İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre grup önerileri hakkında
Mersin Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 8. Birleşim · 4. yasama yılı · 20 Ekim 2009 · 976 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Şandır (MHP), 20 Ekim 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 8. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İÇTÜZÜĞÜN 19 UNCU MADDESİNE GÖRE GRUP ÖNERİLERİ HAKKINDA); konuşma 976 kelime.
Mehmet Şandır (MHP, Mersin). “İçtüzüğün 19 uncu maddesine göre grup önerileri hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 8. Birleşim tutanağı, 20 Ekim 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sandir-23-2009-10-20-ictuzugun-19-uncu-maddesine-gore-grup-onerileri-hakkinda (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET ŞANDIR (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Her defasında ifade ettiğimiz gibi, Genel Kurulumuzun, Meclisimizin çalışma gündemini veya önceliklerini belirleme hakkı, takdiri Sayın Hükûmete aittir. Geçen hafta belirlediğimiz gündemin görüşülmesine devam edilmelidir. Madenciliğin sorunlarını görüşeceğiz. Bu konuda verilmiş on dokuz tane araştırma önergesinin gerekçelerini, önerge sahiplerinin konuşmaları, sonra da bir komisyon kurulmasını görüşeceğiz. Ancak geçen hafta da ifade ettiğim gibi, biz burada Hükûmetin belirlediği önceliklere göre gündemi belirlerken, insan öncelikli bir gündem de belirlemek mecburiyetindeyiz.
Milliyetçi Hareket Partisi olarak kendi grubumuzda verdiğimiz kararın gereği bugün huzurunuza, bir önergenin gündeme alınması teklifiyle gelmiş bulunuyoruz. Bize göre, her gün Türkiye Büyük Millet Meclisi veya haftada bir gün en azından, denetim günü olan salı günü, toplum kesimlerinin birinin sorunlarını burada tartışmaya açmak, bu konuda, Mecliste grubu bulunan veya tüm milletvekillerinin duyarlılıklarını ifade etmek imkânı verilmelidir. Halkımız bizden bunu beklemektedir, kendi sorunlarının Mecliste kendi temsilcileri vasıtasıyla tartışıldığını, konuşulduğunu görmek istemektedir. Buna hakkı vardır. Bu gereklilik doğrultusunda Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz, her haftanın başında, belirlenmiş gündeme rağmen, grup önerisi olarak toplum kesimlerinden birinin sorununun araştırılmasıyla ilgili vermiş olduğumuz araştırma önergelerinden birinin gündeme getirilmesini ve burada görüşmeye açılmasını temin etmeye çalışacağız. Bu şekilde, kırk dakika, böylelikle ülkenin bir sorununu burada konuşmuş olacağız. Meselemiz, vatandaşımızın kendini çaresiz, sahipsiz hissetmemesi, kendi dertleriyle boğuşurken, Meclisin, işte, ülke gündemi olabilir ama kendi sorunu olmayan konularda konuşup tartışmasından dolayı bir kızgınlık, öfke duymasının önünü kesmek ve gerçekten, halkımızın sorunlarını burada tartışmanın yolunu açmak istiyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi olarak her hafta bu türde bir önergeyi gündeme getireceğimizi tekrar ifade ediyoruz.
Bu kapsamda bugün, tarım sektörünün, çiftçilerimizin sorunlarının konuşulmasını arzu ediyoruz. Çünkü, değerli milletvekilleri, bugün Türkiye’nin birçok bölgesinde hasat mevsimidir, ayrıca birçok bölgesinde de ekim mevsimidir. Hasadı ve ekimi birçok sorunla birlikte yaşayan çiftçimizin sorunlarını burada konuşmamız lazım. Geçen hafta bir talihsizlik olarak Sayın Tarım Bakanının sorulara verdiği cevaplardaki anlaşılmazlık, o hız, o -bana göre yani- soruları ciddiye almamak, soranları ciddiye almamak, ötesinde çiftçiyi ciddiye almamak anlamında bir yaklaşımla, maalesef ne söylediğini de anlamadık, hangi soruna nasıl cevap oluşturduğunu da öğrenemedik ve çiftçi bundan dolayı bu hafta sonu birçok milletvekilimize bu anlamda tepkilerini dile getirdi.
Milliyetçi Hareket Partisi olarak, görüşmeye açılmamış on bir tane, bu konuda araştırma önergemiz var, Türk tarımının hemen her kesimiyle ilgili. Şeker pancarıyla ilgili, yaş sebze meyveyle ilgili, pazarlamasıyla ilgili, efendim, sorunlarıyla ilgili birçok soru önergemiz var. Bunların gerçekten buraya, gündeme alınarak incelenmesi, mümkünse de bir komisyon kurularak araştırılıp tespitlerin yapılıp tedbirlerin belirlenmesi yönünde bir gayret gösterilmesini istiyoruz. Bu anlamda -kendi bölgem için söylüyorum, Türkiye geneli için de söyleyebilirim- Türk çiftçisi gerçekten sorun içerisinde.
Değerli milletvekilleri, kendi bölgeleriniz için de söyleyelim.
