Serbest bölgeler kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.446)
Mersin Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 45. Birleşim · 4. yasama yılı · 7 Ocak 2010 · 865 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Şandır (MHP), 7 Ocak 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SERBEST BÖLGELER KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.446)); konuşma 865 kelime.
Mehmet Şandır (MHP, Mersin). “Serbest bölgeler kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.446)”. TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim tutanağı, 7 Ocak 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sandir-23-2010-01-07-serbest-bolgeler-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-446 (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET ŞANDIR (Mersin)Değerli Başkan, sayın milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Serbest bölgelerle ilgili düzenlenmiş olan kanun teklifinin tümü üzerinde şahsım adına söz aldım. Bu kanun teklifi, milletvekilliği yaptığım Mersin ilinin serbest bölgesi açısından da önemli, tüm serbest bölgelerimiz açısından önemli olduğu gibi. Bu kanun teklifinin görüşülmeye başlandığında, Mersin Serbest Bölge Kullanıcıları Derneği yöneticilerine bu kanun teklifinin getirdiği hususları sordum. Bunun neyi getirdiğini, gerekli olup olmadığını sordum. Tabii, Mersin Serbest Bölge Kullanıcıları Derneği yöneticileri ve serbest bölge esnafı, getirilen hususların doğru hususlar olduğunu, gerekli olduğunu ifade ettiler. Yeterli bulmamakla beraber, bu teklifin kanunlaşmasının, serbest bölge ticareti açısından, serbest bölgedeki üretim açısından faydalı sonuçlar getireceğini söylediler. Bu sebeple, biz de, gerek grubumuz olarak gerekse de kendi çalışmalarımla bu kanuna bir anlamda destek vermek amacıyla, katkı vermek amacıyla burada bulunuyorum.
Değerli milletvekilleri, getirilen hususu, kanunun tümü üzerinde konuşan arkadaşlarımız çok detaylı olarak ifade ettiler. Kanun, serbest bölgelerdeki üretimi ve ticareti, ihracatı desteklemeyi amaçlıyor. Bu destek yeterlidir, yetersizdir ama şu yaşanan ekonomik krizin getirdiği yükü biraz hafifletmek için Hükûmet 2 milletvekilinin teklifiyle bir düzenleme yapıyor. Yani bunun olumlu olduğunu söylemekle beraber, ancak değerli milletvekilleri, serbest bölgeler –söyleyeceğim bir iki husus var- Türkiye’deki dış ticaret hacminin yüzde 7-8’i kadar bir ticaret hacmini oluşturuyorlar: 24,5 milyar dolarlık dış ticaret hacmi oluşturuyor. Bu, Türkiye’nin dış ticaret hacminin yüzde 7’si. Ancak serbest bölgeler için yaptığımız bu düzenlemeyi, gerekçesinde haklı olan, faydalı olan bu düzenlemeyi ülke geneli için düzenlemenin de bir sorumluluk olduğunu burada hatırlatmamız gerekiyor. Eğer bu ekonomik krize bir tedbir olarak düşünülmüşse, bu tedbiri serbest bölgeler dışında da üretim yapan ve üretimini ihracata gönderen üreticilerimize de sağlamak bir sorumluluktur, bir mecburiyettir diye düşünüyorum. Bu anlamda Sayın Hükûmeti bu eksiği tamamlamak üzere yeniden bir düzenleme yapmaya da davet ediyorum.
Tabii, bir durumu da tespit etmek lazım. Değerli milletvekilleri, serbest bölgeler yeni değil, yirmi beş yıllık bir süreci var; ondan önce 1953 yılında yapılan bir düzenleme var; 1927 yılında Serbest Mıntıka Kanunu ile yapılan bir düzenleme var. Serbest bölgeler Türkiye ticaretinin, ihracatının, üretiminin içerisinde köklü bir müessese ama nedense önemli gördüğümüz bu konuyla ilgili siyasi iktidarlar kalıcı, kapsayıcı bir düzenlemeyi maalesef her defasında yarım, eksik, bazen de yanlış yaparak ticareti sözde teşvik ediyorlar.
Adalet ve Kalkınma Partisinin yedi yıllık iktidarında bu Kanun 4 defa değiştirilmiş, bu 5’inci değişiklik. Bu Kanun’un amacını düzenleyen 7’nci maddesinde bu 3’üncü değişiklik. Bir yıl önce 5810 sayılı Kanun değişikliği 2008 yılının Aralık ayında yapıldı, birlikte burada yaptık, burada da konuştuk ama bir yıl sonra yine bir maddelik bir değişiklikle serbest bölgelerdeki ticareti, üretimi desteklemeyi amaçladığınızı söylüyorsunuz. Tabii, sözüm Hükûmete ve iktidar partisi grubuna: Bu konuyu bir bütünlük içerisinde, tüm zamanları kapsayacak, tüm sorunlara çözüm üretecek bir bütünlük içerisinde düzenlemek mümkün değil mi? Yani her sene aynı maddede, aynı konuda küçük küçük değişikliklerle nereye varılacak?
