Çalışma saatleri ve konuları hk.
Mersin Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 17. Birleşim · 4. yasama yılı · 12 Kasım 2009 · 1.159 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Şandır (MHP), 12 Kasım 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇALIŞMA SAATLERİ VE KONULARI HK.); konuşma 1.159 kelime.
Mehmet Şandır (MHP, Mersin). “Çalışma saatleri ve konuları hk”. TBMM Genel Kurulu, 17. Birleşim tutanağı, 12 Kasım 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sandir-23-2009-11-12-calisma-saatleri-ve-konulari-hk (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET ŞANDIR (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle şahsım ve grubum adına yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Yine bir çalışma gününün Genel Kurul gündemini belirlemeleri için yaklaşık dört saattir tam anlamıyla cebelleşiyoruz. Sayın Canikli, kendi partisinin grup önerisiyle, yani gündemin belirlenmesi için grubunun verdiği önerinin lehinde konuşmak için geldi, ama bir tek cümle lehinde konuşamadan geri oturdu maalesef.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun)Sayın Kılıçdar… Herkes öyle konuşuyor.
MEHMET ŞANDIR (Devamla)Öyle mi efendim?
NURETTİN CANİKLİ (Giresun)Muhtemelen siz de öyle yapacaksınız.
MEHMET ŞANDIR (Devamla)Şimdi bunu niye söylüyorum? Bunu niye söylüyorum?
NURETTİN CANİKLİ (Giresun)Doğrudur dediğiniz.
MEHMET ŞANDIR (Devamla)Ben konuşacağım, sizin önergenizi ben konuşacağım yani…
VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş)Lehine mi?
MEHMET ŞANDIR (Devamla)Hem Genel Kurulumuzu hem bizi izleyen değerli vatandaşlarımızı bilgilendirmek açısından.
VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş)Lehine konuşacaksınız.
BİLGİN PAÇARIZ (Edirne)Sayın Başkan, lehinde mi, aleyhinde mi konuşacaksınız?
MEHMET ŞANDIR (Devamla)Bunu niye söylüyorum? Değerli arkadaşlar, kabul edelim Türkiye’mizde gerçekten kötü şeyler oluyor. Türkiye’ye yakışmaz, milletimize yakışmaz, kötü şeyler oluyor. Maalesef bunlar Meclisimize de yansıyor. Şu iki üç gündür yaşadığımız hadiselerden yüreği yanmayan var mı içinizde?
Şimdi, burada bir sayın milletvekili çıkıyor, diyor ki: “Beni yasa dışı yollardan dinlediler. Bu dinleme evraklarını dosyaya koydular. Bununla ilgili şikâyet ettim ama Sayın Bakan ‘Soruşturmaya gerek yoktur.’ diye cevap verdi.” Böyle bir hukuk devleti olur mu? Yani bu konuyu ilgili yetkili arkadaşlar konuşacaklar, ben bunu konuşmak istemiyorum. Ama kabul etmek lazım ki, Türkiye’mizde yani şu çağa yakışmaz, Türkiye'nin ihtiyacı olmayan, bu halkın bizden beklediği olmayan, yakışıksız, kötü şeyler oluyor.
Bir korku tünelinden geçiyor toplum. Herkes dinlendiği korkusuyla yaşıyor. Evi dinleniyor, kendi gizlisi dinleniyor. Ne kadar dinlendiğini de bilmiyoruz. Yatak odalarının dinlenip dinlenmediğinden emin misiniz? Yargıtayın dinlendiği söyleniyor. Cumhuriyet Başsavcısının dinlendiğini gazeteler yazıyor. Dolayısıyla, gerçekten Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak bizim bunların üzerinde dikkatlice durmamız, görevimizin gereği, sorumluluğumuzun gereği, birbirimize bağırıp çağırmadan yapılması gerekeni bir iktidar-muhalefet çekişmesinin dışında, kafamızı elimizin arasına alıp durup düşünmemiz lazım. Bu millete karşı sorumluluğumuz var, görevimiz var.
Değerli milletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisi bugün gündemi yine değiştirdi. Dün bir sayın sözcüleri, “İşte dört haftalık gündem yaptık. Size de hiç beğenilmiyor.” demişti ama bunu hemen bugün yalanlayan yine kendi grubu oldu. Bugün yine Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemi değiştirildi Adalet ve Kalkınma Partisinin grup önerisiyle. Birazdan oylayacaksınız ve kabul edeceksiniz.
Bakınız, getirdiğiniz önerilere biz karşı çıkmıyoruz. Gerçi bu 427 sıra sayılı kanunun ne olduğunu da bilmiyoruz. Bunun yarın görüşülmesini, burada gündeme alınmasını kabul ettireceksiniz.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun)Görüşmeyeceğiz onu.
MEHMET ŞANDIR (Devamla)Bu 427 sıra sayılı kanun gruplara gelmiş değil, milletvekillerine ulaşmış değil, hatta gelen evraklar listesinde Meclis Başkanlığı Divanına da ulaşmış değil. Bunun üzerinde inceleme yapacağız, bize ulaşmayan bu kanun üzerinde inceleme yapacağız, araştırma yapacağız. Katkı vermemiz bekleniyorsa yarına da yetiştireceğiz. Bu güzel bir şey midir? Bu güzel bir şey midir? Şimdi 427 sıra sayılı kanunun gündeme alınmasını teklif ediyor. Ben böyle söyleyince Sayın Grup Başkan Vekili oradan “Görüşmeyeceğiz onu.” diyor. Niye getiriyorsunuz buraya?
NURETTİN CANİKLİ (Giresun)Hayır, bugün de söyledim ben size, yapmayın! Sayın Şandır, söyledim ya işte toplantıda.
MEHMET ŞANDIR (Devamla)Niye getiriyorsunuz buraya değerli arkadaşlar?
NURETTİN CANİKLİ (Giresun)Öne alıyoruz sadece, hepsi o kadar.
MEHMET ŞANDIR (Devamla)Değerli milletvekilleri, Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun getirdiği bu genel görüşmenin yapılmasının gündeme alınmasına destek veriyoruz. Bu gündemin yarın Meclisimize özel gündemle gelmesine Milliyetçi Hareket Partisi olarak destek veriyoruz. Nedir bu açılım hadisesi? Bunu gerçekten biz biliyoruz da sizler bilmiyorsunuz. Biliyorum, Sayın İçişleri Bakanı da bilmediğini dün ortaya koydu. Nedir bu açılım? Ümit ediyoruz ki yarın bir buçuk saat içerisinde, önerge sahibi olarak otuz dakika, grup olarak da bir saat Sayın Başbakanın, Grup Başkanının konuşacağı söyleniyor. Ümit ederiz ki bu açılımda yakın, orta, uzun vadede neyi yapmayı düşündüğünüzü veya bu açılımla neyi kastettiğinizi bu millete anlatırsınız. Dolayısıyla, bunun gündeme alınmasını biz talep ediyoruz, sizin bu yöndeki önerinizi destekliyoruz, bunu bilesiniz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Ama, bir şey söylemek lazım.
RECEP KORAL (İstanbul)Ama!
MEHMET ŞANDIR (Devamla)Bir şey söylemek lazım. Destekliyoruz, orada nokta, virgül değil. Evet. Ama, bakın bir şey söylemek istiyoruz.
AHMET YENİ (Samsun)“Ama” deyince alkışları geri alırız.
MEHMET ŞANDIR (Devamla)Değerli milletvekilleri, değerli arkadaşlar; şu iki gündür, üç gündür Meclisimizde yaşanan hadiselerin sebebi bizatihi iktidar partisi grubudur. Sevgiden bahsetti bir grup başkan vekili. Sayın Bakan kardeşlikten bahsetti; geri döndü böyle, muhalefet partilerini bölge partisi olmakla suçladı. Niye ihtiyacınız vardı buna? Eğer bir gerginlik çıkarmak gibi bir kararınız, bir ihtiyacınız olmasa bu program sizin, iktidar olan sizsiniz, görevli olan sizsiniz; işin bitirilmesiyle ilgili sorumluluğu olan sizsiniz. Millete sizin sözünüz var. Kavgaya niye ihtiyacınız var? Bakanınız çıkıyor, muhalefet partilerini bölge partisi olmakla suçluyor. Benim Hakkâri’de teşkilatım var. Oy alırız almayız, ama Türkiye'nin tamamında siyaset yapmaya gayret sarf ediyoruz. Sizin, iktidar partisi olarak siyaseti bu şekilde gasbetmeye, mahkûm etmeye hakkınız var mı?