Ben, Mersin Milletvekiliyim. Mersin’de şimdi yaş sebze meyvede hasat mevsimi. Domates –bakın, burada rakamları aldım gelirken- 20 kuruş ile 30 kuruş arasında satılıyor. Çiftçi bu domatesi en az 400-500… Yani 40-50 kuruşa mal ediyor, toplamıyor. Tarlalar kıpkırmızı… Kendim gördüğüm için söylüyorum, toplamıyor… Toplama ücretini karşılamıyor. Topladığı domatesi pazara götürme, hale götürme ücretini karşılamıyor aldığı para. Aynı şey diğer ürünlerde de var. İnanınız ki –aranızda Mersin milletvekilleri var, sorabilirsiniz- bizim yaylalarımızda belki de Türkiye’nin en lezzetli elması yetişir, yayla elması. Dalında kaldı, sapsarı… Toplamıyor çiftçi -dibine dökülüyor- çünkü satamıyor. Elmanın kilosu bugün 20 kuruştan gidiyor. Kullandığı gübrenin, ilacın, elektriğin, mazotun karşılığı değil. Her üründe böyle.
Salatalık derseniz çiftçi ikinci sera dönemine geçecek, örtülü ürün dönemine geçecek, ekim dönemine geçecek. Şimdi, salatalık 15 kuruşa satılıyor, 20 kuruşa satılıyor. Ekip ekmemekte tereddüt ediyor.
Değerli milletvekilleri, bakınız, içinizde ziraat mühendisi olanlar var, hocamı karşıda görüyorum. Tarlalar ekilmeyince çok hızla çölleşiyor. Türkiye’nin bulunduğu coğrafya, iklim kuşağı, eğer tarlayı ekip sürmezseniz, işlemezseniz hızla çölleşir ve elden çıkıyor. Toplumun nereden baksak yarıya yakını, en az üçte 1’i bu topraklarda geçimini temin ediyor. Ekemediği, süremediği, çoluk çocuğuyla kendi ekmeğini kazanamadığı bu topraklara bağlı kalmasını beklemeyiniz. Sonuçta, çoluk çocuğu, dişi tırnağıyla, kendi onuruyla, doğduğu toprakta geçimini temin edemeyen insan dengini sırtına vuruyor ve büyük şehirlerin karanlık sokaklarında kayboluyor. Türkiye böylelikle hızla üretimden çıkıyor.
Birçok yerde duymuşluğum vardır, sizler de duymuşsunuzdur: “Köy yerlerinde mezar kazacak kırk beş yaşın altında insan kalmadı.” deniliyor. Bu sorun, Türkiye’nin bana göre en acil sorunu. Üretmeyen bir Türkiye, üretip kendi karnını doyuramayan bir Türkiye, hangi soruna karşı dik durabilecek, birliğini koruyabilecek? Bugün Türkiye kendi kendine yeterli ülke olmak durumundan hızla çıktı. Söylenildiğine, yazılıp çizildiğine göre, 4 milyar dolar tarımda dış ticaret açığı yaşıyoruz. Topraklarımız bize bakıyor, sularımız denize akıyor ama çiftçimiz kendi toprağında kendi karnını doyuracak tarım yapamaz duruma geldi.
Şimdi, yine sezonu geliyor. Rusya’yla yaş sebze meyve ticaretinde her sene yaşadığımız sorunun yine mevsimi geliyor. Geçen sene sorun yaşadık. Hükûmet üyesi bakanlar birbirlerine düştüler. Yine aynı sorun kapımızda. Yaş sebze meyve üretimimiz kendimizden daha fazla, kendi tüketimimizden daha fazla. Ürettiğimizi tüketemiyoruz. Satmamız gerekiyor. Dışarıya satmamız gerekiyor, satamıyorsunuz. Dış ticaret pazarlamasında Hükûmetin yapması gereken, alması gereken tedbirler yeterince ve zamanında alınamayınca çiftçinin ürünü maalesef tarlasında kalıyor.
Girdiler çok pahalı. Yani çiftçinin ürününü üretirken, hasat ederken, ekerken kullandığı tüm girdiler uluslararası piyasalara göre karşılanamaz, rekabet edemez düzeyde. Rusya pazarında İspanya domatesi satılıyor ama Türkiye oraya domates satamıyor.
Verilen teşvikler yeterli değil. Teşvikler hem uygun tespit edilemiyor… Şu teşviklerde kararlaştırılan havza politikaları henüz netleşmedi. Çiftçi şimdi ekim mevsimine girecek, hangi bölgede, hangi ürünü ekerse teşvik alacağını bilmiyor. Tarım Komisyonu Başkanı Hocamız burada. Bu çok önemli bir sorun. Şimdi mısıra, soyaya, ayçiçeğine hangi bölgede teşvik vereceğiz, ne miktarda teşvik verilecek, bu belli değil. Narenciye, turunçgillerin sezonu başladı. İhracatçı piyasaya girecek, ton başına ne kadar teşvik alacağını bilmiyor, ne zaman alacağını bilmiyor.
Değerli milletvekilleri, ülkemizin birçok sorunu olabilir ama temel sorun insanımızın sorunu. Eğer insanın sorunu dikkate alınmazsa, insan ciddiye alınmazsa, onun sorununa biz milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Hükûmet, iktidar partisi-muhalefet partileriyle ciddiyetle eğilmezsek bu vatandaş ne yapacak? Dişi tırnağıyla… Mersin’e davet ediyorum hepinizi. “Ekmeğini taştan çıkartmak” dediğimiz hadiseyi gelin Mersin’de seyredin. Taşları kırıcı makinelerle kırıyorlar, önüne duvar örüp, toprak taşıyıp üzerine sera yapıyorlar. Orada belki de Türkiye'nin, dünyanın en güzel sebzesini, meyvesini üretiyor insanlar ama satamıyorlar. Ellerinde kalıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
25 konuşma daha · 20 Ekim 2009