Hayvan hakları ve hayvanların korunması hakkında
Mersin Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 10. Birleşim · 4. yasama yılı · 22 Ekim 2009 · 979 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Şandır (MHP), 22 Ekim 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAYVAN HAKLARI VE HAYVANLARIN KORUNMASI HAKKINDA); konuşma 979 kelime.
Mehmet Şandır (MHP, Mersin). “Hayvan hakları ve hayvanların korunması hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim tutanağı, 22 Ekim 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sandir-23-2009-10-22-hayvan-haklari-ve-hayvanlarin-korunmasi-hakkinda (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET ŞANDIR (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Adalet ve Kalkınma Partisinin bugünün gündemini belirlemek üzere vermiş olduğu grup önerisinin aleyhinde söz aldım. Aleyhinde söz almam, getirilmek istenen kanunun aleyhinde olduğumuz anlamı taşımaz. Biz Hükûmetin veya iktidar partisi grubundan 2 sayın milletvekilinin getirdiği bu teklife “Evet” oyu vereceğiz. Biz, bu kanuna muhalif değiliz. Fakat, itiraz ettiğimiz husus şu, bunu da anlamanızı istiyoruz: Burası Türkiye Büyük Millet Meclisi, hukuk kuran bir müessese, kendi hukukuna riayet etmezse ciddiyeti kalmaz. Her defasında söylüyorum, Meclisin gündemini belirleme takdiri Hükûmete aittir ve onun grubuna aittir. Hiç itiraz etmiyoruz. İşiniz, bu gündemi doğru tanzim etmek. Salı günü toplandık, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu hafta çalışacağı konuları ve çalışma sürelerini belirledik. Bugün çok uzak bir gün müydü ki, bugün bu kanunun gelmesi gerektiğini düşünüp bunu o gün gündeme almadınız? Milletin aklıyla alay mı ediyorsunuz? Meclisin teamülleriyle alay mı ediyorsunuz? Kendi görevinizi yeterince yapmıyorsunuz, geleceği öngöremiyorsunuz. Bir haftayı bile öngöremiyorsunuz. Önünüzü göremiyorsunuz. İkide bir Meclisin gündemine yeni bir grup önerisiyle geliyorsunuz. Önce kendinizi sorgulayın sayın milletvekilleri.
Sayın grup yöneticileri, bunu, salı günü perşembe günü bu kanunun gelmesinin bir zorunluluk olduğunu öngöremediniz mi? İtiraz ettiğimiz husus bu.
420 sıra sayılı Seçim Kanunu’ndaki Değişiklik Teklifi’nin görüşülmesini telefon trafiği ile konuştuk “Uygundur, gereklidir” dedik. Bu 407 sıra sayılı kanunu niye ekliyorsunuz? Biraz sonra bir başkasını eklemeyeceğinizi…
Yani burayı böyle yazboz tahtasına, gayriciddi, güvensiz, biz istersek olur, biz yaparsak olur noktasına getirmenize itiraz ediyoruz. Burası Türkiye Büyük Millet Meclisi. Bu yönetim şeklini kendi evinizde bile uygulayamazsınız, çocuklarınız itiraz eder size, eşiniz itiraz eder size. Bir haftayı programlayamayan bir yönetim anlayışının kalkıp da burada muhalefet partilerinin grup önerisi vermesini tenkit etmeye hakkı yoktur.
Biz baştan söyledik size: İlke olarak, eğer Türkiye Büyük Millet Meclisi iktidarı ve muhalefeti ile bu ülkenin sorunlarını, bu toplumun sorunlarını tartışacaksa insan merkezli olmalıdır. İnsanın sorununu tartışacağız önce. Milliyetçi Hareket Partisi olarak baştan söyledik, gizli değil, dedik ki biz: “Her Danışma Kurulunda insan merkezli bir konuyu Meclisin gündemine getireceğiz, birlikte tartışacağız.”
Bizim araştırma önergesinin gündeme alınması talebimiz bir sorunla ilgili tespit yapmak.
İki konu getirdik bugün. Bunlara nasıl itiraz edersiniz?
Biri, emeklilerin durumu, biri işsizlik sorunu. Emeklilerin durumunu konuşmayacaksak, Türkiye'de işsizliği konuşmayacaksak neyi konuşacağız? Salı günü çiftçilerin sorununu getirdik, bunu konuşmayacaksak neyi konuşacağız değerli arkadaşlar?
Bakın, bugün getirdiğiniz kanun daha önce yapmış olduğunuz bir düzenlemedeki noksanlıktan kaynaklanmakta. Dolayısıyla değerli milletvekilleri, bir sorgulama yapıyorsanız kendinizden başlayınız.
K. KEMAL ANADOL (İzmir)O zaman uyarıldılar.
MEHMET ŞANDIR (Devamla)Kendi eksiğinizi bu Meclisin hükmi şahsiyetine yüklemeye hakkınız yok.
Bir başka husus, diyoruz ki: Bir kuralımız var, İç Tüzük; teamüllerimiz var, yıllardır uygulanan usuller var; bunlarla oynamayınız. Şimdi getirdiğiniz grup önerisinde “bitinceye kadar” tabirine yeniden başlamışsınız, müracaat etmişsiniz. Sayın Anadol burada bir tanımlama yapmıştı, o tanımlamayı yapmıyoruz şimdi. Sabaha kadar çalışacak mıyız? “Bitinceye kadar” tabirinin ucu açık. Burada siz konuşmaları sınırlandırmak hakkına sahip değilsiniz. Diyelim ki tartışmalar büyüdü, gelişti. “Bitinceye kadar” kararını aldıktan sonra bu iki konu yani 420 ve 407 sıra sayılı kanunların görüşmesi tamamlanıncaya kadar çalışmayı zorunluluk hâline getiriyorsunuz.
