Üniversite ve sağlık personelinin tam gün çalışmasına ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 418)
Kayseri Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 48. Birleşim · 4. yasama yılı · 14 Ocak 2010 · 683 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Şevki Kulkuloğlu (CHP), 14 Ocak 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÜNİVERSİTE VE SAĞLIK PERSONELİNİN TAM GÜN ÇALIŞMASINA VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 418)); konuşma 683 kelime.
Mehmet Şevki Kulkuloğlu (CHP, Kayseri). “Üniversite ve sağlık personelinin tam gün çalışmasına ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 418)”. TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim tutanağı, 14 Ocak 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-sevki-kulkuloglu-23-2010-01-14-universite-ve-saglik-personelinin-tam-gun-calismasina-ve-bazi-kanunlar (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET ŞEVKİ KULKULOĞLU (Kayseri)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Çek Yasası’nın uygulamasında karşılaşılan sorunlar hakkında söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.
Bakınız, 3164 sayılı Kanun, 4818 sayılı Kanun, 5941 sayılı Kanun, Türk Ticaret Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Ceza İnfaz Kanunu; bunların üçü çek kullanımını düzenlerken diğerleri de konuyla ilgili maddeler içeriyor, ne çağdaş ülkelerde ne de geri kalmış ülkelerde eşi ve benzeri yok. Zaten çeki düzenleyen kanun yeryüzünde üç geri kalmış ülkede var.
O gün de söyledim, bugün de söylüyorum: Çekin düzenlenmesi Türk Ticaret Kanunu’ndaki yerine bırakılmalıydı. Gelecek günlerde yine yapacağım gündem dışı konuşmalarda vadeli ticaretin Çek Kanunu’yla değil, factoring kanunuyla ancak düzenlenebileceğini, factoringin fatura iskontosu yöntemiyle işletilmesi gerektiğini, biz de ise factoringcilerin çek iskontosu yaptığını, bu çekten verilen hapis cezalarının da en büyük alacaklısının factoringciler olduğunu, factoring müessesesinin tefecilik müessesesi hâline dönüştürüldüğünü, büyük tefecilerin de factoringci olarak tefeciliği yasallaştırdıklarını detaylarıyla anlatmaya çalışacağım. Çelişkiye bakın: Factoring müessesesi kanun hükmünde kararnameyle yönetilirken çek üç ana, üç tali kanunla yönetiliyor. Ayrıca, bu durum hem Anayasa’mıza aykırılıklar içermekte hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6’ncı maddesine aykırılıklar içermektedir. Bu durum derhâl düzeltilmelidir.
Çek Kanunu çıktı çıkmasına da orada “Taahhüt etmekle hapisten çıkma fırsatı veriyoruz.” dediğiniz, size göre 2 bin kişi, hapishane kayıtlarına göre 65 bin kişi bir türlü hapisten çıkamadı. Yasa’nın yürürlüğe girmesinin üzerinden neredeyse bir ay geçti, topu topu 500 kişi civarında şu ana kadar taahhütte bulunarak hapisten çıkabilen mahkûm mevcut. “Çıkabilen” diyorum çünkü Yasa uygulanmıyor, uygulanamıyor ya da birileri uygulatmıyor.
Bakınız, sayın milletvekilleri, yine Çek Kanunu’nda 3167 sayılı Yasa’dan farklı olarak ne var: Oradaki “hapis cezası”nın adı burada “adli para cezası” hâline getirilmiş. Bu, açıkça Anayasa’mızın 19 ve 38’inci maddelerine aykırıdır. Bunun adı “Kandırmaca bir.”
“İyileştirme yapıldı.” diyorsunuz, bir bakalım: Eskiden alt hapis cezası sınırı çek miktarı kadardı, yeni Yasa’da da aynı. Nerede iyileştirme? Üst hapis cezası sınırı da tek çekte 80 bin TL’den fazla olamazdı, yani sekiz yüz gün hapisti, yeni Yasa’da 150 bin TL oldu, üstelik de eğer çek 150 bin TL’den fazla ise, örneğin 1 milyon TL ise. Eskiden 1 milyon TL’lik tek çekin karşılığı sekiz yüz gün hapis cezası iken bugün on bin gün, yani yaklaşık yirmi beş yıla çıktı, “Kandırmaca iki.”
Sonra, sayın milletvekilleri, Ceza İnfaz Yasası’na bakarsak da şunu göreceğiz: Örneğin bir hâkim isterse karşılıksız çekte borç miktarını 20 TL’ye bölerek hapis yatılacak günü belirleyebilirken bir diğer hâkim 100 TL’ye bölebiliyor. Yani 10 bin TL karşılıksız çeki olan bir kişi düşünelim ki 100 TL’ye bölen hâkime düşerse elli gün hapis yatacak, 20 TL’ye bölen hâkime denk gelirse, maazallah, beş yüz gün hapis yatacak, etti “Kandırmaca üç.”
Bu durumda, karşılıksız çeki olanlara bizler yasa düzenleme yetkisi olan milletvekilleri olarak “Allah yardımcınız olsun.” dersek inanın bizi ne Allah ne de kullar affeder. Bu, her şey bir yana Anayasa’nın 10’uncu maddesindeki eşitlik ilkesine de aykırıdır. 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 6’ncı maddesi uyarınca yapılacak olan taahhütte denmiş ki: “Taahhüt miktarı, çek miktarı ve ticari faiz toplamını da içermelidir.” Bu durumu ceza mahkemeleri denetlemekle yükümlü. Nasıl yapacak bu denetimi? Bilirkişi marifetiyle. Peki, bilirkişi incelemesi süresinde ne olacak? Kişi hapis yatmaya devam edecek. Yani “Taahhütte bulunan hemen hapisten çıkacak.” diye bir taahhüdünüz vardı, “Kandırmaca dört.”
Karşılıksız çek nedeniyle hapis cezası alan ve yatan kişiler, bu Kanun’dan yararlanmak istediklerinde, cezaevi savcılarının bu Kanun’un uygulanması yönünde yapmış oldukları yorumlar mağdurların en az bir altı ay daha cezaevlerinde kalmalarına neden olacaktır. Örneğin, Denizli Açık Cezaevinden bir hanım mahkûm bildiriyor: “10 adet ve toplam 74 bin TL olan karşılıksız çeklerim vardı. 8 çekin bedeli cezayı yattım. Kalan 2 çekle ilgili taahhütte bulunmak istedim, savcı kabul etmedi, ‘10 çeke de faizleriyle birlikte taahhütte bulunacaksın.’ dedi. Ben asıllarını ödeyememişim, borç 2 misline çıkıyor. Üstüne üstlük iki yıldır hapisim, ne iş kaldı ne evliliğim. Çıkınca nasıl hemen iş bulup da hepsini faiziyle, yüzde 30’unu da ilk yılda ödeyebileyim? Mümkün değil.” diyor.
İstanbul’dan bir erkek mahkûm: “2 çekim nedeniyle hapisteyim. 1 çekimin davası devam ediyor, 2 çekim de temyizde. Çeklerimi toplu olarak ve gününden önce sordukları için çeklerim yazıldı. Savcıya hapis yattığım çeklerle ilgili taahhütte bulunmak istiyorum, kabul etmiyor. Savcı ‘Devam eden davana da temyizdeki davalara da yani 5 çeke de taahhütte bulunmazsan kabul etmem.’ diyor.”
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
55 konuşma daha · 14 Ocak 2010