İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 98. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre grup önerileri hakkında

Mehmet Şandır

Mersin Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 98. Birleşim · 3. yasama yılı · 3 Haziran 2009 · 925 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Şandır (MHP), 3 Haziran 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İÇTÜZÜĞÜN 19 UNCU MADDESİNE GÖRE GRUP ÖNERİLERİ HAKKINDA); konuşma 925 kelime.

Mehmet Şandır (MHP, Mersin). “İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre grup önerileri hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 98. Birleşim tutanağı, 3 Haziran 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sandir-23-2009-06-03-ictuzugun-19-uncu-maddesine-gore-grup-onerileri-hakkinda-3 (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA MEHMET ŞANDIR (Mersin)Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bize göre masum olmayan, bize göre yanlış olan, bize göre Türkiye’nin geleceği ve güvenliği açısından tehdit ve tehlike teşkil eden bir kanunun görüşmelerinin sonuna yaklaşmış bulunuyoruz. Bu kanunu sayısal çoğunluğunuza dayalı olarak buradan geçirebilirsiniz, Sayın Başbakanın talimatını yerine getirebilirsiniz.

Israrla ifade ettiğimiz bir husus var: İnanıyoruz ve inanmak istiyoruz ki bu kanunun bu şekilde geçmesiyle ilgili vicdanlarınız rahat değil AKP Grubu, sayın iktidar partisi grubu milletvekilleri. Bunu ümit etmek istiyoruz çünkü değerli milletvekilleri -şurada çok sayıda milletvekiliniz yok, kuliste oturuyorlar yoklama istenilmesinin sırası olmadığı için ama olanlara sesleniyorum- suhuletle düşününüz: Bu yasa Türkiye Büyük Millet Meclisine 1 Mayıs 2008 tarihinde geldi. 1 Mayıs 2008 tarihinden 13 Mayıs 2009 tarihine kadar komisyonlarda, kamuoyunda uzun müddet tartışıldı ve bir ittifak sağlanamadı. Bu, yeni bir kanun değil. 13 Mayıstan itibaren de Genel Kurulda tartışıldı. Tüm süreç içerisinde Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu kanunla ilgili konuşmalarımızda sürekli olarak sorular sorduk çünkü bizi endişelendiren, endişelerimizde de haklı olduğuna inandığımız birtakım hususlar var, bunların cevaplarını aradık.

Komisyon çalışmalarında da oldu bu. Komisyon üyesi arkadaşlarımızın birtakım tepkileriyle alt komisyona gitti, sayın bakan geldi, bilgi verdi ama sonuç itibarıyla, geldiği günden bu yana bu kanunun bizim endişelerimiz doğrultusunda değiştirilmesi yönünde bir milim mesafe kat edemedik.

Şimdi, burada Sayın Başbakan da soruyor, burada sizler de soruyorsunuz. “Bizi suçluyorsunuz.” diyorsunuz, bizim kullanmadığımız –biz İsrail falan demiyoruz- kelimelerle sizi suçladığımızı söylüyorsunuz ama şimdi soruyorum: Bir yıldan bu yana sorduğumuz sorulara lütfedip birinizin, Sayın Başbakanın, sayın bakanların, sayın grup başkan vekillerinin, bilenlerin, bu tasarıya evet oyu veren değerli milletvekillerinin birinin kalkıp bu sorulara cevap vermesi gerekmiyor mu?

Şu çok talihsiz oldu, tekrarlamak istemiyorum, Sayın Elitaş’ın benzetmesi talihsiz oldu ama sonuç itibarıyla arkadaşlar -sorgulanan, bakın, muhalefet tarafından sorgulanan hadise- iktidar partisinin samimiyeti sorgulanıyor. Böyle bir şeyi sorgulattırmaya hakkınız yok. Milletimizin iradesiyle oluşmuş siyasi iktidarı, ülkenin sorunlarına çözüm üretmekle sorumlu olan siyaseti millet nezdinde itibarsızlaştırmaya hakkınız yok. Sorularımızı tekrar ediyoruz, her zeminde soruyoruz, Sayın Genel Başkanımız grup toplantısında konuştu. Şimdi, Allah rızası için, Sayın Başbakanın, grup toplantısında Milliyetçi Hareket Partisinin sorularına verdiği bir tek cevap var mı suçlamadan öte? Sayın Başbakan diyor ki “Hiç teklifiniz yok.” Muhalefetin böyle bir teklif yapma sorumluluğu yok, ayrıca teklifimiz de var, çok açık, net söylüyoruz, diyoruz ki: “Bu yap-işlet-devreti çıkartın arkadaş.” Yolları deneyin, eğer maksat mayınların temizlenmesi ve toprak kazanılması ise, Sayın Başbakanın söylediği gibi, e bu mayınları temizleyecek ihaleyi yapın, deneyin, olmuyorsa başka yol arayalım, hep beraber arayalım. “Hayır…” Yani inat da murattır ama bu inat dayatmaya ulaştı değerli arkadaşlar, Meclis kitlendi.