Bu hangi hukuka sığar; ILO sözleşmesine mi, insan haklarına mı, iç hukuka mı, dış hukuka mı? Böyle bir şey var mı arkadaşlar? Burası amele pazarı mı? Kabala mı veriyorsunuz siz işleri? Olur mu, yakışmıyor bu yahu! Yani buna itiraz ediyoruz, bu ilkeye itiraz ediyoruz.
Yani bakın, Sayın Milletvekilim çok doğru söylüyorsunuz, ülke, toplum bizden sorunlara çözüm üretecek hukuk geliştirmek… Bizden bunu bekliyor, bizim görevimiz bu ama saate bakın, tam dört saattir henüz daha konuya giremedik. Bunun müsebbibi muhalefet partileri değil. Bu Meclisi çalıştırmak sorumluluğu siyasi iktidara ve onun grubuna aittir. Siz doğru tanzim edemiyorsanız, ilişkilerinizde güvene dayalı bir iş birliği, bir uzlaşma sağlayamıyorsanız… Biz bu Mecliste salı günleri de kanun yaptık Sayın Kılıç. Bana İç Tüzük’ün 49’uncu maddesini hatırlatmaya hakkınız yok Sayın Kaynak. 49’uncu maddede, İç Tüzük 49’uncu maddede “Haftanın bir günü denetim yapılır.” diyor. Tespit ettik, salı günü denetim yapılacak. Biz salı günü burada çok kanun çıkardık değerli milletvekilleri, öyle mi; çok kanun çıkardık. Denetimi hiç yapmadık, haftalarca denetim yapmadığımız dönemleri yaşadık. Dolayısıyla bize kalkıp da bugün, salı günü yapılan, varılan kararı veya bu dönemin, bu çalışma yılının başlangıcında dört grubun ittifakla “Salı gününü denetim yapalım.” noktasındaki kararı başımıza kakmayın; bozan sizsiniz.
İlkesel bir itirazımız var değerli milletvekilleri. Siz önemli insanlarsınız. Bu millet büyük millet. Bu milletin temsilcileri olarak sizler önemli insanlarsınız, yaptığınız iş önemli, bunu ciddiye alın istiyoruz. Böyle, yani çocuk yapmaz yaptığınızı. Yazboz tahtası, bugün böyle yarın öyle, kafam bozuldu işte değiştiriyorum, şu gün bir grup önerisi getiriyorum, sayısal çoğunluğum da var, kaldır eli, indir eli, gündemi değiştiriyorum... Buna hakkınız yok, bu doğru değil, bu size yakışmaz, bu bize yakışmaz, bu Meclise yakışmaz. Buna itiraz ediyoruz.
Şimdi, grup önerisi getirmekle bizi suçlamaya çalışıyorsunuz. Emeklilerin sorununu tartışmayacak mıyız? Ben yadırgıyorum, yüreğim yandı. Yani 2003’le, 2002’yle bugünü mukayese ederek mazeret üretmek vicdanlarınızı rahatlatıyor mu arkadaşlar? 20 kuruş zam yapmışsınız BAĞ-KUR emeklisine. Bu, Türkiye’mizin gerçeği. Bunu biz tenkit için veya bu araştırma önergesini getirerek sizi suçlamak, bunun üzerinden politika yapmak için değil, emeklilerin içinde bulunduğu durumu tespit etmek için getiriyoruz. Bu tespit yanlış mı? 20 kuruş zam yapmışız, günlük. Simit kaça? Sayın Başbakanın kulağı çınlasın, simit hesabı yapmayı çok sever. Simit kaça, simit? Alıyor musunuz? Simide ihtiyacınız yok, pasta yiyorsunuzdur muhtemelen. Emekli, yaptığınız zamla simit bile alamıyor, simit. E, bundan üzülmemiz gerekmiyor mu arkadaşlar? “2002’de şöyleydi, bugün böyle.” Bu kurtarır mı sizi? Emekliye karşı vicdanınız rahatlayabilir mi Sayın Başkan? Böyle bir şey yok. Yaptığınız hesap da doğru değil.
ÜNAL KACIR (İstanbul)Enflasyon ne kadar ama?
MEHMET ŞANDIR (Devamla)“2002 sonu itibarıyla emekliye verilen maaş şu, bunun enflasyon eskalasyonuyla olması gerekenden bugün biz yüzde 50 daha fazla maaş verdik.” diyorsunuz. Öyle mi dediniz? Tutanaklarda öyle söylüyor.
SUAT KILIÇ (Samsun)Rakamlar açık.
MEHMET ŞANDIR (Devamla)E, şimdi, rakamlar açık. Ama bir yerde bir hırsızlık var Sayın Kılıç.
SUAT KILIÇ (Samsun)Hırsızlık yok.
MEHMET ŞANDIR (Devamla)Gayrisafi millî hasılanın 10 bin dolara çıktığını söylüyorsunuz. 2002 sonu itibarıyla…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
53 konuşma daha · 22 Ekim 2009