İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 55. BİRLEŞİM · SALI

Aden körfezi, somali karasuları ve açıkları, arap denizi ve mücevir bölgelerde vuku bulan korsanlık/deniz haydutluğu ve silahları soygun eylemleri hakkında verilen karar gereğince türk silahlı kuvvetleri deniz unsurlarının bu bölgedeki sürelerinin biryıl daha uzatılması hakkında

Mehmet Vecdi Gönül

İzmir Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 55. Birleşim · 4. yasama yılı · 2 Şubat 2010 · 1.473 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Vecdi Gönül (AK Parti), 2 Şubat 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ADEN KÖRFEZİ, SOMALİ KARASULARI VE AÇIKLARI, ARAP DENİZİ VE MÜCEVİR BÖLGELERDE VUKU BULAN KORSANLIK/DENİZ HAYDUTLUĞU VE SİLAHLARI SOYGUN EYLEMLERİ HAKKINDA VERİLEN KARAR GEREĞİNCE TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ DENİZ UNSURLARININ BU BÖLGEDEKİ SÜRELERİNİN BİRYIL DAHA UZATILMASI HAKKINDA); konuşma 1.473 kelime.

Mehmet Vecdi Gönül (AK Parti, İzmir). “Aden körfezi, somali karasuları ve açıkları, arap denizi ve mücevir bölgelerde vuku bulan korsanlık/deniz haydutluğu ve silahları soygun eylemleri hakkında verilen karar gereğince türk silahlı kuvvetleri deniz unsurlarının bu bölgedeki sürelerinin biryıl daha uzatılması hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim tutanağı, 2 Şubat 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-vecdi-gonul-23-2010-02-02-aden-korfezi-somali-karasulari-ve-aciklari-arap-denizi-ve-mucevir-bo (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI MEHMET VECDİ GÖNÜL (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; deniz haydutluğu ve korsanlık eylemleriyle mücadele kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurlarının yurt dışında görevlendirilmesine ilişkin 10 Şubat 2009 tarihli 934 sayılı yüce Meclisimizin Kararı’yla Hükûmete verilen bir yıllık izin süresinin uzatılması maksadıyla verilen tezkerenin gerekçelerini açıklamak üzere huzurunuzda bulunuyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime öncelikle deniz haydutluğu/korsanlık meselesiyle ilgili kısa bir değerlendirmeyle başlamak istiyorum. Dünya deniz ticareti için büyük öneme haiz olan Süveyş Kanalı, Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nden yıllık ortalama otuz üç bin adet ticari gemi geçiş yapmaktadır. Söz konusu gemi geçişleriyle dünya ticaret hacminin yüzde 14’ü ve dünya petrol ihracatının ise yüzde 26’sı karşılanmaktadır. Bölgeden geçen Türk ticaret gemilerinin sayısı aylık olarak otuz civarındadır.

Aden Körfezi’nde, Somali kara sularında ve açıklarında, Hint Okyanusu’nda seyreden ticari gemilere yönelik deniz haydutluğu/korsanlık ve silahlı soygun eylemleri bir uluslararası güvenlik meselesi olarak uluslararası gündemin ön sıralarında yer almaya devam etmektedir.

Bu yasa dışı eylemler, sadece can ve mal emniyetini tehdit etmekle kalmayıp seyrüsefer serbestisini akamete uğratmakta, uluslararası ticareti ve deniz taşımacılığını da menfi bir şekilde etkilemektedir. Bu eylemler ayrıca, Somali ile Afrika ülkelerine yapılan insani yardımların deniz yoluyla intikalini de güçleştirmektedir.

Geçtiğimiz dönemde daha da artan bu eylemler ülkemizi de yakından ilgilendirmektedir. Bölgede bugüne kadar beş yüzden fazla korsanlık, deniz haydutluğu ve silahlı soygun vakası yaşanmıştır.

Olayların çıktığı 2008 yılından bu yana Türkiye bağlantılı dört ticari gemi, mürettebatıyla birlikte rehin alınmış, bunlar daha sonra serbest bırakılmıştır. Bu gemiler, Yasa Neslihan, Karagöl, Bosphorus Prodigy ve Horizon-1'dir. Horizon-1 isimli gemi 5 Ekim 2009 tarihinde serbest bırakılmıştır. Hâlihazırda deniz haydutları/korsanlar tarafından rehin tutulan Türkiye bayraklı veya bağlantılı herhangi bir ticaret gemimiz bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, geçtiğimiz yılın sonunda Aden Körfezi'nde deniz haydutlarının saldırısına uğrayan ve rehin alınan İngiltere bayraklı Saint James Park isimli geminin mürettebatı arasında 3 vatandaşımızın da bulunduğu bilinmektedir.