Bir başka şey, tabii burada çok konuşulduğu için söylüyorum, tekrar bugün gündeme geldiği için söylüyorum. İktidar partisi grubu adına Bakan veya başkan vekili, yetkili sözcü, burada her söylediğini gerçek söylemek, doğru söylemek ve ispat etmek mecburiyetindedir. Bize bizim hoşumuza gitmeyen sözleri söylemek mecburiyetini yüklemeye hakkınız yok. Bugün burada Sayın Bakan da oturuyordu, eski bakan da oturuyordu, bizim Grup Başkan Vekilimiz kalktı, dedi ki: “Hem geçmiş dönem hem yeni dönem, gelin bu Mavi Akım’ın hesaplarını yeniden inceleyelim, Var mısınız? diye de meydan okudu.
Şimdi, kalkıp da buradan elini sallaya sallaya… Gazetelere baktınız mı Sayın Kılıç? Gördünüz mü kendinizi? Böyle elinizi sallaya sallaya. Bir de Devlet Bey’in, Devlet Bahçeli’nin devlet adamlığını sorgulayarak söze başlıyorsunuz.
ALİM IŞIK (Kütahya)Büyük adamdır o, büyük adam.
MEHMET ŞANDIR (Devamla)Evet ve dönüyorsunuz, diyorsunuz ki “Kapalı oturumda Türkiye’nin ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin hangi menfaatini kime, kaç paraya sattınız?” Biliyorsanız buyurun söyleyin. Buyurun söyleyin. Bilmiyorsanız bunu söylemeye hakkınız yok. Çünkü Hükûmet olan sizsiniz, devlet olan sizsiniz. Milletin kafasını karıştırmaya ne hakkınız var?
Biz de diyoruz ki, gelin bildiklerinizi söyleyin. Bugün içinizde bulunan o dönemin milletvekilleri, bakanları hatta başbakan yardımcıları söylesin.
Niye bunu yapıyorsunuz? Bunu söz ola gele diye yapmıyorsunuz. Bunu bilerek yapıyorsunuz. Bunu şuurlu olarak yapıyorsunuz. Niye? Karar vermişsiniz, burası gerginlik yaşasın. Burada kavga olsun, dövüş olsun.
Değerli arkadaşlar, yani bundan ne menfaat çıkartıyorsunuz, hangi projenizin bununla gerçekleşeceğini ümit ediyorsunuz onu bilmiyorum ama sizi millete şikâyet ediyorum. Milletin sorunları ortada dururken Sayın eski Belediye Başkanı, Sayın Milletvekilim İstanbul ile ilgili güzel şeyler yapıldığını söyledi, eyvallah. Siz zaten güzel şeyler yapmak için iktidar oldunuz. Yapamadıklarınızın hesabını vereceksiniz. Öyle mi kardeşim?
VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş)O da doğru.
MEHMET ŞANDIR (Devamla)Yani her yağmurda bu İstanbul’un sel altında kalmasını nasıl savunuyorsunuz?
Bakın, size teklif ediyoruz: Gelin bir İstanbul araştırma grubu kuralım. Yani burada 2002’yi bahane ederek, yapılanları öne çıkartarak, yapılamayanları, yanlış yapılanları milletin gözünden saklamak hakkınız var mı Sayın Milletvekili?
NUSRET BAYRAKTAR (İstanbul)Hayır, öyle bir şey söylemedik asla, öyle bir şey söylemedik.
MEHMET ŞANDIR (Devamla)Dolayısıyla, bakın, burada dün bu gerginliklerin sebebi, müsebbibi siyasi iktidarın, iktidar partisi grubunun kararıdır. Bakanıyla, grup başkan vekiliyle hatta maalesef Grup Başkanı Sayın Başbakanla…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
43 konuşma daha · 12 Kasım 2009