Tarım kredi kooperatifleri ve birlikleri kan.değ.yap.dair kan.kan.tas.(ss.835)
Şanlıurfa Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 80. Birleşim · 3. yasama yılı · 6 Nisan 2005 · 1.008 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Vedat Melik (CHP), 6 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ VE BİRLİKLERİ KAN.DEĞ.YAP.DAİR KAN.KAN.TAS.(SS.835)); konuşma 1.008 kelime.
Mehmet Vedat Melik (CHP, Şanlıurfa). “Tarım kredi kooperatifleri ve birlikleri kan.değ.yap.dair kan.kan.tas.(ss.835)”. TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim tutanağı, 6 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-vedat-melik-22-2005-04-06-tarim-kredi-kooperatifleri-ve-birlikleri-kan-deg-yap-dair-kan-kan-tas (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MEHMET VEDAT MELİK (Şanlıurfa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri Kanununda Değişiklik Yapılmasıyla ilgili 835 sıra sayılı kanun tasarısının 6 ncı maddesi üzerinde düşüncelerimi ifade etmek üzere, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, öncelikle Yüce Meclisi saygılarımla selamlarım.
Değerli arkadaşlar, tarım kredi kooperatifleri, 1581 sayılı Yasayla, özellikle küçük çiftçilere destek olmak amacıyla kurulmuştur; son birkaç yıla kadar da, özellikle Ziraat Bankası kredilerinden yararlanamayan çiftçilerin ihtiyaçlarını karşılamada başarılı olmuştur.
Tarım kredi kooperatifleri, ortaklarının kısa ve orta vadeli kredi ihtiyaçlarını karşılamak, ürünlerini değerlendirmek, müştereken yararlanabilecekleri her çeşit makine, ekipman ve tesisler edinmek gerektiğinde, diğer üreticilerin üretim ve zarurî tüketim maddeleri ile üretim araçlarını toptan sağlamak, meslekî ve teknik yönden bilgilerini artırmak gibi sorumlulukları bulunan kooperatif niteliğinde kuruluşlardır.
Bu amaçla kurulmuş olmalarına rağmen, ülkemizde, amaçlarına uygun faaliyet gösteremediklerini, özellikle küçük çiftçiye gerekli desteği sağlayamadıklarını, çünkü, çağa uygun yapıda olmadıklarını müşahede etmekteyiz; bu da, üretim sürecini olumsuz yönde etkilemektedir.
Hükümetin görünen ekonomik politikalarından, tarımsal desteklerin giderek ortadan kalkacağı anlaşılmaktadır. Ortaya çıkacak boşluğun doldurulmasında ve çiftçilere destek olmakta, kooperatiflere oldukça fazla görev düşecektir. Bu anlamda, kooperatifler, aslî işlevlerini yerine getirebilecek şekilde organize edilmelidir. 1,5 milyon çiftçi ortağıyla tarım kredi kooperatifleri, tarımsal üretimde kullanılan girdileri, güvenilir ve kârlı bir biçimde çiftçiye ulaştırmalıdır.
Değerli milletvekilleri; ancak, son yıllarda, özellikle, son beş altı yıl içerisinde, kooperatifler etkinliğini yitirmeye başlamışlardır. Şu anda, kooperatifler, çiftçiye kredi kullandıramamaktadırlar. 4876 sayılı Yasadan dolayı, memurlarına maaş da verememektedirler. Çiftçilerin tarım kredi kooperatiflerine olan borçlarını yeniden yapılandıran ve geçen hafta görüştüğümüz, kısaca, torba yasa dediğimiz yasanın geçici 9 uncu maddesi hiçbir sorunu çözememiştir. Birçok kooperatif, malî kaynaklarının yüzde 80'ini kaybetmiş durumdadır.
Bakın, yine, 6 Haziran 2003 tarihinde 4876 sayılı -Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatifleri tarafından çiftçiye kullandırılan; ancak, sorunlu hale gelen kredilerin yeniden yapılandırılmasına ilişkin- bir Yasa çıkardık; fakat, birçok çiftçi, bu kanundan yararlanmak için müracaat bile edemedi. Şu anda, Şanlıurfa İlinde, nisan ayı itibariyle 173 çiftçinin arazileri satış noktasına gelmiş durumdadır. 11 Nisan günü, Urfa'nın düşman işgalinden kurtuluş günüdür; ancak, 11 Nisan günü, 64 çiftçi için felaket günü olacaktır; çünkü, o gün, bu araziler icra yoluyla satılacaktır; eğer alıcı çıkmaz ise, bu arazilerin mülkiyeti bankaya geçecektir.
Değerli arkadaşlar, elbette ki, borç alan borcunu geri ödemesini de bilmelidir; ancak, çiftçinin bu duruma düşmesinin nedeni kendisi değildir. Yukarıda da anlatmaya çalıştığım nedenlerden dolayı, çiftçi, kolunu kıpırdatacak durumda değildir; dolayısıyla, 4876 sayılı Yasadan yararlanmak için şimdiye kadar müracaat edememiş çiftçiler için açılmış olan icra davaları, en azından haziran ayındaki hasat dönemine kadar ertelenmelidir.