Değerli milletvekilleri, bu bir anlayış meselesi. Biz, 5810’un düzenlendiği geçen senenin on birinci ayında yapılan düzenlemede de söyledik. Eğer siz teşvikinizi, desteğinizi üretime vermezseniz, ihracata vereceğiniz destek sorunu çözmeyecektir, amaçlanan faydayı hasıl etmeyecektir. Bakın, burada yine aynı şeyi yapıyorsunuz. Dünden bu yana bir önerge üzerinde çalışıyoruz. Mersin Serbest Bölge esnafının sizden istediği bir husus var; deniliyor ki: “İhracata verilen, yani serbest bölgede yapılan ihracata verilen bu desteği serbest bölgede fason imalatçılara da veriniz çünkü üretimi onlar yapıyor.” “Hayır” diyorsunuz. Maliye bu işin bahanesi değil. Eğer konu üretimi desteklemekse, Serbest Bölgeler Kanunu’nun amacı, temel amacı bu bölgede yapılacak ihracata dönük üretimi desteklemekse… Bu Serbest Bölgeler Kanunu’nun amacı bu; 3218, 5810, bunların amacı bu. Üretimi desteklemeden, yapılan ticareti desteklemenin bu ülkeye, bu ülkenin insanına ne faydası var?
Değerli milletvekilleri, serbest bölgelerde, yirmi tane serbest bölgemizde yapılan toplam ticaretin hacmi 24,5 milyar dolar. Bunun yüzde 24’ü ihraç ediliyor, yani dörtte 1’i ihraç ediliyor, dörtte 3’ü içeride kullanılıyor. Şimdi, siz, eğer, ekonomik krizle mücadele edecekseniz, iç piyasaya, içeride yapılan tüketime, ona destek veren üretime destek vermez de yalnız ihracata destek vermeyi bir alışkanlık, bir politika, bir anlayış hâline getirirseniz buradan şunu söylemek gerekir: Değerli milletvekilleri, tabii, Sayın Hükûmete hitabımız ama dış ticaretten sorumlu Sayın Bakan burada yok ama şunu sormak gerekiyor: İhracatın arttığından, patladığından övünüyorsunuz, “100 milyar doları geçen ihracatımız var.” diyorsunuz ama bu ihracatın içinde ara malı ithalatının ne kadar olduğunu, bunun ne kadarının yabancılara ait olduğunu söylemekten ısrarla kaçınıyorsunuz. 100 milyar dolarlık ihracatın içerisinde en az 75 milyar doları bize ait olmayan bir üretimdir. Bütçe görüşmelerinde Sayın Bakan açıkladı, ara malı ithalatı yüzde 70’i geçti; kapasite kullanımı yüzde 70’lere düştü değerli milletvekilleri. Şimdi, burada her çıkan milletvekili Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu çığlık çığlığa ifade ediyor, bunun çözümü de burada. İhracat içerisindeki yüzde 70’i yabancıya ait olan ara malı ihracatını destekleyerek bu ülkenin kaynaklarını yani vergi indirimi yaparak bu ihracatta çalışan işçilerin istihdam vergilerini, istihdamının, istihdam giderlerinin, ücretlerinin gelir vergisinden düşülmesini kanun hâline getiriyorsunuz da üreticiyi niye desteklemiyoruz? Bu konuda verdiğimiz önergenin reddinin gerekçesini gerçekten duymak istiyoruz. O zaman bu memlekette dişiyle tırnağıyla çalışan, kendi kaynaklarıyla bu ülkenin kalkınmasına, ekonomisine katkı vermek gayretinde olan insanlara mazeretiniz, bahaneniz ne olacak? İşte şurada bir önerge, diyoruz ki: Serbest bölgede fason imalat yapan mükelleflere de çalıştırdıkları işçinin ücretini gelir vergisinden, işte belli oranlarda düşmesine müsaade edin. “Hayır, yalnız ihracata destek vereceğiz.” diyorsunuz. Bu, yanlış bir politika arkadaşlar, bundan vazgeçmemiz gerekiyor. Bir ülkede kendi kaynaklarına dayalı, kendi emeğine dayalı üretim olmazsa ne krizi göğüsleyebilirsiniz…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
37 konuşma daha · 7 Ocak 2010