İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 29. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Grup önerisi hk.

Mehmet Şandır

Mersin Milletvekili · MHP

Genel Kurul, 29. Birleşim · 5. yasama yılı · 9 Aralık 2010 · 782 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Şandır (MHP), 9 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GRUP ÖNERİSİ HK.); konuşma 782 kelime.

Mehmet Şandır (MHP, Mersin). “Grup önerisi hk”. TBMM Genel Kurulu, 29. Birleşim tutanağı, 9 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sandir-23-2010-12-09-grup-onerisi-hk (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MEHMET ŞANDIR (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun verdiği bir önergenin gündeme alınması ve gereğince bir komisyon kurulması konusunu görüşüyoruz.

Değerli milletvekilleri, rutinleşen, hemen her gün önümüze gelen bu türlü araştırma önergelerinden farklı bir yaklaşımla meseleye bakmanızı istiyorum. Bu, muhalefetin zaman kazanmak, zamanı geçirmek için verdiği önerge veya o şekilde nitelediğiniz bir önerge değil. Dolayısıyla bu konuya sizlerin hassasiyetini, dikkatini çekmek istiyorum, özellikle de Sayın Bakanın. Şükür ki Sayın Bakanımız Genel Kurulda.

Değerli arkadaşlarım, önerge üniversite öğrencilerine orantısız güç kullanılması başlığını taşıyor ama işin özü son günlerde üniversitelerimizde yaşanan öğrenci olaylarının araştırılmasıdır.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’yi yöneten insanların sorumluluğunda, iktidarıyla muhalefetiyle, üniversitelerde yaşanan bu olaylara seyirci kalamayız. Biliyorum ki birçoğunuzun çocuğu üniversitelerde okuyor. Birçoğumuz üniversitelerde yaşanan bu türlü olayların Türkiye’yi nerelere getirdiğini görerek, yaşarak, bizzat içinde bulunarak bir dönemi tükettik ve bunun Türkiye’ye maliyetinin ne olduğunu yaşayarak öğrenmiş insanlardan oluşuyoruz.

Değerli milletvekilleri, bu olay, üniversitelerde yaşanan bu olaylar bir işaret fişeği gibidir. Siyasetçiler, aydınlar, ülke yöneticileri, önde olanların geleceği öngörmek gibi bir sorumlulukları var. Eğer bugün gördüğünüz olayların bir sonraki adımdaki sonuçlarını bugünden öngöremiyorsanız, tedbir alamıyorsanız iyi yönetmiyorsunuz demektir, doğru davranmıyorsunuz demektir.

Türkiye, Türk milleti bu olayları daha önce yaşadı ve o yaşanan olaylara o günün yöneticileri doğru teşhis koyamadıkları için, yeterince tedbir alamadıkları için, zamanında tedbir alamadıkları için maalesef ülkemiz çok ağır bedeller ödedi. 68 kuşağı dediğimiz ve bugün ülkeyi yönetenlerin birçoğunun içinde bulunduğu olaylar, 68 olayları, 1970 ile 1980 arası Türkiye’yi bir kardeş kavgasının eşiğine getiren o olaylar, 1980 ihtilalinin gerekçesi olan o olaylar Türkiye’ye çok ağır bir maliyet ödetti, bedel ödetti.

Şimdi, bir kıvılcım mahiyetinde, üniversitelerimizdeki, sebebi ne olursa olsun -aslında bu sebepleri burada konuşmamız lazım- bu olayı bir polisiye olay olarak algılar ve öfkeye öfkeyle karşılık verirseniz, bir suçlamayla sorumluluktan kurtulduğunuzu zannederseniz ve daha da acısı bunu siyasetin malzemesi yaparsanız, siyasetin istismarı yaparsanız kaybettiğimiz yılları tekrar kaybetmeye mecbur kalırsınız.

Bu sebeple, arzu ederdim ki Hükûmet, ülkeyi yönetmekle sorumlu olan iktidar bu olaylardan sonra gerek kendi arasında gerekse Genel Kurulda bu olayların sebeplerini ilmen, tarihî köklerinden de örnekler çıkartarak, o örneklerden de dersler çıkartarak sorgulasın, tedbirlerini yeterince ve zamanında alsın. Yoksa, değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri, her birimiz için çok değerli olan gençlerimizin ve üniversitelerimizin, Türkiye'nin planını bozmak veya yürüyüşünü, moralini bozmak için bir fırsat olarak kullanılmasına ancak seyirci kalırız, işte öfkeyle karşı dururuz, bunun da hiç kimseye faydası yok. Onun için, ben arzu ederdim ki Hükûmet bugün, burada bu araştırma önergesinin üzerinde değil, bir genel görüşme konusu yaparak bu konuyu burada tartışmalıydı.

Üniversitelerimizde neler oluyor beyler? Meseleyi yalnız polisin aşırı güç kullanımı olarak değerlendirirseniz ve öfkeyle suçlayarak cevap verirseniz mukadder akıbetten kurtulamazsınız. Bana göre çok önemli bir konuyu konuşuyoruz.

Değerli milletvekilleri, bu konuyu doğru anlamak, anlatmak ve tedbirleri almak sorumlusu insanlar olarak sizleri -iktidarıyla muhalefetiyle söylüyorum- bu konuda daha dikkatli olmaya davet ediyorum.

Her şeyden önce Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak, dün, Sayın Burhan Kuzu’ya ve Sayın Süheyl Batum’a reva görülen olayı kabul etmemiz mümkün değil. Her şeyden önce üniversitemize yakışmamıştır, üniversite gençliğimize de yakışmamıştır. Kim olursa olsun insanlar fikirlerini söylemeliler, beğenirsiniz beğenmezsiniz, meşru zeminlerde tepkinizi de ortaya koyabilirsiniz.

Değerli milletvekilleri, üniversite gençlerimiz ülkenin gündemiyle ilgili tavırlarını ortaya koymalılar, siyaset yapmalılar, düşüncelerini ifade etmeliler, düşüncelerinin dikkate alınması için kendilerini hissettirecek eylemler de yapabilirler ama bunların tamamının meşru zeminlerde ve hukukun içinde kalarak yapılması gerekir. Dolayısıyla, dün yaşanan hadiseleri, hiçbir şekilde siyasetin malzemesi yapmadan söylüyorum, asla doğru bulamayız ama siz de kabul edersiniz ki öğrenci hadiseleri karşısında başta Sayın Başbakan olmak üzere ortaya konan öfkeyi de hiç faydalı bulmuyorum, doğru bulmuyorum, hak da bulmuyorum. Bu sebeple, yapılması gerekeni burada birlikte veya Hükûmet, bu ülkeyi yönetmekle sorumlu olan iktidar kendi içinde, ilme dayalı olarak, doğru tespitlere dayalı olarak belirlemek, sorgulamak ve meselenin tarafı olarak bu öğrencileri dinlemek mecburiyetindedir. Ben arzu ederdim ki Sayın İçişleri Bakanı bunları dinlesin ama ilgi göstermiyor.

Değerli milletvekilleri, İstanbul Emniyet Müdürü yetişkin bir emniyet müdürüdür, çok başarılı hizmetler yapmıştır, çok tecrübelidir, devlete, hukuka, millete mensubiyetini biliyorum, çok üst seviyede değerli bir vatan evladıdır ama onun yönettiği İstanbul polisinin öğrencilerin eylemine karşı ortaya koyduğu orantısız güç kullanımını kabul edebilmek mümkün değil. Bunu sorgulamamız lazım. Demek ki önde olanlar, ülkeyi yönetenler, siyasetçiler eğer ülke gündemini tartışırken sinirlerine hâkim olamıyorlarsa devletin memurları onu çarpan etkisiyle uygulamalarında ortaya koyuyorlar. Polisin gerek Ankara’da gerekse İstanbul’da, öğrenci olaylarında, işçi olaylarında ortaya koyduğu aşırı güç kullanımının, orantısız güç kullanımının sebeplerini siyaset kendinde aramalıdır. Siyaset bu kadar öfkeli olursa, bu kadar olaylara duyarsız olursa, polis, anlaşılıyor ki… Ya da polisin çalışma şartları bu kadar ağır olursa, inanıyorum ki, İstanbul’daki o olayda çalışan, o olayda görevli polisler belki de o gün en az on beş saattir çalışıyorlardı. Polise verilen sözler de yerine getirilemeyince özensizlik had safhaya ulaşıyor, Türkiye’ye yakışmaz birtakım manzaralarla karşılaşıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

70 konuşma daha · 9 Aralık 2010

70 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook