Kayıp çocuklar başta olmak üzere çocukların mağdur olduğu sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan meclis araştırması komisyonu (10/90,190,210,235,312,433,438,466,474,496,531,539,558,563,564,565,566, 567,568,569,570,571,572,573,574)
Mersin Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 61. Birleşim · 4. yasama yılı · 16 Şubat 2010 · 805 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Şandır (MHP), 16 Şubat 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAYIP ÇOCUKLAR BAŞTA OLMAK ÜZERE ÇOCUKLARIN MAĞDUR OLDUĞU SORUNLARIN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA KURULAN MECLİS ARAŞTIRMASI KOMİSYONU (10/90,190,210,235,312,433,438,466,474,496,531,539,558,563,564,565,566, 567,568,569,570,571,572,573,574)); konuşma 805 kelime.
Mehmet Şandır (MHP, Mersin). “Kayıp çocuklar başta olmak üzere çocukların mağdur olduğu sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan meclis araştırması komisyonu (10/90,190,210,235,312,433,438,466,474,496,531,539,558,563,564,565,566, 567,568,569,570,571,572,573,574)”. TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim tutanağı, 16 Şubat 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sandir-23-2010-02-16-kayip-cocuklar-basta-olmak-uzere-cocuklarin-magdur-oldugu-sorunlarin-a (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET ŞANDIR (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi şahsım ve Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına saygıyla selamlıyorum.
Gecenin bu geç saatlerinde, zannediyorum son konuşmacı olarak, çok önemli bir konuda ortak duyguları ifade etmeye çalışacağım.
Çocuklar… Her anlamda, çocukların sorunlarıyla ilgili, Türkiye Büyük Millet Meclisinin her grubunun vermiş olduğu önergeleri birlikte görüşerek bu sorunların araştırılması için birazdan kuracağımız komisyon ve bu komisyonun gerekliliği üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi olarak duyarlılığımızı ifade etmeye çalışacağım. Biz de bugün 6 arkadaşımızın verdiği önergeyi gündeme getirmiştik. Sayın Ahmet Orhan, Sayın Mümin İnan, Sayın Hasan Özdemir, Sayın Yılmaz Tankut, Sayın Kemalettin Nalcı ve Sayın Alim Işık milletvekillerimizin önergeleri vardı, onların tamamının adına ben Milliyetçi Hareket Partisinin, milletvekillerimizin duygularını, bu konudaki hassasiyetini ifade etmek istiyorum.
Değerli milletvekilleri, öncelikle, söz konusu çocuk olunca, söz konusu çocuklar olunca, zannediyorum, siyaset ötesi bir durumda, bir pozisyonda bir konuşma gerekliliğini duyuyorum, böyle olmak gerekir diye düşünüyorum. Milliyetçi Hareket Partisi olarak tüm camiamız adına söylüyorum: Çocuğunu kaybetmiş, çocuğunu çaldırmış tüm anaların, tüm ailelerin acısını paylaşıyorum. Bugün emeğimizle, gayretimizle, kuracağımız komisyonun çalışmalarıyla bir tek annenin acısını dindirebilsek inanınız ki burada yaptığımız tüm işlerden daha mübarek, daha güzel bir iş yapmış olacağız. Onun için Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz söze başlarken, öncelikle çocuğunu, yavrusunu kaybetmiş annelere, bir ana kucağının sıcağından mahrum sokakta yaşayan çocuklara ve kötü insanların emellerine alet olmuş, uyuşturucuya, hırsızlığa, dilenciliğe zorlanan o yavruların gelecekten duydukları ümitsizliğe, onların duydukları acıya Milliyetçi Hareket Partisi olarak yürekten katıldığımızı ve bu sorunun çözümü için bir ortak sorumluluk olarak, bir toplumsal sorumluluk olarak, bir siyaset sorumluluğu olarak yapılması gereken neyse, verilmesi gereken çalışma, gayret neyse bunun birlikte ortaya konulmasını ve bunun mutlaka başarılması gerektiğini ifade etmek istiyorum.
Değerli milletvekilleri, söz konusu çocuk olunca, çocuk, hayatın en önemli varlığı, yaşamın devamını temin eden çocuk, çocuklarımız her türlü değerin üzerinde. Çocuğu konuşurken siyaset dilini kullanmak, çocuğu konuşurken bir mücadele dili kullanmak, muhalefet dili kullanmak, suçlama dili kullanmak bence haksızlıktır. Çocuğun üzerinden yapılan siyaset, çocuğun üzerinden yapılan mücadele, çocuğun istismar edilerek kazanılacak her sonuç bence meşru değildir, hak değildir, güzel değildir. Bir çocuğun –dün akşam televizyonlarda hep birlikte izledik- anasının çığlıklarını hep beraber izledik. Dolayısıyla çocuğu konuşurken, çocuğu özne yaparak kuracağımız cümle, çocuğu mesele yaparak konuşacağımız söz mutlaka sevgi diliyle olmalı, mutlaka her türlü endişenin, hassasiyetin, siyasetin, menfaatin, çıkarın ötesinde olmalı.