Değerli milletvekilleri, 22 nci Dönem Parlamentosunun ikibuçuk yıllık çalışmasına baktığımız zaman ağırlıklı olarak tarım sektörünün yeniden yapılandırılmasıyla ilgili yasaların geçirildiğini görmekteyiz. Bu çalışmalar, elbette ki doğrudur; çünkü, hem nüfusumuzun büyük bir bölümü tarımla geçimini sağlamaktadır hem de Türkiye gibi büyük bir ülkenin kendisi için hayatî önem arz eden bir sektörü rehabilite etmek dışında bir şansı yoktur. Ancak, bunu yaparken önce ülke şartlarının gözönünde bulundurulması gerekir; fakat, 22 nci Dönemde çıkarılan yasalara baktığımızda, bu yasaların kendi ihtiyaçlarımızın karşılanmasından ziyade Avrupa Birliğine uyum amaçlı veya IMF istemli yasalar olduklarını görmekteyiz. Hemen hemen her konuşmacı, belki ben de, Genel Kurulda veya komisyonlardaki konuşmalarımızda, yasaları savunurken veya eleştirirken, Avrupa Birliği uyum yasalarına vurgu yaparak sözlerimize başlamaktayız; ama, Avrupa'nın, daha doğrusu Avrupa'nın gelişmiş tarım ülkelerinin, tarım sektörünü geliştirirken, yalnız havada kalan yasal düzenlemeler yapmadıklarını, sektörü somut malî kaynaklarla desteklediklerini de görmekteyiz.
Bakın, bu konuda hepimizin bildiği birkaç tane basit örneği vermek istiyorum: Ülkemizde özellikle hem toprağımızın korunması hem de daha yüksek verim ve kaliteli ürün alabilmek için sık sık gelişmiş sulama sistemlerinden bahsedilmektedir. Peki, bu sistemlerin, örneğin, damla sulama sisteminin dekar başına maliyetinin ne olduğu hesaplanmakta mıdır? Bunun finansal kaynağı nasıl bulunacaktır? Yıllardır ağır borç yükü altında ezilen çiftçinin, serbest piyasa ekonomisine geçilmesiyle birlikte, acımasız rekabet koşulları karşısında rüzgârda yaprak gibi savrulan çiftçinin, bırakın bunları uygulamasını, hayal bile etmesi mümkün değildir. Yine, gelişmiş ülkelerde, çok düşük faizle, yirmi yıla kadar vadeyle, traktör ve makine ve teçhizat satın alma olanakları mevcut olduğunu da hepimiz biliyoruz.
Değerli arkadaşlar, 1581 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin görüşmekte olduğumuz tasarının 6 ncı maddesiyle değiştirilmesi neticesinde, kooperatifler, bölge birlikleri ve merkez birliğinin her türlü kredi ihtiyaçları, yurtiçi ve yurtdışı banka, finans veya kredi kuruluşlarından kaynak temin etme olanağına kavuşmuş görünmektedir. Elbette ki, kooperatifler, ihtiyaç duydukları finansman, eğitim, denetim ve işletmecilik alanında, uygulamaya esas olacak hukukî bir yapıya kavuşturulmalıdır.
Şimdi, bu yaptığımız yasal değişiklikle, yaklaşık 1,5 milyon ortağı olan kuruluşa "Ziraat Bankası artık devreden çıkıyor; gidin, kendi bankanızı kurun. Çağdaş anlamda tarım yapmak, ülke ekonomisine daha fazla katkı yapmak sizin fazla ilginiz olmamasına rağmen, sahibi olduğumuz borcun ödenmesi için kendinizi yeniden yapılandırın ve daha fazla çalışın" diyoruz.
Bu ülkede, herkes, başta tarım sektörü olmak üzere, bütün sektörlerin çağdaş bir düzeye getirilmesi amacıyla yapılan değişikliklere taraftardır. Ancak, devletin dahi kredi bulmakta güçlük çektiği bir ortamda, tarım kredi kooperatifleri nasıl banka kurabilecek -hele, Hazine garantisinin olmadığı bir ortamda- doğrusu anlamak mümkün değil.
Değerli milletvekilleri, 6 ncı maddeyle, kooperatiflere yurtdışı bankalardan kredi alma olanağı sağlanmakta; fakat, uluslararası finans çevrelerinin kredi verme süreçlerinde uyguladıkları prosedürler gözönünde bulundurulduğunda, bu düzenlemenin pek de gerçekçi olmadığı görülmektedir; çünkü, kooperatiflerin talep ettikleri kredilere karşılık, projeleri ortaya koymaları istenecek, teminatlar talep edilecektir. Bu yapılanmanın göründüğü kadar kolay olmadığı ortadadır. Bu anlamda, düzenlemenin, pek amaca hizmet edeceği kanaatini taşımamaktayız. Şimdiye kadar, ülke ekonomisinin sırtında bir yük değil de ekonominin dinamik gücü olan tarımın ve bu sektörde çalışan milyonlarca insanımızın ve belki de bunlardan daha önemlisi, ülkenin gıda güvenliği için, üretimden pazarlamaya kadar, bütün aşamalarda, tarım kredi kooperatiflerinin faaliyetlerinin etkin bir şekilde sürdürülebilmesi için bulacakları finansal kaynaklara veya kuracakları bankaya Hazine garantisi sağlanmalıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MEHMET VEDAT MELİK (Devamla)Bitiriyorum Sayın Başkan.
BAŞKANBuyurun.
MEHMET VEDAT MELİK (Devamla)Değerli arkadaşlar, tarım mı ülke ekonomisi üzerinde bir kamburdur, yoksa, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun alacağı olan, fakat, bir türlü tahsil edilemeyen 51,8 katrilyon mu ya da Özelleştirme İdaresinin 1,4 katrilyonluk alacağı mı kamburdur? Madem "tarım kambur değildir, tarım rehabilite edilmelidir" diyorsunuz, öyleyse, gelin, bu kamu alacaklarını tahsil ettikten sonra, bir kısmını tarım kredi kooperatiflerinin kuracağı bankaya sermaye olarak koyalım ki, tarım kredi kooperatifleri görevlerini daha iyi yapabilsin.
Bu duygu ve düşüncelerle, Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
32 konuşma daha · 6 Nisan 2005