Bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.:698)
Mersin Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 83. Birleşim · 5. yasama yılı · 29 Mart 2011 · 419 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Şandır (MHP), 29 Mart 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (S.S.:698)); konuşma 419 kelime.
Mehmet Şandır (MHP, Mersin). “Bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.:698)”. TBMM Genel Kurulu, 83. Birleşim tutanağı, 29 Mart 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sandir-23-2011-03-29-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-s-s-698-2 (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET ŞANDIR (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Bu önerge doğru bir önergedir. Bu önergede bizim grubumuzun üyesi arkadaşlarımızın da imzası bulunmaktadır, doğru bir önergedir. Biz bu önergeyi destekliyoruz.
Benim söz almaktaki maksadım, biraz önce yaşadığımız tartışmayla ilgili Sayın Genel Kurula bilgi sunmaktır, vatandaşlarımıza da bilgi sunmaktır bir yanlış anlamaya meydan vermemek için.
Öncelikle şunu ifade etmem gerekiyor: Mersin Milletvekili ve Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak, Mersin’in Anamur ilçesindeki Dragon Çayı’nın üzerinde bir Alaköprü Barajı yapılması çok gerekli, çok doğru, çok mübarek bir iştir, buna karar veren, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Bu suyun Kıbrıs’a taşınması da çok güzel bir iştir, cumhuriyetimizin yüz akı projelerden biridir, buna da çok teşekkür ederim. Tebrik ediyorum, güzel bir iştir, inşallah zamanında da bitirilir, bir hizmet kazandırılır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz bu projeye yürekten destek veriyoruz, hiçbir karşıtlığımız yoktur ancak değerli arkadaşlar, biraz önce iktidar partisinin verdiği önergeyle yapılan düzenleme Anayasa’ya aykırıydı. Burada yapacağımız iş hukuk kuruculuk, hukuk bozuculuk olmamalıdır.
Bakınız, o önergeyle şu söyleniyordu: Dragon Çayı üzerinde kurulacak Alaköprü Barajı’nın rezervuarı ve kanalları altında kalan köylerin ormandan çıkartılan arazilere taşınabileceğini, bu taşınma işi için bu arazilerin Bayındırlık Bakanlığına devredilmesini amir bir hükümdü. Hâlbuki Anayasa’nın 170’inci maddesinde, ormandan çıkartılan arazilerin nasıl kullanılacağı çok açık, net yazılmıştır, açıp okursanız orada da görürsünüz, diyor ki: “…31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş yerlerin… orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen bu yerlere yerleştirilmesi için Devlet eliyle anılan yerlerin ihya edilerek bu halkın yararlanmasına tahsisi kanunla düzenlenir.” Yani ormandan çıkartılan alanlara siz ancak orman içi ve kenarı köylerini taşıyabilirsiniz, bir başka köyü taşıyamazsınız. Bu “2/B” dediğimiz hadisenin bugüne kadar çözülemeyişinin sebebi bu. Anayasa’da bu kadar açık, net hüküm varken burada bir kanun maddesiyle, siz, bir barajın altında kalan orman dışı köyü taşıyamazsınız, onu genel hükümlere göre taşıyacaksınız, onu hazine arazilerinin üzerine taşıyacaksınız. Bu yanlıştı, kanunun getirilen maddesi zaten bütünüyle yanlıştı, getirilen önerge de o yanlışlığın devamıydı. Geç fark ettik, fark edince bilginin sorumluluğuyla da burada itiraz ettik, sonra arkada bir düzenleme yaptık. Yani bu barajın göleti altında ve kanalları altında kalacak ova köylerinin taşınması ayrı bir statüdür, ayrı bir hukuktur; orman içi köylerin veya orman kenarındaki köylerin taşınması ayrı bir hukuktur. Bu yapılan düzenlemeyle kanun düzeltilmiş oldu.
Minareyi düzeltmeden cami inşaatı bitmez. Kanun bozuculuğa gerek yok. Burada hukuk kuruyorsak öncelikle Anayasa’ya uygun iş yapmak mecburiyetindeyiz. “Ben dedim, oldu. Benim dediğim haktır, yaptığım doğrudur.” iddiasından ve inatlaşmasından vazgeçmemiz gerekiyor. Bir Molla Kasım gelir ve düzeltir. Onu yapmaya çalıştık. Bilgilerinize sunulur.
Saygılar sunuyorum. Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
41 konuşma daha · 29 Mart 2011