Bakın, değerli milletvekilleri, bu Meclisin çalışması için olması gereken mutabakat zeminini, uzlaşma zeminini mayınladınız. Şimdi, muhalefet bundan sonra bu yasadaki sizin bu vurdumduymazlığınızı veya bu muhalefeti yok sayma üslubunuzu içine sindirebilecek mi? Tüm bundan sonraki kanunlarda, muhalefet, bu mayın yasasında ortaya koyduğu muhalefet üslubunu devam ettirecek, biz devam ettireceğimiz kararına vardık. Devam etmesi hâlinde, bu Meclisteki çalışmanın, bu tansiyon yüksekliğinin kime faydası var? Çok mu şey istiyoruz? Hayır, sorularımıza cevap istiyoruz. Maliye Bakanı burada, kalksın anlatsın, şimdi anlatsın, bir saat fazla çalışalım. Niye bu yap-işlet-devret modelini buraya koyuyorsunuz? Öyle değil demeyelim.

Değerli arkadaşlar “bu kanunu okumadınız” diye itham eden Sayın Başbakana, sayın AKP Grubu yöneticilerine, sözcülerine söylüyorum: Bu kanunu biz inanınız ki satır aralarıyla okuduk. İşte burada, diyor ki: “Maliye Bakanlığınca yapılacak, kullanım karşılığı temizleme ihalesinde...” Ne desin daha? “Toprakların kullanımı karşılığında yapılacak ihale.” Bunun içeriği bu. Siz şimdi bize diyorsunuz ki: “Hayır efendim, işte, önce Millî Savunma Bakanlığı, sonra Maliye Bakanlığı hizmet alımı yapacak.” Ya bu aldatmaya, bu arkadan dolanmaya ne gerek var? Buna niye ihtiyaç duyuyorsunuz? Çıkın, deyin ki: “Arkadaş, bu toprakların kullanımı karşılığında biz bunu yap-işlet -devret modeliyle şu şu şu sebeplerden yapmak mecburiyetindeyiz.” Bunu deyin ya! Bunu demeden bu kanunu buradan çıkartırsanız arkadaşlar, bu suçlamaların altında kalırsınız, kalırsınız.

Biz bu kanunu “sonu ihanete varacak bir kanun” olarak değerlendirdik, iyi anlayın sözümüzü. Niye ihanete varacak? Bakın, Sayın Başkanımın da müsaadesiyle size bir durum anlatayım. 1854 Islahat Fermanı. Kırım Savaşı’ndaki iş birliğinin karşılığında, İngiliz ve Fransızlar Islahat Fermanı’nı aynen bugünkü Avrupa Birliği meselesi gibi birlikte hazırladılar ve ilan ettik. Islahat Fermanı’ndaki tek mesele, önemli mesele, toprak meselesiydi. Sultan Abdülmecit toprak meselesini 1859’a kadar uygulamadı, 59’da uygulamaya başladı yani yabancılara Türkiye'de toprak mülkiyeti de değil, kullanım hakkını Islahat Fermanı’yla biz verdik ve Paris Konferansı’nda hüküm altına aldık. Yetmedi, 1867 Ramazan Kararnamesi dediğimiz Arazi Kanunu’nu Sultan Abdülaziz’e çıkarttılar ve Türkiye’de yabancıların toprak mülkiyetine sahip olmasını kabul ettirdiler. Sonuçta ne oldu? Sonuçta -işte burada Cengiz Özakıncı’nın kitabında yazıyor- birkaç ay içerisinde, birkaç yıl içerisinde İzmir, Aydın, Denizli, Manisa ovalarında İngilizlerin aldığı miktar 4 milyon dönüme ulaştı. “Gâvur İzmir” denilmesinin sebebi vardır mutlaka ama İzmir İngilizlerin eline geçti.

Değerli arkadaşlar, yani sizin aklınıza, vicdanınıza, sağduyunuza hatta milliyetçiliğinize, yurtseverliğinize hitap ediyoruz, ısrarla da söylüyoruz ama lütfen anlayın ya. Bu inatla bir yere varıp… Sizi millete şikâyet ediyorum. Biz milletin vekilleri değil miyiz? Bizim söylediğimizi niye ciddiye almıyorsunuz? Bu kanunun sonu bugün değilse yarın… Türkiye hep böyle devam edecek değil. Bir zayıf anımızda bu çıkarttığınız kanunla bizi vuracaklar. Bu tehdit vardır, bu tehlike vardır. Var mıdır? Vardır. Biz tedbir almak, öngörüde bulunmak, geleceğe tedbir geliştirmek sorumluluğunda değil miyiz değerli arkadaşlar? Dolayısıyla, sorumuz şu: Niye yap-işlet-devret modeli? Bunu burada açıklayınız. İki sebebi olabilir.

Değerli arkadaşlarım, AKP Grubunu ve Sayın Başbakanı cevap vermeye çağırıyorum, itham ediyorum. Bu kanunun çıkması gerekli. Bu mayınlar bir an önce temizlenmeli. 2003 yılında kanunlaşan Ottawa Sözleşmesi’nin gereği bugüne kadar yerine getirilmedi yani altı yıldan bu yana yerine getirmediniz. Burada da söylüyorsunuz siz niye yapmadınız diye. 2003’ten bu yana sorumluluk başladı. Daha önce de yapılanlar var, rakamlar var elimde. Daha önce dünyanın mayını temizlenmiş. 2 milyon…

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

97 konuşma daha · 3 Haziran 2009

97 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook