Bağımsız yargı sorunlarının araştırılması amacıyla verilen araştırma önergesi hakkında
Mersin Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 6. Birleşim · 2. yasama yılı · 12 Ekim 2011 · 938 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Şandır (MHP), 12 Ekim 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAĞIMSIZ YARGI SORUNLARININ ARAŞTIRILMASI AMACIYLA VERİLEN ARAŞTIRMA ÖNERGESİ HAKKINDA); konuşma 938 kelime.
Mehmet Şandır (MHP, Mersin). “Bağımsız yargı sorunlarının araştırılması amacıyla verilen araştırma önergesi hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 6. Birleşim tutanağı, 12 Ekim 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sandir-24-2011-10-12-bagimsiz-yargi-sorunlarinin-arastirilmasi-amaciyla-verilen-arastirma-o (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET ŞANDIR (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisinin Meclis gündemini yeniden belirlemek üzere vermiş olduğu Danışma Kurulu grup önerisinin aleyhinde söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, önergenin konusu yargı bağımsızlığı, yargının sorunlarıyla ilgili geçen dönemde vermiş oldukları bir araştırma önergesinin gündeme alınması ve Meclis gündeminin buna göre tanzim edilmesini talep etmektedir. Tabii Meclisin, Genel Kurulun gündemi dün belli olmuştu ancak dün Danışma Kurulu kararıyla kesinleşen gündem Anayasa Komisyonu Başkanının müdahalesiyle sekteye uğradı. Gündeme aldığımız konuları görüşemeden bugüne intikal ettik. Bugün de Barış ve Demokrasi Partisi, İç Tüzük’ten kaynaklanan bir hakla böyle bir önergeyi vererek yeniden bir gündem belirlemeyi talep etmektedir. Bu, İç Tüzük’ten kaynaklanan bir haktır, bunun aleyhinde olmak, söz konusu değil. Ancak İç Tüzük’ün ilgili maddesine göre, Danışma Kurulu grup önerisi olması hâlinde grupların iki lehte iki aleyhte konuşma hakkı var. Bu kapsamda söz aldım. İki anlamda hem Danışma Kurulu grup önerisi talebinin aleyhinde olmak İç Tüzük’ün bu hakkının karşısında olmak gibi bir sonuç olacağından hem de talep edilen husus yargı bağımsızlığı olunca onun aleyhinde konuşmak eşyanın tabiatına aykırı olması hasebiyle aleyhte söz almış olmama rağmen meselenin lehinde konuşacağımı da başta ifade etmek mecburiyetindeyim.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri)İç Tüzük’e aykırı hareket edeceksiniz.
MEHMET ŞANDIR (Devamla)Bu, benim kusurum değil, bu, İç Tüzük’ün bir mecburiyeti, bunu da itiraf ederek sözlerime başlıyorum.
Değerli arkadaşlar, tabii yargı bizim en büyük ortak paydamız. Adalet duygusu bizi bir arada tutan, birlikte yaşama irademizi hayata geçiren en değerli, en önemli değerimizdir, varlığımızdır. Adalet duygusunu geliştirmeyen bir yargı sistemi, bir yargılama hukuku, bir yargılama usulü bize zarar verir, geleceğimize zarar verir. Bunun için yargının bağımsızlığını, yargının bağımsızlığıyla ilgili sorunların konuşulmasını bu zeminde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda mümkün olabildiği kadar fazla konuşmamızda fayda var. Ülkenin sorunları burada konuşulmalı, birlikte konuşulmalı ve birlikte çözüm üretilmelidir. En büyük ortak paydamız olarak yargının sorunlarını burada konuşmamız lazım. Bu konuda Grubumun, Milliyetçi Hareket Partisinin de vermiş olduğu çok sayıda araştırma önergesi, bakanlara yönelttiğimiz soru önergeleri bulunmaktadır. Bunlar üzerinde de zamanı geldikçe konuşmalar yapacağız.
Değerli arkadaşlar, yargı sürecine müdahale edecek şekilde bir konuşma Anayasamıza ve hukukumuza göre doğru değildir, hukuka aykırı bir davranıştır. Ama bugün yargı bağımsızlığının çok doğrudan sorgulanmasına sebep olan uygulamalar var, yargı süreçleri var maalesef. Bu bizim ortak sorunumuz. Birini ilzam edecek… Suçlamak anlamında söylemiyorum ama bugün, tutuklama sürelerinin uzunluğu, zannediyorum, hem Türkiye Büyük Millet Meclisinin, iktidarıyla muhalefetiyle tüm siyaset kurumunun ve tüm Türkiye’nin sorunu hâline geldi. Evrensel hukukta olması gereken, deliller toplandıktan sonra soruşturmanın başlanıp yargı sürecinin başlaması gerekirken, kaçacağı varsayımıyla, delilleri karartacağı varsayımıyla insanlar yani bir yıl, iki yıl, üç yıl hakkında dava açılmadan gözaltında tutuluyor, tutuklamalar yapılıyor. Bu, yargının bağımsızlığına veya yargının adalet sağlama özelliğine, beklentisine çok ciddi zararlar vermektedir. Bana göre Türkiye’nin Anayasa, ekonomik sorunlar, efendim terör, asayiş sorunları, tüm bu sorunlarından daha öncelikli olarak, daha önemli olarak yargı kurumunun, yargı bağımsızlığını zedeleyen, adalet duygusunu zedeleyen bu işleyişine çözüm üretmektir en önemli sorunumuz. Hukuk kurucu olmak vasfıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi bu konuda bir hukuk kurmalı veya mevcut hukuku bu noktada sorgulamalıdır. Gerçekten, bugün, her anlamda, her kapsamda adaleti sağlamayan bir yargılama usulü, adaleti temin etmeyen bir yargı kurumu ve tartışılan bir yargı süreci ve sonucu ülkemizin çok temel sorunu, gelecekle ilgili sorunumuz; birlikte yaşama iradesini zayıflatan, bunu sorgulattıran bir sorunumuz.
