İşsizlik sigortası kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı, izmir milletvekili oğuz oyan ve 15 milletvekilinin; 4447 sayılı işsizlik sigortası kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi, malatya milletvekili ferit mevlüt aslanoğlu'nun; 5084 ve 5350 sayılı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi, izmir milletvekili harun öztürk ve 11 milletvekilinin; 25.8.1999 tarihli ve 4447 sayılı işsizlik sigortası kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi, ankara milletvekili yılmaz ateş ve 21 milletvekilinin; 4447 sayılı işsizlik sigortası kanununda değişiklik yapılması hakkındaki kanun teklifi, tokat milletvekili reşat doğru'nun; 5084 sayılı yatırımların ve istihdamın teşviki ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi, istanbul milletvekili sebahat tuncel'in; 5510 sayılı sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi, afyon
İstanbul Milletvekili ·
Genel Kurul, 59. Birleşim · 3. yasama yılı · 18 Şubat 2009 · 637 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Ufuk Uras, 18 Şubat 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞSİZLİK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI, İZMİR MİLLETVEKİLİ OĞUZ OYAN VE 15 MİLLETVEKİLİNİN; 4447 SAYILI İŞSİZLİK SİGORTASI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ, MALATYA MİLLETVEKİLİ FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU'NUN; 5084 VE 5350 SAYILI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ, İZMİR MİLLETVEKİLİ HARUN ÖZTÜRK VE 11 MİLLETVEKİLİNİN; 25.8.1999 TARİHLİ VE 4447 SAYILI İŞSİZLİK SİGORTASI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ, ANKARA MİLLETVEKİLİ YILMAZ ATEŞ VE 21 MİLLETVEKİLİNİN; 4447 SAYILI İŞSİZLİK SİGORTASI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDAKİ KANUN TEKLİFİ, TOKAT MİLLETVEKİLİ REŞAT DOĞRU'NUN; 5084 SAYILI YATIRIMLARIN VE İSTİHDAMIN TEŞVİKİ İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ, İSTANBUL MİLLETVEKİLİ SEBAHAT TUNCEL'İN; 5510 SAYILI SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ, AFYON); konuşma 637 kelime.
Mehmet Ufuk Uras (İstanbul). “İşsizlik sigortası kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısı, izmir milletvekili oğuz oyan ve 15 milletvekilinin; 4447 sayılı işsizlik sigortası kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi, malatya milletvekili ferit mevlüt aslanoğlu'nun; 5084 ve 5350 sayılı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi, izmir milletvekili harun öztürk ve 11 milletvekilinin; 25.8.1999 tarihli ve 4447 sayılı işsizlik sigortası kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi, ankara milletvekili yılmaz ateş ve 21 milletvekilinin; 4447 sayılı işsizlik sigortası kanununda değişiklik yapılması hakkındaki kanun teklifi, tokat milletvekili reşat doğru'nun; 5084 sayılı yatırımların ve istihdamın teşviki ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi, istanbul milletvekili sebahat tuncel'in; 5510 sayılı sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi, afyon”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 18 Şubat 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ufuk-uras-23-2009-02-18-issizlik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hak (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET UFUK URAS (İstanbul)Sayın Başkan, değerli vekiller; bir şairimiz diyor ki: “Aynı dilde konuşuyoruz ama aynı dili konuşmuyoruz.” Bugün dikkat ettim, mesela gündem dışı konuşmalar yapılırken o konuşmaları yanıtlamak için kürsüye çıkan Sayın Adalet Bakanımız kendi tezini savunmak için cezaevlerinden bir mektup okudu ve “Erkek mahkûmların bıçaklarla saldırdığını ama içeri girmediler.” ifadesini aktararak “Gördüğünüz gibi bir olay olmamıştır.” diye yorumladı.
Adalet Bakanımız cezaevlerinde eli bıçaklı kişilerin ortalıkta dolaşmasını normal karşılıyorsa durum son derece vahimdir. En tehlikeli şiddet kanıksanmış şiddettir, en tehlikeli hastalık da ihmal edilmiş hastalıktır.
Şimdi, biz, burada, Ekonomik Koordinasyon Kurulunu konuşuyoruz ama bu Koordinasyon Kurulunda olması gereken toplumsal muhalefet örgütleri, sendikalarımız ve diğerlerinin varlığı, Başbakanın keyfine, fıtratına bırakılmamalıdır. Daha da ötesi, bu koordinasyonun koordinatlarını değiştirmek gerekmektedir. Biz, demokrasiyi sadece siyasi demokrasi olarak almıyoruz ki aynı zamanda ekonomik demokrasi olarak görüyoruz. Ekonomik demokrasiyi kurumsallaştırmalıyız. Geçen gün Meclisimizi ziyaret eden Birleşik Metal-İş Sendikası, işçiler, sadece sendikalı oldukları için işten atıldıklarını ifade ederek “Bu ülkede yasalar işverenler için geçerli değil mi?” diye sordular ve Sayın Bakanımızla kendilerini yan yana getirdik. Sendikal hak ve özgürlüklerini kullanmak isteyen işçilerimiz var ve ciddi fatura ödüyorlar.