Bu arada söz konusu bölgede seyreden bazı ticaret gemilerimiz ise deniz haydutlarının saldırısından son anda kurtulmuş olup benzer vakalarla karşılaşılması riski hâlen devam etmektedir.

Esasen, söz konusu eylemlerin vuku bulduğu deniz alanları, uluslararası deniz ticaretinin başlıca güzergâhlarından biri olup Türk ticaret gemileri ve Türk mürettebatlı yabancı bayraklı gemiler tarafından da, biraz evvel rakamlarını verdiğim gibi, yoğun olarak kullanılmaktadır. Ticari gemilerimize ve buralarda görev yapan vatandaşlarımıza yönelik tehdit, diğer yandan ülkemizin ticari ve ekonomik menfaatlerini olumsuz etkileyen bir boyut da taşımaktadır.

Somali'de kamu düzeninin sağlanmamış olması, deniz haydutlarının ve silahlı soygun icra eden kişilerin çok geniş bir deniz alanında faaliyet göstermeleri, bunların tutuklanıp yargılanmaları konusunda karşılaşılan sorunlar, bu meseleyle etkin bir mücadele yapılmasını engellemektedir. Bu sebeple, ülkemiz, sorunun vahameti ve karmaşıklığı karşısında, uluslararası toplumun kapsayıcı bir yaklaşımla müşterek hareket etmesini ve tekrardan kaçınan uluslararası etkin tedbirlerin alınmasını ve uygulanmasını savunagelmektedir. Zira, daha evvelki konuşmacıların da ifade ettiği gibi, hiçbir ülke tek başına bu sorunla baş edebilecek imkân ve yeteneğe sahip değildir.

Deniz haydutluğu ve korsanlık meselesinde kalıcı çözümün anahtarı asıl olarak karadadır. Somali’nin içinde bulunduğu güç duruma, uluslararası toplum olarak, siyasi, ekonomik ve güvenlik alanlarını da içerecek kapsayıcı bir yaklaşım ve strateji geliştirilmesi, bunların etkin bir şekilde hayata geçirilmesi gerekmektedir. İnancımız, ancak böyle bir geniş bakış açısıyla deniz haydutluğu/korsanlık musibetine yaklaşılabilir ve bir çözüm bulunabilir.

Son dönemdeki saldırıların Aden Körfezi ve Somali açıklarıyla sınırlı kalmadığı, Hint Okyanusu’nun bir bölümünü de kapsadığı, çok daha geniş bir alana yayıldığı müşahede edilmektedir. Diğer yandan, Yemen’deki durum ve gelişmelerin, deniz haydutluğu/korsanlıkla mücadele çabaları bağlamında yeni bir gelişme olarak hesaba katılması icap etmektedir.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 2008 ve 2009 yıllarında aldığı kararlarla, söz konusu eylemlerle ortak mücadeleye yönelik olarak uluslararası toplumun yakın iş birliği ve eş güdüm yapmasını kolaylaştıracak meşruiyet zemini güçlendirilmiştir. Ayrıca, uluslararası toplumun Somali açıklarındaki korsanlık/deniz haydutluğuyla bu ülkenin kara sularını da kapsayacak şekilde yürüttüğü mücadelenin temel hukuki dayanağını oluşturan ve geçtiğimiz yıl kabul edilerek 2 Aralık 2009 tarihinde sona eren 1846 sayılı Birleşmiş Milletler Genel Kurul Kararı’nın süresi, 30 Kasım 2009 tarihli Konsey toplantısında kabul edilen 1897 sayılı Karar’la bir yıl daha uzatılmıştır.

