Bazı yatırım ve hizmetlerin yap-işlet-devret modeli çerçevesinde yaptırılması hakkında kanun ile devlet su işleri umum müdürlüğü teşkilat ve vazifeleri hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s: s.:94)
İstanbul Milletvekili ·
Genel Kurul, 101. Birleşim · 2. yasama yılı · 8 Mayıs 2008 · 697 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Ufuk Uras, 8 Mayıs 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI YATIRIM VE HİZMETLERİN YAP-İŞLET-DEVRET MODELİ ÇERÇEVESİNDE YAPTIRILMASI HAKKINDA KANUN İLE DEVLET SU İŞLERİ UMUM MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT VE VAZİFELERİ HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S: S.:94)); konuşma 697 kelime.
Mehmet Ufuk Uras (İstanbul). “Bazı yatırım ve hizmetlerin yap-işlet-devret modeli çerçevesinde yaptırılması hakkında kanun ile devlet su işleri umum müdürlüğü teşkilat ve vazifeleri hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s: s.:94)”. TBMM Genel Kurulu, 101. Birleşim tutanağı, 8 Mayıs 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ufuk-uras-23-2008-05-08-bazi-yatirim-ve-hizmetlerin-yap-islet-devret-modeli-cercevesinde-yapti (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET UFUK URAS (İstanbul)Söz istiyorum Sayın Başkan.
BAŞKANBuyurun Sayın Uras.
MEHMET UFUK URAS (İstanbul)Sayın Başkan, değerli vekiller; önce, 1 Mayısta, ben de, sendikalara, siyasi partilere, yurttaşlara, hastalara yönelik hasmane tutumu, bu vesileyle, bir kere daha, eleştirmek istiyorum. Dünyanın yüz altmış beş ülkesinin gerisine düşmeyi hep birlikte başardık, bütün iddialar fos çıktı, il binamıza saldırı suçüstü tespit edildi. İktidar aslında kendi fişini çekmiş oldu. Osmanlıda ilk partinin Fedailer Cemiyeti olduğunu biliyoruz. Süleymaniyeli Şeyh Ahmet kurmuş. Şimdi neyin fedailiğinin yapıldığı belli değil. 12 Eylül yasaklarının ancak baskı ve zorbalıkla sürdürüldüğünü görüyoruz.
Sayın Başbakan, Mehmet Âkif’i çok sever. Mehmet Âkif, Safahat’ın 6’ncı kitabı Âsım’da neredeyse 1 Mayısı izlemiş ve şu şiirini yazmış.
Demiş ki:
“Kim bu mantıkla, a dîvâne, hükûmet mi yürür?
Bir cemâ’at ki erenler işi yumrukla görür,
Kafa bitmiş demek artık, çekiver kuyruğunu!
Güçlünün hakkı mıdır enselemek bulduğunu?
Bize, Âsım, ne şunun yumruğu gerekir, ne bunun;
Birinin pençesi ister yalınız: Kaanûnun.
Ver bütün gücü yasaya ki birlikte yürüsün...
Yoksa millet değil ancak dağınık bir sürüsün...
Ülke zâten ayol baksana: Allak bullak,
Sen de hissinle yürürsen batırırsın mutlak.
Ya kuzum, polis rûhuyla hükûmet sürenin,
Yeri altındadır, üstünde değil kürenin!”
Demiş Mehmet Âkif Ersoy. (DTP sıralarından alkışlar)
Şimdi, 1’inci maddeye bakıyoruz, üzerinde konuştuğumuz kanun teklifiyle, 3996 sayılı, yap-işlet-devret modeliyle yapılan yatırımların kapsamı genişletilmek isteniyor. Hükûmet, Osmanlıdan bu yana uygulanan bu modelin başarılı olduğunu anlatıyor. Hükûmet, Osmanlının son döneminde İstanbul şehrindeki Şirket-i Hayriye Vapur İşletmeleri, tramvay işletmeleri, elektrik işletmeleri ve benzeri hizmetlerin yap-işlet-devret modeliyle kurulduğunu örnek verdi. Haklılık payı da var. Ancak, 19’uncu yüzyılın sonu kurulan tesisleri kullanıyoruz ve ama sonrasına hiç değinmiyoruz. Artan tramvay, vapur biletlerinden, elektrik fiyatlarından bahsetmiyoruz. Daha sonra bu şirketlerin kamulaştırılmak zorunda kalındığından bahsetmiyoruz. “Halkın binemediği, kullanamadığı vapuru ne yapacaksınız ki?” sorusunu kendimize sormuyoruz. Kamu kuruluşları kötü yönetiliyor diye terk edilmemelidir, iyi yönetmenin koşulları yaratılmalıdır. Bugüne geldiğimizde, mevcuda baktığımızda yap-işlet-devret modeli, Hükûmetin aktardığı gibi daha çok enerji sektöründe kullanılıyor. Madem çok başarılı bir model, neden Hükûmet elektriğe yeniden zam yapıyor?
Enerjide olanı kısaca hatırlatacak olursak: Yap-işlet-devret, yap-işlet, işletme hakkı devri gibi modellerle elektrik enerjimiz özel sektöre devredildi. 4646, 4628 gibi Derviş yasaları sayesinde de, kamu, enerjiye artık yatırım yapmıyor. En son 1 Ağustos 2006’yla devreye giren Dengeleme Uzlaştırma Yönetmeliği getirildi. Kısaca “DUY” deniliyor. Bu elektrik sıkıntısıyla “DUY” birleşince elektrik karaborsaya düştü. Elektrik birim fiyatı 7-8 yeni kuruş iken şimdi karaborsada 19,13 yeni kuruş. Karaborsadan alınan elektrik 2007 yılında kamuya 1,3 milyar YTL kaybettirdi.
Şimdi, peki bunun hesabını kim verecek; yap-işlet-devret sistemini getirenler mi, Derviş yasalarını getirenler mi, 1 Ağustosta “DUY”u devreye sokanlar mı? Şimdi soralım Enerji Bakanına: Elektriğe o zaman niye zam yapıldı; artan petrol fiyatları yüzünden mi, yoksa tüm enerjimizi özel sektöre bırakıp hiçbir yatırım yapmayan, bizleri doğal gaza ve petrole bağımlı bıraktığınız için mi?
Bu çok hayırlı modeli yani elektrikte senin altıncı yılın dolmadan ikinci zammı yaptıran modeli şimdi yaşamımızın her alanına sokmak istiyorlar. Üstüne üstlük zamları otomatiğe bağlıyorlar. Petrol ve doğal gaz zamlandıkça elektriğin de zamlanacağını görüyoruz.
Nasıl olsa elektrik dağıtım şirketlerini özelleştirecekler. İşte bunun için YİD modeliyle enerjimizi çökertip özel sektöre, piyasaya zemin açılmış oluyor. Hükûmet, bu kanun tasarısını önümüze getirmeden önce, elektriğin nasıl karaborsaya düştüğünü yap-işlet-devret modeli üzerinden bize anlatmak durumunda.
Albert Camus diyor ki: “İnsan tümüyle suçlu değildir çünkü tarihi o başlatmadı, ama tümüyle suçsuz da değildir çünkü tarihi sürdürdü.”
Tümüyle suçlu değilsiniz, bu modeli, politikayı siz başlatmadınız, sizden önce başlatan partiler yanı başınızda. Ama aynı zamanda suçlusunuz, çünkü aynı politikaları sürdürüyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Uras, devam edin.
MEHMET UFUK URAS (İstanbul)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Parlamentoda kendini burjuva diye adlandıran bir parti ya da anlayışı yok ama burjuvazi her zaman kendi çıkarını toplumun çıkarı gibi gösteriyor. Burjuvazi yaşamı kendi çıkarı doğrultusunda düzenliyor ama kendini gizliyor. Burjuvazi kendi siyasi perspektifini insanlığın perspektifi olarak sunuyor ve burjuvazi yani uluslararası burjuvazi bütün dünyayı mala çevirdi, şimdi sıra enerjimizde, suyumuzda, kalanlarda. Ezilen sınıfların mensupları da egemen sınıfın ideolojisiyle dünyaya baktıklarında hep tek kale bir maçla bu süreci devam ettiriyoruz. Ellili yıllarda demişlerdi ki, Menderes, enflasyon tartışmaları olurken, “Canım ne var, alan da Türk, satan da Türk…” Böyle baktığımız zaman meseleyi algılayamıyoruz ama şimdi uluslararası piyasaların hâkimiyeti bu yasa tasarısıyla perçinlenecek. Bu doğrultuda tasarıyı gözden geçirmeyi öneriyorum.
Teşekkür ederim. (DTP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
48 konuşma daha · 8 Mayıs 2008