Daha hafta sonu Kadıköy’de krize karşı toplanan işçi arkadaşlarımız, yurttaşlarımız, KESK’iyle, DİSK’iyle, Türk-İş’iyle onun taleplerine kulak vermek, her türlü koordinasyondan çok daha önemli değil mi? Oradaki feryat zaten bizim yol haritamızı büyük ölçüde belirlemiyor mu? 20’nci yüzyılın, 21’inci yüzyılın en büyük toplumsal hastalığının işsizlik olduğunu biliyoruz. Bu krizle beraber işsizliğin katmerleştiğini biliyoruz. Amiyane deyişle “İşsiz güçsüz dolaşıyor.” denir insanlar için. İşsiz insan, hakikaten güçsüz insandır. O yüzden ekonominin önceliklerini değiştirerek istihdam ağırlıklı, üretim ağırlıklı ekonomi politikaları bu koordinasyonumuzun ön plana çıkarması için bunun öznelerinin, yani paçası çamurlu olanların, eli nasırlı olanların devreye girmesi gerekmektedir. Ama havuç politikası olmadığı zaman sopa politikasını benimseyerek bu ülkedeki gerilimi çok daha artırırız. Aslında benimsediğimiz, o değiştirmemiz gerektiğini söylediğimiz koordinatlar, yani burjuvazinin değerleri, yani liberalizmin değerleri, yani piyasanın değerleri, yine Anadolu’dan bir deyişle “Saldım çayıra, Mevla’m kayıra.” değerleridir. “Saldım çayıra, Mevla’m kayıra.” anlayışına dayanan iktisat politikalarıyla, sadece özel sektörün istihdam gücüne dayanarak bu devasa krizden çıkamayacağımızı bilmemiz gerek.
“En büyük ordu bizim ordu.” diye gençler dolaşıyorlar. Ülkemizde en büyük ordu işsizler ordusu, bilmemiz gerekiyor ve işsizler ordusunu en aza indirmek bizim en öncelikli görevimiz olmalı.
Bertolt Brecht bir öyküsünde anlatır. Hâkim sorar sanığa, der ki: “Laik yemin mi edeceksin, dinî yemin mi?” “Hâkim bey, ben işsizim.” der. Dolayısıyla bugün önümüze koyduğumuz meselelerden daha önemli mesele, insanların işsizliği ve güçsüzlüğü problemidir. O yüzden ekonomik koordinasyon ve iktisat politikalarını, bir kamusal yatırım seferberliğini ön plana çıkarmak gerekmektedir.
Biz eğer talebi güçlendirmek istiyorsak bunun yolu ücretleri dondurmaktan değil, ücretleri iyileştirmekten, işsizlik fonunun öncelikli olarak işsiz emekçilerin hizmetine sunulmaktan, asgari ücreti vergi dışı bırakmaktan, işten atılmaları önlemekten -örneğin, Fransa’da gerçekleştiği, olumlu sonuçlar alındığı gibi- haftada otuz beş saate geçerek yeni istihdam alanı yaratmak gibi politikaları ön plana çıkarmaktan, neredeyse bir tabu olan askerî harcamaları indirmeyi ön plana çıkarmaktan, dolaylı vergileri indirmekten geçer. Krize karşı, işsizliğe karşı, işsizliği önlemeye yönelik emekten yana çözümler üç aşağı beş yukarı bunlardır. Koordinasyon Kurulu bunları gündeme alacak mıdır almayacak mıdır?
Hepimiz izledik. Bütçe görüşmeleri sırasında Maliye Bakanımız “Siz uzaydan mı geldiniz kardeşim? Biz zaten KDV’leri indirdik.” dedi ama ülkemizde dolaylı vergilerin…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Uras.
MEHMET UFUK URAS (Devamla)…AB ve OECD ortalamasının üstünde olduğunu zaten hepimiz biliyoruz. Bir ülkede dolaylı vergiler doğrudan vergilerin üzerindeyse zaten vergi adaleti yoktur. Sadece ölü balıklar akıntıda sürüklenir. O yüzden emekten yana tutum almak gerekir.
Maliye Bakanının ve Hükûmetin “Tasarruf yapılmıyor.” dediği meselede biz iktisat fakültesi birinci sınıf öğrencilerine tasarrufun gelirin bir fonksiyonu olduğunu anlatıyoruz ve bu kriz ortamında analardan 3 çocuk isteyen Sayın Başbakan halkın zaten dokuz doğurduğunu görmek istemiyor. O yüzden siyaseti orta malı yapmalıyız, o yüzden ekonomide demokrasiye yabancı bir doktrin gibi bakmamalıyız.
Ne diyordu Âşık Mahsuni:
“Yoksulun sırtından doyan doyana,
Bunu gören yürek nasıl dayana.”
Hepinize kolaylıklar diliyorum. (DTP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
41 konuşma daha · 18 Şubat 2009