Bu çerçevede, bölgede ülkemizin de bilfiil iştirak ettiği Birleşik Görev Gücü CTF-151 ile AB’nin EUNAVFOR ATALANTA gibi koalisyon deniz güçleri münhasıran deniz haydutluğuyla mücadele etmekte, ayrıca Rusya Federasyonu, Çin, Hindistan ve Japonya gibi ülkeler de kendi millî hüviyetleriyle bölgede konuşlandırdıkları deniz unsurlarıyla benzer operasyonları sürdürmektedir. Bu derece geniş kapsamlı ve yoğun bir askeri konuşlandırmanın deniz haydutları üzerindeki caydırıcılığının devamının ve bunun güçlendirilmesinin ise tabiatıyla icra edilen operasyonlarda ele geçirilen zanlıların adalete teslim edilerek bihakkın yargılanmalarının sağlanmasıyla mümkün olduğu çok bedihi bir hakikattir.

Ülkemiz bu maksatla ele geçirilecek faillerin bölge ülkelerinde yargılanmalarını kolaylaştıracak bölgesel temelde bir iş birliği ve eş güdüm mekanizması kurulması düşüncesini desteklemektedir.

Ülkemiz, geçtiğimiz süre zarfında, “Dünya Gıda Programı” tarafından kiralanmış, bölgede insani yardım taşıyan gemilere koruma sağlamayı amaçlayan NATO Daimi Deniz Görev Güçlerine ve Meclisimizin Hükûmete verdiği izin çerçevesinde CTF-151'e dönüşümlü olarak toplam beş fırkateynle aktif katkı sağlamıştır.

Söz konusu Müşterek Görev Gücünün komutası 3 Mayıs 2009 günü Manama-Bahreyn'de Müşterek Deniz Kuvvetleri karargâhında düzenlenen törenle ABD Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından Deniz Kuvvetleri Komutanlığımıza resmen devredilmiştir. Böylelikle ülkemiz NATO dışında, NATO’daki görevleri dışında, bir Birleşmiş Milletler görevi olarak ilk defa denizde çok uluslu bir koalisyon gücünün komutanlığını üstlenmiştir. Ülkemiz bu komutayı 13 Ağustos 2009 tarihinde tekrar ABD'ye devretmiştir. Deniz Kuvvetleri unsurlarımız icra ettikleri operasyonlar sırasında çok sayıda ticari gemiye yönelik saldırıları püskürtmüş, koruma ve refakat sağlamış, ayrıca 30'dan fazla deniz hayduduna ait tekne, silah ve ekipmanı tesirsiz hale getirmiştir.

Bölgede görev icra eden fırkateynimiz, Türk bayraklı ve Türkiye bağlantılı ticaret gemilerinin emniyetli geçişlerinin sağlanması için her türlü tedbiri almakta ve gerekli koordinasyonu sağlamaktadır.

Dün itibarıyla, yani 1 Şubat itibarıyla CTF-151 bünyesinde görev yapmakta olan TCG-Gökova fırkateynimizin yerine geçmek üzere TCG-Gemlik fırkateynimiz Aksaz Deniz Üssünden ayrılarak bölgeye müteveccihen hareket etmiştir.

Sayın Başkan, değerli üyeler; geçtiğimiz süre zarfında Aden Körfezi'nde ve Somali açıklarında seyredecek ülkemizle bağlantılı ticari gemilerin emniyetinin sağlanması maksadıyla, az önce sözünü ettiğim askerî önlemlerin yanı sıra sivil planda da müşahhas ve bütünleyici adımlar atılmıştır.

Denizcilik Müsteşarlığımız tarafından, muhtemel korsanlık saldırılarından kaçınmak veya vuku bulmaları hâlinde bunları imkânlar dâhilinde püskürtmek maksadıyla Uluslararası Denizcilik Teşkilatı ve ABD'nin önderliğinde hazırlanan en iyi uygulama kuralları (Best Management Practices) Türk denizcilik sektörüne en geniş şekilde duyurulmaktadır.

Yine Denizcilik Müsteşarlığımızca, Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızın katkılarıyla bölgede seyredecek Türkiye bayraklı veya bağlantılı ticari gemilerle ilgili bilgilerin kaydettirilebileceği "Deniz Haydutluğu Bilgi Sistemi" kurulmuş, böylece sahada konuşlu Deniz Kuvvetleri unsurlarımızla ticari gemilerimiz arasında bir elektronik eş güdüm ve bilgi paylaşımı platformu oluşturulmuştur.

