Kamu düzeni ve güvenliği müsteşarlığının teşkilat ve görevleri hakkında (s.s.383)
İstanbul Milletvekili ·
Genel Kurul, 62. Birleşim · 4. yasama yılı · 17 Şubat 2010 · 613 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Ufuk Uras, 17 Şubat 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU DÜZENİ VE GÜVENLİĞİ MÜSTEŞARLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA (S.S.383)); konuşma 613 kelime.
Mehmet Ufuk Uras (İstanbul). “Kamu düzeni ve güvenliği müsteşarlığının teşkilat ve görevleri hakkında (s.s.383)”. TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim tutanağı, 17 Şubat 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-ufuk-uras-23-2010-02-17-kamu-duzeni-ve-guvenligi-mustesarliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkind (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
MEHMET UFUK URAS (İstanbul)Sayın Başkan, değerli vekiller; sosyal güvenlikle ulusal güvenlik arasında doğrusal bir bağlantı olduğu ortada. Bu ülkenin sosyal güvenliğini geliştirirsek ulusal güvenlik de teminat altına alınır. Bu, dünya genelinde de böyledir. Dünya genelinde mesela, askerî harcamaları yüzde 50 indirdiğinizde bütün açlığı ortadan kaldırmak mümkün. Bu, denemeye değmez mi?
Biz zamanında, Yunanistan’daki kardeş partilerle karşılıklı olarak askerî harcamaların indirilmesi konusunda anlaşmaya varmıştık. Bu, Türkiye'nin ve bölge hükûmetlerinin politikası olsa ne kadar iyi olur. Patriot füzeleri üzerinde soru soruyorum, maliyeti, alternatif maliyeti vesaire, yanıt geliyor “Bu devlet sırrıdır.” diye. Bu devletteki sır perdesini kaldırmak ahir ömrümüzde mümkün olmayacak mı? Yani güvenlik değil, sosyal devleti temin etmek açısından, ülkede huzuru sağlamak açısından yapılanları daha önce de bir bir ifade ettik.
Bir şey yapmanın en büyük düşmanı, bir şey yapıyor gibi gözükmektir. Değirmen buğday öğütür ama içinde bir şey yoksa kendini öğütmeye başlar. O yüzden, seçimler yaklaştıkça, kongreler yaklaştıkça bütün partilerimiz “Değişeceğiz, artık bambaşka olacağız.” vesaire diyor ama bu değişiklik, kravat, gömlek değişikliği gibi değildir ki. Zihniyet değişikliğinin turnusol kâğıtları bellidir. Bu zihniyet değiştirilmediği müddetçe, yani demokratikleşme sağlanmadığı müddetçe, hak ve özgürlükler alanını genişletmediğimiz müddetçe sonuç almak mümkün değildir.
Biraz önce burada bir tartışma oldu, kim cumhuriyet çocuğu, kim daha iyi cumhuriyet çocuğu vesaire diye. Cumhuriyet 86’ncı yılında. Biz hâlâ çocuk kalacaksak işimiz zor. Cumhuriyeti olgunlaştırmanın, cumhuriyetin teminatının yolu, cumhuriyeti demokratikleştirmekten geçiyor.
Bu vesileyle bir kere daha hatırlatmak isterim: Yüzde 10 barajı konusunda ne düşündüğü söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim. (BDP sıralarından alkışlar) Yani birbirinizle tartışmamanız açısından ortak olduğunuz konuları ortaya atıyorum ki Meclis buradaki birlik ve beraberliği görsün.
Sayın Başbakan diyor ki: “Türkiye buna hazır değil.” E, bütün dünya hazır. Niye bir türlü buna hazır olmuyoruz? Muhalefet partileri diyor ki: “Demokrasi ayrı; siyasi katılım, temsilde adalet ayrı.” Peki, iktidar ve muhalefet yakın tarihimize baktıklarında görmüyorlar mı? İki önceki hükûmette gene yüzde 10 barajı vardı ama CHP destekli Anasol İktidarı da vardı.
Yine, iktidarı ve muhalefetiyle görmüyor muyuz? 1965 seçimlerinde nispi temsil vardı, baraj falan da yoktu ama Adalet Partisi tek başına iktidara gelmişti. Yani yakın tarihimize baktığımızda, bu yüzde 10 barajını savunmak mümkün değil ama iktidarıyla muhalefetiyle bir yurttan sesler korosu oluşuyor ve bu konuda bir inatla karşı karşıya kalıyoruz.
Deniyor ki: Yüzde 10 barajını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de savunuyor “Sizin için uygundur.” diyor. Bu, utanç verici bir karar. Siz bir Orta Doğu ülkesisiniz, siz üçüncü dünya ülkesisiniz, sizin için yüzde 10 barajı problem değildir.” açıklamasını biz nasıl gerekçe hâline getirebiliriz? Peki, istikrarsızlık nedeni oluyorsa bugün hiçbir barajın olmadığı Finlandiya’nın, İrlanda’nın, İzlanda’nın, İsveç’in ve bir dizi ülkenin istikrarsız olması gerekiyor.
O yüzden, sevgili arkadaşlar, Siyasi Partiler ve Seçim Yasası’nı demokratikleştirmek bizim açımızdan çok önemli. Bırakınız bütün renkler kendilerini ifade etsinler ve bu yüzde 10 barajı gibi bir tür oy hırsızlığını, bir tür siyasi ahlak dışı davranışı hep beraber reddedelim. Başkalarının oyları üzerine hak etmediğimiz ağırlıkta temsili hiç kimse bize kabul ettiremez. Hele, sol adına yüzde 10 barajını savunabilmek… Dünyada başka bir örneği yoktur. Sağı bilemem, sağ belki böyle bir yaklaşımı kendine uyumlu görebilir ama sol değerler açısından, temsilde adalet, siyasi katılım bizim açımızdan çok önemli.
Burada sürekli bir Habur meselesi gündeme geliyor. Hepiniz televizyonlardan izlediniz. Ben Mardin-Habur hattı üzerine gittim. Orada bir dizi şekil hataları, sakillikler olabilir ama işin esasını kaçırıyorsunuz arkadaşlar. İşin esasını kaçırdığınızda, bölge insanının duyduğu sevinci, “Nihayet çocuklarımız geldi, çocuklarımız canlı geldi, çocuklarımız ölmeyecek, bu memleket normalleşecek.” hâletiruhiyesini anlamazsanız…
AHMET YENİ (Samsun)Sol tarafa söyle, öbür tarafa bak.
CANAN ARITMAN (İzmir)Terörü yapmasalardı ölmezlerdi.
MEHMET UFUK URAS (Devamla)Bir ayar verilecek, bir ayar verilecek ama o ayarı seçmen verecek arkadaşlar.
CANAN ARITMAN (İzmir)Terörü yaratmasalardı ölmezlerdi.
MEHMET UFUK URAS (Devamla)Bölge halkının oradaki hassasiyetine ben kendim tanık oldum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
42 konuşma daha · 17 Şubat 2010