Bu sebeple, yargının bağımsızlığı konusunda Barış ve Demokrasi Partisinin ve diğer partilerimizin vermiş olduğu araştırma önergelerinin öncelikli olarak gündeme alınarak, bu konuda Meclisimizde kurulacak bir komisyon marifetiyle, en geniş ölçekte, üniversiteleriyle, yargı kurumuyla, barolarıyla, meslek odalarıyla sorgulanması, tartışılması, sorunların tespiti, çözümlerin belirlenmesi konusunda bir çalışmanın yapılmasını biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak da çok önemsiyoruz.
Bu kapsamda, Meclisimizin -yani 24’üncü Dönem- ülkenin sorunlarına çözüm üretmek umuduyla kurulmuş Türkiye Büyük Millet Meclisinin öncelikle kendine ait bir sorunu çözmek gibi bir sorumluluğu var, o da: Bugün, maalesef, burada olması gereken, millet tarafından seçilmiş ama -yargı sürecine müdahale olmaksızın söylüyorum- bugün yemin edebilmek için buraya gelemeyen çok sayıda da milletvekilimiz var. Milletin seçtiği, milletin iradesiyle, yetkilendirmesiyle milletvekili vasfını kazanmış bu insanların ne zaman sonuçlanacağı belli olmayan bir sürecin tutuklaması altında adalet beklemesini de kabul edebilmemiz mümkün değil.
Her partinin bu noktada söyleyecekleri var. Milliyetçi Hareket Partisi olarak İstanbul birinci bölge milletvekilimiz Sayın Engin Alan’ın, ne zaman sonuçlanacağı belli olmayan, neyle itham edildiği de çok belli olmayan bir yargı süreci içerisinde, milletten aldığı yüz binin üzerinde oya rağmen bugün tutuklu olmasını kabul edebilmemiz mümkün değil. Bu yalnız Milliyetçi Hareket Partisinin sorunu değil, bu Türkiye Büyük Millet Meclisinin sorunu, bu siyaset kurumunun sorunu. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)
Siyaset kendi sorununu çözmekte bir beceri gösteremiyorsa bu milletin sorununu nasıl çözeceğiz? Bu sebeple zannediyorum Hükûmetin bu yönde bir çalışması var, bu tutukluluk sürelerinin kısaltılmasıyla ilgili, bugün gazetelerde yazıyor. Bu sorunu önemsememiz lazım. Suç işleyen insanı savunmak değil bu.
Milliyetçi Hareket Partisi olarak söylüyorum: Milletin iradesine, milletin iradesiyle oluşmuş Türkiye Büyük Millet Meclisine, bu Meclisten çıkmış siyasi iktidara hukuk dışı yollarla müdahale etmek, sebebi ne olursa olsun, sahibi de kim olursa olsun buna birlikte karşı çıkmak hepimizin görevi. Milliyetçi Hareket Partisi olarak herkesten daha önce karşı çıkarız ve demokrasiyi, milletin iradesini savunuruz, bundan hiç kimsenin endişesi olmasın ama milletin iradesiyle seçilmiş bir insanı suçlama, yargı hükmü ortaya çıkmadan, yargılama sürecinin ne zaman tamamlanacağı belli olmadan içerde tutulmasını da kabul edebilmemiz mümkün değil. Bunun adı demokrasi değil, bunun adı hukuk olmaz, bunun adı yargı olmaz. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)
Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, bu önerge kapsamında söylemiyorum ama Türkiye Büyük Millet Meclisi bu sorunu çözmek mecburiyetinde, çözebilmek için gerekeni birlikte yapmak, ne yapılacaksa onu oturup birlikte yapmak gibi bir mecburiyetimiz olduğunu da ifade ediyorum.
Ben, yargı bağımsızlığının önemine dikkati çekmek, yargının sorunlarına dikkati çekmek için grubum adına söz aldım. Yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.
Teşekkür ederim. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
36 konuşma daha · 12 Ekim 2011