Bakınız değerli milletvekilleri, kimsesiz çocuklar, bugün kayıp çocukları konuşuyoruz. 1.661 tane çocuğun çalındığını, ana kucağından kopartılarak kaybolduğunu... “Kayboldu.” demek doğru değil, “Çalınan çocuklar.” demek daha doğru. Bu çocukların sorununu konuşurken diğer çocukların da sorunlarını unutmamak lazım. “Kimsesiz çocuklar”, “sokak çocukları”, “sokağın çocuğu” diye bir tabir geliştirdiler, farkında mısınız? Sokakta doğan çocuklar, sokakta yaşayan çocuklar ve sokakta çalıştırılan çocuklar, tarlada çalıştırılan çocuklar, okuldan kopartılıp, oyun alanından, sahadan, parktan kopartılıp tarlalarda, fabrikalarda, merdiven altlarında çalıştırılan çocukların sorunları.
Değerli milletvekilleri, bir ülke düşünün ki, bir devlet düşünün ki, bir toplum düşünün ki, en değerli varlığı, en kıymetli varlığı olan çocuğunu koruyamıyor, çocuğunun yaşam hakkını, çocuğunun gelişme hakkını, eğitim hakkını, sağlık hakkını temin edemiyor, ondan sonra da büyük olmak, gelişmiş olmak iddiasıyla siyaset yapıyor. Buna hakkımız yok. Bu toplum olarak bizim yaramız. Eğer bugün Türkiye’de hâlâ çocuğu özne yaparak çocuk sorunlarını konuşuyorsak, Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu sorunların araştırılması için komisyon kurmayı zorunluluk hâlinde bir mecburiyet olarak görüyorsak, Türk toplumu olarak ve bu toplumun siyaseti, Hükûmeti, devleti olarak hepimiz sorumluluğumuzu önce terazinin kefesine koymalıyız ve yapılması gereken neyse onu yapmamız gerekiyor.
Değerli milletvekilleri, ben özellikle sokaklarda yaşayan çocukların dert edilmesini ve bu çocukların tekrar ailelerine, topluma kazandırılmasını çok önemsiyorum. Rakamlar muhtelif olmakla beraber 30 binden 200 bine kadar… En son rakam olarak, bir tespit olarak yaptığım araştırmada, 31 bin çocuğun sokaklarda, evsiz, sokaklarda yaşadığını belirlemişler -bir kurumun belirlediği rakam- ama bunun belirlenmeyen, tespit edilemeyen rakamıyla 200 bine kadar çıktığı söyleniyor. Düşünebiliyor musunuz soğuk kış günlerinde pencerelerden sızan o ışığın sıcaklığında bir sıcak ev özlemiyle, bir aile sıcaklığının, bir yuva sıcaklığının hasretiyle sokakta yaşayan, sokakta yatan çocuğun ıstırabını bir an olsun yüreklerimizde duymaya sizleri davet ediyorum.
Değerli milletvekilleri, bu konuda eksik olan bilgi değil, inanınız eksik olan kurum değil, eksik olan siyaset değil, bu konuda eksik olan duyarlılık, duygu. Toplum olarak, devlet olarak, siyaset olarak, kişi olarak eğer biz bir sorumluluğu üzerimize alır, bu çocukların sorunlarının çözülmesi noktasında üzerimize düşeni yaparsak, zannediyorum, bu çocukları sokakta yaşamaktan ve o sıcak yuvayı özlemekten, gıptayla veya topluma hınçla, kinle, geleceğinden ümitsiz bir şekilde suça, teröre malzeme olmaktan kurtarmış oluruz diye düşünüyorum.
Değerli milletvekilleri, bu noktada tabii ki siyasi iktidarın, hükûmetlerin sorumluluğu herkesten daha fazla. Eğer alınması gereken tedbirler noktasında birtakım noksanlıklar varsa, hukuk noksanlığı, başka anlamlarda noksanlıklar varsa bunları tamamlamak öncelikle siyasi iktidarların sorumluluğu.
Bu sebeple, bugün burada öncelikle duygularımızı, öncelikle çocuğu konuştuğumuz için sevgi dilini kullanarak, sorumluluklarımızın idrakinde güçlerimizi birleştirerek çocukların sorunlarının çözümü için Mecliste bir komisyonun kurulmasını ve komisyonun faydalı çalışmalarıyla bu konuda Hükûmete bilgi, yol gösterecek birtakım imkânların oluşturulmasını önemsiyorum ve bu komisyonun kurulmasını desteklediğimizi, talep ettiğimizi tekrar ifade ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
31 konuşma daha · 16 Şubat 2010