İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 109. BİRLEŞİM · SALI

HÜKûMET ADINA DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI SAYIN BÜLENT ARNIÇ'IN YAŞANAN SON OLAYLARLA İLGİLİ OLARAK İÇ TÜZÜK'ÜN 59'UNCU MADDESİNE GÖRE AÇIKLAMASI VE GRUPLAR-ŞAHISLAR ADINA AÇIKLAMALAR

Mehmet Şandır

Mersin Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 109. Birleşim · 4. yasama yılı · 1 Haziran 2010 · 899 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Şandır (MHP), 1 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HÜKûMET ADINA DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI SAYIN BÜLENT ARNIÇ'IN YAŞANAN SON OLAYLARLA İLGİLİ OLARAK İÇ TÜZÜK'ÜN 59'UNCU MADDESİNE GÖRE AÇIKLAMASI VE GRUPLAR-ŞAHISLAR ADINA AÇIKLAMALAR); konuşma 899 kelime.

Mehmet Şandır (MHP, Mersin). “HÜKûMET ADINA DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI SAYIN BÜLENT ARNIÇ'IN YAŞANAN SON OLAYLARLA İLGİLİ OLARAK İÇ TÜZÜK'ÜN 59'UNCU MADDESİNE GÖRE AÇIKLAMASI VE GRUPLAR-ŞAHISLAR ADINA AÇIKLAMALAR”. TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim tutanağı, 1 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sandir-23-2010-06-01-hukumet-adina-devlet-bakani-ve-basbakan-yardimcisi-sayin-bulent-arnic (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MHP GRUBU ADINA MEHMET ŞANDIR (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Gerçekten ülkemiz ve milletimiz çok acı iki olayı yaşamıştır ve muhtemel cumhuriyet tarihinde bu kadar ağır bir saldırıyı ilk defa yaşamaktadır.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak, öncelikle bu iki saldırıda hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza yüce Allah’tan rahmetler diliyor, milletimize sabır diliyoruz, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.

Sayın Hükûmetin planlamasına bağlı kalarak, gerçekten yaşadığımız bu iki olayla ilgili Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini ifade etmek üzere söz aldım. İskenderun’daki olaya sayın Hükûmet öncelik verdi, İç Tüzük’ün 59’uncu maddesine göre Genel Kurula bilgi vermek kapsamında, sonra İsrail saldırısını dile getirdi. Müsaade ederseniz, ben önce İsrail saldırısını konuşmak istiyorum çünkü İsrail saldırısı Türk milletine yapılmıştır, Türkiye Cumhuriyeti devletine yapılmıştır. Bu saldırıyı herhangi bir terör olayı olarak, herhangi bir vukuat olarak görmek mümkün değildir. Doğrudan Türk vatandaşlarının yoğun olarak bulunduğu, Türk Bayrağı’nı taşıyan gemiye karşı, sivil, savunmasız insanların bulunduğu ve beyaz bayrak çektiği bir gemiye karşı İsrail devleti ağır silahlarla ve öldürmek kastıyla saldırıda bulunmuştur, gemiler ve vatandaşlarımız esir alınmıştır ve çok ağır bir süreç yaşanmaya başlanmıştır. Yaşanan bu sürecin sonucunu öncelikle sorgulayalım.

Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak, bu sonucu hasıl eden İsrail devletini şiddetle ve nefretle kınıyoruz. Bu saldırı, insanlık suçudur. Bu saldırı, uluslararası hukuka, insanlık hukukuna, adaletine, tüm güzel duygulara yakışmaz, uymaz bir saldırıdır. Bu bir devlet terörüdür. Bu bir terör saldırısıdır ve maalesef, bu terör bir devlet tarafından planlanarak, karar verilerek ve acımasızca uygulanmıştır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu saldırıyı yapan İsrail devletini şiddetle kınıyoruz, milletimiz adına kınıyoruz, devletimiz adına kınıyoruz.

Değerli milletvekilleri, sonucun sebeplerini sorgulamak gerçekten bu Genel Kurulun görevidir. Biz dünden bu yana, Sayın Genel Başkanımızın açıklamasıyla ve bizlerin konuşmasıyla, Hükûmetin bu konuyla ilgili Meclise bilgi vermesi, topluma bilgi vermesi; bu konuyu artık bir millî mesele hâlinde Meclise ve millete mal etmesi gerektiğini ısrarla ifade ettik. Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu konunun bir iç siyaset malzemesi olmaktan çok öte bir millî mesele olarak ele alınmasını, sebepleriyle sorgulanmasını, sonuçlarıyla ilgili de birlikte karar verilmesini çok önemsiyoruz.

Hükûmetin, Sayın Başbakanın, sayın bakanların açıklamalarından umuda kapılmıştık. Gerçekten, Türkiye’ye ve Türkiye Cumhuriyeti devletine, Türk milletine yakışır bir tepki ortaya konacak umuduna kapılmıştık. Ama şimdi Sayın Bakanın verdiği bilgiler, meseleyi aydınlatmak noktasında, Türkiye'nin tavrını ifade etmek noktasında bence bir talihsizlik olmuştur, yeterli olmamıştır. Nedir? Sayın Başbakan Yardımcısının ifadesiyle “Sonuçlarına katlanmak.” ve Sayın Başbakanın ifadesiyle “Yetti artık!” ifadeleriyle ne kastedilmiştir? Ne yapılacaktır? Bunun burada konuşulması lazım. Bu mesele yalnız Hükûmetin meselesi değil, Hükûmetin sorumluluğunda ama milletin meselesidir. Milletin Meclisinde bu konunun içeriğini, gerçeğini, sebeplerini burada ortaya koymamız ve alınması gereken tedbirleri de birlikte kararlaştırmamız bir zorunluluktur.