Deniz haydutluğu/korsanlık ve silahlı soygun ile mücadelede uluslararası iş birliğinin geliştirilmesine özel bir önem atfeden ülkemiz, bu alandaki çabaları desteklemiş, Birleşmiş Milletler, NATO, Avrupa Birliği ve Uluslararası Denizcilik Teşkilatı bünyesinde yürütülen çalışmaları aktif olarak izlemiş ve katkıda bulunmuştur.

Bu yaklaşımla ülkemiz, Güvenlik Konseyinin 1851 sayılı Kararı çerçevesinde oluşturulan "Temas Grubu"na da kurucu üye olarak katılmıştır.

Korsanlık/deniz haydutluğu ve silahlı soygun ile mücadele kapsamında istihbarat paylaşımı ve bölgedeki askeri/sivil faaliyetlerin koordinasyonu konularında kapsamlı çalışmalar yürüten bu Grubun ilk toplantısı 14 Ocak 2009 tarihinde New York’ta yapılmıştır. Bu toplantıda kabul edilen kararlar doğrultusunda oluşturulan çalışma gruplarına ülkemiz de bugüne kadar aktif bir şekilde iştirak etmiştir.

Ülkemizin soruna yönelik olarak sergilediği kararlı ve aktif tutumu ve somut katkıları, hem Türk bayraklı ve Türkiye bağlantılı ticari gemilerin emniyetinin muhafazasını sağlamış hem de Birleşmiş Milletler sistemi içinde ve bölgesel ölçekte oynadığımız rolün ve görünürlüğün pekiştirilmesini temin etmiştir.

Son olarak, 28 Ocak 2010 tarihinde New York’ta Birleşmiş Milletler Merkezinde Norveç’in başkanlığında gerçekleştirilen Temas Grubunun 5’inci toplantısında, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde anılan Gruba başkanlık yapması kararlaştırılmıştır. Bu görev yani başkanlık görevi, ülkemize bu alanda duyulan güven ve teveccühün de bir göstergesidir.

Böyle bir görevlendirme, aynı zamanda Güvenlik Konseyi geçici üyeliğimizin yüklediği sorumluluklara da paralel olarak, bu alanda yürütülen uluslararası çabalara daha aktif bir şekilde katkıda bulunmaya Türkiye’nin devamına da fırsat verecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime son vermeden evvel Sayın Milletvekili Erdal Sipahi’nin bir tereddüdünü açıklığa kavuşturmak istiyorum.

Biraz evvel Başkanlık Divanının okuduğu tezkerede, tezkerenin hüküm kısmında herhangi bir değişiklik yoktur. Geçen sene bu tezkere nasılsa bu sene de öyledir. Binaenaleyh, mücavir alan yorumu bu sene de geçen senekinin aynıdır.

Tabii, Erdal Bey’in haklı olarak zikrettiği Hint Okyanusu meselesi var. Bu şöyle tezkerede yer alıyor: “Diğer taraftan, anılan bölgelerde ve Hint Okyanusu’nda meydana gelmeye devam eden korsanlık/deniz haydutluğu ve silahlı soygun eylemleri ile uluslararası toplumca mücadele edilebilmesine cevaz veren Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1846 sayılı Kararı, 30/11/2009 tarihli ve 1897 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararıyla bir yıllık süre için yenilenmiştir.” Yani Birleşmiş Milletler Kararı gerekçesinde bu yer almaktadır. Bizim kararımız geçen senekiyle aynıdır. Binaenaleyh Hint Okyanusu’yla ilgili husus Dışişleri Bakanlığımızla Genelkurmayın arasındaki mücavir alan yorumuyla sınırlı olarak belki devreye girecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu düşüncelerle Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurlarının Aden Körfezi, Somali kara suları ve açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde görevlendirilmesi için 10 Şubat 2009 tarihli ve 934 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı’yla Hükûmete verilen bir yıllık izin süresinin anılan kararda belirtilen ilke ve esaslar dâhilinde -anılan kararda belirtilen ilke ve esaslar dâhilinde- 10 Şubat 2010 tarihinden itibaren bir yıl uzatılması ve bununla ilgili gerekli düzenlemelerin Hükûmet tarafından yapılması için hazırlanan Hükûmet tezkeresini yüce Meclisimizin takdirlerine saygılarımla sunuyoruz.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

31 konuşma daha · 2 Şubat 2010

31 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook