Türkiye radyo ve televizyon kanununda değişiklik yapılması hakkında, (s.s.219)
İstanbul Milletvekili ·
Genel Kurul, 114. Birleşim · 2. yasama yılı · 5 Haziran 2008 · 731 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Ufuk Uras, 5 Haziran 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE RADYO VE TELEVİZYON KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA, (S.S.219)); konuşma 731 kelime.
Mehmet Ufuk Uras (İstanbul). “Türkiye radyo ve televizyon kanununda değişiklik yapılması hakkında, (s.s.219)”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 5 Haziran 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ufuk-uras-23-2008-06-05-turkiye-radyo-ve-televizyon-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET UFUK URAS (İstanbul)Sayın Başkan, değerli vekiller; bir kamu görevi olarak yapılan yayıncılığın toplumun tüm renklerini ve seslerini içermesi gerektiğini biliyoruz. Bu dikkate alındığı zaman, aslında toplumun istediği bir yayıncılık olacak. Biliyorsunuz Montesquieu’dan beri kuvvetler ayrımı önemli. Dördüncü kuvvet de medya, kamu yayıncılığı bu açıdan çok önemli. Gerçi Can Yücel, kuvvetler ayrımını Türkiye’de “kara kuvvetleri”, “deniz kuvvetleri”, “hava kuvvetleri” diye ayırmış ama bunun bir şaka olduğunu biliyoruz.
Şimdi, TRT Kurumunun bağımsızlığı ve özerkliği ile Kurum Başkanının başka kurumlardan elde ettiği gelir ve konum birbirine uyar mı, uymaz mı meselesi daha çok akçeli, parasal yönüyle tartışılıyor. Hâlbuki neden dolayı gelir elde edildiği kadar, elde edilen gelirin getirdiği görevin hiyerarşik konumu ile özerklik bağdaşır mı meselesi son derece tayin edici önemdedir. Bu çerçevede baktığınızda bir problem olduğunu görüyorsunuz.
Demin de dediğim gibi, Kurumun yapılanmasıyla bütün topluma hitap etme arasında bir ilişki var. Bugün İnternet ortamında bile yedi yüz kırk dokuz civarında dil var. Biz hâlâ çok dilliliğin, çok kültürlülüğün, çok kimlikliliğin sorun olup olmadığını tartışarak aslında yüzyılın gerisine düşüyoruz.
TRT’nin emekle sermaye ilişkisinde simetrik bir durumu yok. Örneğin, Yörsan’dan sendikalı olduğu için atılan işçilerin, Düzce’de Desa’da, TEGA’da, TÜMTİS Sendikasında sadece sendikalaşma suçu işleyen emekçilerimizin ne zaman haber değeri olacağını bilemiyoruz. Dolayısıyla TRT bütün bu kesimlere ortak durum, pozisyon izlemek durumunda. Mesela, iktidardan bağımsız bir TRT’nin, çok rahat bir, Yunus Emre yayıncılığı yapması lazım. Yapamaz mı? “Yapar” diyorsunuz ama bakın Yunus Emre ne demiş: “Kuru idik yaş olduk, ayak idik baş olduk.” Dolayısıyla, ayakların baş olma mücadelesinde Yunus Emre’ye referansta bulunabilmek için yine iktidardan özerk olmanın ne kadar önemli olduğunu görüyoruz.
TRT’nin PIN kodunu değiştirmek lazım. “Demokrasi, barış, adalet” gibi sözcüklere cevap alamıyoruz. 1 Haziranda Barış…
NECAT BİRİNCİ (İstanbul)“Kuru idik yaş olduk.” değil, “Yaş idik kuru olduk.” Düzeltin…
MEHMET UFUK URAS (Devamla)Başı öyle…
NECAT BİRİNCİ (İstanbul)Ama işte o tasavvufi bir şeydir, düzeltin.
MEHMET UFUK URAS (Devamla)Biliyorum... Başı öyle…
NECAT BİRİNCİ (İstanbul)Öyle değil o.
MEHMET UFUK URAS (Devamla)Ben size arada anlatırım.
1 Haziranda Barış Mitingi oldu. TRT’yi açtım, bakalım nasıl verecek diye. TRT’de böyle bir haber söz konusu değil. Bakıyorsunuz Leyla Gencer’in haberine, bulamıyorsunuz. Dolayısıyla, biz, TRT’de toplumdaki bütün farklılıkları görmek istiyoruz. Eskiden böyle yapılmıştı diye de bakılamaz, başkaları nemalandı, şimdi biz nemalanalım diye de bakılamaz. Farsçada “nema” sözcüğü otlak alanı demek. Başkaları otlandı, şimdi de biz otlanalım diye kamu yayıncılığı ele alınamaz. TRT hiçbir sapanın taşı olmama, kurşunu olmama ilkesini benimsemelidir. Şimdi, TRT’dekiler bu yüzden özgür davrandıklarını düşünüp hep kendilerinden beklendiği gibi davranıyorlar. TRT, toplumu bir kalıba sokmanın bir aracı değildir. TRT muhabiri devlet memuru değildir. Kamu televizyonculuğuyla devlet televizyonculuğu ayrımı bu yüzden son derece önemli. TRT’nin genel bütçeden pay almadığını unutmayalım.
Yine “Barış” sözcüğü gibi sözcükleri kullandığı için ikramiyesi kesilen, siciline müdahale edilen yaklaşımların, yargı kararıyla bu yaklaşımlara müdahale edilmesi son derece önemli. Bu konuda yargı kararları var. Yasak sözcüklerin gündemde olduğu bir TRT artık devre dışı bırakılmalıdır. İnsanlar, uzun yıllar boyu tarihte, güneşin dünyanın etrafında döndüğünü sandılar bildiğiniz gibi. Neden? Çünkü ilk bakışta öyle gözüküyordu da ondan. Peki dünyanın güneşin etrafında döndüğünü düşünmeleri için nasıl gözükmesi gerekiyordu? Demek ki sorun ne gördüğümüz değil, nasıl gördüğümüzdür. TRT’nin, bu çerçevede bir filtreden geçirmemesi, bütün renkleri içermemesi, doğrudan kadro yapılanması ve zihniyet dünyasındaki değişimle ilgili bir şey. 2004 yılından beri neredeyse değiştirilmeyen yöneticinin kalmadığını biliyoruz, hatta bunların birkaç kez değiştirildiğini biliyoruz. Kendilerine ayak bağı gibi gördükleri deneyimli yayıncıları önce pasif hâle getirip sonra yıldırma politikasıyla kurumdan uzaklaştırma bu tasarı ile çok daha yaygınlaşabilir.
“Sözleşmeli personel” adı altında yeni bir kadro oluşturulması problem. Bu kişilerin sözleşmeli personel olarak Kuruma alınmasında KPSS şartının aranmaması ve bunların -sonucu şimdiden belli olan- Kurum tarafından sınavla alınması ciddi bir sorundur.
BAŞKANBuyurun Sayın Uras, devam edin.
MEHMET UFUK URAS (Devamla)Tasarının, bu hâliyle, TRT Genel Müdürüne sınırsız yetkiler verdiğini vurgulamıştık. TRT Kurumunun iç işleyiş ve yayın faaliyetinde hayati önemi olan Koordinasyon Kurulunun da ortadan kaldırıldığı bir ortamda bütün bunlar tartışılıyor. Hep “Yabancı taklitçiliği yapmayalım.” denir Meclisimizde ama bugün bir BBC’nin, bir NOS’un özerk yayıncılık için örnek alınması son derece önemli. Dolayısıyla, bu özerklik ve bağımsızlık konusunda izlenen yayın politikası çok önemli.
Yunus Emre’den başladım, bir atasözümüzle bitireyim “Akılsız kafanın cezasını ayaklar çeker.” denir.
NECAT BİRİNCİ (İstanbul)Akılsız başın; kafanın değil.
MEHMET UFUK URAS (Devamla)“Başın cezasını ayaklar çeker.” denir. O yüzden, bu meselelerde davranacağımız, bütün topluma hitap eden tutum, toplumun bütün kesimi için de olumlu sonuç verecektir.
Teşekkür ederim. (DTP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
53 konuşma daha · 5 Haziran 2008