Kamu düzeni ve güvenliği müsteşarlığının teşkilat ve görevleri hakkında (s.s.383)
İstanbul Milletvekili ·
Genel Kurul, 60. Birleşim · 4. yasama yılı · 11 Şubat 2010 · 577 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Ufuk Uras, 11 Şubat 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU DÜZENİ VE GÜVENLİĞİ MÜSTEŞARLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA (S.S.383)); konuşma 577 kelime.
Mehmet Ufuk Uras (İstanbul). “Kamu düzeni ve güvenliği müsteşarlığının teşkilat ve görevleri hakkında (s.s.383)”. TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim tutanağı, 11 Şubat 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ufuk-uras-23-2010-02-11-kamu-duzeni-ve-guvenligi-mustesarliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkind (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET UFUK URAS (İstanbul)Sayın Başkan, değerli vekiller; bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisi bence çok tarihî bir gün yaşadı. Bildiğiniz gibi, siyasi cinayetlere kurban olan aileler, faili meçhul kurbanı olan aileler gruplarımızı ziyaret ettiler. Bu ziyareti kabul eden bütün gruplara teşekkür etmek istiyorum. Zaten böylesi bir insani, vicdani, ahlaki bir meselede başka türlü davranılması beklenemezdi.
Umuyorum ki bütün gruplarımızın ortak tavrıyla siyasi cinayetleri araştırma komisyonu birlikte kurulabilir ve böylece, bir kere daha gösterebiliriz ki, Türkiye’de kontrgerillaya karşı mücadelede, siyasi cinayetlerin arkasındaki siyasi iradenin ortaya çıkarılmasında bir ortak tutum alınabilir ve cumhuriyetin, Meclisimizin 90’ıncı yılında böyle bir simgesel tavır çok önemli. Çünkü, bütün bu süreçler tek başına yargıya havale edilemez. Türkiye Büyük Millet Meclisinin burada tutum alması çok önemli. Bugün grup toplantısında Sayın İpekçi, Mumcu, Kutlar, Cebenoyan, Anter, Dursun, Tütengil, Bulut, Göktepe, Ocak, Dink, Aysan, Ali ve diğer ailelerle çok duygusal anlar yaşadık. Bir kere daha teşekkür etmek istiyorum bütün gruplara.
AK PARTİ İktidarı eğer ülkede huzuru sağlamak istiyorsa asıl yapması gerekenler bunun gibi birer birer ele alınmalıdır. Yıllardan beri, benzer bir zihniyetle yasa üzerine yasa çıkarıldığını görüyoruz, olmuyor; Terörle Mücadele Yasası’nda bunu gördük. Herhangi bir sorun çözülmediği gibi, yeni toplumsal huzursuzluklar ve adaletsizlikler yaratılıyor ve yıllardan beri bu kurumlar oluşturuluyor. İşte “Terörle mücadele ediyoruz.” başlığı altında oluşturulan bu kurumların hiçbir sorunu çözmediği gibi, yeni huzursuzlukların kaynağı hâline geldiğini de görüyoruz.
Temel sorunun koordinasyon eksikliğinden çok demokrasi eksikliği olduğunu görmemiz gerekiyor. Sorun, koordinasyon eksikliği değil, demokratik ve evrensel hukuk normlarına uyumun olmamasıdır. Umarım, Anayasa değişikliğiyle bu konuda yine Meclis olumlu bir adım atacaktır. Yine sorun, koordinasyon eksikliği değil, eşit yurttaş haklarının ve uygulanmasının yerleşik hâle gelmemiş olmasıdır, uygulamada eşitlik yaratan sonuçların ortaya çıkarılmamış olmasıdır. O nedenle, bu fırsatla, bir kez daha AK PARTİ Hükûmetine bazı gerçekleri hatırlatmakta fayda görüyoruz.
Bu ülkede demokratikleşme adımları atılmadığı, eşit yurttaş hakları anayasal ve yasal garanti altına alınmadığı, farklı kültürler, diller ve inançlar anayasal güvenceye kavuşturulmadığı müddetçe, çalışanlar ekonomik ve sosyal haklarını elde etmedikleri müddetçe huzursuzluktan kurtulamıyoruz. İstediğimiz kadar koordinasyon kurulları oluşturalım, önemli olan, yurttaşın kendisini huzurlu ve eşit yaşam koşullarına sahip hissetmesidir.
Neden herhangi bir demokratikleşme adımını atmak bu Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu kadar zor olmaktadır? Çünkü politik kültürümüzde, mayamızda demokrasiyi içselleştirmemiz gerekiyor. CHP-MHP milliyetçi koalisyonunu eleştirmek yetmiyor. AK PARTİ de demokratik kültürü içselleştirmediğinde, sonuçta onlardan pek farklı bir işleyiş üretmiyor.
Nerede demokratikleşme paketi? Nerede mini ya da midi anayasa değişikliği paketi? Ortada henüz hiçbir şey yok. Grup olarak bu konuda her türlü değişikliğe destek verme kararlılığımızı ifade ettik. Yeter ki somut bir anayasa değişikliği paketi gelsin. Barış adına, sol adına, demokrasi adına 12 Eylül Anayasası’nı mazeret gösteren hiçbir anlayışın bizim kitabımızda yazmadığının altını çizmek isterim.
Şimdi, tırnak içinde “Toplum desteğinin sağlanması konusunda gerekli planlamaları yapmak, tedbirleri almak da yeni birimin görevleri arasına alınmıştır.” diyerek, aslında siyasal, kültürel ve sosyal nedenleri olan sorunların çözümü bu tür propaganda adımlarına indirilerek de bir sonuç elde etmediğimizi görüyoruz. İstediğimiz kadar illere, ilçelere hatta mahallelere kadar örgütlenmeler yaratın alınan sonuç çok farklı olmuyor. Önemli olan, hakikaten bir zihniyeti değiştirmek ve demokratikleşmeyi sağlamak, hak ve özgürlükler alanını genişletmek. Bunlar yapılmadığı süreçte, kısa, orta ve uzun vadede sonuç elde edemiyoruz.
Bu vesileyle bir kez daha hatırlatmak istiyoruz: Kimsenin aç ve açıkta kalmadığı, adalet ve özgürlüğün sınırsızca savunulduğu, sorunların serbestçe tartışıldığı, kimsenin dinsel ve etnik kimliğini gizlemediği, hiç kimseye istemediği bir kimliğin zorla dayatılmadığı özgür ve demokratik bir Türkiye’ye giden yolun açılmasıyla huzur mümkün kılınacaktır.
Anayasa’yı eşit koşullarda, birlikte yaşamayı kolaylaştıran, cumhuriyetin demokratikleşmesine dayanan eşit ve özgür yurttaşlık hukukuna uygun hâle getirelim.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
52 konuşma daha · 11 Şubat 2010