Ben tabii, bir üzüntümü de ifade ediyorum, çok önemli bir konuyu şu Mecliste takip ediyoruz; milletin vekillerini yeterince ilgilendirmediğini üzüntüyle ifade ediyorum. Millet, burada milletin vekillerinden çok daha duyarlı ve bizi izliyor ve millet adına soruyorum…

RIDVAN YALÇIN (Ordu)Biz buradayız.

MEHMET ŞANDIR (Devamla)Muhalefet burada, teşekkür ediyorum. Sorum iktidara:

Değerli arkadaşlar, gerçekten cumhuriyet döneminde bu kadar ağır saldırıyla karşı karşıya kalmamıştık. Egemenliğimize bir saldırı bu, milletimize bir saldırı. Hakaret olmanın, bir suç olmanın ötesinde Türkiye Cumhuriyeti devletine bir saldırı yaşanmıştır. Buna Türk milletinin, Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve onu temsil eden bu Meclisin, özellikle de Sayın Hükûmetin bir cevabı olmalıdır. Bu, Süleymaniye’de yaşanan askerin başına çuval geçirilmesi olayı şeklinde geçiştirilemez, geçiştirilmemelidir. Bu olayla, Türkiye’nin başına çuval geçirilmiştir sayın iktidar. Türk milleti adına Türkiye’yi yöneten sayın iktidarın milletle birlikte, Parlamentoyla birlikte, iktidarıyla muhalefetiyle birlikte buna bir cevabı olmalıdır. Eğer söylenemeyen hususlar varsa İç Tüzük’ün verdiği imkânlar var; kapalı oturum yapılır, genel görüşme açılır ama bu yaşanan ve kabul edilemez bu sonucun sebepleri birlikte sorgulanır, cevabı birlikte verilir diye ümit ediyorum ve bunu talep ediyorum. Biz bu cevabı yeterli bulmuyoruz, bu bilgiyi yeterli bulmuyoruz. Bugün acımız var. Bugün bu acının üzerinden Hükûmete yüklenmeyi çok gerekli görmüyoruz ama gerçekten cevabı verilmesi gereken sorular var. Bu cevapları lütfen millete veriniz.

Dolayısıyla, biz siyasi iktidarı, Türk milletinin gücüne, Türkiye Cumhuriyeti devletinin gücüne müdrik, ona inanan, ona güvenen bir şuurla, Türkiye’ye böyle ulu orta saldırılmasına fırsat verilmemesini, caydırıcı bir duruş ortaya konulmasını sayın iktidardan istiyoruz. Cesaret edememeliydi. Böyle bir ihtimal varsa bunun tedbiri alınmalıydı. Bu olay, anlık, spontane gelişen bir olay değil, göz göre göre böyle bir olay yaşanıyor.

Değerli milletvekilleri, bu mesele böyle geçiştirilemez. Ne Türkiye'nin ilişkileri açısından böyle geçiştirilebilinir ne de Türkiye'nin yönetimi açısından böyle geçiştirilebilinir. Asla iç siyasetin bir malzemesi olarak da kullanılmamalıdır. Gündem değiştirmek niyeti olarak bazı köşe yazarlarının ifade ettiği tüyler ürpertici böyle bir ihtimali kabul etmek mümkün değil. Eğer kabul edilmeyecekse, bunun ciddiyetine inanarak, burada Hükûmet olarak hem Parlamentoyu hem milleti bilgilendirmek ve gereken doğru tedbiri almak noktasında dünkü söylediklerinizden geri adımdasınız, geri noktadasınız sayın iktidar. Dün söylediğiniz noktadan, şu anda Sayın Bülent Arınç’ın yaptığı açıklamalarla geri noktadasınız. Hani “Yetti artık!” diyordunuz, yeten ne? Nedir? Kınamakla mı? Eğer Türkiye gibi böyle küresel bir güç iddiasında bulunuyorsanız… Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine gerekli kararı aldıramadınız. Alınan kınama kararı bir karar tasarısı değil. İlgili devletlerin üzüntü belirtmekten öte bir tepkileri yok.

Çok önemli bir noktadayız. Türkiye Cumhuriyeti devleti belki de cumhuriyet tarihinin en önemli kırılma noktasındadır. Eğer bu saldırıya Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak gereken, yeterli, olması gereken tepki ortaya konulamazsa, bundan sonra bu ülkenin bağımsızlığını ve egemenliğini korumak gibi bir imkânınız olmayacaktır.

Değerli milletvekilleri, İskenderun’da yaşanan hadiseyi de şiddetle kınıyorum ve sizi kendi vicdanınızla baş başa bırakıyorum. “Güzel şeyler olacak.” diye başladığınız bu yolculuk nereye ulaştı? Lütfen, bunu kendi vicdanınızda sorgulayın. Bir siyaset malzemesi, bir muhalefet siyaseti olarak söylemiyorum…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

26 konuşma daha · 1 Haziran 2010

26 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook