendim, burada yazıyor.

RECEP KORAL (İstanbul)Kanun açık.

MEHMET ŞANDIR (Devamla)Sayın Milletvekilim, Sayın Başbakan diyor ki: “Kanunu okumuyorsunuz.” Galiba size söylüyor kanunun okunmadığını.

RECEP KORAL (İstanbul)Hayır, siz yanılıyorsunuz.

MEHMET ŞANDIR (Devamla)Galiba size söylüyor.

Bakın ne diyor? “…bu taşınmazlarla bütünlük teşkil eden hazineye ait diğer taşınmazların, tarımsal faaliyetlerde kullandırılması karşılığında, kullanım süresinden en fazla indirimi teklif edene ihale edilmek suretiyle yaptırılır. Ayrıca söz konusu alanda bulunan ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait olan taşınmazlar da aynı yöntemle Maliye Bakanlığı tarafından ihale edilir.” Kanunun metni, 2’nci maddesi. Siz okumuyor musunuz? Sayın Başbakan haklı, değerli milletvekilleri. Şimdi, böyle olunca…( AK PARTİ ve MHP sıralarından gürültüler)

“Efendim, siz okuyorsunuz öyle anlamıyorsunuz…” Biz okuyoruz böyle anlıyoruz, başkaları da böyle anlıyor, yazarlar böyle anlıyor.

AKİF AKKUŞ (Mersin)Başka işleri var, başka!

MUHARREM VARLI (Adana)O mu anlayacak, ne anlar o?

MEHMET ŞANDIR (Devamla)Dolayısıyla yani bir şey söylemiyoruz. Ama bu kadar alanda, miktarı belli olmayan bu kadar alanda oluşturulacak bir tarım işletmesinin, hisseleri, hisse senetleri uluslararası piyasada satılıp, hiç istemediğiniz, arzu etmediğiniz -ben ifade etmiyorum şu ülke bu ülke diye ama- hiç istemediğiniz birinin kontrolüne geçmesine tedbiriniz nedir? Engeliniz var mı? Var mı böyle bir şey? Engelleyebilir misiniz uluslararası piyasayı?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Şandır, devam edin.

MEHMET ŞANDIR (Devamla)Efendim, tekrar ifade ediyorum. Siyasetçi, devlet adamı, ülke yöneticileri bugünü değil geleceği öngörmek mecburiyetinde. Bugün böyle, yarın ne olacak?

Değerli milletvekilleri, Osmanlıdaki toprak meselesini tekrar okuyunuz lütfen, gözünüzü severim.

MEHMET NİL HIDIR (Muğla)1999-2000 arasında niye öyle…

MEHMET ŞANDIR (Devamla)Değerli Arkadaşım, Sayın Milletvekilim, bakın bu Ottawa Anlaşması’nın yürürlüğe girdiği tarih 15 Mart 2003’tür. 15 Mart 2003 tarihinde iktidar olan sizsiniz. O günden bu yana bu mayınların temizlenmesi işini niye yapmadınız da geriye dönük “Siz niye yapmadınız?” diye soruyorsunuz? Böyle bir hakkınız var mı?

RECEP KORAL (İstanbul)92’de karar alınmış.

MEHMET ŞANDIR (Devamla)1992’de karar alınması önemli değil. Ama Ottawa Sözleşmesi’ni gerekçe göstererek bu kanunu çıkarıyorsunuz. O gerekçede 2003 tarihi başlangıç tarihidir. Dolayısıyla bu milleti bu kürsülerden yanıltmaya hakkınız yok. Kürsülere çıkıp muhalefet partilerini ve sayın basını da suçlamaya hiç hakkınız yok. Eğer inadına, dayatmayla “Biz bunu böyle çıkaracağız, anlatmadan yapacağız.” diyorsanız… Bu İç Tüzük’e uyacaksınız. İç Tüzük uygulamanız gereği, İç Tüzük gereği uygulamanız yanlıştır ve bu yanlışlıktan Sayın Başkanın dönmesini talep ediyorum. Bu tavrını oylamak gibi bir imkân da yok, çünkü bir yanlışın oylaması da olmaz. Sayın Başkanım, siz, geçen hafta alınan Danışma Kurulu kararı gereği gündeme geçmeniz gerekiyor.

Bu duygu ve bilgilerle heyetinize saygılar sunuyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

30 konuşma daha · 2 Haziran 2009

30 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook