Özürlüler hakkında kan.tas. ( ss. 969 )
Eskişehir Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 122. Birleşim · 3. yasama yılı · 30 Haziran 2005 · 702 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mehmet Vedat Yücesan (CHP), 30 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 122. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÖZÜRLÜLER HAKKINDA KAN.TAS. ( SS. 969 )); konuşma 702 kelime.
Mehmet Vedat Yücesan (CHP, Eskişehir). “Özürlüler hakkında kan.tas. ( ss. 969 )”. TBMM Genel Kurulu, 122. Birleşim tutanağı, 30 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-vedat-yucesan-22-2005-06-30-ozurluler-hakkinda-kan-tas-ss-969 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MEHMET VEDAT YÜCESAN (Eskişehir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özürlüler hakkındaki kanun tasarısının 19 uncu maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini belirtmek üzere söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, konuşmama başlamadan önce, Grubum ve şahsım adına, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, özürlü vatandaşlarımızın uzun süredir mücadelesini sürdürdükleri bir kanun tasarısını görüşmekteyiz. Bu tasarı, Yüce Meclisteki tüm partilerin mutabakatının, uzlaşmasının sonucunda Meclis gündemine gelmiş bulunmaktadır. Bu vesileyle, yasanın yasalaşma sürecinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
Değerli milletvekilleri, ülke olarak, sosyal, siyasal ve ekonomik alanlarda önemli eksikliklerimiz ve yetersizliklerimiz bulunmaktadır. Bu eksiklikler ve yetersizlikler, ülkemizin çağdaşlaşma mücadelesini yavaşlatmaktadır. Millet olarak hepimize düşen, ülkemizin tüm alanlarda başarılı olması için gayret sarf etmek, eksikliklerimizi ve yetersizliklerimizi gidermektir.
Bu bağlamda, ülkemizin kanayan yaralarından biri de, özürlü vatandaşlarımızın durumudur. Yıllardır ihmal ettiğimiz, gereken ilgiyi göstermediğimiz özürlü vatandaşlarımıza karşı, toplum olarak suçluyuz. Maalesef, bu zamana kadar, onların toplum yaşamına entegre olmaları için, göstermelik düzenlemeler dışında olumlu hiçbir adım atılmamıştır. Oysa, özürlü vatandaşlarımızın sayısının toplam nüfusa oranı, yakın zamanda yayımlanan Devlet İstatistik Enstitüsü verilerine göre yüzde 12,29'dur. Rakamsal olarak ise, ülkemizde 9 000 000 özürlü vatandaşımızın olduğu görülmektedir.
İfade ettiğim üzere, maalesef, bugüne kadar, özürlülerin sorunlarının çözümlenmesi, üretken bireyler haline gelerek, başkalarına muhtaç olmadan kendi kendilerine yetebilmeleri, sosyal hayata eşit bir biçimde katılmalarının sağlanabilmesi için, yeterli çalışmalar yapılmamıştır. Özürlü insanlarımızın yüzde 50'den fazlasının hiçbir sosyal güvencesi bulunmamakta ve yüzde 80'i çalışma hayatı dışında bırakılmıştır.
Değerli milletvekilleri, özürlü bireylerin de diğer toplum kesimlerinden farklı olmayan temel gereksinimleri bulunmaktadır. Sağlık, bakım hizmetlerinden yararlanma, eğitim görme, meslek ve iş edinme, sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif etkinlikler ile siyasî yaşama katılma, bu gereksinimlerin başında gelmektedir. Temel gereksinimler açısından bir farklılık bulunmamasına karşın, özel bir gereksinim grubu oluşturan özürlü bireyler, bu hizmetlere ulaşabilmek açısından, diğer bireylere nazaran eşit olmayan bir konuma sahiptir. Bu durum da, belirginleşen bir ayırımcılığı ortaya çıkarmaktadır. Zorlu yaşam koşullarının yanında, açığa çıkan ayırımcılık, özürlü vatandaşlarımızın kendi ayakları üzerinde durmalarını, bir başkasına bağımlı olmadan yaşamalarını hemen hemen imkânsız hale getirmektedir.
Görüştüğümüz tasarıyla, bu haksızlığın önüne geçilmesi hususunda önemli adımlar atılmaktadır.
Başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek şekilde özürlü olduklarını tam teşekküllü hastanelerden alacakları sağlık kurul raporlarıyla kanıtlayan, 18 yaşını dolduran ve kanunen bakmakla mükellef kimsesi bulunmayan özürlülere aylık bağlanması son derece sevindirici bir gelişmedir. Bağlanan aylıklar, belki özürlü kardeşlerimizin talep ettikleri oranda olmayacaktır; ama, en azından, olumlu bir adım olması bizi sevindirmektedir. Belirlenen aylıkların yakın zamanda daha yüksek oranlara çekilmesini ümit ediyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; negatif ayırımcılığı ortadan kaldıran tasarıdaki düzenlemeler, ülkemizdeki özürlülük hukuku açısından da olumlu bir gelişme olarak göze çarpmaktadır. Mevcut uygulamada, görme özürlülerin noterlik işlemlerinde, borçlandırıcı işlemlerde iki tanık bulundurmaları zorunluydu. Bu uygulama, görme özürlülerin, noterde, bankada, tapuda ve çeşitli resmî ve özel kuruluşlarda işlem yapmalarını zorlaştırırken, diğer yandan, sık sık rencide olmalarına yol açmaktadır. Tasarıyla, işitme, konuşma veya görme özürlü olan ilgilinin noterdeki işlemlerinin, özürlünün isteğine bağlı olarak, iki tanık huzurunda yapılmasına olanak verilmesi yerinde bir karardır. Ayrıca, tasarının 41 inci maddesiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 122 nci maddesinin bir numaralı fıkrasına "özürlülük" ibaresinin eklenmesi suretiyle ayrımcılığın ortadan kaldırılması son derece önemli, olumlu ve yerinde bir düzenlemedir.
Değerli milletvekilleri, tasarıyla ilgili olarak özürlü derneklerinden, özürlü vatandaşlarımızdan çok sayıda faks, mesaj aldım. Bu mesajların büyük bir kısmı, ayırımcılığı önleyecek maddelerden biri olan 41 inci maddenin kaldırılacağına ilişkin duyumlar aldıkları yönündeydi. Mesaj sahiplerinin ortak isteği, Meclis kürsüsünden 41 inci maddenin kaldırılmaması yönünde arzularının iletilmesi ve bu madde de dahil olmak üzere, tasarının komisyondan geldiği gibi yasalaşmasıdır. Özürlü vatandaşlarımızın bu isteklerinin dikkate alınmasını rica ediyorum. Zira, bugün, çağdaş dünya, giderek, ayırımcılığın her türüne karşı daha fazla tutum takınmakta, yasalardaki ve toplum yaşamındaki ayırımcı düzenleme ve uygulamaları ortadan kaldırmak için büyük çabalar göstermektedir. Bu nedenle, gerek Noterlik Kanunu, Türk Ticaret Kanunu ve Borçlar Kanunundaki iki tanık bulundurma zorunluluğunun ortadan kaldırılması, gerek velayetin reddi nedenleri arasında özürlüyü de sayan Türk Medenî Kanununun 348 inci maddesinde velayeti ret nedenleri arasından özürlülüğün kaldırılması, gerek Türk Ticaret Kanununun "Ayırımcılık" başlıklı 122 nci maddesinde dil, ırk, renk, cinsiyet, dinsel ve felsefî inanç nedenleriyle ayırımcılık yapılmayacağına ilişkin hükme "özürlülük" ibaresinin de eklenmesi yönündeki değişiklikler olduğu gibi korunmalıdır. Millet olarak, tüm vatandaşlarımızı kucaklamamız için bu düzenlemenin korunması zarurîdir.
Bu duygu ve düşüncelerle, tasarının hayırlı olmasını diliyorum. Özürlü vatandaşlarımızın, toplumsal yaşama daha fazla katılma temennisiyle hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
68 konuşma daha · 30 Haziran 2005