Azerbaycan Hava Yollarına ait uçağın düşmesine, Gaziantep'in düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümüne, açıklanan asgari ücrete, Dışişleri Bakanının Suriye ziyaretine ve emeklilere verilecek en düşük maaşa ilişkin açıklaması
İstanbul Milletvekili · İYİ Parti
Genel Kurul, 42. Birleşim · 3. yasama yılı · 25 Aralık 2024 · 548 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma · Günün kaydı →
Kaynak göster
Mehmet Satuk Buğra Kavuncu (İYİ Parti), 25 Aralık 2024 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Azerbaycan Hava Yollarına ait uçağın düşmesine, Gaziantep'in düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümüne, açıklanan asgari ücrete, Dışişleri Bakanının Suriye ziyaretine ve emeklilere verilecek en düşük maaşa ilişkin açıklaması); konuşma 548 kelime.
Mehmet Satuk Buğra Kavuncu (İYİ Parti, İstanbul). “Azerbaycan Hava Yollarına ait uçağın düşmesine, Gaziantep'in düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümüne, açıklanan asgari ücrete, Dışişleri Bakanının Suriye ziyaretine ve emeklilere verilecek en düşük maaşa ilişkin açıklaması”. TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim tutanağı, 25 Aralık 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-satuk-bugra-kavuncu-2024-12-25-azerbaycan-hava-yollarina-ait-ucagin-dusmesine-gaziantep-in-dusman-is (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=131210
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul)Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Tabii, bugün acı bir haber aldık; Azerbaycan Hava Yollarına ait Bakü'den Rusya'ya giden bir uçağın maalesef Kazakistan'da düştüğünü öğrendik. İlk gelen bilgilere göre uçaktaki 72 kişiden sadece 25 kişi sağ kurtulmuş, kalan yolcular da maalesef yaşamını yitirmiş. Biz, hem can Azerbaycan'a hem kardeş Kazakistan Cumhuriyeti'ne geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz ve başları sağ olsun diyoruz.
Şehit olur, gazi olur ama asla teslim olmaz. Gaziantep'in düşman işgalinden kurtuluşunun bugün yıl dönümü. Dolayısıyla biz, bu vesileyle, Gaziantep'in düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümünü kutluyor, bütün şehit ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz.
Tabii, dün asgari ücretle ilgili sonuçları, alınan kararı burada hep beraber büyük bir üzüntüyle ve büyük bir şaşkınlıkla dinledik. Hani her şeye rağmen bu gelen tek adam sisteminde dedik ki: Belki Sayın Cumhurbaşkanı daha önce de yaptığı gibi çıkar, hani ulufe verir gibi "Hadi 2 bin lira da ben veriyorum." der. Tabii, teknik olarak bir hukuk devletinde bu mümkün değil. Komisyonun almış olduğu karar ortada. Bakın, 7 milyon kişinin hayatını ilgilendiren bir karar bu; 7 milyon kişiyi ilgilendiriyor direkt, bire bir yakından. Bunu böyle bir ekonomik krizle, işte ülkedeki ekonomik sıkıntıyla isimlendirmek de olayı hafifletmekle eş değer. Bu, aslında bir yönetim krizidir arkadaşlar. Bu bir iktidar krizidir. Keşke bir asgari ücretliyi, bir emekliyi karşınıza alıp şu zamlardan sonra bir kahve içseniz. Zaten 22.104 TL'lik bu havayı aslında soluyamazsınız. 22.104 TL'ye soluyacağınız hava ancak açlık ve yoksulluktur. Türkiye'de "asgari ücret" diye bir kavram da kalmadı. Şu an uygulanan sistem aslında tam anlamıyla bir sosyal yardımdır. Bunu bir maaş skalası olarak kabul edebilmek mümkün değil. Bu şartlar altında geçinebilmek, hayatta kalabilmek hiç mümkün değil. Milletin cebine para sıkıştırır gibi, millete bir lütuf bahşediyormuş gibi hamlelerle bu gemi yürümez. Şimdi "gemi" deyince, tabii, Titanik filmini hatırlarsınız hepiniz. Titanik batarken orada müzik çalmaya devam eden bir orkestra vardı, durum aynen onun gibi; gemi su alıyor, hatta gemi batmak üzere, siz hâlâ millete müzik çalıyorsunuz. Size yakın yandaşlar, iş çevreleri de yine Titanik'teki kadınlar, çocuklar dururken hani o filikalara binmeye çalışan zenginler vardı, aynı onlar gibi her olayda kendilerini kurtarma derdindeler. Bakın "Sığınmacılar onurlu bir şekilde geri dönsün." denildiğinde bu kesim ayağa kalkıyor, diyor ki "Ekonomimiz batar." "Asgari ücrete vatandaşı memnun edecek zam yapılsın." denildiğinde: "Aman ha, enflasyon var, ekonomi kötüye gider, mahvoluruz." Arkadaşlar, sizler zaten batık bir orkestrasınız, milleti de aşağı çekmekten vazgeçin.
"Yerli ve millîyiz." dediniz, "Bir yerli otomobil yapalım." dediniz -Togg- biz de büyük bir ilgiyle takip ettik, başarılı olmasından da elbette gurur duyarız dedik fakat öyle bir otomobil yaptınız ki bakın, bu verdiğiniz son zamlardan sonra Türkiye'deki asgari ücretli ancak altmış beş aylık maaşıyla bu ürettiğiniz yerli ve millî otomobili satın alabiliyor. Asgari ücretle çalışan bir Alman, kendi ülkesindeki benzer otomobili on beş-on altı ayda alabiliyor. Bu mudur yerlilik ve millîlik ya! Yerlilik ve millîlik, vatanseverlik; kendi milletini, kendi halkını en iyi şartlarda, en iyi ekonomik şartlarda yaşatabilmektir yoksa hamasetle, sloganlarla yaşatmak ve bunun sloganlarını atmak doğru değil.
Tabii, gündemimiz, asıl gündem, bir başka önemli gündem de Suriye. Millî İstihbarat Başkanımız, Dışişleri Bakanımız bölgeyi ziyaret ettiler. Orada terör örgütü olarak kabul edilen, tanımlanan -ki Türkiye'de bizim mahkeme kayıtlarına da böyle geçmiş- HTŞ'nin lideriyle araba gezisi yaptılar ve karşılıklı kahve içtiler. Nitekim, Sayın Cumhurbaşkanı da HTŞ lideri için "Suriye'deki devrimin lideri" ifadesini kullandı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
77 konuşma daha · 25 Aralık 2024